♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Pledge : Geleneğin Parçaları


Üniversitelerin kulüpleri Amerikan kültüründe hayli önemli yer tutuyor. Alfa, Beta, Gama ve benzeri adlarla bildiğimiz bu kulüplerin kabul törenlerinin de aşağılamaya dayandığı, çaylakların her türden iğrençliğe katlanmak zorunda olduğu hepimizin malumu. Önemli bir sınav, önemli bir eşik olarak bilinmekte… Bu tür kulüplerin tarikat haline geldiğine, bir ömür sürdüğüne de çeşitli film ve dizilerde tanık olmuştuk. En uzak kültürlerde bile kabullenilmiş kulüp kültürü üzerine gerilim kurmak görece basit ama çok örneği olduğu için orijinal bir şey çıkarmak hayli zor. 2018 yapımı “Pledge” zoru deneyen gerilimlerden. Küçük ölçekli Amerikan işi festival gediklisi olarak seyirciye sesleniyor.

Hayli genç bir ekipten çıkan enerjik bir gerilim Pledge. Senaryosunu filmde rolde üstlenen Zack Weiner kaleme almış. Yönetmen koltuğundaysa Daniel Robbins oturuyor. İkilinin birlikte dördüncü işleri... İlk kez 2013 yapımı kısa metraj “The Friend Zone”da bir araya gelen ikili, senaryoyu birlikte kotarırken Weiner oynamış Robbins de yönetmiş. Sonraki filmlerde de birliktelik sürmüş. 2015’de ilk uzun metrajını sınavını suç komedisi “The Convenient Job” ile başarılı şekilde veren Robbins, bir yıl sonra “Uncaged” ile vasatı aşamamıştı. Ev sinemasında bolca izleyici çeken fantastik korkudan sonra üçüncü uzun metrajında yine korku/gerilimle devam ediyor. Oyuncu kadrosu da pek bilmediğimiz oyunculardan oluşuyor. Zachery Byrd, Phillip Andre Botello, Aaron Dalla Villa, Aaron Dalla Villa, Jesse Pimentel, Joe Gallagher, Erica Boozer ve Melanie Rothman başı çeken isimler. İsmen bilmediğimiz ama tanıdığımız simalar.

Pledge’i özetlemek için adını anabileceğimiz bir film var. Oscar adaylığına kadar yürüyen ve yıla damga vuran “Get Out” ile aynı formülü kullanıyor. Lakin onun kadar masum değil. Daha kanlı, daha tekinsiz, daha acımasız davranıyor. Bir kaçışa tanık olduğumuz açılışla damgalanmış bir yakalananı görüyoruz önce. Sonra dört yıl sonrasında alıyoruz soluğu. Üç üniversite birinci sınıf öğrencisiyle başlıyor macera. Genele göre vasat, üç itici tip gidecek parti arıyorsa da bulamıyor bir türlü. Kapı kapı dolaşıyorlar ama nereye gitseler kabul görmüyorlar, bazıları da kasıtlı olarak yanlış bilgi vererek partinin sonuna yetişmelerini sağlıyor. Kampüste gezdiklerini gören güzel bir kızın iyi parti diyerek davet etmesiyle kendilerini terk edilmiş gözüken eski bir evde buluyorlar. İlk gece hayli eğlenceli… İçkiler, kızlar, müzik… Kulübün daveti yarın için de yenileniyor. Bu kez eşyalarınızla gelin dipnotuyla. Bir grup öğrenci yeniden kendini evde bulduğunda ilk gecenin tersine acı ve tiksintiyle dolu bir sınavla baş başa kalıyor. Damgalanma sınavıyla başlayan gece her şeyin başlangıcı oluyor ve olaylar gelişiyor.

Üç son sınıf öğrencisinin talimatlarıyla başlayan sınavda her şey var. Acı, tiksinti derken giderek doz artıyor ve insanlık dışı muameleye kadar gidiyor. Bunun bir geleneğin parçaları olduğunun altı çizilirken her erkeğin kırılma noktaları olur diyor Pledge. Tam da o noktayı arıyor. Weiner senaryosunu çok iyi formüle etmiş ve seyirciyi sürekli diken üstünde bırakarak filmin içinde tutuyor. Çaylakların da tipleme ve karakter olarak sevilesi kişiler olmaması sayesinde mesafeyi de koymuş. Son sınıf öğrencileriyse hayli cool tipler. Burjuvaların orta sınıfı ezmesine tanık oluyoruz bir nevi. Şaşırtıcı detaylarla süren film çok iyi finaliyle de seyircisini mutlu ediyor. Robbins de iyi senaryonun keyfini çıkarmış. Aksiyonu, temposu hayli dengeli… Göstermekten de çekinmiyor. Tüm planlarını sıkışmışlık hissiyle besleyerek seyircisini de aynı kapana hapsediyor. İlk yarım saati eğlence ve espriyle geçirmenin karşılığını da fazlasıyla almış. Sınavların normalden daha sert görünmesinin sebebi de bu. Her şeyin beklenenden bir tık fazlası olmasıyla zaman çok hızlı akıyor. Süreyi de çok iyi kullanıyor Robbins. Eksiği de fazlası da yok. 77 dakikada anlatıyor meramını. İyi görüntü yönetmenliği ve edit ile tamamlanan çok iyi bir bütün var elde.

Prömiyerini 24 Temmuz 2018’de Kanada’da Fantasia Film Festivalinde yapan film seyircisinden artı puan alarak başlamış ve her gösteriminde ilgiyle karşılanmış. Screamfest’ten iki jüri ödülü, İngiltere’den “Best Indie Film” ve Horrorant Film Festivalden “Best Horror Feature” ödülüyle taçlanması da sürpriz değil. İyi yazılmış, iyi yönetilmiş, iyi oynanmış bir film neticede. Yılın beklenmeyen sürpriz filmlerinden biri olarak tam bir gece yarısı keyfi. Türü sevenler için biçilmiş kaftan.

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template