♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sinema

Kitap Kritik

Dizi

Latest Updates

Cem Akaş’tan yeni roman: Zamanın En Kısa Hali

Perşembe, Ekim 22, 2020

Noktanın Kesişimleri Antolojisi” ve “7” ile doksanlı yılların hazine yazarlarından Cem Akaş’ın yeni romanı “Zamanın En Kısa Hali” Can Yayınları etiketiyle raflarda. Her kitabında dil ve üslup denemelerine girişen, okurunu da yükselten önemli yazarlardan biri benim için Akaş. “7” en sevdiğim romanlardan. Haliyle yeni romanı da merakla bekliyor, şevkle tavsiye ediyor pası da bültene atıyorum.

Bellekte hangi anılar nasıl saklanır? İnsan kendi hayatını nasıl hatırlar? Bir yığın şüpheli anının içinden hangileri neden parlar?.. Cem Akaş’ın yeni romanı Zamanın En Kısa Hali bir tür kolaj; tüm parçaların yan yana gelmesiyle anne-kız ilişkisi, aşk, cinsel kimlik, akışkan cinsellik ve sanat dünyası üzerine etkileyici, benzersiz bir hikaye çıkıyor ortaya.

Annesiyle el ele tutuşmuş, caddenin karşısına geçecekler. Annesi yürümeye başlayınca o da yoğun trafikli caddeye adım atıyor, atmasıyla da annesinin onu kolundan sertçe geri çekmesi bir oluyor. Sağına soluna bakmadan, araba gelmediğinden emin olmadan karşıya geçmeye kalktığı için azar işitiyor annesinden, eli hala onun elinde. Ama sen de geçiyordun, diye itiraz edecek oluyor; Bana ne bakıyorsun, diyor annesi, Ya seni öldürmeye çalışıyorsam? Önünde açılan bu yeni ve derin ufka sessizce bakakalıyor.

#bellek #anı #aşk #toplumsalcinsiyet #cinsellik #akışkan #sanatdünyası #anne

Bu kitaba ilgi duyanlar için ek öneriler: Paul Auster: Görünmeyen; Julio Cortázar: Seksek; Yasmina Reza: Babil; László Krasznahorkai: Seiobo Orada, Aşağıdaydı; Murat Gülsoy: Nisyan

CEM­ AKAŞ,­1968’de ­Mannheim, ­Almanya’da ­doğdu.­ İstanbul’da ­yaşıyor. ­Başlıca ­yapıtları: ­Noktanın Kesişimleri Antolojisi­ (1990), ­7 ­(1992),­ Suç ve Ceza ­(1992),­ Gizli Hava Müzesi­ (1995), ­Olgunluk Çağı Üçlemesi (2001),­Gitmeyecekler İçin Urbino­ (2007), ­19­ (2009),­ Tekerleksiz Bisikletler ­(2012),­ Sincaplı Gece ­(2016), ­Y ­(2018).­ 

Zamanın En Kısa Hali / Cem Akaş
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 176
Fiyat: 23,00 TL

Ölümünün 100. Yılında: Ömer Seyfettin’den Perili Köşk

Perşembe, Ekim 22, 2020

Türk hikâyeciliğinin simge isimlerinden Ömer Seyfettin’in en güzel hikâyeleri bu kez yetişkinler için bir arada.

O gece hiç uyuyamadım. Dalar dalmaz Hasan’ın hayali gözümün önüne geliyor, “İftiracı, iftiracı!” diye karşımda ağlıyordu. Küçük muhayyilem o vakitki dinî terbiyenin dehşetleriyle dolmuştu. Yarın ahret… Kim bilir kardeşim o haksız yediği tokadın hakkını benden nasıl çıkaracaktı?

“Ömer Seyfettin öncelikle bir ‘hikâyeci’dir ve edebiyat tarihimizde hikâyenin bağımsız bir edebî tür olarak gelişmesindeki en önemli pay ona aittir. Ondan önce Ahmet Mithat Efendi, Samipaşazade Sezai, Halid Ziya Uşaklıgil gibi isimler de hikâyeler yazıp yayımlamalarına rağmen Ömer Seyfettin, özellikle bu edebî türe eğilmiş, bu türün tanınmasını ve yaygınlaşmasını sağlamış, biraz da romanın gölgesinde kalan ‘hikâye’yi edebiyat âlemine benimseten ilk isim olmuştur.” Necati Tonga

Yirmi bir hikâyeden oluşan bu seçkide “Kaşağı”, “Yüksek Ökçeler”, “Pembe İncili Kaftan” gibi herkesçe bilinen hikâyeler, yazarın dil ve anlatım ustalığını gösterdiği diğer keyifli metinleriyle bir araya geliyor.
 
#edebiyatımızınmirası #milliedebiyat #yenilisan #tarihihikaye #çocuklukanıları #anadolu #balkanlar 

Bu kitaplara ilgi duyanlar için ek öneriler: Hüseyin Rahmi Gürpınar: Gulyabani; Mahmut Yesari: İstanbul’un Antika Tipleri; Halid Ziya Uşaklıgil: Saklanan Düşman; Osman Cemal Kaygılı: Çingeneler; Halide Edib Adıvar: Harap Mabetler

ÖMER SEYFETTİN, 1884’te Balıkesir, Gönen’de doğdu. 1903’te Mekteb-i Harbiye’den mezun oldu. İzmir’e atanmışken Makedonya’da başlayan isyanı bastırmak üzere Selanik’e ve Manastır’a gönderildi, bu bölgede görev yaptı. Buradaki görevinde gösterdiği başarılardan dolayı iki liyakat madalyasıyla ödüllendirildi. İsyanın bastırılmasının ardından Kuşadası’na döndü. 1909 başında Selanik’te teğmen olarak görev yaptı. 31 Mart Vakası esnasında Hareket Ordusu subayı olarak İstanbul’a geldi. 1911’de askerlik mesleğinden istifa ederek Selanik’e yerleşti. Balkan Savaşı başlayınca yeniden askere alındı. 20 Ocak 1913’te Kanlıtepe’de Yunan ordusuna esir düştü. Atina yakınlarındaki Naflion kasabasında on ay kadar süren esirlik hayatı bitince 17 Aralık 1913’te İstanbul’a döndü. 1914’te askerlikten ikinci defa istifa etti. 6 Mart 1920’de İstanbul’da vefat edene kadar Darülmuallimin’de ve Kabataş Sultanisi’nde öğretmenlik yaptı. Ömer Seyfettin, ilerleyen yıllarda “hikâyeci” olarak ünlenmesine rağmen edebiyat hayatına şiirleriyle girdi. Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp’la birlikte 1911’de Genç Kalemler dergisinde ortaya konulan Yeni Lisan hareketinin önemli temsilcisi oldu. Yazı ve hikâyeleriyle Türk dilinin sadeleşmesi hususunda gayret gösterdi.

Perili Köşk ve Seçme Hikâyeler (Günümüz Türkçesiyle)
Yazar: Ömer Seyfettin
Dizi: Miras
Tür: Öykü
Sayfa sayısı: 200
Fiyat: 10,00 TL

Perili Köşk ve Seçme Hikâyeler (Açıklamalı Orijinal Metin)
Yazar: Ömer Seyfettin
Dizi: Miras
Tür: Öykü
Sayfa sayısı: 208
Fiyat: 11,00 TL

Osmanlı’da kadın hareketinin öncülerinden Emine Semiye’nin eserleri VBKY’de

Perşembe, Ekim 22, 2020

VakıfBank Kültür Yayınları tarihçi devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı ve Türk edebiyatının ilk kadın romancısı Fatma Aliye’nin kız kardeşi Emine Semiye’nin eserlerini yayımlıyor. Serinin ilk cildi “Sefalet” romanında, yoksul bir yaşama mahkûm edilen bir kadının çektiği çile ve mutluluğa uzanan öyküsü anlatılıyor.

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) Osmanlı’da kadın hareketinin öncü isimlerinden Emine Semiye’nin eserlerini okurla buluşturuyor. “Emine Semiye Kitaplığı - 1 Sefalet” adıyla yayımlanan serinin bu ilk cildinde, türlü entrikalarla baskılanarak ailesinin serveti elinden alındığından, yoksul bir yaşam süren Sabite karakterinin acıları, aşkı ve hayata tutunma öyküsü konu ediliyor. 

“Sefalet” romanı, edebiyatçılar ve tarihseverler için Osmanlı aydınlanmasının sosyo-siyasal yönlerini kadın hareketi üzerinden anlamak isteyenler için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor.

Emine Semiye kimdir?
Meşrutiyet döneminin önemli kadın yazarları arasında gösterilen Emine Semiye (1864-1944), Osmanlı’nın çeşitli bölgelerinde öğretmenlik yaptı. Yaşamı boyunca özellikle kadınların hayatlarının iyileştirilmesi için mücadele etti, hazırladığı ders kitaplarıyla genç kızların eğitimine katkıda bulundu. Dönemin toplumsal yapısını eserlerine taşıyan Semiye, tıpkı ablası Fatma Aliye gibi İslamiyet’in kadınlara tanıdığı hakları vurgulayarak toplumsal yaşamda kadınların konumunun değişmesi için çalıştı. Gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarında doğrudan “feminizm” kelimesini kullanan Semiye, romanlarında ezilen kadınları, köle ve alt sınıf sorunlarını dile getirdi. Tarihçi devlet adamı Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı, Türk edebiyatının ilk kadın romancısı Fatma Aliye’nin kız kardeşi Semiye’nin “Sefalet” romanında tüm bu detayları görmek mümkün. Emine Semiye Kitaplığı’nın diğer ciltlerinin de VBKY tarafından okurla buluşturulması planlanıyor.

Romanın omurgası, dil, anlatım…
Varlıklı bir ailede büyüyen Sabite karakterinin yoksulluğa uzanışını “Sefalet” romanının omurgasına yerleştiren Semiye, erkek egemen bir toplumda kadının yaşadığı zorlukları sayfalarca sıralıyor. Dil açısından aslına sadık kalınmasına rağmen günümüz Türkçesiyle anlaşılabilir kılmak adına açıklamalar eklenerek yayımlanan roman üçüncü şahıs anlatımla ilerliyor. Romanda geriye dönük anlatım ve hayal sahneleri yer alıyor. Aşkı arayanlar, mücadelesini sürdürenler, yaptıkları trajik hata sonucu yaşadıkları durumlar karşısında çaresiz kalanlar, idealistler ve her ne olursa olsun erdemli olmaktan taviz vermeyen kişiler dikkate alındığında “Sefalet”, Romantik dönem edebiyatının özelliklerini bünyesinde barındırıyor.

Açlıktan ölmek üzereyken
Romanda Sabite karakteri bir entrika sonucu ailesinin yaşadığı evden uzaklaştırılıyor ve aile servetinden mahrum bırakılıyor. Okur bu olay dizisinin detaylarını ilerleyen sayfalarda geriye dönük anlatımla öğreniyor. Çocukluğundan beri yanından ayrılmayan Gayret Kalfa ile beraber hakkını aramak için avukata başvuran Sabite, bu süreçte açlıkla savaşıyor, bedeni yorgun düşüyor ama mücadelesini sürdürüyor. 

Romanda şu satırlar kaydediliyor: “Gayret, olanca kuvvetiyle Sabite’nin beyaz dişleri arasında bulunan kaşığa bastı. Avukat da tepsiden aldığı diğer kaşıkla kâsedeki sütten alıp ağzına döktü. Bu ameliyatın birkaç defalar icrasını müteakip, baygın kız derinden derine içini çekerek gözlerini açtı. Sabite’nin süte bulanmış yüzünü silmeye hacet kalmamıştı. Vefakâr Gayret’in gözlerinden akan eşk-i meserret (mutluluk yaşları) onu yıkayıp temizliyordu. Avukat, odanın yegâne mefruşatı olan sandalyeye oturup gözlerini bu hazin manzaraya dikti. Kır sakalından aşağı yaşlar akıyordu. Sütten biraz daha vermesini işaret etti. Gayret de Sabite’ye kaşık kaşık içiriyordu. Sefil kızcağızın çeneleri açılmış, hayatı kurtulmuştu. Avukat, ayağa kalkıp onlara tekrar yaklaştı.”

Büyük bir miras uğruna
Bir parça ekmek bulmakta zorlanan ve kendisine yapılan yaralayıcı teklifler karşısından onurlu duruşundan kati suretle vazgeçmeyen Sabite, aşık olduğu adam Beyzâde Hayati Bey tarafından terk ediliyor. Hayati bir servete kavuşma arzusuyla Şirâzî Hafız Efendi’nin kızı Kesbiye Hanım’la evleniyor. Aile dostları, yardımseverler, köşk çalışanları, beyzâdeler, dadılar ve ikiz hemşireler gibi çok sayıda kişi konuya dâhil olunca Müştak karakteri gün gibi aydınlık saçıyor. “Sefalet”, naif olay örgüsü ve anlattığı öğeler açısından edebiyatseverlerin ilgisini çekecek bir yapıt.

Emine Semiye Kitaplığı 1 - Sefalet
Yayına Hazırlayan: Tuğba Sivri
Yayınevi: VBKY
Sayfa sayısı: 324
Fiyatı: 26 TL

Dorothy Parker ''Toplu Öyküler''iyle ilk kez Türkçede!

Perşembe, Ekim 22, 2020

Caz Çağı'nın, adından en çok söz ettiren yazarlarından biri olan Dorothy Parker, Delidolu Yayınları tarafından iki cilt hâlinde yayımlanacak ''Toplu Öyküler''i ile ilk kez Türkçede.

Amerikalı yazarın yirmi yedi öyküsüne yer veren ilk cilt Yarın Berbat Bir Gün; aşka inanmayanların, aşktan sarhoş olanların, aldatanların, aldatılanların, kazananların, her daim kaybedenlerin, cesurların, korkakların ve daha nicelerinin hayatına göz kırpıyor. 1920'ler ve 30'ların ruhunu göz kamaştıran yanları ve karanlığıyla zekice yansıtan, ''trajikomik'' olayları sivri uçlu kalemine dolayan Dorothy Parker, bu öykülerinde sadece kendi dönemini değil, insanın değişmeyen gerçekliğini de yakalamayı başarıyor.

''Artık senin ne halt edeceğini de bilmiyorum. Oysa senin farklı olduğunu sanmıştım!''
''Farklıydım,'' dedi genç kadın, ''sadece sen benim farklı olduğumu düşündüğün müddetçe farklıydım.''

Pek çok Hollywood filminin senaryo ve diyaloglarında da imzası olan Parker, kadın erkek ilişkilerindeki iletişim sorunlarının doğurduğu ezeli savaşın ve komik diyalogların güncelliğini hâlâ koruduğu bu öykülerde, tüm maskeleri birer birer düşürüyor. Kendi kendini kandıranları, ensesi kalınları, zorbaları, mağrurları, budalaları ve kendini beğenmişleri karikatürize ederken, hazır reçetelere bel bağlamıyor. İnsanın acınası ikiyüzlülüğünü, cehaletini ve türlü zaaflarını, keskin bir göz ve alaycı bir tebessümle gözler önüne seriyor.

''İşte buradayım, yapayalnızım, istenmiyorum; üstelik yeni kıyafetlerimi giymişim. Hayat böyle, herhâlde. Biz zavallı minik şeyler... giyiniyoruz, plan yapıyoruz ve umut ediyoruz... peki, ne için? Hayat dediğin ne ki hem? Bir ölüm cezası. İki nokta arasındaki en uzun mesafe. Yorgun katırın burnuna bağlanmış saman demeti. Şey...''

Dorothy Parker: 22 Ağustos 1893'te dünyaya geldi. Öğrenimine Manhattan'daki bir Katolik rahibe okulunda başlayıp New Jersey'deki Miss Dana Okulu'nda devam etti. Ancak okul hayatı on dört yaşında son buldu. Vogue, Vanity Fair, Life, Saturday Evening Post gibi pek çok dergide şiirleri, denemeleri, tiyatro eleştirileri yayımlandı. Birlikte New York'un ünlü edebiyat topluluğu Algonquin Yuvarlak Masası'nı oluşturacağı ortaklarıyla Vanity Fair'de tanıştı. Sözünü sakınmadan yaptığı eleştirilerden ötürü Vanity Fair'den kovulunca eleştiri yazılarına Ainslee's dergisinde devam etti. 1925'te The New Yorker için öyküler yazmaya başladı. ''Büyük Sarışın'' (''Big Blonde'') adlı öyküsüyle 1929'da O. Henry Ödülü'nü kazandı. Parker 1930'larda Avrupa'ya gitti. Şiir, öykü, kitap eleştirisi, tiyatro oyunu, film senaryosu, şarkı sözü gibi farklı türleri kapsayan yazı çalışmalarını yaşamı boyunca sürdürdü. Aralarında Enough Rope (1926), Sunset Gun (1928), Laments for the Living (1930), Death and Taxes (1931), After Such Pleasures (1933), Here Lies (1939) gibi eserlerinin bulunduğu derlemelere imza attı. 1942 yılında Toplu Öyküler'i yayımlandı. 1958'de Amerikan Güzel Sanatlar ve Edebiyat Akademisi tarafından verilen Marjorie Peabody Waite Ödülü'ne layık görüldü. 7 Haziran 1967'de yaşamını kaybetti.

Yarın Berbat Bir Gün / Toplu Öyküler-1 / Dorothy Parker 
Delidolu Yayınları, Öykü, yetişkin
Türkçeleştiren: Başak Bekişli
280 sayfa
Fiyat: 46,00 TL

Arslonga Dizisinden iki yeni kitap: “Sek sek” ve “Dımdızlak”

Salı, Ekim 20, 2020

Alakarga’nın Mayıs ayında üç kitapla başladığı diziye iki yeni kitapla devam ediyor. Serinin yeni kitapları iki usta şairden… Kenarda dolaşan kısa metinlere yer veren dizinin yenileri, “Sek Sek”te şair, çevirmen Gültekin Emre’nin kısa öyküleri yer alırken; “Dımdızlak”ta da şair Fergun Özelli’nin kısa anlatıları yer alıyor. “Kısa, fakat doyumsuz bir edebiyat lezzeti sunan bu metinleri çok seveceksiniz.” diyor alakarga… Haklılar, serinin ilk kitaplarını sevmiştik.

Sek Sek / Gültekin Emre
“Sabah yağmurlu, ne yağmur ama, öğlen güneşli, ne güneş ama, yarın yolculuk, ne yolculuk! Balkonda kahve keyfi, akşam olacak da ne olacak, her gün aynı dünya. Serap öyle değil bak! Ne zaman gece oldu, ne zaman gece, gel de anla; ne zaman çekip gitti düş, düşünceler?”
Alakarga, Ekim 2020
Sayfa: 50
Fiyat: 15 TL

Dımdızlak / Fergun Özelli
“Yer yırtılsa, gök yarılsa da camdan merdivenleri buzdan bacaklarıyla çabucak çıkacağını düşleyip yaşadığı metruk ve yavaş kasabadan koşarak kaçmış küçük hanımdaki o iflâh olmaz afra tafra, durmadan kanat çırpıyordu, zuladan az önce salınmış, çil çil karanlık altınlarla aydınlanmış çilingir sofrasında.”
Alakarga, Ekim 2020
Sayfa: 48
Fiyat: 15 TL


Mehmet Mümtaz Tuzcu’dan Öyküler : Tam Karşımda, Tam Ortada

Salı, Ekim 20, 2020


Şiirimizin usta kalemlerinden Mehmet Mümtaz Tuzcu, uzun zamandır yazdığı kısa öyküleri Tam Karşımda, Tam Ortada’da bir araya getiriyor. Kitaptaki öykülerinin kimisi çok önce yazılmış, kimiyse yeni. Ama hepsi birbirinden güzel ve nitelikli, çok konuşulacak.

“İskemleleri içeriye taşıyorum. Bir ağlama sesi geliyor yukarıdan. Kontrplak kapıyı yarım kapatmışlar. Sokağa açılan küçük kapı da aralık. Müzeyyen Hanım’ın acayip pabuçları duruyor merdivenin başında. Onun ağladığını düşünüyorum önce; her gelişinde mutlaka ağlar çünkü, gelininden söz açıldıysa. Sonra bakıyorum: ağlayan annem. Elinde bir kâğıt var.”

Tam Karşımda, Tam Ortada / Mehmet Mümtaz Tuzcu
Alakarga, Ekim 2020
Sayfa: 112
Fiyat: 18 TL


“Su Kürü”nün Yazarından Yeni Roman: Mavi Bilet

Salı, Ekim 20, 2020

"
Su Kürü"yle dikkatleri üzerine çeken Sophie Mackintosh, yeni romanında özgür irade, toplum baskısı ve tek başına anneliğe adım atma endişesi gibi hayati konuları ele alıyor. Mavi Bilet şiddetli arzuları en saf haliyle betimlemesi ve günümüzde her yerde egemenlik kuran eril tahakküme çarpıcı bir yorum getirmesiyle hayranlık uyandıran bir roman.

Calla kura sisteminin nasıl işlediğini biliyor. Herkes gibi… İlk kanamanda bunu kura merkezine bildirip nasıl bir kadın olacağını öğreniyorsun. Beyaz bilet sana evlilik ve çocuk kazandırıyor. Mavi biletse kariyer ve özgürlük... Böylece seçme yükümlülüğünden kurtulmuş oluyorsun. Ve bir kez biletin kesildi mi, artık geri dönemiyorsun. Ancak ya sana uygun görülen yanlış bir hayatsa?

Mavi biletli Calla kaderini sorgulamaya başladığında kaçıp gitmek zorunda kalır. Ancak hayatta kalması kura merkezinin ve sistemin toplum dışına attığı kadınlardaki nitelikleri benimsemesine bağlı olacaktır. Karnında büyümekte olan bebeğiyle umutsuzluk içinde kaçan Calla, bir yandan da merkezdekilerin onu kendisinden daha iyi tanıyıp tanımadığı düşüncesiyle mücadele edip tehlike içinde anneliğe hazırlanmaktadır.

“Mackintosh’un duru ve keskin yazımı, bilgelik ve içgörü anlarıyla ilerleyip mükemmel bir sonda bitiyor… Mavi Bilet Orwell’ın 1984’ü ya da Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü tarafından belirlenmiş distopya geleneğine yeni bir şey ekliyor.”The New York Times Book Review

#eriltahakküm #özgürirade #distopya #anneolmak #bilinmezeaçılmak #denetimtoplumu

Bu kitaba ilgi duyanlar için ek öneriler: Fleur Jaeggy: Disiplinli Güzel Günler; Jean Rhys: Günaydın Gece Yarısı; Marguerite Duras: Bir Yaz Akşamı On Buçukta; Gaétan Soucy: Kibritleri Çok Seven Küçük Kız; Jenny Erpenbeck: Gidiyor, Gitti, Gitmiş

SOPHIE­ MACKINTOSH,­ 1988’de­ Güney­ Galler’de­ dünyaya­ geldi.­ War­wick ­Üniversitesi’nde Edebiyat­ ve ­Yaratıcı ­Yazarlık ­öğrenimi­ gördü.­ Öyküleri, ­denemeleri ­ve ­şiirleri ­Granta­ ve ­The New York Times­ gibi­ çeşitli­ dergilerde ­yayımlandı.­ “Grace” ­öyküsüyle­ 2016 ­White­ Review­ Öykü­ Ödülü’nü,­ “The­ Running­ Ones”­ öyküsüyle­ 2016­ Virago/Stylist­ Öykü ­Ödülü’nü­ aldı. ­İlk ­romanı­ Su Kürü’yle 2018­ Man Booker­ Ödülü’ne­ aday ­gösterildi.­ Mackintosh, ­Londra’da­ yaşamakta­ ve­ yazarlığa­ devam­ etmektedir.

Mavi Bilet / Sophie Mackintosh
Çeviri: Begüm Kovulmaz
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 248
Fiyat: 30,00 TL

Korku Edebiyatının Kraliçesi Mehtap Erel’den Yeni Bir Gizemli kitap: “Ürperti”

Salı, Ekim 20, 2020

“Yatır” ve “Sır” adlı gerilim romanlarının yazarı Mehtap Erel, yeni romanı “Ürperti” ile okurlarına merhaba diyor. Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlanan eser, korku-gizem ve psikolojik gerilim türünde okumalar yapanlar için çarpıcı ve güçlü bir okuma önerisi. 

Kitabın arka kapak yazısı şöyle:
“Her şey beklenmedik bir telefon görüşmesiyle başladı. Hattın diğer ucundaki kadın Mehtap’a büyükannesinin kendisiyle görüşmek istediğini söyledi, oysa Mehtap her iki büyükannesini de yıllar önce kaybetmişti. Gerilim romanları yazan bir yazar, yalnız yaşayan bir kadın ve huzurevine yerleşmiş sırlarla dolu yaşlı bir ebenin hayatı bu telefon görüşmesinin ardından iç içe geçer.”

“Ürperti”; gizemli bir hikâyenin içinde yolunu arayanları, şehrin girmek istemediğimiz tehlikeli sokaklarına davet ederken, umulmadık şekilde hayatları iç içe geçen üç kadının ürkütücü hikâyesini anlatıyor. Gerilim ve gizem türündeki bu roman, okuru ilk satırdan son satıra dek diken üstünde tutuyor. Okuma listenize ekleyiniz. 

Ürperti, Mehtap Erel, Yitik Ülke Yayınları, Korku-Roman, 208 sf, 24 TL

Sel Yayıncılık’tan Geceyarısı Kitapları yenileri

Çarşamba, Eylül 30, 2020

Sel Yayıncılık “Geceyarısı Kitapları” dizisine dört yeni kitap ekledi. 25 yazarlı kolektif kitap “444” merak uyandırırken, Arthur Rimbaud’un devrim ateşi “Kâhinin Mektupları”, Georges Bataille’nin romanları “Madam Edwarda” ve “Ölü Adam” da raflarda yerini diğer kitaplar.

444
444, bir çağrı notu gönderdiğim -kendim dahil !- 30 davetlinin 25'inden gelen olumlu yanıtla yola koyuldu ve gerçekleşti. Neden çıkış noktasına kitabın açılış sayfasında yeralan fotoğrafı seçtiğimi soranlar oldu, okurlardan da merak edenler çıkabilir : 2020 ilkyazı herkes için bir kader-kısmet kuyusunu açmıştı – dibindeki aynaya bakanlar farklı imgeler görecekti. EB

Şavkar Altınel - Emre Ayvaz - Enis Batur - Yiğit Bener - Çağlayan Çevik - Oğuz Demiralp - Armağan Ekici - Gültekin Emre - Tuncer Erdem - İsmail Ertürk - İpek Göldeli - İzzet Göldeli - Murat Gülsoy - Tarık Günersel - Nilüfer Güngörmüş - Nilüfer Kuyaş - Murat Menteş - Sevin Okyay - Nihat Özdal - Ali Özgür Özkarcı - Levent Şentürk - Fatma Tülin - Orçun Türkay - Ertuğ Uçar - Doğan Yarıcı
Derleyen: Enis Batur * Türü: Öykü * 108 Sayfa * 18 TL

Kâhinin Mektupları * Arthur Rimbaud
Rimbaud.
Şair.
Kâhin.

Ardından yazılan her dizeye yankısını kazıyan iki mektup. Şairin manifestosu. Koşulsuz modernliğe davet. Devrim ateşi.

Ayberk Erkay'ın derleyip çevirdiği Kâhinin Mektupları, Arthur Rimbaud'nun 1871 tarihli iki emsalsiz mektubunu, Batı şiiri ve düşüncesinin dönüm noktası olan bu edebi çığlığı, elyazmaları ve açıklamalarla birlikte sunuyor.

...şair doğmuş olmak gerek ve ben şair bildim kendimi...
Özgün Adı: Lettres du Voyant * Çeviren: Ayberk Erkay * Türü: Mektup * 119 Sayfa * 20,00 TL

Madam Edwarda * Georges Bataille
Paris'in çıplak, rutubetli, ıssız sokaklarında şehvetin, dehşetin, arzulu ve meraklı bir bedenin izini nefes nefese sürebilmek; herkes kendi Tanrı'sının peşindeyken Madam Edwarda'yı bulabilmek...

Zifiri karanlık Edwarda'nın siyah kadifeden pelerinini yutarken, Georges Bataille kâh sendeleyerek kâh tökezleyerek dikenli tellerle çevrili sınırlarda yaraları kanatıyor.
Özgün Adı: Madame Edwarda * Çeviren: Yaşar Avunç * Türü: Roman * 46 Sayfa * 16,00 TL

Ölü Adam * Georges Bataille
Kapı usulca aralanıyor; titrek bacakları, saçlarından sızan yağmur damlaları ve mantosunun altına gizlediği çıplaklığıyla bir kadın ölümü içeri taşıyor.

Şafak sökerken ölüm, şehvet ve cerahat yüklü bedenlerin arasında inatçı, direngen bir tavırla dört dönüyor.

Fransız yazınının en cüretkâr kalemlerinden Georges Bataille ellerini karanlığa, irine, ölüme ve tere buluyor; duymak istemediğimiz ne varsa bir bir kulağımıza fısıldıyor.
Özgün Adı: Le Mort * Çeviren: Yaşar Avunç * Türü: Roman * 59 Sayfa * 16,00 TL

Birinci Dünya Savaşı’nın cephe hattından dizeler : “Savaş Şiirleri” Türkçe’de ilk kez VBKY’de!

Çarşamba, Eylül 30, 2020

VakıfBank Kültür Yayınları’nın (VBKY) Türkçe’de ilk kez yayımladığı “Savaş Şiirleri”, İngiliz şair ve asker Wilfred Owen’ın Birinci Dünya Savaşı yıllarında cephe hattında kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. Türkçe çevirisi Tamer Gülbek’e ait kitapta savaşın tahribatı, fiziksel ve psikolojik izleri edebi bir dille dizelerde yer ediniyor.

Cephede ölen bir şair
Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli seslerinden Wilfred Owen, 18 Mart 1893'te Oswestry’de dünya geldi. 1910’da Londra Üniversitesi’ne giden Owen, uzun yıllar boyunca İngilizce öğretmenliği yaptı. 1915’te İngiliz ordusuna kaydoldu, 1917’de Fransa topraklarındaki görevi sırasında yaşadığı ruhsal sıkıntılar nedeniyle İngiltere’ye döndü. Edinburgh’daki savaş hastanesinde tedavi görürken edebi idollerinden şair Siegfried Sassoon ile tanışan Owen’ın şiire bakışı ve üslubu şekillendi. İlerleyen süreçte görevine dönen Owen, 4 Kasım 1918’de ise Ors’daki Sambre-Oise kanalını geçmek için yapılan muharebede hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra kendisine ün kazandıran “Savaş Şiirleri”, Owen’ın cephede tanık olduğu olayların ve hislerinin yansımasıdır.

Amacı acıma hissini ifşa etmek
Ölümünün ardından hakkında kaleme alınan eserler aracılığıyla geniş çevreler tarafından tanınıp okunan Owen, 20’nci yüzyıl İngiliz şiirinin en saygın isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitapta Owen için, “Eve gönderdiği mektuplarda da açıkça ifade ettiği gibi, bütün gayreti, emir-komutası altında olanlar adına, savaşın yarattığı acıma hissini ifşa etmekti. Onun kasvetli gerçekçiliği, enerjisi ve kızgınlığı, şefkati ve şiirdeki teknik becerisi birçok eserinde açıkça görülür. ‘Perdelerinin inişi olacak her yavaş günbatımı’ ve ‘O eski yalan: Dulce et decorum est…’ gibi bazı dizeleri ve deyişleri hâlen alıntılanmaya devam ediyor” sözlerine yer veriliyor.

Annesine son sözleri…
Kitapta Owen’ın ölümünden bir ay önce annesine yazdığı şu satırlar aktarılıyor: “Sinirlerim gayet iyi durumda. Bu çocuklara yardımcı olmak için yeniden buradayım; öncelikle bir subay olarak onlara önderlik ederek, sonraysa onların dertlerini dile getirecek bir savunma vekili gözüyle onları izleyerek.” Şairin mezar yazıtı da kendi sözlerinden oluşuyor: “Cesurdum ben ve gizem doluydum; Bilgelik de bendeydi, hüner de.” Bir askerin öldürdüğü kişiyle karşılaşmasını ve geç de olsa artık dostu olan düşmanının ağzından bu gerçeği öğrenmesini konu edinen “Tuhaf Karşılaşma” şiiri, Owen’ın şiirler arasında en özgün konuya sahip olanların başında geliyor.

Tuhaf Karşılaşma (Kitaptan)
Muharebeden derin ve kasvetli bir tünel
Yoluyla kaçmıştım sanki, büyük savaşların
Birleştirdiği granitlere uzun zaman önce oyulan.
Ancak, inleyerek uyuyanlar yolumu kesti orada da,
Kıpırdamayacak kadar hızlı düşünen ve ölenler.
Sonra, ben aralarında gezinirken, biri ayağa fırladı
Ve donuk gözlerindeki acı teşhisle gözlerime baktı,
Çaresiz ellerini kutsar gibi kaldırarak.
Onun gülüşüyle tanıdım bu kasvetli salonu;
Ölü gülüşüyle anladım Cehennemde olduğumu.
 
Savaş Şiirleri / Wilfred Owen
Çevirmen: Tamer Gülbek
Yayınevi: VBKY
Sayfa sayısı: 128
Fiyatı: 16 TL

Pokerin Hayat Oyununa, Sihrin Geleceğe Hükmettiği Bir Roman: Blöf!

Pazartesi, Eylül 28, 2020

April Yayınları soruyor: Kader mi, hile mi, sihir mi? O hep sevdiğimiz sihirbazlık maceralarına bir yenisini eklemek üzere “severek hazırladığımız, heyecan verici bir romanı okurlarla buluşturuyoruz: Michael Kardos imzalı Blöf!” diyor. April bu tür kitaplarda hep iyi seçimler yaptığına göre yine okumaya başlamamızla bitirmemiz bir olacak gibi. Merakla beklediğimi belirterek pası bültene atıyorum. 

Amerikalı yazar Michael Kardos'un yayınlandığı günden itibaren dünya çapında büyük ilgi gören romanı, Esra Even çevirisiyle Türkçede. Hızlı maceranın kalbinde bir kadın sihirbaz var. Sihirbazlık dünyasındaki maharetini gerçek hayata taşıyamayan Natalie bir gün reddedilmesi zor bir teklif alıyor ve büyük macera başlıyor! 

Michael Kardos Blöf'ün yazım hikayesini anlatırken "bilimsel altyapısı kuvvetli, sihrin ve pokerin zorlu dünyasına meydan okuyan, aynı zamanda macerası ve hızı yüksek bir roman olmasını istedim, uzun yılların çalışması sonucunda Blöf'le istediğim hikayeyi anlattım," diyor. 

Michael Kardos akademisyen bir isim, Mississippi Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık programını yönetiyor ve İngilizce departmanında 20. ve 21. yüzyıl modern Amerikan Edebiyatı üzerine dersler veriyor.  

Natalie 27 yaşında bir sihirbaz. 
İskambil kartlarının yanı sıra kariyerini sabote etme konusunda uzman. 
Sihirbazlık dünyasının zirvesindeyken kendi elleriyle hayatını alt üst etti. 
Şimdi New Jersey'deki dairesinde kumruları ve ödeme tarihi çoktan geçmiş faturalarıyla yaşıyor. 

Biraz para kazanma umuduyla çıktığı yolda karşısına büyüleyici bir kadın çıkacak. 
Üstelik kadının ona müthiş bir teklifi var. 
Natalie'nin kaderini kökten değiştirebilecek bir teklif. 
Tek yapması gereken milyon dolarlık bir sihrin gerçekleşmesine yardım etmek. 
Zaten Natalie'nin kaybedecek neyi kaldı!

Pokerin hayat oyununa, sihrin geleceğe hükmettiği, beklenmedik sürprizleriyle müthiş bir hikaye: Blöf. 

“Michael Kardos’un en az yarattığı karakterleri kadar kıvrak ve kurnaz romanı Blöf, ustaca kaleme alınmış bir el çabukluğu hikayesi. 
Elinizden bırakamayacağınız en âlâsından bir gerilim ve macera performansı. 
Sihrin dünyasına giriyorsunuz, hazır olun!”
Megan Abbott

“Muhteşem bir dil, güçlü karakterler, sihirbazların ve hilebazların bilinmeyen dünyası… 
Kısacası pırıl pırıl bir hikaye!” 
Peter Blauner

“Michael Kardos gerilimin dozunu giderek artırmak konusunda tam bir usta ve pokeri, muhteşem hilebazlık gösterisini, şovun sıradışı yıldızlarını muazzam beceriyle anlatıyor.” 
Lisa Scottoline

“Michael Kardos, Blöf’le iş destenin ortasından kartları dağıtmaya geldiğinde ne kadar usta bir hilebaz olduğunu ispat ediyor. Ya da sihirbaz mı demeliydik?” 
Chicago Tribune

Blöf / Michael Kardos
Orijinal Adı: The Bluff
Çeviri: Esra Even
Kategori: Dünya Roman
April, Ekim, 2020
Sayfa Sayısı: 328
Etiket Fiyatı: 36 TL


Grimm Masalları’na Shaun Tan yorumu : Şakıyan Kemikler

Pazartesi, Eylül 28, 2020

İki asrı aşkın süredir anlatılmasına rağmen hiç eskimeyen, sayısız uyarlamaya ilham verip değişik sanatsal formlarda tekrar vücut bulan Grimm Masalları; çok yönlü Avustralyalı sanatçı Shaun Tan'in ellerinde bu kez de ''masal heykel''lere dönüşüyor. 

Kurbağa Kral'dan Parmak Çocuk'a Grimm Kardeşler'in külliyatından yetmiş beş masalın özel olarak seçilen kısımlarının yer aldığı Şakıyan Kemikler, Desen Yayınları etiketiyle okurlarla buluşuyor. Kitaptaki masallar, Shaun Tan'in bir avucun içine kolaylıkla sığabilecek şekilde, kâğıt hamuru ve kilden tasarladığı özgün heykelleri eşliğinde sunuluyor. 

Neil Gaiman'ın Shaun Tan ve sanatı üzerine yazdığı önsöz, Jack Zipes'ın ise Grimm Kardeşler hakkındaki giriş yazısı ile taçlandırdığı bu sert kapaklı özel koleksiyon kitabı; her yaştan okurunu, masalların yarattığı baş döndürücü bir düşsel eşikten geçiriyor. 

Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ve Gretel, On İki Erkek Kardeş, Beyaz Yılan ve daha niceleri...

Kötü kalpli üvey anneleri, yalnız prensesleri, açgözlü kralları, kurnaz tilkileri ve acımasız cadılarıyla Grimm Masalları daha önce hiç bu kadar etkileyici ve farklı bir şekilde yorumlanıp sunulmamıştı. Büyülü fikirlerini ilk kez üç boyutlu bir forma dönüştüren Shaun Tan, göz kamaştırıcı bir sergiyi andıran bu yapıtında, defalarca anlatılmaktan yorgun düşen masallara benzersiz bir yorum getiriyor. 

Grimm Kardeşler'in yarattığı masal evreninin çekirdeğini oluşturan güzelliği, dehşeti, tekinsizliği ve çokanlamlılığı bu kez ustalıkla yonttuğu heykeller aracılığıyla anlatma yoluna giden Tan, deyim yerindeyse, masalları tek bir sözcük dahi kullanmadan, âdeta yeni baştan yazıyor. Okurunda, onları elinde tutma; parmaklarıyla okşama, çatlaklarına, kıvrımlarına ve köşelerine dokunma arzusu uyandırıyor...

Mazisi, çok eski çağlara, hatta bu masalların ilk anlatılmaya başlandığı zamandan bile öncesine dayandığı hissiyatı veren bu heykeller, Grimm Masalları'nı kimsenin cüret edemeyeceği kadar kusursuz bir karanlık ve aydınlık karışımıyla yansıtıyor. Masallar gibi heykeller de kendilerine özgü gizlerini kaybetmeden hayal gücümüzün yardımıyla birer birer aydınlanıyor. 

''Bu resimler, hikâyeleri ağzıma atma isteği uyandırıyor, sonunda istemden de olsa onları kelimelerle geri tüküreceğimi bilerek.'' Neil Gaiman

Şakıyan Kemikler
Kurgu ve Heykeller: Shaun Tan
Önsöz: Neil Gaiman
Giriş Yazısı: Jack Zipes
Türkçeleştiren: Emili İlemre
Resimli Kitap, Her Yaş
192 sayfa
Fiyat: 70,00 TL

Kayıp dünyanın yeni bir tarihçesi : Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü

Pazartesi, Eylül 28, 2020

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlanan “Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü” isimli kitap raflardaki yerini aldı. Tarih kategorisinde yayınlanan kitapta, Triyas’ın kısıtlı bir ekosisteminde yaşayan bir grup ufak, uysal yaratık nice felaketi atlatıp Jura’da tüm dünyaya dehşet saçan devasa dinozorlara dönüşüyor. Dünyaya geldiğinde güvercin boyutunu aşmayan bebekleri, erişkin çağında metrelerce uzunluğa, tonlarca ağırlığa ulaşıyor. Ne var ki dinozorların ayaklarının altındaki toprak ve başlarını uzattıkları gökyüzü de yerinde durmuyor, değişiyor.

Ve gün geliyor, devran dönüyor; çeşitliliği baş döndürücü, dehşeti sonsuz bu devlerin 150 milyon yıllık hâkimiyetine son verecek bir göktaşı, dünyanın tarihini baştan yazıyor. Yaşam, yeni bir mecraya giriyor. Dinozor çığlıklarının dindiği sessizliğin ardından, memeliler milyonlarca yıldır saklandıkları karanlıktan çıkıp serpiliyor ve işte içlerinden biri, Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü’nü kaleme alıyor! Dinozorlardan geriyeyse, sadece, bu çöküşün yazarının penceresine konan kuşlar kalıyor.

Paleontolojinin genç yıldızı Steve Brusatte felaketler, yeniden doğuşlar ve amansız mücadelelerle dolu bu hikâyenin kadim kahramanlarının peşinde kah Polonya’nın göller bölgesinde, kah Arjantin’in dağlık kanyonlarında, kah Çin’de bir inşaat sahasında iz sürüyor. Brusatte gibi soğuğa, neme, toza, açlığa aldırmadan dünyanın dört köşesinde fosil peşine düşmüş bir avuç maceraperestin işbirliğiyle ortaya çıkan Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü, bir yandan Afrika’yı Amerika’yla, T. rex’i martılarla buluşturuyor, bir yandan da bizi dönüp dolaşıp Brusatte’ın o kaçınılmaz sorusuyla karşı karşıya bırakıyor: Dinozorların bile başına geldiyse, bizim de başımıza gelebilir mi?

“Gezegenimizin tarihinin en beter günüydü. Akla hayale sığmayan birkaç saatlik şiddet, evrimin 150 milyon yıllık emeğini boşa çıkarıp yaşamı yeni bir mecraya soktu. T. rex bu olaya tanıklık etti.”

ABD’li paleontolog Steve Brusatte, dinozorların evrimi alanındaki çalışmalarına Edinburgh Üniversitesi’nde devam ediyor. 
 
Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü: Kayıp Dünyanın Yeni Bir Tarihçesi
Orijinal adı: The Rise and Fall of the Dinosaurs: A New History of a Lost Word 
Yazar: Steve Brusatte 
Çeviren: Mehmet Doğan 
Yayın tarihi: Eylül 2020
Sayfa Sayısı: 272
Fiyat: 38 TL


Ángeles Doñate’nin sarsıcı romanı “Son Vagon” Kutu Yayınları’ndan raflarda...

Pazartesi, Eylül 28, 2020

Ángeles Doñate’nin İspanya'da çoksatan listelerine en üstten girmeyi başarmış, Meksika'da demiryolu işçilerinin ve göçebe ailelerin çocukları için terk edilmiş tren raylarında kurulan vagon okulları üzerinden eğitim sorununu ele alan çarpıcı romanı “Son Vagon” Kutu Yayınları etiketiyle raflarda. İspanyolca aslından çevrilen roman ayın konusuyla dikkat çeken kitaplarından.

"Tatlar, kokular, renkler, sesler… Hepsinin benim için uzak bir anlamı var. Karşılaştığım yüzlerde tanıdık izler arıyorum. Boğazımda biriken anıları kelimelere dökmeye çalışıyorum. Beni çevreleyen ve duyduğum her şey ceza gibi. Don Ernesto gülüyor. Geçeceğini söylüyor. Bunlar başlangıçta olur. Birlikte bu dönemin sonuna geldik, Malinalli Tenepatl Okulumuzun son dönemine."

Meksika Hükûmeti tarafından demiryolu işçilerinin, göçebe ailelerin ve ücra bölgelerdeki çocukların gidebilmesi için kurulan vagon okullar; modernleşmeye bir köstek olarak görülür ve bir anda siyasi çıkarların odağı hâline gelir. Bakanlıktan müfettişin önüne gelen vagon okulların kapatılma dosyası, müfettişin dosyalarının arasından düşen siyah beyaz bir fotoğrafla; çocukluğun, eğitimin, fakirliğin, ilk aşkların ve düşlerin yeniden yaşandığı ve sorgulandığı bir davaya dönüşür. Hugo Valenzuela; tahta banklar ve kara bir tahtadan oluşan vagon okulu sınıfında, hiçliğin ortasında mücadelesini hiç yitirmeyen ihtiyar öğretmen Don Ernesto ve öğrencilerinin geleceği hakkında en kritik kararı almaya hazırlanırken, kendi geçmişinin muhasebesini de yapacaktır.

Son Vagon; sadece Meksika’nın değil, dünyanın her yerindeki eğitim sorununu sırtlayan, siyasi göndermeleri ve incelikli kurgusuyla sarsıcı bir roman.

Ángeles Doñate: İspanyol gazeteci ve yazar Ángeles Doñate, Barselona'da doğdu. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve eğitim kurumlarında  iletişim yöneticisi olarak çalıştı. Türkçeye ilk kez çevrilen Son Vagon'un (El último vagón) yanı sıra El alma de la radio ve El invierno que tomamos cartas en el asunto adlı eserleri ile de tanınan Doñate, aynı zamanda yetişkinlere gönüllü olarak okuma yazma öğretmektedir.

Son Vagon / Ángeles Doñate
Çeviren: Keziban Acarlar
Roman
Kutu Yayınları, Eylül 2020
Sayfa Sayısı: 232
Etiket Fiyatı: 30 TL

Hikmet Hükümenoğlu’ndan yeni roman: Atmaca

Pazartesi, Eylül 28, 2020

Hikmet Hükümenoğlu yeni romanı Atmaca'da, zor bir hayat geçiren Ömer'in lise yıllarından kırklı yaşlarına, 90'lardan bugüne uzanan öyküsüyle bir kuşağın hayal kırıklıkları, kararsızlıklar, yarım kalan aşklar, çaresizlik, öfke ve bekleyişle geçen yaşamına tercüman oluyor.
 
Saat ikiyi on dört geçiyordu. Daha fazla beklemenin anlamı yoktu artık. Ayağa kalkmak için sandalyemi ittiğimde çıkan gıcırtı sınıfta yankılandı. Sami Hoca tahtaya dönmüş bir şeyler yazıyordu, bir tek o duymadı. Huzursuzca kıpırdananlar, öksürenler oldu. Arkamdakilerin gözlerini ensemde hissettim. Midemde ufak çapta bir fırtına kopuyordu. Neden bilmiyorum ama ceketimin önünü ilikledim. Kapıya vardığımda Sami Hoca bana dönüp, "Evladım, gelirken yan sınıftan tebeşir de ister misin sana zahmet," dedi. "Bu düdük kadar kalmış, parmağımdan kayıyor."

Öfke, kısa süreli bir delilik halidir derler ama bazen çok da kısa sürmez, insanın ömrünü ele geçirir. Atmaca, gitgide artan öfkesiyle boğuşan Ömer'in lisede başlayıp kırklı yaşlarına, 90’lardan bugüne uzanan öyküsü. Hayal kırıklıkları, kararsızlıklar, yarım kalan aşklar, çaresizlik, öfke ve sürekli bekleyiş: Gerçek hayat ne zaman başlayacak?

#öfke #gençlik #aile #doksanlar #aşküçgeni #evlilik #bekleyiş

HİKMET­ HÜKÜMENOĞLU,­1971’de­ İstanbul’da­ doğdu. Kar Kuyusu (2005),­ Küçük Yalanlar Kitabı (2007),­ 47 Numaralı Kamara­ (2010), ­04:00 (2012) ­ve­ Körburun­ (2016)­isimli­ romanları yayımlandı. Körburun’la ­2017­ yılında ­Attila ­İlhan ­Roman­ Ödülü’nü ­kazandı.

Atmaca / Hikmet Hükümenoğlu
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 400
Fiyat: 45,00 TL

Sıra dışı ve aksiyon dolu bir polisiye okumayı özleyenlere: “Son Bakış” raflarda

Pazartesi, Eylül 28, 2020

Üzerinde çalıştığı son dosya başarısızlıkla sonuçlanan bir dedektifin hikayesinin anlatıldığı “Son Bakış” isimli roman Potink Kitap tarafından yayımlandı. Kitap ayrıca Mel Gibson, Charlie Hunnam ile Morena Baccarin’in başrollerini paylaştığı ve yakında gösterime girecek olan Last Look isimli filme de uyarlandı.

Çok sayıda televizyon kanalının komedi dizilerinde senaryo ve oyun yazarlığının yanı sıra idari yapımcı ve baş yazar olarak çalışan Howard Michael Gould’un ilk romanı “Son Bakış” Potink Kitap etiketiyle yayımlandı. Üzerinde çalıştığı son dosya başarısızlıkla sonuçlanan bir dedektif olan Charlie Waldo’nun hikayesinin anlatıldığı romanda, polis teşkilatı başta olmak üzere tüm devlet organlarını medyaya verip işlerin hepsini ifşa ettikten sonra bir dağ evine taşınan Waldo’nun, eski sevgilisi Lorena’nın kendisini ziyarete gelmesi ve Waldo’dan bir dosyanın araştırmasına dahil olmasını istemesiyle olaylar karışmaya başlıyor.

Lorena’ya, ünlü aktör Alastair'in öldürülen karısıyla ilgili bu dosyayı kabul etmeyeceğini söyleyen dedektif Charlie Waldo, bir şekilde tüm televizyon kanalları ve internette kabul etmediği dosya için tutulduğunu öğreniyor ve aksiyon daha da artıyor.

“Hollywood polisiyesine gösterilen çılgın, ele avuca sığmaz bir saygı ve hiciv. Gould,  hikâyeyi nasıl hızlı, zeki ve komik tutacağını biliyor.” – The Philadelphia Inquirer

“Dur durak bilmeyen bir eğlence.” – Providence Journal 

“Gerçekten çarpıcı. Charlie Waldo... edebiyat sahnesinde şimdiye kadar belirmiş̧ olan en eksantrik ve çetin kahramanlardan birisi. Bu kitaba bayıldım ve bütün kalbimle öneriyorum.” 
– William Kent Krueger, New York Times çok satan yazar 

Son Bakış / Howard Michael Gould 
Özgün Adı: Last Looks
Çeviri: Ozan Erdoğan 
Yayına Hazırlayan: Serpil Tütüncü
Yayınevi: Potink Kitap
Türü: Polisiye Roman
238 Sayfa
32 TL


 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template