♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sinema

Kitap Kritik

Dizi

Latest Updates

Podcast: Kpk Vol 8 Yayında!

Perşembe, Temmuz 30, 2020
Hoşgeldiniz. Kpkdasınız, vol 8’desiniz. Önce aynı günü tekrar tekrar yaşayacağız, sonra beş eyaleti gezip hikayeler dinleyip kara bir çukurda torpidolardan kaçacağız.  Başkalarının talihsizliğinden keyif aldıktan sonra büyükannemizi aramaya çıktığımızda savaşçı rahibelere rastlayıp ölümsüzlerle karşılaşıp kuraklıkta umudu besleyeceğiz… hazırsak başlayalım…

Sırasıyla içerik…
****
Film: Palm Springs
Dizi: 50 States of Fright
Film: Greyhound
Kitap: Schadenfreude * Başkasının Talihsizliğinden Duyulan Keyif / Tiffany Watt Smith / Kolektif Kitap
Film: Relic
Film: Warrior Nun
Film: The Old Guard
Kitap: Günler Aylar Yıllar / Yan Lianke / Jaguar Kitap
****
Alıntılar: Mihrace Yekenkülüğ
İllüstrasyon: Y. Emre Atasayar




Podcast: Kpk Vol 7 Yayında!

Cumartesi, Temmuz 18, 2020

Hoşgeldiniz. Kpkdasınız, vol 7’desiniz. Bu hafta ayrılık sonrasında bocalayarak başlayacağız hislerimizin nota olarak fışkırmasına şaşırıp masal diyarında bulacağız kendimizi. Sonrası acı gerçekler. Irkçılık. Blacklivesmatter dosyamızla önce bir oğulun, sonra beş çocuğun akıbetini öğrenip özgürlüğe kaçmaya çalışırken istilaya uğradığımıza sevineceğiz… bir bonus track ile vertigo ile noktayı koyacağız. o zaman başlayalım…  

Sırasıyla içerik…
****
Film: Endings, Beginnings
Dizi: Zoey's Extraordinary Playlist
Kitap: Rüyanın Kapıları / İdil Nalbantoğlu / h2o kitap
#blacklivesmatter dosyası
Film: American Son
Dizi: When They See Us
Kitap: Su Dansçısı / Ta-Nehisi Coates / Monokl Kitap
Film: Harriet
Film: Snatchers
Bonus: Vertigo
****
Alıntılar: Mihrace Yekenkülüğ
İllüstrasyon: Y. Emre Atasayar




Podcast: Kpk Vol 6 Yayında!

Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Bu hafta içeriğimizde bir kitap ve yazarı var. Gamze Güller ile son kitabı "Durmuş Saatler Dükkânı"nın gör dedikleri, sözcüklerin büyüsü, zaman, rüyalar, saatler, seçimlerimiz ve hayatın hızına dair söyleştik...

Sırasıyla içerik…

Kitap: Durmuş Saatler Dükkânı / Gamze Güller / İletişim Yayınları
Gamze Güller ile Söyleşi

Gamze Güller’in Tavsiyeleri
Film: Harakiri (Seppuku) 1962 / Masaki Kobayashi
Dizi: The Haunting of Hill House (Tepedeki Ev) 2018
Kitap: Sus Barbatus / Faruk Duman / Hepkitap
Albümler: ‎River Flows In You / Yiruma
The Beach [Original Soundtrack]

Alıntılar: Mihrace Yekenkülüğ
İllüstrasyon: Y. Emre Atasayar



Ertuğ Uçar'dan beklenmedik keşifleri anlatan yeni roman: Ayrılığın Haritası

Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Ayrılığın Haritası içimizdeki ve dışımızdaki adalara yapılan bir yolculuğu, beklenmedik keşifleri anlatan bir roman... 

Ertuğ Uçar, genç bir kadının kendisiyle hesaplaşması üzerinden günümüz ilişkilerine ışık tutuyor. Kadın ile erkek arasındaki değişmez sanılan dinamikleri irdeleyerek, kendimizden gizlediğimiz gerçeklerle yüzleşmenin hayati önemde bir keşif olduğunu gösteriyor.

Hayattaki sayısız tesadüften biri. Önemsiz denebilir. Bir kadın ve bir erkek. İkisi de yalnız, yazı bekleyen bir kıyı kasabasının boş pansiyonunda karşılaşıyorlar. Adam yakındaki adaları gezmiş, yazmayı planladığı ada kitabına çalışıyor. Pansiyonun bahçesinden ufukta dizili adalar görünüyor. Alt balkondaki kız kahvaltıda ismini söylüyor: Ada.

Ada ve Uraz, yaz tatili için Yunan adalarından Nisyros’a doğru yola koyulurlar. Uraz, tutkuyla bağlı olduğu adalar hakkında yazdığı kitap için araştırmasını tamamlayacak, Ada ise ilk defa bu bölgeleri görecek ve belki bu sayede Uraz’ı yakından tanıma fırsatı bulacaktır. Tanışmalarının yıldönümüne denk gelmesi ise, yolculuğa özel bir anlam katacaktır. 

Gelgelelim hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemez ve ortaya çıkan sorunlara gözlerini kapayamayan Ada, çok geçmeden bir seçim yapmak zorunda olduğunu ve bu seçimin sadece yaz tatiline değil tüm hayatına etki edeceğini anlar.

#yolculuk #günümüzilişkileri #özgürlükkorkusu #ada #yalnızlık #keşif #hesaplaşma #bencillik

Ayrılığın Haritası’na ilgi duyanlar için ek öneriler: Engin Türkgeldi: Orada Bir Yerde; Hikmet Hükümenoğlu: Körburun; Cemil Kavukçu: Üstü Kalsın; Sine Ergün: Baştankara; Ahmet Büke: Alnı Mavide.

ERTUĞ­ UÇAR,­ Antalya’da­ doğdu.­ İstanbul’da­ yaşıyor­ ve­ mimarlık­ yapıyor. ­Yayımlanmış ­öykü kitapları:­ Rüya Arızaları ­(2006),­ Yalnızlığın 17 Türü ­(2008), ­Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer ­(2010) ­ve Ormanda Kaybolmak ­(2014) ­dışında ­Bir Çift Ayak ­(2016) ­adlı ­romanı­ ve ­Woolf’un İzinde ­(2017) ­adlı deneme­ kitabı ­var. ­Ayrıca ­daha ­önce ­Rüya Arızaları ve Yalnızlığın 17 Türü­ adıyla ­yayımlanan kitaplarını yeni ­öyküler­ de­ ekleyerek ­Gece Yolculuğu­ (2017) ­adlı ­kitapta ­bir­ araya ­getirdi.­ 

Ayrılığın Haritası / Ertuğ Uçar
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 200
Fiyat: 25,50 TL

Yeraltı Kütüphanesi: 90’lar Türkiyesi’nin Altkültür Arşivi Açılıyor

Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Doksanlar güzeldi. Her şeyi yapabileceğimize dair inançla, hemen harekete geçme kabiliyetiyle geçti o dönem. Dönüp baktığımda en çok fanzin zamanlarını hatırlıyorum. 1994 ile 2002 arası ayrı özel benim için. “Rock Fan Zine” ve “Ölüdeniz” adlı iki fanzin çıkardım. Pek çok fanzine katkı verdim. Yeni yeni oluşmakta olan altkültürün dönüp baktığı yerlerden biri olmanın keyfini yaşadım. Tıka basa röportaj dolu “Rock Fan Zine” birçok kaynağa ansiklopedik içerik tanımlamasıyla geçti. “Ölüdeniz”deyse Mor ve Ötesi’nin ilk röportajlarından biri yayımlanmıştı. Başlayınca sonu gelmeyen cümlelerdir o yıllar. Genç arkadaşların hep sorduğu o döneme dair bir kitap çıkmasına o yüzden sevindim. Zira herkesin el yordamıyla, kendi imkanı ve birikimiyle son derece amatörce bir şeyler ürettiği dönem halen keşfe açık ve ne güzel ki artık böyle kitaplarla tarihe de not olarak düşülüyor. Pası bültene atarken ilgiyi alakayı eksik etmeyin diyorum.

Türkiye’de doksanlar, başka değişimlerin yanı sıra Rock müziği ve kültürünün yayıldığı bir dönem oldu. 80’lerden henüz çıkmış dönem gençliği kendine bir ifade aracı olarak benimsediği bu müzikle, dönemin renkli ambalajlı popüler kültürüne karşı bir altkültür oluşturdu. Bu öyle bir altkültürdü ki müzik kitaplarına, dergilere, fanzinlere hatta Rock’ı da aşıp edebiyata kadar sirayet etti.

Peki Türkiye için doksanlar bir altın çağ mıydı yoksa bir bedbahtlık mıydı? Koray Sarıdoğan bu sorunun cevabını Rock’tan filizlenen dönem altkültürü üzerinden, politik arka plandan koparmadan, gerçekçi bir bakış açısıyla anlatıyor.

Koray Sarıdoğan’ın yazdığı Yeraltı Kütüphanesi - 90’lar Türkiyesi’nde Altkültür: Rock, Dergi, Fanzin, Edebiyat Karakarga Yayınları’ndan çıktı.

Rock müzik 90’ların altkültürünü, müzik yayıncılığını, dergilerini, fanzinlerini ve edebiyatını nasıl şekillendirdi? Türkiye’nin ilk fanzini bir üniversitenin çay partisinden mi çıktı? “Esrar İçiyor O Herif” diye Bob Marley yazısını yayımlamayan dergi ve o dergiye kızdığı için yayın tarihini öne çeken diğer dergi hangisi? Orhan Gencebay’la Sex Pistols’ı aynı dergide buluşturmak isterken darbeyle indirilen editör kim? Ahmet Kaya, Bulutsuzluk Özlemi’ni neden övdü? Barış Manço ve Cem Karaca kitaplarındaki Fethullah Gülen detayının anlamı ne? Solcular rockçıları, 68 Kuşağı Beat Kuşağı’nı neden sevmedi? 90’lar gençliği Beat Edebiyatı’nda ne buldu?

Bukowski, Fante, Ginsberg, Brautigan’ın Türkçedeki yayım serüveni nasıl seyretti? 90’ların intihar eden yazarları ve “yeraltı edebiyatı” konusu. Doğan, Sabah, Hürriyet ve Milliyet gruplarının “Rock dergisi” rekabeti... Dünyayı 21. yüzyıla sürükleyen değişim rüzgârlarının getirdikleri, 90’lar Rock kültürünü hazırlayan 80’lerden 2000 sonrasına uzanan süreçte Rock altkültürünün Türkiye’deki serüveni, çok özel notlar ve dokümanlarla Koray Sarıdoğan’ın hazırladığı Yeraltı Kütüphanesi’nde.

Altay Öktem, Aptülika, Çağlan Tekil, Murat Beşer ve Şenol Erdoğan’ın özel röportajları eşliğinde.

Koray Sarıdoğan: 14 Ağustos 1987'de Ankara'da doğdu. Alanya'da büyüdü. Lisansını Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde, yüksek lisansını SAÜ Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalı’nda Ahmet Mithat Efendi’nin “Dağarcık Dergisinin Çeviri Yazısı, Sistematik İndeksi ve Tahlili” teziyle tamamladı. Edebiyat mecrası KalemKahveKlavye.com’un kurucu editörü. KalemKahveKlavye, 221B Dergi, Episode Dergi, TR!P Dergi, Ayı Dergi gibi süreli yayınlarda, “Bana Bi’ Şey Olmaz: HIV Pozitif Öyküler” gibi derleme kitaplarda yazılarıyla yer aldı. Edebiyat araştırma ve eleştirisi, kitap incelemeleri, alternatif kültür ve ezoterik araştırmalar üzerine yazılar kaleme alıyor ve dosyalar hazırlıyor. Bağımsız editör olarak çalışıyor. Yazmaya -elbette- devam ediyor. Alanya-İstanbul arasında yaşıyor. Evli ve iki kedi babası...
Yayımlanan kitapları: Kadran Kadraj (Roman, Esen Kitap, 2015), Yazar Adayının El Kitabı (e-Kitap, Şeniz Baş ile birlikte, Yazım Kılavuzu Yayınları, 2019), Kaosun Kalbi (Roman, Portakal Kitap, 2020), Yeraltı Kütüphanesi (Karakarga, 2020)

Yeraltı Kütüphanesi / Koray Sarıdoğan
Yayınevi : Karakarga Yayınları
Türü : Araştırma 
Sayfa Sayısı: 232


Kolektif Yaşam Dizisinden Yeni Kitap: Hayvanların Gizli Yaşamı

Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Kolektif kitabın şahane dizisi “Kolektif Yaşam”ın yeni kitabı bir uluslararası best seller. Peter Wohlleben’in Der Spiegel’in çok satanlar listesinde 2 yıldan uzun süre 1. sırada yer alan, hakları otuz ülkeye satılan ve sadece Almanya’da 300.000 satan kitabı “Hayvanların Gizli Yaşamı” raflarda yerini alıyor. Pası bültene atarken kitabı merakla beklediğimizi ve şimdiden önerdiğimizi belirtelim.

“Geyikler, yabandomuzları ya da kargaların, kendi içinde mükemmel olan hayatlarını yaşarken eğlenebildiklerini de kavrayan biri, kadim ormanlardaki yapraklar arasında neşeyle dolaşan o minik hortumluböceklerine de saygı duyabilir belki.” 

Kimisi evimizin sakini, kimisi sokakların, kimisiyle penceremizde karşılaşıyoruz kimisiyle yabanda, ama kesin olan şu ki ne zaman seslerine kulak versek günümüz güzelleşiyor. Ne kadar farkında olduğumuz bir yana onları duyuyor, onları görüyor, onları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Bu kitap farklılıklarıyla bizi büyüleyen hayvanlarla duygu, düşünce ve değerler dünyamızdaki ortaklıkları gösteriyor. Bu sayede bizi hayvanlar âleminin diğer üyeleriyle ilgili varsayımlarımızı sorgulamaya ve bizimki kadar kırılgan yaşamlarına iştirak ederken bu bilgiyle hareket etmeye davet ediyor.

Doğa üzerine yazdığı kitapları onlarca dile çevrilip milyonlarca okura ulaşan Peter Wohlleben bu kitabında birbirlerine adlarıyla seslenen kuzgunlardan kendi yaptıklarına kafa yorup pişman olan sıçanlara, tavukları kandıran horozlardan sadık domuzlara, utangaç atlardan yas tutan geyiklere ve yavrularını eğiten keçilere kadar yeryüzünü paylaştığımız türlü çeşit hayvanın hikâyesine yer veriyor.
“Etkileyici ve okunaklı diliyle Peter Wohlleben’ın bu kitabı da başka bir cevher. Yazarın bilimsel keşiflerle kendi deneyimlerini harmanlamaktaki ustalığı sayesinde her bir sayfasını zevkle okudum. Siz de okuyun ve bir daha asla yeryüzünü diğer canlıların renkli ve zengin yaşamlarıyla paylaştığımız konusunda şüpheye düşmeyin.” ―Jonathan Balcombe

ALINTILAR
“Keçiler ve atların tüm hayatlarını çitlerin ardında tutsak geçirmesi doğaya aykırıdır. Kendimizi kandırmayalım: Ellerinde olsaydı bu hayvanlar bir an bile yanımızda durmaz, kaçar giderlerdi. Ama onlar için belki de en iyi seçenek, gerçekten de bir tür Stockholm Sendromu geliştirmekti. O zaman yazgılarını kabullenir, kötü bir şey olarak algılamazlardı.”

“Hayvanlardaki iletişim hakkında ne kadar az şey bildiğimizin iyi bir örneğidir atlar. Binlerce yıldan beri bizimle birlikte oldukları düşünülünce yaban hayvanlarına göre çok daha iyi araştırılmaları beklenirdi. Ama son araştırmalardan bile hâlâ sürpriz sonuçlar çıkabilmesi, diğer türlerin sahip olduğu yetilerle ilgili yorum yaparken daha dikkatli davranmamız gerektiğini gösteriyor.” 

“Hayvanlara çok fazla duygu atfedildiği yönündeki itirazlar biraz da insanın varlıklar âlemindeki özel statüsünü yitirebileceği korkusuyla ilgiliymiş gibi bir his var içimde. Daha da kötüsü: Hayvanların da duygusal ve hassas olduğu kabul edilseydi, onlardan böyle fütursuzca faydalanılmazdı, et yerken ya da deri ceket giyerken vicdan azabı duyulur, bütün bunların tadı kaçardı. Duyarlı domuzların evlatlarını eğittiği, doğumda kızlarına yardım ettiği, isimlerini öğrenebildiği ve ayna testinden geçtiği düşünülürse, sırf bu hayvan türünün bile her yıl iki yüz elli milyon civarında mensubunun Avrupa Birliği’ndeki mezbahalarda can vermesi insanı dehşete düşürüyor.”

Peter Wohlleben 1964’te Almanya’nın Bonn şehrinde doğdu. Ormancılık eğitimini aldıktan sonra Rheinland-Pfalz eyaletine bağlı Orman Müdürlüğü’nde yirmi yıl çalıştı. Ekolojiyle ilgili fikirlerini hayata geçirmek için işinden ayrıldı. Ormanlık alanların ve doğanın korunması adına seminerler düzenliyor, yaşadığı Hümmel köyünde çevre dostu yöntemlerle kendisine ayrılan ormanlık alanı yönetme görevini sürdürüyor. Kitapları kırk dile çevrildi, The New York Times ve Der Spiegel de dahil yayımlandığı birçok ülkede çok satanlar listelerinde yer aldı.

Hayvanların Gizli Yaşamı / Peter Wohlleben
Almanca Aslından Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
1. Baskı, Haziran 2020
213 sayfa


Brezilya'dan yükselen feminist sesler: Bir Kadının Görünmez Yaşamı

Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Brezilyalı yazar Martha Batalha, Bir Kadının Görünmez Yaşamı'nda 40'lı yılların Rio de Janeiro'sunda, farklı yollar seçen iki kız kardeşin iç içe geçen öyküsünü konu ediniyor. Kardeşlerden Guida, piyanist olma hayalini gerçekleştirmek için ailesini geride bırakırken, Eurídice ise müthiş zekasına ve yeteneklerine rağmen, kendisine biçilen ev hanımlığı rolünü benimsiyor. Ancak ikisi de yaptıkları seçimlerden memnun değil.

Martha Batalha, enteresan karakterlerin yan hikâyeleriyle zenginleştirdiği Bir Kadının Görünmez Yaşamı'nda kendi çevresinde yaşanan gerçek olaylardan yola çıkıyor ve kadınların toplumsal cinsiyet rolleri içinde yitip giden ümitlerini mizahi bir dil ve keskin bir gözlem gücüyle aktarıyor. Kurduğu öykünün ritmi ve yapısıyla okuru daha ilk sayfadan yakalayan Batalha, neden Brezilya edebiyatının yükselen yıldızlarından biri olduğunu da gözler önüne seriyor. 

"Eurídice Gusmão, Antenor Campelo ile evlendiği sırada ablasının geri dönmesi için duyduğu hasret artık tavsamıştı. Komik bir şey duyduğunda gülümser olmuştu yine, Guida'nın o anda nerede olduğunu merak ederek başını kaldırmadan bir kitaptan iki sayfa okumayı da başarıyordu. Doğru, aramalarına devam ediyor, sokaktaki her kadının yüzünü inceliyordu, hatta bir keresinde Vila Isabel'e doğru giden bir tramvayda Guida'yı gördüğünden emindi. Bu kesinlik duygusu daha sonra geçti, ondan öncekilerin hepsi gibi. "

Bir Kadının Görünmez Yaşamı, yönetmen Karim Aïnouz tarafından, 2019 yılında Görünmez Yaşam adıyla sinemaya da uyarlandı ve Cannes Film Festivali'nin Belirli Bir Bakış bölümünde büyük ödüle layık görüldü.

MARTHA BATALHA, Brezilya'nın Recife kentinde doğdu. Pontifícia Universidade Católica do Rio de Janeiro'da gazetecilik eğitimi aldı. Brezilya Edebiyatı alanında yüksek lisans çalışmalarını yine aynı üniversitede tamamlayan yazar, New York Üniversitesi'nde yayıncılık alanında ikinci yüksek lisans programını tamamladı. Yazarın ikinci romanı Nunca Houve um Castelo 2018'de yayımlanmıştır. Batalha, eşi ve iki çocuğuyla birlikte California'da yaşamaktadır. 

Bir Kadının Görünmez Yaşamı / Martha Batalha
Çevirmen: Seda Çıngay Mellor
Dizi / Tür: Kurgu
Yayım Tarihi: Haziran, 2020
Sayfa Sayısı: 188
Fiyat: 19,50 TL

Hikâye anlatabilen yönetici zirveye çıkar

Pazartesi, Temmuz 13, 2020
VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıkan “Yöneticinin Genç Bir Yazar Olarak Portresi”, hikâye anlatmanın şirketler ve yöneticilerin kaderini belirlediğini ortaya koyuyor. Kitapta, dünya devi markalardan Steve Jobs, Umberto Eco ve Tim Cook gibi önemli isimlere atıfta bulunan Philipp Schönthaler, zirveye çıkış öykülerinden kesitler sunuyor, günümüzde hikâye anlatabilenlerin başarılı olduğunu söylüyor.

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) “Yöneticinin Genç Bir Yazar Olarak Portresi: Ekonomi-Edebiyat İlişkisi Hakkında Bir Yardım Eli” isimli kitabı okurla buluşturuyor. Alman yazar Philipp Schönthaler kitapta, tarihi olaylar eşliğinde teknoloji, gıda, telekomünikasyon, giyim ve otomotiv devlerine atıfta bulunuyor. 

Schönthaler, CEO’ların zirveye çıkışlarından anekdotlar sıralarken, global ölçekli dev markaların ürünlerini sunarken nasıl başarıyı yakaladıklarını anlatıyor. Çevirisi Emre Güler tarafından yapılan kitapta Schönthaler, her şeyin merkezinde iyi hikâye anlatmanın yer aldığını söylüyor. 

Dünyanın en eski mesleği
Günümüzden binlerce yıl önce ilkel insan doğadan korktuğu için doğaya öykünmek istedi çünkü başarıya böyle ulaşacağını düşündü. Ateşin başında doğanın ve yırtıcı hayvanların dâhil edildiği öyküler anlattı, efsaneler tasarladı. Bununla yetinmedi, korkularını mağaralara resmetti. İnsan, zamana ve mekâna meydan okudu, her koşulda hikâye anlattı çünkü hikâyesi güçlü olanların söz sahibi olacağını iyi bilirdi… Schönthaler, dünyanın en eski mesleğinin hikâye anlatıcılığı olduğunu ifade ediyor.

Dev markaların başvurduğu yöntemdir
Mevzunun 90’lı yıllara gelindiğinde farklı bir boyut kazandığına dikkat çeken Schönthaler, yöneticilerin, ürünlerin pazarlanmasında hikâyeye başvurduğunu söylüyor. Bugün Silikon Vadisi’nin dahi temelinde bir hikâye yatıyor. Yöneticilerin, CEO’ların gömleklerinden duruşlarına, saç şekillerinden konuşma hızlarına, tanıttıkları ürünlerden tanıtma şekillerine kadar her aşamada bir hikâye var. Amaç ise belli, kuşkusuz başarıya uzanmak, mesajı doğrudan iletmek, hedef kitleyi çembere almak!

Steve Jobs’tan Tim Cook’a…
Schönthaler kitabına, Steve Jobs’ın 12 Haziran 2005'te Stanford Üniversitesi mezunlarına yaptığı konuşmayı referans alarak başlıyor. İlerleyen sayfalarda ise Walter Benjamin, Nietzsche, Tim Cook, Alasdair McIntyre, Umberto Eco ve Jean-Paul Sartre gibi finans, edebiyat ve düşünce tarihine damgasını vuran daha onlarca önemli ismin yaşamından, fikirlerinden ve çalışmalarından kesitler sunarak devam ediyor. Schönthaler, hikâye anlatıcılığına, pazarlama faaliyetlerinden organizasyonlardaki zayıflıkların saklanmasına, kullanılmayan kaynakların harekete geçirilmesinden iş görür hale getirilmesine dek her alanda etkin bir şekilde başvurulduğunu vurguluyor. Ve yöntem global ölçekli dev şirketlerin kâr oranlarından anlaşıldığı kadarıyla işe de yarıyor. Ürününü güçlü ve inandırıcı hikâyeyle destekleyen ise başarının ta kendisi oluyor.

Büyük kalabalıklara konuşmak şart
Günümüzde hikâye anlatıcılığının bilgi üretiminin merkezinde yer aldığını söyleyen Schönthaler, dev markaların hikâye anlatmak için ekipler kurduğunun bilgisini paylaşıyor. CEO’ların veya genel müdürlerin çok iyi birer konuşmacı ya da hikâye anlatıcısı olmak zorunda olduğunu belirtiyor. Schönthaler’ya göre artık toplum gönüllüsü olarak çalışmanın veya büyük maddi bağışlarda bulunmanın yetmediği an dev konferans salonlarında büyük kalabalıklara konuşuluyor. Schönthaler, şu satırları kaydediyor: 

“Hikâye anlatıcılığı yönetiminde hikâye ve yönetim kavramlarının her ikisi de bir tek temellendirmeye gereksinim duyan bir anlaşma/ittifak içerisine girer. Yönetimde faydacılık hüküm sürer. Hikâyeler ilişkileri öteden beri karmaşık biçimde düzenlemektedir. Bu işlevleriyle son zamanlarda kendini esasen farklılaşma üzerinden tanımlayan modern toplumlar için çekici hâle gelmektedirler… Bulantı adlı romanında Jean-Paul Sartre, ‘Bir insan her zaman için bir hikâye anlatıcısıdır,’ diye başkarakterine kafa yordurur: ‘O, başından geçen her şeyi hikâye biçiminde görür.’ İngiliz yazar A.S. Byatt şöyle der: ‘Anlatmak, insan doğasının nefes almak ve kan dolaşımı gibi bir parçasıdır.’ Ahlak filozofu Alasdair McIntyre, ‘İnsan, özü itibarıyla hikâye anlatan hayvandır,’ varsayımında bulunur. ‘İnsan, doğası itibarıyla hikâye anlatan hayvandır,’ diyen İtalyan göstergebilimci ve çok satan yazar Umberto Eco da adeta kelimesi kelimesine aynı fikirdedir.”

Yöneticinin Genç Bir Yazar Olarak Portresi / Philipp Schönthaler
Yayınevi: VBKY
Sayfa sayısı: 144

Podcast: Kpk Vol 5 Yayında!

Pazar, Temmuz 05, 2020
Bu hafta Almanya’dan balonla seyahata çıkıp İzmir’de kayıp birinin peşine düşeceğiz, bilmediklerimizden oluşan okyanustan düşlerdeki krallığa ulaşacağız. Romanlardan uyarlamalarla kadınlar ne yapıyor derken çevremizi kazıcılar saracak. Küba ile Miami arasında mekik dokuyarak döngüyü tamamlayacağız. 

Sırasıyla içerik…
Film: Ballon
Kitap: Delibo / Murat Uyurkulak / Can Yayınları
Dizi: Dark
Film: Nathan’s Kingdom
Film: 365 Dni
Dizi: Valeria
Kitap: Yuvarlandığım Mezarlar / Serkan Kaya Almalı / DeliDolu Kitap
Film: Wasp Network
Alıntılar: Mihrace Yekenkülüğ
İllüstrasyon: Y. Emre Atasayar



Podcast: Kpk Vol 4 Yayında!

Cuma, Temmuz 03, 2020
Bu hafta önce bir labirent evde dolaşacak, gördüğümüz kelebeğin peşinden değişim/dönüşüm hikayesine tanık olacak, yeni platform Quibi'yi dört örnek üzerinden irdeleyecek, tren yolculuğuna çıkıp kayıp bir futbolcuyu arayacak, ritmi içimizde hissedip frekansı yakalayacağız. O zaman başlayalım…

Sırasıyla içerik…
Film: You Should Have Left
Kitap: Mazarin Mavisi / Cem Kalender / Doğan Kitap
Quibi Dizilerine Bakış
Dizi: When the Streetlights Go On
Dizi: Survive
Dizi: Flipped
Dizi: Most Dangerous Game
Film: Yarına Tek Bilet
Kitap: Yanığı Bulmak / Gülce Başer / Mylos Kitap
Film: Feel the Beat
Film: The Vast of Night
Alıntılar: Mihrace Yekenkülüğ

Alternatifler:
apple podcast google podcast
deezer, breaker, pocketcast, castbox, overcast ve radiopublic üzerinden de dinleyebilirsiniz.




Podcast: Kpk Vol 3 Yayında!

Cuma, Haziran 26, 2020
Bu hafta içerikte Sally Rooney, geçtiğimiz hafta yaş gününü kutladığımız albümler, Kurt Cobain'in biyografisi, Netflix'in ilk Suudi Arabistan yapımı dizisi ve bir de aksiyonlu gerilim filmi var.

Sırasıyla içerik…
Kitap: Arkadaşlarla Sohbetler / Sally Rooney / Monokl Kitap
Kitap: Normal İnsanlar / Sally Rooney / Can Yayınları
Dizi: Normal People
Albüm: Unknown Pleasures - Joy Division
Albüm: The Queen Is Dead - The Smiths
Albüm: Bleach - Nirvana
Kitap: Bir Kurt Cobain Biyografisi : Cennetten de Ağır / Charles R. Cross / Epsilon Yayınları
Albüm: OK Computer – Radiohead
Dizi: Whispers
Film: Becky

Alıntılar: Mihrace Yekenkülüğ
İllüstrasyon: Y. Emre Atasayar




Ferzan Özpetek’in merakla beklenen yeni romanı Bir Nefes Gibi Türkçede!

Pazartesi, Haziran 22, 2020
Bir Nefes Gibi İtalya’da kısa sürede çoksatarlar listelerinde birinci sıraya yükseldi. Dört haftada 5.baskıyı yapan kitap, okurların yoğun ilgisi ve beğenisiyle 100.000 baskıya ulaştı.

Ferzan Özpetek, okurlarını Roma ile İstanbul, şimdi ile geçmiş arasında, iç içe geçen yaşamların ve yazgıların hükmettiği gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Et ve tırnak gibiyken yıllar önce meydana gelen bir olayla yollarını ayıran iki kız kardeşin karanlık sırları etrafında örülen Bir Nefes Gibi, tutkularına esir düşenleri, kadere meydan okuyanları, sevgiyi, ihaneti ve her şeye rağmen yılların tüketemediği umudu anlatıyor…   
… hayat bir nefes gibi akıp gidiyor. Ve geride yalnızca, isteyip de yapamadıklarımızın özlemiyle, bizi biz yapan tüm yaşanmışlıkların farkındalığı kalıyor.

Sergio ile Giovanna, güneşli bir pazar günü evlerinde bir dostlar sofrası kurma hazırlığındayken ansızın karşılarında davetsiz bir misafir bulurlar: Kapılarını çalan yorgun görünümlü yaşlı kadın Elsa Corti’dir ve uzaklardan, İstanbul’dan gelmiştir. Yaklaşık yarım asrı bulan sürgün yıllarının ardından ülkesine dönen Elsa Corti’nin evinin yeni sahiplerine anlatacakları, ama daha önemlisi, yıllardır görmediği ablasına, hayatının aşkıyla ilgili söyleyecekleri vardır… 

#geçmiş #barışma #ihanet #anılar #sürgün #göç #kader #kızkardeşler #tutku

FERZAN­ ÖZPETEK,­İstanbul,­ Kalamış’ta­ doğdu.­1976’dan ­be­ri­ Roma’da­ yaşıyor.­ 1997’de­ senaryosunu­ yazıp­ yönettiği­ Hamam­ filmi­ Cannes­ Film­ Festivali’nde­ gösterildi­ ve­ büyük bir­ başarı­ elde­ etti.­ Harem Suare­ (1999)­ ve ­Cahil Periler’le ­(2001)­ Avrupa’nın­ en ­çok ­konuşulan yönetmenlerinden ­biri ­haline ­geldi.­ Karşı Pencere­ (2003), ­Kutsal Yürek­ (2005), ­Bir Ömür Yetmez (2007),­ Mükemmel Bir Gün ­(2008),­ Serseri Mayınlar­ (2010),­ Şahane Misafir ­(2012),­ Kemerlerinizi Bağlayın (2014)­ filmleri,­ sanatçının­ bu­ başarısını­ perçinledi.­ 2011’de­ Aida­ ve­ 2012’de­ La Traviata operalarını­ yönetti.­ Filmleri­ dünyanın­ pek ­çok­ ülkesinde­ gösterilen­ ve­ birçok­ saygın­ ödül­ kazanan­ Özpetek­ için­ New­ York­ Modern­ Sanat ­Müzesi­ (MoMA)­ 2008’de ­bir ­retrospektif­ gösterim ­düzenledi. 2014’te­ İstanbul Kırmızısı,­ 2015’te ­Sen Benim Hayatımsın ­adlı ­romanları ­yayımlandı.

Çoksatan Bir Gün'ün yazarı David Nicholls'tan dokunaklı ve komik bir roman: Tatlı Hüzün

Pazartesi, Haziran 22, 2020
Filme de uyarlanan romanı “Bir Gün” ile tanıyıp sevdiğimiz David Nicholls’un yeni romanı “Tatlı Hüzün”, Epsilon etiketiyle raflarda.

"O zaman başka bir fotoğraf hayal edin; herkeste olan, yüzlerin yakından bakmadan seçilemeyecek kadar küçük olduğu bir sınıf fotoğrafı. İster beş ister elli yıl öncesine ait olsun, orta sırada hayal meyal görünen biri vardır; adının geçtiği hiçbir anı, hiçbir dernek, skandal ya da başarı olmayan biri. Merak edersin: Bu kimdi? İşte o, Charlie Lewis."

1997 yılında Charlie, eski lise fotoğraflarınıza baktığınızda kim olduğunu hatırlamadığınız o çocuktu. Sınavları iyi geçmemişti. Evinde işler pek yolunda gitmiyordu, göz kulak olması gereken bir babası vardı ve Charlie'nin aklındaki en son şey geleceğiydi.

Sonra hayatına, ne yapmak istediğini bilen, kendinden emin Fran girdi ve Charlie pek de yolunda gitmeyen hayatına rağmen umuda kapılmaya başladı. 

Ancak Charlie, Fran ile birlikte olmak istiyorsa, arkadaşlarının tüm saygısını kaybetmek ve bambaşka biri olmak uğruna kendisine sunulan zorlu seçeneğe göğüs germek zorundaydı. Kumpanya'ya katılacaktı, üstelik bununla da bitmiyordu.

Tatlı Hüzün, yetişkinliğe giden taşlı yolda yaşananların, aile yaşamının karmaşasının, arkadaşlığın insanı hayata bağlayan gücünün ve ilk aşkın, ancak bittikten sonra neye uğradığımızı anladığımız o bir anlık, yakıcı patlamasının trajikomik bir anlatısı.

"Yalnızlığın buz gibi acısına, ilk aşkın mucizesine ve Shakespeare'in kelimelerinin kalıcı gücüne merhametli ve zekice bir bakış." - Spectator -

"Nadiren görülen ve gıpta edilen edebi özellikler: Popüler olabilen ciddi bir roman, kalıcı olacak bir çoksatan." -Observer-

"On yıl önce Bir Gün'e vurulan okurlar hayal kırıklığı yaşamayacak." -Sunday Mirror-

DAVID NICHOLLS, 30 Kasım 1966’da doğmuş, Bristol Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve oyunculuk eğitimi görmüş ve yirmili yaşları boyunca profesyonel bir aktör olarak çalışmıştır. İngiliz oyuncu ve şair P. J. Kavanagh’ın The Perfect Stranger adlı hatıratını okumasıyla hayatında bir kırılma yaşayan Nicholl, edebiyata yönelmiş ve bir süre sonra da birçok dile çevrilen ve uzun süre çoksatanlar listelerinden inmeyen romanı Bir Gün’ü kaleme almıştır. Bir Gün, 2011 yılında sinemaya da uyarlanmış ve filmin başrollerini Anne Hathaway ve Jim Sturgess paylaşmıştır. Medcezir (2014), Bir Soru Bir Aşk (2015) ve Biz (2017) gibi kitapları da Türkçede yayımlanan Nicholls’ın son kitabı Tatlı Hüzün ise Haziran 2020’de, Epsilon Yayınevi tarafından yayımlandı ve Türk okurlarla buluştu.

Tatlı Hüzün / David Nicholls
İngilizce Aslından Çeviren: Arzu Altınanıt
Dizi / Tür: Dünya Edebiyatı / Roman  
Yayım Tarihi: Haziran, 2020
Sayfa Sayısı: 436
Fiyat:  39,90TL (KDV’den muaftır.)

Film ve Kitaplar üzerine sınırda kavramlara bakış: Tuhaf ve Tekinsiz

Pazartesi, Haziran 22, 2020
Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlanan “Tuhaf ve Tekinsiz” kitabı felsefe kategorisinde raflardaki yerini aldı. Mark Fisher’ın kaleme aldığı kitap, Berkan M. Şimşek tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Mark Fisher’a göre tuhaf ve tekinsiz birbiriyle yakından ilişkili iki duygu, aynı zamanda 20. yüzyıla damgasını vuran birer üretim biçimi; film ya da kurgu biçimi, kavrayış biçimi, hatta nihayetinde bir var olma biçimidir. 

Fisher, Tuhaf ve Tekinsiz’de, bu kavramların insanın varlık ve yoklukla ilgili sorabileceği en temel soruları barındırdığını anlatıyor. Yazar, belki de insanlık halinin tam olarak anlaşılabilmesi için incelenmesi gereken sınırda kavramlar olan tuhaf ile tekinsizi; H.P. Lovecraft, H.G. Wells, M.R. James, Christopher Priest, Joan Lindsay, Nigel Kneale, Daphne du Maurier, Alan Garner ve Margaret Atwood gibi yazarlar ile Stanley Kubrick, Jonathan Glazer ve Christopher Nolan gibi yönetmenlerin eserleri üzerinden inceliyor. 

Tuhaf ve Tekinsiz / Mark Fisher
Çeviren: Berkan M. Şimşek
Ana Kategori: Felsefe
Sayfa Sayısı: 136
Fiyat: 20 TL



Toplumsal kontrol mekanizması olarak “utanç”

Pazartesi, Haziran 22, 2020
VakıfBank Kültür Yayınları’nın okurla buluşturduğu “Utanç: Sosyo-Kültürel Bir Fenomen” yayımlandı. Doç. Dr. Murat Önderman kitabında, utanç kavramını öznel, toplumsal ve kişiler arası etkileşimler bağlamında türlerine ayırarak değerlendiriyor, zengin örneklemelerle derin bir incelemede bulunuyor.

VakıfBank Kültür Yayınları’nın yayımladığı Doç. Dr. Murat Önderman’ın yeni kitabı “Utanç: Sosyo-Kültürel Bir Fenomen”, sıra dışı bir çalışma olarak öne çıkıyor. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Önderman, utancı öznel, sosyal, kolektif ve özneler arası açılardan inceliyor, utancı özellikle toplumsal kontrol mekanizması olarak gördüğünü ifade ediyor.

Birçok başlıkta değerlendirme
Önderman kitabında utancın toplumsal boyutunu, mekanizmalarını, yönelimini, kültürel, ahlaki ve benlik ilişkisini sıralıyor, utancı birçok başlıkta anlatıyor. Önderman’a göre utanç ve suçluluk deneyimleri, farklı kültürlerdeki ahlaki yönelimlerle ve bu kültürler tarafından biçimlendirilen ahlaki benlik tipleriyle yakından ilişkili. Önderman: “Benlik, bu metinde, daha çok, kültürel bir fenomen olarak ele alınmıştır. Bu anlamıyla benlik, bir kişinin kendisiyle ve toplumla ilişkisiyle ilgili kültürel tanım ve yönelimlerle bağlantılıdır” diyor.

“Kültür tarihsel bir fenomendir”
Önderman, utanç duygusunun benlikle kültür arasındaki ilişkilerin incelenmesi bakımından, diğer birçok duyguya kıyasla oldukça uygun olduğunu söylüyor. Bir kültürün, utanç veya suçluluk kültürü olarak nitelendirilebildiğini belirten Önderman, bu nedenle kitapta utancın daha çok sosyo-kültürel boyutu üzerinde durarak şu satırları kaydediyor: “Öncelikle, burada, kültürün değersel değil, betimsel yönlerine ağırlık verildiğini belirtmek istiyorum. Keza kültür monoblok veya bir bütün olarak ele alınmamakta, birbiriyle uyuşmayan farklı eğilimleri içinde barındırabildiği varsayılmaktadır. Günümüzün büyük toplumlarında toplumsal kültür, ne Durkheim’ın ileri sürdüğü kadar çatışmasız ve holistik ne de yapısalcılık sonrasında savunulduğu kadar karmaşık ve dağınık. Yine de kültürler farklı, hatta uzlaşmaz unsurları barındırabiliyor. Kültür, birbiriyle çelişen bazı etkilerde de bulunabilir. Kültür tarihsel bir fenomendir ve tümüyle tutarlı ve uyumlu öğelerden oluşmaz. Buna karşılık, çoğu kültürde bazı baskın eğilimleri saptamak mümkün. Dolayısıyla kültürler tam anlamıyla hibrit de değiller. Kültür çok parçalı da olsa, bazı parçalar diğerlerinden ‘daha büyük.’ Bunun dışında, kültür, bu metinde, sosyal süreçlerden oldukça özerk bir fenomen olarak ele alınmaktadır.”

Bireyler kolektif bilincin temsilcisi
Önderman, birçok duygunun ve utancın sosyal faktörlerin katkısını saptamadan anlaşılamayacağına dikkat çekiyor. Önderman, şöyle devam ediyor: “Bazen tüm duygular, bazen de aralarında utanca da yer verilen ‘sosyal duygular’, bu tür yaşantılarda başkalarının oynadıkları rol nedeniyle, literatürde ‘sosyal’ olarak nitelenmiştir. Ne var ki, sosyal olanın etkisi veya kapsamı, yalnızca içsel veya dışsal nesnelerle kurulan imgesel veya aktüel kişilerarası ilişkilerle sınırlı değildir. Sosyal etmenler bizim kendimizle kurduğumuz ilişkinin biçimini büyük ölçüde etkilediği gibi, başkaları ne aktüel ne de imgesel olarak bir gözleyici sıfatıyla bulunmaksızın hissedebileceğimiz tamamen öznel utanç yaşantısında bile iş başındadır. Burada bireyler, kendileri karşısında da kolektif bilincin bir temsilcisi gibi davranırlar…“

Utanç: Sosyo-Kültürel Bir Fenomen / Murat Önderman
Yayınevi: VBKY
Sayfa sayısı: 440 sayfa
Fiyatı: 35 TL


Tarihin En Az Bilinen Terörist Eylemlerinden Biri Üzerine Kurulan, Sarsıcı Bir Roman: Aşk, Ölüm ve Piyanist

Pazartesi, Haziran 22, 2020
Bundan tam yüz yıl önce, 11 Eylül’ün de yaşandığı Wall Street’te bulunan bir bankanın önüne içi patlayıcılarla dolu bir at arabası yanaştı ve onlarca insanın hayatına son verdi. Beatrice Colin, Aşk, Ölüm ve Piyanist ile New York tarihinin pek az bilinen bir dönemini ortaya çıkarıyor ve hikâyesini cazın delişmen müziğiyle taçlandırıyor.

1916, New York. Birinci Dünya Savaşı’nın olanca acımasızlığıyla hayatlara sızdığı, ardından gelecek benzersiz mezalimin yavaşça biçimlendiği zamanlar…

Monroe Simonov, Amerika’daki bütün erkeklerin ordudan gelecek tebligatla birer askere dönüşmeyi beklediği günlerde, icra ettiği bestelerle hayatını kazanan bir piyanisttir. “Kızıl Korku” tüm kıtayı esir almışken tuhaf bir karşılaşma sonucu tanıyıp dost olduğu Edward, ona savaşı ve izini kaybettiği aşkı Inez’i bir süreliğine unutturacak yeni bir tutku aşılar: Jazz. Ancak savaş, salonları ve dans pistlerini süpürürken ne aşka ne de müziğe tutunmak kolay olmayacaktır. Tıpkı sürgün bir Rus devrimci olan Anna’nın geçmişiyle yüzleşmesi gibi… 

“Büyük üzüntüler ve büyük sevinçler genelde üst üste gelir…Bebekler, dedelerinin veya ninelerinin ölümünden bir-iki gün sonra doğar. At yarışlarında şansın yaver gitmesi veya umulmadık bir mirasın ortaya çıkması gibi talihli gelişmeler, bir madenin çökmesi veya bir ihanetin itirafı gibi korkunç haberlerden sonra yaşanır. Aşk ve kayıplar arasında da bölünmez bir bağ vardır. İnsan kalbi aynı anda iki aşırı uca doğru ilerliyor gibidir; hiçbir zaman kendimizi böylesi anlarda olduğundan daha canlı, daha hayat dolu hissetmeyiz.”

Aşk, Ölüm ve Piyanist, gerçeğe dayanan karakterleri ve kurgusunu, Beatrice Colin’in ustaca anlatımıyla birleştiren leziz bir hikâye.

BEATRICE COLIN, 1963 yılında Londa’da doğdu ve henüz küçük bir çocukken ailesiyle birlikte İskoçya’ya yerleşti. Glasgow Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra İskoçya’nın yerel gazetelerinde muhabir ve editör olarak çalışmaya başladı. Sunday Harold ve The Guardian gibi gazetelerde köşe yazarlığı yaparak ilerlettiği kariyerine, BBC Radio için yazdığı tiyatro oyunlarını ve 2001 yılında kaleme aldığı Nude Untitled adlı ilk kitabıyla roman yazarlığını ekledi. İkisi çocuklar için yazılmış sekiz kitaba imza atan Colin, 2019 yılında kansere yenik düşerek hayatını kaybetti. 

Aşk, Ölüm ve Piyanist / Beatrice Colin
İngilizce Aslından Çeviren: Filiz Çakır
Dizi / Tür: Dünya Edebiyatı / Roman  
Yayım Tarihi: Haziran, 2020
Sayfa Sayısı: 438
Fiyat:  39,90 TL 

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template