♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sinema

Kitap Kritik

Dizi

Latest Updates

Laura Barnett'ten Müthiş Bir Çıkış Romanı: Sen Ben Biz!

Cuma, Aralık 06, 2019
Yılın son demlerini umut ve aşk dolu bir hikayeyle geçirmek isteyenlere müjde April Yayınları’ndan geldi. Laura Barnett’in 2015 yılında yayımlanan ve 24 dile çevrilerek uluslararası çoksatana dönüşen romanı “The Versions of Us”, Türkçede! Sunday Times’ın çoksatan listesini uzun süre meşgul eden, Barnes & Noble ve Observer’ın yılın romanı seçkisinde yer alan, British Book Industry Ödüllerinde en iyi çıkış romanı kısa listesine giren roman “Sen Ben Biz” adıyla raflarda yerini alıyor. Konusu ilginç, referans soruları da merakı arttırıyor. Tesadüfleri, seçimleri merkeze yerleştiren aşk hikayelerini oldum olası seviyor ve kayıtsız kalamıyorum. “Sen Ben Biz” de tam bu minvalde görünüyor. Pası april bültenine atarken kitabı merakla beklediğimi belirterek aşk ve umut dolu bir yıl da dileyeyim.

Yılın son demlerinde umut dolu, aşk dolu bir hikayeyle karşınızdayız. Sliding Doors'u izlemiş miydiniz? Peki ya The Butterfly Effect'i? Bu kez biz bir soru soruyoruz... "Ya evet demiş olsaydın?" Yaptığımız tercihlere, tutturduğumuz yollara dair etkileyici bir roman Sen Ben Biz, yazarı Laura Barnett İngilizce edebiyatın yükselen yıldızlarından. Çevirmenimiz Murat Karlıdağ, kapak tasarımımız ise Terapi imzalı. 

“Sen ve ben tarih yazıyoruz. Bu, biziz.”

Eva 19 yaşında. Jim de öyle. İkisi de Cambridge öğrencisi. Yolları ilk kez 1958'de kesişiyor. Eva köpekten kaçayım derken bisikletini dalgın dalgın yürüyen Jim'in üzerine sürüyor. Ve o anda iki hayat değişiyor. Sonsuza dek, seçimler onları ayırana kadar... 

Üç farklı karar, üç olası gelecek… Aşkla, ihanetle ve hırsla şekillenen hayatlarını üç farklı şekilde yönlendiren tek bir an. Tüm bunlara rağmen iki kişi arasında asla değişmeyen bir bağ. 50’lerden günümüze, Londra’dan New York’a, Paris’ten Roma’ya hayatın farklı çizgilerinde kaçışı olmayan bir aşk.

Sen Ben Biz, yaptığımız seçimlere, girdiğimiz yollara, dönüm noktalarımıza dair müthiş bir roman. Film hakları Trademark'a satılan, 24 dile çevrilen Sen Ben Biz, Laura Barnett'ten müthiş bir çıkış romanı. 

"Kitabı okudukça kendinizi mükemmeli ve kusurluyu sorgularken bulacaksınız. Seçimler ve sonuçlar üzerine bir şaheser." 
PUBLISHERS WEEKLY 

"Kitabın konusu müthiş, tekniği ise kusursuz. Ayrıca sonu, hadi sonları diyelim, insanı derinden etkiliyor." 
THE GUARDIAN 

"Barnett cazip bir konuyu mükemmel bir teknikle yazıyor. Üç farklı son... Üstelik olasılıkları öğrenmek için bir seçim yapmak zorunda değilsiniz!"
 THE OBSERVER  

“Hayat ve kader üzerine dokunaklı ve duygusal bir hikaye.” 
STYLIST

"Tam isabet… Şansın ve kaderin hayattaki rolüne dair düşündüren, cazibeli bir roman."
SUNDAY TELEGRAPH 

Sen Ben Biz / Laura Barnett
Orijinal Adı: The Versions of Us
Çeviri: Murat Karlıdağ
Kategori: Dünya Roman
April Yayıncılık, Aralık, 2019
Sayfa Sayısı: 432
Etiket Fiyatı: 35 TL


Sıradan bir annenin kendini kişisel gelişim fenomenine kaptırma hikâyesi : Bir Şifa Bağımlısının İtirafları

Cuma, Aralık 06, 2019
Şaman, astrolog, hipnotizmacı, vücut okuyucusu, nefes, masaj, dans terapistleri, enerji uzmanları ve bin bir nevi şifacı, bir insanın ruhuna ne yapabilir? Cevap, Bir Şifa Bağımlısının İtirafları’nda…

“İpin ucunu bir yerde kaçırdım. Bazı kadınların hep daha fazla estetiğe ihtiyaç duymaları gibi, ben de ruh estetiğine ihtiyaç duyuyordum. Kabul ediyorum, şifa bağımlısı oldum.”

Tıbbın çaresiz kaldığı bir bağışıklık hastalığını yenmek için başvurduğu uygulamalarda hızını alamayan Ela Başak Atakan’ın, detoksla bağırsaklarını, yogayla kafasını, farkındalıkla nefesini ve bütün bunları yaparken cüzdanını boşaltmasını kahkahalarla okuyacaksınız.

ELA BAŞAK ATAKAN, sinema yüksek lisansı yaptıktan sonra, Türkiye ve Amerika’da film sektöründe yönetmen olarak çalıştı. Senarist olarak kariyerine devam etti. Fakat hayatın bir film olduğuna kanaat getirip çıktığı kişisel gelişim yolculuğunda kendini öğretmenliğe adadı. Halen Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü’nde senaryo dersleri veriyor ve film okumaları hazırlıyor, fena halde bağlandığı alternatif şifa yöntemleriyle kişisel gelişimini sürdürüyor.

Bir Şifa Bağımlısının İtirafları / Ela Başak Atakan
Tür: Kişisel Gelişim
Sayfa sayısı: 224
Fiyat: 26.50

Brian Banks : Özgürlük Zihinde Başlar

Perşembe, Aralık 05, 2019
Çağımız insan hakları çağı oluyor giderek. Özgürlüğümüzün ve sınırlarımızın bilinciyle hareket ettiğimizde önümüzde hiçbir şey duramıyor ve hakkımız er geç teslim ediliyor. Yargı sisteminin tüm gediklerini aşmakla kalmıyor, özellikle sosyal medyadan etiketlerle adalet çağrısında bulunuyoruz. Yakın zamanda pek çok davada istenen kararlar çıktı ve suçlular hak ettikleri cezaları aldı. Ya hak edilmemiş cezalar? Suçsuz olsa da bunu kanıtlayamadığı için yok yere ceza çekenler. İkibinli yıllar aynı zamanda bu suçsuz hükümlülerin kaybolan yıllarını da geri vermek için çabalıyor. Çeşitli dernek, kurum ve kuruluşlar ile gönüllüler yanlış yargılama ile suçsuz yere hapis yatan insanlara umut oluyor. Bu umudun kahramanlarından biri de yakın gelecekten biri. Hikayesiyle basında gündem olan Brian Banks, adını verdiği filmde özgürlüğünü geri kazanmaya çalışıyor.

Gerçek hikayeye dayanan filmin senaryosunu “The Pornographer”, “Akeelah and the Bee” ve “Spinning Into Butter” ile tanıdığımız Doug Atchison kotarırken peliküle aktaran isimse Tom Shadyac olmuş. Doksanlı yıllara Jim Carrey’li komedilerle damga vuran Shadyac, on bir yıl sonra setlere dönmüş. İlk yönetmenlik denemesi “Ace Ventura: Pet Detective” ile 1994’ü rüya gibi geçiren yönetmen “The Nutty Professor” ve “Liar Liar”dan sonra “Patch Adams” ile aile filmi klasiği de yaratmıştı. “Dragonfly” ile mistik dramı denedikten sonra ikibinli yılları da “Aman Tanrım” serisiyle karşıladı. “Bruce Almighty” ve “Evan Almighty”nin ardından gömüldüğü sessizliği Brian Banks ile bozmuş. Komedilerle meşhur yönetmen bu kez direksiyonu drama çevirerek adalet arıyor. Mütevazı bir oyuncu kadrosu kurulmuş. “Straight Outta Compton” ile yıldız statüsüne doğru büyük bir adım atan Aldis Hodge başrolü üstlenirken, Greg Kinnear, Melanie Liburd, Sherri Shepherd, Mystie Smith ve Xosha Roquemore da ona eşlik eden isimlerden öne çıkanlar.

Brian Banks ile tanışıyoruz. 16 yaşında iken tecavüz suçlamasıyla altı yıl hapse mahkum olmuş. Şartı tahliye ile salınmış. Hayatını değiştiren olay sonrası cinsel suçlu olarak sabıkası yüzünden herhangi bir işe giremiyor, parklar ve okullara altı yüz metreden fazla yaklaşamıyor. Okulu bırakmak zorunda olması bir yana yıldız bir futbolcu adayı iken artık futbol oynayamıyor. USC’ye bağlı bir Amerikan lisesi futbol yıldızı olan Brian Banks, NFL hayalleri kurarken kendisini hapishanede buluvermiş. Banks’in mahkemenin yeniden görülmesi için yaptığı itiraz ile çaktığı kıvılcım Justin Brooks’a ulaşmasıyla ateşe dönüşüyor. Suçsuz bir adamın özgürlüğünü yeniden kazanmasını izliyoruz kısacası.
Doug Atchison, mevcut öyküyü küçük dokunuşlarla standart hale getirmiş. İlham verici bir öykü olsa da duygudan uzak bir şekilde, mesafeli ve soğuk olarak yansıtıyor kahramanını. Banks’in öyküsünün içi fazlasıyla dolu, fazlasıyla özel ve ilham verici oysa. Shadyac’ın da bu senaryodan iyi bir dram çıkarma çabası daha yarısına gelmeden boşa oluyor. Seyircisini bir türlü filmin içine sokamıyor ikili. Hodge’un tüm çabası da etkisiz kalıyor. Önüne çıkan her engeli aşma çabasındaki Banks’in mücadelesi sıradanlaşıyor böylece. Tüm mücadelenin ortasında pozitif bir anne, karbon kağıdı gibi sevgili adayı, isteksiz avukat her şeyi yapaylaştırıyor. Bir de üzerine izleyicinin içine işlemesi planlanan özlü sözler bölümü gelince o sekanslar kamu spotu gibi kalıyor. Etkisiz senaryonun hiçbir duyguyu harekete geçirmemesi sayesinde Banks’ın hayat hikayesi gözümüzün önünden gelip geçtiğiyle kalıyor sadece. Standart bir film olarak kalıyor.

On milyon dolarlık bütçesini gişedeki kötü gidişiyle çıkarmaya çalışan “Brian Banks”,  iki festivalden aldığı ödüle rağmen 9 Ağustos’ta girdiği vizyonda beklenen etkiyi yaratamamış. Amerikan futboluna duyulan tutkuya rağmen hesapların tutmaması da yeterli gösterge. Elbette filmi sevenler ve yüksek puanlarla beğenisini gösterenler var ama bu durum tipik bir tv filmi tadında olduğu gerçeğini değiştirmiyor. “Hayatta kontrol edebileceğin tek şey hayata karşı verdiğin tepkidir” sözlerini sık sık yineleyen ve bu minvalde mesajlar veren Brian Banks, tüm bu sözlerine rağmen ibretlik öyküsünü tepkisiz bir seyire dönüştüren doksan dokuz dakikalık vasatlık. 

Horacio Castellanos Moya'dan Thomas Bernhard üslubunda bir öfke konçertosu: Tiksinti

Perşembe, Aralık 05, 2019
“Cahil halkların birincil ve başlıca özelliğidir bu, kendi çöplüklerini dünyanın en iyi yeri kabul ederler.”

Sanat tarihi profesörü Edgardo Vega on sekiz yıllık sürgünün ardından, annesinin cenazesi için Kanada’dan ülkesi El Salvador’a dönmek zorunda kalır. Zamanında ülkesinden iğrenerek kaçmıştır ama şimdi kâbusuyla yüzleşmek zorundadır. El Salvador’daki tek arkadaşı olan Moya adlı yazarla bir barda buluşarak pislik yuvası dediği o ülkede ne var ne yoksa kesintisiz bir monologda yerin dibine sokar: politikacıların yozlaşmışlığı, askerlerin cani katliamları, halkın zevksizliği ve aptallığı, çürümüş eğitim sistemi, mide bulandırıcı El Salvador birası ve yemekleri – tiksintiye müstahak daha nice şey...

El Salvadorlu sürgün yazar Horacio Castellanos Moya’dan hakaret virtüözü Thomas Bernhard üslubunda bir öfke konçertosu.

“Tiksinti elbette ki sadece bir hesap kapatmadan ya da bir yazarın ahlaki ve politik ortam karşısındaki derin ümitsizliğinin ifadesinden ibaret değil, aynı zamanda bir üslup alıştırması, Castellanos Moya’nın Bernhard’ın kimi eserlerine yönelik parodisi ve insanı gülmekten öldüren bir roman.”
– Roberto Bolaño

Tiksinti / Horacio Castellanos Moya
İspanyolcadan çeviren Süleyman Doğru
Notos Edebiyat – Roman, Aralık 2019
102 sayfa • 18 TL


Halide Edib edebiyatına giriş : Heyula

Çarşamba, Aralık 04, 2019
Halide Edib Adıvar'ın tamamı yayımlanmış ilk romanı Heyula, Can Yayınları etiketiyle raflarda. Heyula, yazarın olgunluk dönemi eserlerinin habercisi mahiyetinde.

“Gözlerine bir müddet baktım; beni görmedi. Sonra bu kadar derin olduğu için mukaddes olan bu acıya diz çöktüm. Bu benim tanıdığım Selma’ya benzemeyen kadının sarkan elini tutmak istedim. Titreyerek çekildim. Bir ölü gibi soğuktu. Hususuyla bu buz gibi elin üzerindeki soğuk nem vücuduma buz cehenneminde titreyen bir ruhun azabını ihsas etti. Zavallı, zavallı Selma!”

“Histeriyi kurmacalaştırması, sinir hastalıklarının temsili, döneminin psikolojik ve tıbbi söylemine işaret etmesi, estetik ve anestezik olan arasında girift ilişkileri sunuşu, metinler arası göndermeleri, müziği ve operayı anlatısına katışıyla Halide Edib edebiyatının tarihyazımına dahil edilmesi gereken Heyula, aramızda yeniden dolaşmalıdır.” Fatih Altuğ

Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda.

#edebiyatımızınmirası #milliedebiyat #kadın #hastalık #konak #istismar #ilkroman

Bu kitaplara ilgi duyanlar için ek öneriler: Halide Edib Adıvar: Handan, Son Eseri, Mehmet Rauf: Eylül, Hüseyin Rahmi Gürpınar: Sevda Peşinde, Nabizade Nâzım: Zehra, Halid Ziya Uşaklıgil: Aşk-ı Memnu, Bitmemiş Defter

HALİDE EDİB ADIVAR, 1882’de İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okudu. 1908’de yazmaya başladığı kadın hakları hakkındaki yazılarından dolayı kimi kesimlerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması sırasında Mısır’a kaçmak zorunda kaldı. 1909’dan sonra öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda, İzmir’in işgalini protesto mitinginde tarihî bir konuşma yaptı. 1920’de Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Onbaşı ve üstçavuş rütbeleri aldı. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası’yla fikir ayrılıklarına düştü. Bunun sonucunda 1917’de evlendiği ikinci eşi Adnan Adıvar’la birlikte Türkiye’den ayrıldı. İlerleyen yıllarda konferanslar vermek üzere ABD’ye gitti, Mahatma Gandi tarafından Hindistan’a çağrıldı. 1939’da İstanbul’a dönen Halide Edib, 1940’ta İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950’de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954’te istifa ederek evine çekildi. 1964’te öldü.

Heyula / Halide Edib Adıvar
Dizi: Miras
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 88
Fiyat: 14 TL


Paraya Tapınılan Bir Dünyada Kadın Olmak: Sadakat

Salı, Aralık 03, 2019
Kafka Kitap bir yazarı daha türkçeye kazandırıyor. İlk romanıyla Premio Calvino ödülü finalistleri arasına girerek adını duyuran Letizia Pezzali’nin 2018 yayımlanan ve sekiz dile çevrilerek ilgi gören romanı “Lealtà”, “Sadakat” adıyla raflarda…

Arzu öğrenilmez ve öngörülemezdir. Londra’nın, kendi kanunlarına göre işleyen finans merkezinde çalışan otuz iki yaşındaki Giulia’nın deneyimlerine göre arzu da tıpkı finans piyasaları gibi kaotik hatlar çizerek yükselişe geçer, çöker ve sağlamlaşır. Giulia’nın hayatı belirli bir ritimde akmaktadır; çok para, az zaman, her şeyden öte itibarı korumak için kurulan ilişkiler – tabii buna özel hayatı dahil değildir. Kısacası toplumun geri kalanının şüpheyle yaklaştığı ayrıcalıklı bir ekosistemde var olmaktadır. Kendinden yaşça büyük ve evli bir adam olan Michele ise onun için üniversite yıllarında yaşadığı ve eşi benzeri olmasa da geride kalmış bir maceradır. Yalnızca sektörel haberler üzerinden hayatına dair bilgi edindiği Michele’nin adı bir sohbette belki tesadüfen geçince Giulia gömülü olduğunu sandığı bu hikâyeyi yeniden gün yüzüne çıkaracak, acı ve aşkın köklerini sorgulamaya; insanlar arasındaki farklara, kuşaklara ve geleneklere rağmen değişmeyen kırılganlığımızı irdelemeye koyulacaktır. 

"Hayat boyu doğru tarafta durmaya çalışıyoruz, eğlencenin doğru tarafını kastediyorum. Bizi ilgilendiren varoluşsal soru ise hep şu: Bir şey mi kaçırıyorum?"

Günümüz finans ve duygu dünyalarının vahşi koşullarında var olmaya çalışan bir kadının takıntılı aşkına yalın ve keskin bir bakış sunan Sadakat, arzunun doğasına, iktidar ilişkilerine ve çağımızda iletişimin yeni bir dil ihtiyacına dair sıradışı bir roman.

Letizia Pezzali, 1979’da İtalya’nın Pavia şehrinde dünyaya geldi ve yıllarca Londra’da çalıştı. Eşi ve kızıyla birlikte Lüksemburg’a yerleşen yazarın ilk romanı L'età lirica, Premio Calvino ödülünün finalistleri arasına girdi. İkinci romanı olan Sadakat ise sekiz dile çevrildi.  

Sadakat / Letizia Pezzali  
Çeviri: Bengi Oya
Dizi / Tür: Dünya Edebiyatı / Roman 
Yayım Tarihi: Kasım, 2019
Sayfa Sayısı: 195
Fiyat: 19,50 TL

George Orwell'in kült eseri ''Hayvan Çiftliği'' koleksiyon baskısıyla raflarda!

Salı, Aralık 03, 2019
George Orwell'in kült eseri Hayvan Çiftliği kitaba özel tasarlanan çamurdan heykel fotoğraflarının yer aldığı koleksiyon baskısıyla raflarda! Can Yayınları özel ahşap kutusu, saman dokusuna sahip şömizi ve ciltli baskısıyla Hayvan Çiftliği’ni, okurlarıyla tekrar buluşturuyor.

20. yüzyılın totaliter rejimlerini zamana meydan okuyan, geleceğe ibret niteliğinde bir anlatıya dönüştüren, 70’in üzerinde dile çevrilmiş hikâyenin tüm kahramanları; Snowball, Napoleon, Squealer, Boxer ve diğerleri, bu kez çamurdan heykel olarak sayfalarda canlanıyorlar. Kendi kendilerini yönetmek için çiftliğin gaddar sahibini deviren ve kendi bağımsızlıklarını ilan eden hayvanların birbirine düşürülmesinin, adaletsiz düzenin yine yolunu bulmasının ve bir ütopyadan adım adım inşa edilen korku rejiminin hikâyesi, tüm insanlığa bırakılmış bir uyarı niteliğinde.

Orwell’in diğer başyapıtı Bin Dokuz Seksen Dört gibi güncelliğini asla yitirmeyen Hayvan Çiftliği, Utku Lomlu’nun (Lom Creative) sanat yönetmenliğinde hazırlanan özel baskısı, seramik sanatçısı Hülya Sözer’in yaptığı çamurdan heykellerin yer aldığı, kitaptaki en çarpıcı sahneleri anlatan görselleriyle her edebiyat tutkununun koleksiyonunda olmayı hak ediyor.

Kitaptan en çarpıcı sahnelerinin seçilmesiyle başlayan proje, Hayvan Çiftliği’nin masalsı fakat karamsar dünyasını yansıtan heykellerin yapılmasıyla devam etti. Boyutları 10-30 cm arasında değişen heykellerin her biri seramik çamurundan yapıldı ve yaklaşık iki aylık bir sürecin sonunda  ortaya çıktı. Orwell’in kaleminden çıkan karakterlerin kişiliğini kusursuz bir şekilde betimleyen bu çamurdan heykeller, seçilen sahnelere uygun kurgularla fotoğraflandı.

Özel tasarım ahşap kutunun tüm kesim, boyama ve serigrafi süreçleri ise el işçiliğiyle hazırlandı. Şömiz olarak Hayvan Çiftliği’nin atmosferine uygun olarak saman dokusu tercih edildi.

George Orwell’in modern zaman fablı Hayvan Çiftliği, koleksiyonerler için hazırlanan bu özel baskısıyla bir kez daha okurların karşısında.



George Orwell’in Can Yayınları’ndaki diğer kitapları: Bin DokuzYüz Seksen Dört (1984), Burma Günleri (2004), Aspidistra (2005), Paris ve Londra’da Beş Parasız (2015), Boğulmamak İçin (2015), Wigan İskelesi Yolu (2016), Papazın Kızı (2017).

GEORGE ORWELL, 1903’te Hindistan’ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde doğdu. Ailesiyle birlikte İngiltere’ye döndükten sonra, öğrenimini Eton College’de tamamladı. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, 1922-1927 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak, imparatorluk yönetiminin içyüzünü görünce istifa etti. 1950’de yayımladığı Shooting An Elephant (Bir Fili Vurmak) adlı kitabı, sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren makalelerin derlemesidir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell’in en çok tanınan yapıtlarından Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, bilimkurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Burma Günleri ise, Orwell’in Burma’daki (bugünkü Myanmar) İngiliz sömürgeciliğini dile getirdiği ilk kitabıdır. Orwell, 1950’de Londra’da öldü.


Jessica Jones dizisinin başrolü Krysten Ritter'ın ilk romanı bu hafta raflarda...

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Birçok film ve dizi ile görüp sevdiğimiz, son olarak Jessica Jones rolü ile gönlümüzü fetheden Krysten Ritter'ın 2017 Kasım’ında yayımlanan ve ilgiyle karşılanan romanı “Bonfire” Türkçede! Emre Aygün’ün çevirisiyle “Şenlik Ateşi” adını alan roman İthaki yayınları etiketiyle 5 Aralık’tan itibaren raflarda yerini alıyor.

Geçmişinizden kaçabilir misiniz?

Abby Williams, on yıl önce nahoş anılarını toprağa gömüp, lise hayatını kâbusa çevirmiş olan insanları ve ailesini geride bırakarak büyüdüğü Barrens kasabasını terk etmiştir. Artık Şikago’da bir çevre avukatı olan Abby, şehirde güzel bir dairede yaşıyor, tatmin edici bir işte çalışıyor ve geçmişini düşünmekten kaçınıyordur.

Fakat Abby yeni bir dava yüzünden kasabası Barrens’a dönmek zorunda kalınca eski yaraları tekrar kanamaya başlar. Kasabanın belkemiği olan ve herkesin sevdiği Optimal Şirketi’ni araştırmaya gönderilen Abby, on yıl önce popüler kız Kaycee Mitchell ve arkadaşlarının sebep olduğu Barrens’ın en büyük skandalı ile şu anki soruşturma arasında garip bağlantılar bulur.

Bu skandaldan sonra ortadan kaybolan Kaycee’ye gerçekte neler olduğunu öğrenmek için çabalayan Abby hayal ettiğinden daha rahatsız edici sırları açığa çıkaracaktır: “Oyun” adında, kasabayı ve orada yaşayanları tehdit eden, tehlikeli bir ritüel.

Şenlik Ateşi, Netflix’in çok sevilen Jessica Jones dizisinin başrolü Krysten Ritter’ın, gizemler ve tehlikelerle bezeli geçmişine yolculuk eden bir kadının ters köşelerle dolu macerasını anlattığı, heyecan dolu ilk romanı.

 “Fevkalade ve tüyler ürpertici bir ilk roman.”
– Gillian Flynn, çoksatan Kayıp Kız’ın yazarı

“Kyrsten Ritter’ın ilk romanı Şenlik Ateşi’ne bayıldım. Karanlık, rahatsız edici ve elinizden bırakamayacağınız bir eser.”
– Ruth Ware, çoksatan 10 Numaralı Kamara ve Kapkaranlık Ormanda’nın yazarı

“Jessica Jones’un yıldızı Şenlik Ateşi’yle edebiyat dünyasına mükemmel bir giriş yapıyor. Gizemli, psikolojik olarak insanı etkileyen bir hikâye.”
– Entertainment Weekly

“Büyük bir yetenekten olağanüstü bir ilk roman” 
– Blake Crouch, çoksatan Karanlık Madde’nin yazarı

Şenlik Ateşi / Krysten Ritter
Çevirmen: Emre Aygün
İthaki Yayınları, Aralık 2019
288 Sayfa
25 TL

İnsan ve Teknoloji Arasındaki Yaratıcı Ortaklık : Dijital Ruh

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlanan Dijital Ruh: İnsan ve Teknoloji Arasındaki Yaratıcı Ortaklık isimli kitap raflardaki yerini aldı. Bilim kategorisinde yayımlanan kitap, Berkeley Üniversitesi Profesörü Edward Ashford Lee tarafından kaleme alındı, Avni Uysal ve Gizem Uysal tarafından Türkçeye kazandırıldı. 

Kitap, teknolojinin insan hayatına girmesinin ardından oluşan farklı fikirlerden yola çıkarak “Gerçekte teknoloji nedir?” sorusunun yanıtını arıyor. Kimilerinin teknolojinin her şeye hâkim olduğu gelecekten korktuğu, kimilerinin ise geleceğe olağanüstü bir coşkuyla yaklaştığı ve fiziksel dünyadaki her şeyin aslında tamamen dijital bir hesaplama olduğunu iddia ettiği bir karmaşada, “Teknoloji zaten var olan şeylerin keşfedilmesinden ibaret midir, yoksa buluşmalar mı var eder onu?” sorularını yanıtlamak için Platon’un felsefesine değiniyor. 

Teknolojinin insanlar tarafından keşfedilen Platonik İdeallerden oluştuğu düşüncesi ile yaratıcı bir süreç olduğu düşüncesini karşı karşıya getiren kitap, “Teknoloji mevcut hızıyla zaman içinde insana üstün gelebilir mi?” sorusuyla insanlar ve makineler arasındaki rekabete odaklanıyor. Edward Ashford Lee, aslında böyle bir rekabet olmadığını, evrim sürecinden birlikte geçildiğini iddia ediyor. Bir yin ve yang dengesiyle teknoloji tarihinin en alt basamağından en üst basamağına doğru tırmanarak okura adeta bir teknoloji felsefesi sunuyor.

Dijital Ruh / Edward Ashford Lee
Çevirenler: Avni Uysal - Gizem Uysal
Ana Kategori: Bilim
Sayfa Sayısı: 386
Fiyat: 34 TL

José J. Veiga’dan itaat duvarlarını aşıp gökyüzüne kanat çırpanların öyküsü: Sakallı Kralların Gölgeleri

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Delidolu okurlarının Gevişgetirenler Zamanı adlı yapıtıyla tanıdığı, Portekizce edebiyatın 20. yüzyıldaki en önemli yazarlarından biri olan José J. Veiga’nın ödüllü romanı Sakallı Kralların Gölgeleri, bir çocuğun iç dünyasını, toplumsal sorunlarla iç içe geçen sancılı büyüme ve olgunlaşma hikâyesini anlatıyor.

Yazar, sade ama tedirgin edici, çarpıcı üslubunu bu kitabında da ustalıkla ortaya koyarken toplumsal yaşayışa, aile ilişkilerine, özgürlüğe, otoriter rejimler karşısındaki insani zaaf ve erdemlere dair incelikle kalem oynatıyor. İşlediği konuların evrensel niteliği sayesinde, yazıldığı dönemin ve coğrafyanın ötesine uzanabilen bu etkileyici alegorik roman, baskı ve adaletsizlik karşısındaki tutumumuzun sonuçları üzerine düşündürüyor.

Bir gün şehre bir Şirket gelir ve umutları suya düşüren beklenmedik bir dönüşüm başlar. Lucas’ın hafızasından süzülen satırlarda, şehirdeki tek otorite hâline gelen Şirket’in kuruluşunun ardından yaşananlara, günbegün artan baskı ve korkuya, absürd yasaklara, aşılamaz duvarlara, şehrin üzerinde uçan akbabalara, müfettişlerin gölgelerine, özgürlüğü ve düşleri elinden alınmış bir toplumun yeniden kanatlanışına tanık oluyoruz.

“Her tarafı çevreleyen duvarlar, yorucu ve heves kırıcı bir hâl almış, bunun yanı sıra şehirde neler olup bittiğini ve ahalinin neler düşünüp konuştuğunu öğrenmeyi zorlaştırmıştı. Eskiden, okuldan eve anneme anlatacak pek çok havadisle dönerken şimdi dünyadan haberim olmadan gidip geliyordum. Yolda rastladığım az sayıdaki insan da ya her şeyden bihaber oluyor ya da konuşmaya heves etmiyordu. Yukarısı hariç nereye bakarsak bakalım duvarları görüyorduk. Zaten, bulutlar ve akbabalar dışında bir şey görmenin mümkün olmadığı gökyüzüne ne diye bakacaktık?”

"Bir şehrin en büyük eğlencesinin akbabalar olması için o şehrin başına ne gelmiş olması gerekir? Veiga'nın yarattığı fantastik görüntü korkutucu olsa da anlaşılabilir, zira bizim de kendi akbabalarımız var. Sakallı Kralların Gölgeleri ile içinde yaşadığımız gerçeklik arasındaki ilişki hiç de uzak değil. […] Belki de şimdilerde, yükselen duvarları yıkmak için kadınlara ve uçan insanlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var.” Arthur Souza (Homoliteratus)

José J. Veiga: 2 Şubat 1915’te Brezilya’da, Corumba de Goiás’ta dünyaya geldi. Daha sonra, Ulusal Hukuk Fakültesi’nde eğitim göreceği Rio de Janeiro’ya taşındı. BBC Londra Radyosu’nda yorumcu, O Globo ve Tribuna de Imprensa gibi yayın organlarında gazeteci olarak çalıştı. 44 yaşında, ilk romanı Os Cavalinhos de Platiplanto (Platiplanto’nun Tayları) ile edebiyat dünyasına adım attı. Kitapları, içlerinde Portekiz, İspanya, ABD ve İngiltere’nin de bulunduğu pek çok ülkede basıldı. Eserlerinin bütünü ile, Brezilya Dil Akademisi tarafından verilen Machado de Assis Ödülü’ne layık görüldü. 19 Eylül 1999’da hayatını kaybetti.

Sakallı Kralların Gölgeleri / José J. Veiga
Roman, yetişkin
Türkçeleştiren: Canberk Koçak
156 Sayfa
Fiyat: 28,00 TL 


Çağdaş İspanyol Edebiyatının En Büyük İsimlerinden Fernando Aramburu, “Anayurt” İle Türkçede!

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Bittori, İspanya’da ETA’nın silah bıraktığı ve barışın başladığı gün, terör kurbanlarından biri olan kocası Txato’nun mezarını ziyaret eder. Eski dostları ve komşularının örgüte katılan oğluyla konuşup, cinayeti onun işleyip işlemediğini öğreneceğine yemin eder. Siyaset ve şiddetin halkları, aileleri ve bireyleri nasıl parçalayabildiğini etraflıca işleyen Anayurt, iki ailenin kaderlerini yıllar içinde kâh kesiştiren kâh birbirinden ayıran olayların dökümünü yaparak siyasi cinayetlerin insani boyutlarına ışık tutuyor.

“Böylesine inandırıcı ve etkileyici, böyle zekice tasarlanmış bir kitap; tarihi gerçekliğe dokunaklı bir şahitlik sunan böylesi bir kurgu okumayalı çok zaman olmuştu.”
—Maria Vargas Llosa

Bir grup silahlı insanın bir vatanın kime ait olduğuna, kimin onu terk etmesi ya da yok olması gerektiğine karar vererek işlediği bu cinayetlere ve nefret diline; totaliter ideolojiler doğrultusunda bir tarih uydurmaya çalışan insanların yarattığı hafızasızlığa ve unutmaya karşı bir roman Anayurt. Yakınlarımızın ve sevdiklerimizin birbirine sırt çevirmesini yahut sarılmasını sağlayan unsurlara odaklanan ustalıklı anlatısıyla Aramburu, Premio Strega Europeo (2018) ve Premio Nacional de Narrativa (2017) dahil pek çok ödüle layık görülen bu romanında günümüz kavgalarının acı sonuçlarını gösterirken duygularımız kadar düşüncelerimize de dokunuyor ve hayatı her açısıyla değerlendirmemizi öneriyor.

Fernando Aramburu: 1959’da San Sebastián’da doğan ve çağdaş İspanyol edebiyatının önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Fernando Aramburu öykü, roman, şiir ve çocuk kitapları yazdı. İspanyol filolojisi eğitimi gördükten sonra 1985’te Almanya’ya yerleşti. Halen orada yaşayıp dersler vermektedir. Aramburu’nun Anayurt romanı HBO Europa tarafından televizyon dizisi olarak uyarlanmaktadır. Başlıca yapıtları: Fuegos con limón (1997 Ramón Gómez de Serna Ödülü), Los ojos vacios (2011 Euskadi Ödülü), Los peces de la amargura (2006 Maria Vargas Llosa NH Ödülü), Años lentos (2011 roman alanında Tusquets Ödülü), Ávidas Pretensiones (2015 Biblioteca Breve Ödülü).

Anayurt / Fernando Aramburu 
Çeviri: İdil Dündar
Dizi / Tür: Dünya Edebiyatı / Roman 
Yayım Tarihi: Kasım, 2019
Sayfa Sayısı: 603
Fiyat: 49,90 TL

2018 Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’nün Kazananı “Dost”, Ayça Sabuncuoğlu Çevirisiyle Türkçede!

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Yayımladığı kitaplarla son dönemde öne çıkararak nitelikli edebiyatın adresi haline gelen Kafka Kitap, 2018 Amerikan Ulusal Kitap Ödülü kazananı "Dost" ile okur karşısında. Bu vesileyle Kafka kataloğunu incelemenizi ilginizi çeken kitapları tereddüt etmeden almanızı salık vererek ve pası bültene atayım.

Romanın isimsiz kadın anlatıcısı, aynı zamanda hocası da olan en samimi erkek arkadaşının beklenmedik bir şekilde intihar etmesiyle acılı bir yas sürecine girer ve arkadaşının kısa süre önce sahiplendiği Danua cinsi yaşlı köpeğini de evine almak zorunda kalır. Üstelik kirada oturduğu dairede –sözleşme gereği– köpek bakamayacağını yıllar önce kabul etmiştir. İşte, birlikte yas tutarken birbirini tanımaya da çalışan bu iki canlının öyküsüdür Dost. 

“Harika bir kitap… Ölüm, yas, sanat ve aşka dair sayısız içgörüyle dolu.” -Wall Street Journal

“Bütün evin köpek kokuyor, diyor ziyarete gelen birisi. İcabına bakacağımı söylüyorum. Bunu da o kişiyi bir daha asla davet etmeyerek yapıyorum.”

Genelde hayvan-insan, özeldeyse köpek-insan ilişkilerini ele alan, bu ilişkilerin edebiyat ve kültürdeki temsillerini, yazarlığa ve edebiyat camiasına içkin çatışmalarla bir arada irdeleyen roman, yazarına ABD’de 2018 Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandırdığından beri yayınlandığı tüm ülkelerde büyük beğeni kazandı ve kazanmaya da devam ediyor.

“Büyüleyici... Romanın komedisi kendi kendini yazıyor âdeta... Ne var ki kederli ve yankılı bir sesi var... Cümlelerinin canlılığı zaman zaman bana Rachel Cusk’ı hatırlattı.” 
—The New York Times

“Buruk ve dokunaklı bir roman olan Dost hem bir aşk hikâyesi, hem bir delilik öyküsü, hem de bir iyileşme anlatısı.” 
—Vanity Fair

“Düşünce yüklü olduğu kadar eğlenceli de bir roman olan Dost, arkadaşlık, iyileşme ve insanlarla köpekler arasındaki bağlar üzerine zarif bir anlatı.” 
—Buzzfeed

“Bu romanın herhangi bir yerinde, aşk ve şefkati yas duygusundan ayırmak imkânsız... Dost, sonunda insanın kalp atışlarını yavaşlatan o nadir romanlardan biri.”
 —Los Angeles Review of Books

“Sürükleyici… Bu zarif roman hem güçlü hatıraları hem de gündelik hayatı irdelerken, geçmişin özellikle yas ve keder esnasında çoğu zaman bugünden daha canlı oluşunu yansıtıyor.”
—Publishers Weekly

Dost / Sigrid Nunez 
Çeviri: Ayça Sabuncuoğlu
Dizi / Tür: Dünya Edebiyatı / Roman 
Yayım Tarihi: Kasım, 2019
Sayfa Sayısı: 191
Fiyat: 19,50 TL

Elia Kazan'dan sarsıcı bir roman: Uzlaşma

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Sinema dünyasına kazandırdığı başyapıtlarıyla tanıdığımız yönetmen Elia Kazan’ın konforlu hayatların iç dünyasına sokulan bir hançer olarak tanımlanan romanı “Uzlaşma” Alakarga’dan raflarda…

"Artık bir şey yapmam için bir neden olmadığına göre, bir şey yapmamam için de bir neden yoktu. Değer yargılarını ve sonuçları düşünemeyecek kadar zom ve mutluydum. Sadece ve sadece dürtülerimle ve arzularımla alakadar olmak istiyordum..."

Elia Kazan’ın bu unutulmaz romanı konforlu hayatların iç dünyasına, zenginliğin ve kurumsallığın saçmalığına ve çağdaş iş yaşamının nasıl bir hapishane olduğuna yöneltilmiş bir hançer adeta. Romanın kahramanı Eddie, Türkiye’den Amerika’ya göç etmiş Yunan kökenli bir ailenin oğludur. Amerika’da yeni isimler almak, yeni hayatlar kurmak aileyi yalnızca bir yere kadar mutlu etmiştir... Eddie, yıkıcı aşkı tanıdığı zaman, aile, para, ün, kariyer, bir anda değersizleşir...

Elinizden bırakamayacağınız, güçlü, sarsıcı bir roman...

Şimdi ALAKARGA’dan raflarda…

Uzlaşma / Elia Kazan
Alakarga, Roman, Kasım 2019
Sayfa: 712
Fiyat: 60 TL


Di Benedetto’dan bir bekleyiş romanı: Zama

Pazartesi, Aralık 02, 2019
Kendime, neden yaşadığımı değil, neden yaşamış olduğumu sordum. Büyük ihtimalle beklemekten ötürü, dedim ve hâlâ bir şeyi bekleyip beklemediğimi anlamak istedim. Sanırım öyleydi.

18. yüzyıl’ın sonlarında Paraguay. İspanya Krallığı’nın temsilcisi Diego de Zama’nın uzun bekleyişi... Belki hiç gelmeyecek bir gemi, bir terfi mektubu ve uzaklarda kalmış aile...

Yayınlandığı 1956 yılından bu yana İspanyolca yazılmış en güzel romanlardan biri olarak kabul edilen Zama, sonunda Türkçede.

“Di Benedetto, bir şeyi kanıtlamak için geçmişi yeniden inşa etmek istemeyen ender romancılardan biridir. Geçmişi yaşıyor ve bizi tüm tuhaflıklarını koruyan deneyim ve davranış biçimleriyle başbaşa bırakıyor.” (JULIO CORTAZÁR)

Şimdi ALAKARGA’dan raflarda…

Zama / Antonio di Benedetto
Alakarga, Roman, Kasım 2019
Sayfa: 328
Fiyat: 35 TL


Kafka Kitap, Türkçe Edebiyat Hayatına iki romanla başladı

Çarşamba, Kasım 20, 2019
Kısa sürede nitelikli okur için alt marka olmanın ötesine geçerek kitaplığın hacimli markasına dönüşen Kafka Kitap, çeviri kitapların ardından Türkçe edebiyat yayımcılığına da başlıyor. Tüyap Kitap Fuarı’nda görücüye çıkan iki roman ile ilk adım atılmış durumda. İlker Aksoy’un “Bir Başka Dünyada” ve Fatih Balkış’ın “Karaçam Ormanı’nda” adlı romanları raflarda. Yeri gelmişken İlker Aksoy’un ilk romanı “Ölümden Beter Yaşamlar”ı tavsiye etmiş olayım. Hak ettiği okuru bulamadı, gölgede kalan, keşfedilmeyi bekleyen romanlardan biri olarak kaldı. Pası bültene atmadan önce iki romanı da incelemeden geçmemenizi de önermiş olayım.

2012 yılında dünya edebiyatından çağdaş çeviri eserler yayımlamak üzere kurulan ve kısa sürede geniş bir okur kitlesine ulaşan Kafka Kitap, 2019 yılı itibariyle Türkçe edebiyat yayıncılığına adım atıyor.

2014 yılında Sel Yayınları etiketiyle basılan ilk romanı “Ölümden Beter Yaşamlar” ile zihnimizde yer eden İlker Aksoy ve okurların Can Yayınları’ndan çıkan romanlarıyla tanıdığı Fatih Balkış, yeni eserleriyle Kafka Türkçe’de!

Bir Başka Dünyada / İlker Aksoy
Yaşadığı kenti terk edip doğduğu ilçeye yerleşen ve orada sakin, küçük bir bar işleten Haluk taşra sıkıntısına katlanmanın bir yolunu bulmak umuduyla ilçe kütüphanesinin yolunu tutar. Müfredat dışı ders kitapları, eski püskü ansiklopediler ve ucuz romanlardan oluşan yığının arasında, özel bir köşe keşfeder. Tekdüze ve boğucu günlerine çare olarak sahiplendiği bu raflardaki kitapların hepsinde aynı isme ait bir damga bulunmaktadır: “Avukat Rıfkı Günışık”. Haluk, bu taşra kasabasında böylesi eserleri kendi kütüphanesine kazandırabilmiş meçhul avukatın hikâyesinin peşine düşer. Yerel bir münevver keşfetmiş olmanın, bu çoraklıkta vaktizamanında bir alsemender yeşermiş olmasının umudu, ona günlerini geçirmek ve bu hayata katlanabilmek için âdeta bir neden sunmuştur. Ancak büyüsüne kapıldığı hikâye Haluk’un küçük, sıradan hayatına renk katacak idealist aydın Rıfkı Günışık tasavvurunu alaşağı edecektir, kendi varlığını da…

“Beni boğan tüm o irili ufaklı kötülükler nereden geliyor, cevabını bulmak istiyordum. Bir zamanlar küçük kabileler olarak yaşıyorduk. Korkuyla kıyısından düşebileceğimiz bir gezegen tasavvur etmiş, birbirimizi de, dünyayı paylaştığımız diğer canlıları da düşman bellemiştik. Peki bunca zaman geçtikten sonra, artık birbirimizi ve etrafımızı çok daha iyi tanımışken, hatta uzaya bile çıkmışken derdimiz neydi? Güya herkes barış isterken, kimse komşusu açken uyuyamazken, öldürmek en büyük suçken, gezegenimizin güzelliği tüylerimizi ürpertirken ve hepimiz gidişattan şikâyet edip dururken neden hiçbir şey düzelmiyordu? Tüm bilgi birikimimiz o eski, cahil ve vahşi halimiz karşısında nasıl bu kadar çaresiz kalıyordu?”

İlker Aksoy ikinci romanında kitapların birbirine seslendiği, anlatıcının yer yer belirsizleştiği, insanlığın ve sanatın kadim sorularına kurmacanın oyunbaz teknikleriyle yanıt arayan bir metin ortaya koyuyor. Sanatın bir işlevi var mıdır, idealist öznenin “karakter”le imtihanından kim galip çıkar, insanın varoluşu saf ve iyicil temellere mi dayanır? İlker Aksoy, bu sorulara dair çetin bir sorgulamaya girişiyor. Ölümden Beter Yaşamlar’ın karakterlerini, Rıfkı Günışık’ı, Haluk’u, edebiyat tarihinden sürpriz konukları ve hatta yazarlık müessesesinin bizzat kendisini de bu köşe bucak soruşturmaya katarak… Yalnızca burada değil, Bir Başka Dünyada da.
Kafka Türkçe Edebiyat, Ekim 2019, Roman, 240 Sayfa, 20 TL


Karaçam Ormanı'nda / Fatih Balkış
“Ben bir anıyım, diye düşündüm, ben bir hayaletim. Bir yabancı, bir göçmen, bir geçici işçi, bir mülteci, ucube, zavallı, öteki, sürgün, göçebe, esir, köle, hükümlü, evsiz, kaçak neye benzer? Sınırlar ortadan kalkmış. Maske, kimliğin gizli yüzü. Hiçbir yere ait olmayan, hiçbir zamana ve aşka. Kimliğini, kök salma yetisini kaybetmiş bir göçebe, kırık bir hafıza, yoklukta bir varoluş, yuvası hareket eden bir tren, bir uçak. Bir sürgün, bir uzay kapsülünün içindeki köpeğe ya da astronota benzer, aslında astronottan daha çok bir köpek gibidir, çünkü köpeği geri getirmek için asla bir çaba harcanmaz.”

PEN International’ın daveti üzerine, iki yazar, kadın yazarın Karaçam Ormanı’ndaki evinde bir araya gelir. Cezaevi, sürgün, göç gibi kapatılma ve cezalandırma deneyimlerinin ardından ıssız bir orman köyünde buluşan bu iki yazarın diyaloğu, bir yazarın devlet ve toplum eliyle adım adım sessizleştirilmesinin ve Karaçam Ormanı’nın ıssızlığında, kendi sesini kaybedişinin hikâyesiyle çakışır.

“İnsan kendi geçmişinin mirasçısı olamaz, çoktan yok edilmiş olması gerekeni kendini içinde taşımamalı, ben kendi içimde çoktan gömdüğüm ölümün, zaman zaman toprağı yararak gün yüzüne çıktığını görürsem dehşete kapılırım, çünkü yalnızca benim için, beni kendi yanına dibe geri götürmek için geri geliyordur. Buna gücüm yok.”

Fatih Balkış dördüncü romanında zihnin karanlık ormanında ve şiddetin kör coğrafyasında okuru felsefi ve edebi bir yolculuğa çıkarıyor. Karaçam Ormanı’nda yankılanan çığlığı duymak isteyenler için...
Kafka Türkçe Edebiyat, Ekim 2019, Roman, 112 Sayfa, 15 TL

Deniz Gezgin’den Doğa Defteri : Kuşlar

Çarşamba, Kasım 20, 2019
Mitos derlemeleri ve romanlarıyla tanıdığımız Deniz Gezgin geçen yıl hazırladığı “Doğa Defteri” ile 2019’a eşlik ettikten sonra 2020’ye de bir defterle eşlik ediyor. “Kuşlar - Gündönümleri, Fırtınalar, Uçanlar ve Çiçek Açanlar” Kolektif Kitap etiketiyle raflarda. Gezgin imzalı her şeyi ısrarla tavsiye etmeyi borç bilir, pası da bültene atarız…

Deniz Gezgin’in hazırladığı Doğa Defteri’yle 2020’de kuşların neşesi hep yanımızda olsun!

Doğanın döngüsüne, mevsimlerin geçişine, günlerin bitimine kuşların sesleri, göçleri, bilgisi, renkleri eşlik ediyor.

“Doğanın zamanı geçişlidir, kendiliğinden akar. Bazı gün fırtınalarla açılır göç yolları, bazı gün sessizlikle. Havada kuş geçimi rüzgârları eserken, denizler yalıçapkınları için gündönümünde durur. Doğanın çitleri yoktur, sınır boyları ya da boy sıraları. Rüzgâr verir denize hayat soluğunu ve derler ki akkuyruksallayandır dünyada yaşama yer açan, kuyruğuyla suları süpürüp yeri yamalayan. İşte ondan sonra boylanır eğreltiler, ormanlar sıklaşır, meyvelerinin bolluğundan ipekkuyruklar sarhoş gezinir. Zaman artık öyle bir zamandır ki ne sayılabilir ne de sahip çıkılır; sığmaz günışığına ses, geceye taşar. Yağarsa yulaf yağar, çıvgın damlar bu mevsimde. Hepsinden evvel kara bir kuş öter turuncu gagalı, onun sesi olanca rengiyle tüyü tozu bahara uğratır. Evsizler yelkovan kılığında dolaşırken yuvaları, baharın kuşların kanadında seyahat eden bir göçmen yolcu olduğu anlatılır. Yılan ağzındaki üçüncü taşı da çıkarmıştır demek, Dünyanın Karnı Isınmış.”

Deniz Gezgin 1981’de İstanbul’da doğdu. Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Bölümü’nü bitirdi. Mitos derlemeleri 2007’de Bitki Mitosları, Hayvan Mitosları, 2009’da Su Mitosları adlarıyla yayımlandı. On yıla yakın Metro Gastro dergisine “Dünya Dönüyor” dosyası hazırlayarak mevsim ritüelleri ve yemeğin kültür tarihi konulu makaleler kaleme aldı. 2019’da Doğa Defteri adlı çalışmayı hazırladı. İlk romanı Ahraz’ın (2012) ardından 2017’de ikinci romanı YerKuşAğı yayımlandı.

Doğa Defteri – Kuşlar
Gündönümleri, Fırtınalar, Uçanlar ve Çiçek Açanlar
Deniz Gezgin
Editör: Eda Çaça
Tasarım: Deniz Akkol
Grafik Uygulama: Semih Büyükkurt
1. Baskı, Kasım 2019
432 sayfa
28,00 TL


 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template