♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sinema

Kitap Kritik

Dizi

Latest Updates

Osman Balcıgil’den şaşırtıcı, sıra dışı, heyecan verici kitap: Kara İblis Firarda

Perşembe, Ocak 14, 2021

500 yıl süreyle bir tabloda bulunup da kelepçeler dahil olmak üzere herkes ve her şeyi geride bırakılıp firar edilebilir mi? Söz konusu olan Muhammed Siyah Kalem gibi bir Cavlakî Dervişi’nin çizgileriyse evet!

Biyografik, tarihsel ve ezoterik romanlarıyla okuyucuların kalbini kazanan Osman Balcıgil’in yazdığı, illüstrasyonları usta sanatçı Kutlukhan Peker tarafından çizilen şaşırtıcı, sıra dışı, heyecan verici kitap Kara İblis Firarda raflarda yerini aldı.

Sanat, tarih ve macera yüklü kitabın fitili Londra’da ateşlenecek, olaylar İstanbul ve Washington’a da sıçrayacaktır.

Muhammed Siyah Kalem’in eşsiz tablolarından birinin satışı ünlü müzayede şirketi Christie’s’de gerçekleşmek üzereyken meydana gelen sıra dışı bir olay tüm dünyanın ayağa kalkmasına, nefeslerin tutulup gelişmelerin izlemesine yol açacaktır.

Christie’s’in sergi salonunda bulunan tablodan kaçan Kara İblis’in, firar günü olarak kendisine Çin Yeni Yılı’nı seçmesi “patlama”ya kimyasal bir boyut katacak, Gerald Street’te alev alan “yangın” zincirleme reaksiyona yol açacak, kısa sürede tüm dünyayı saracaktır.

Scotland Yard, zincirleri de dahil olmak üzere tablodaki bütün unsurları geride bırakarak kaçan Kara İblis’in arkasında Cavlakî -Kalenderî- Tarikatı’nın olduğunu düşünmektedir. 

Çünkü, Muhammed Siyah Kalem bir Cavlaki dervişidir. 

Böyle olunca Scotland Yard eskisi bir dedektif olan Mike Axe yolunu İstanbul’a Topkapı Sarayı’na düşürecek, Profesör İlber Ortaylı’nın kapısını çalacak, nasihatlerini dinleyecektir.

Aynı zamanda sıkı bir koleksiyoncu olan İran kökenli İngiliz Profesör Bay Khalili’nin yönlendirmesi sonucu İstanbul’a gelen Bay Axe, geriye “sırların anahtarı”nı ele geçirmiş olarak dönebilecek midir?

Muhteşem Gatsby ile Dorian Gray arası bir karakter olan Christie’s’in Genel Müdürü’nün Kara İblis’in firarındaki rolü nedir? 

Genel müdürüyle arasında büyük bir “sır” saklayan Cavlaki Dervişi Ulubek’in oğulları ne istiyorlardır? Dedektif Axe’a pabuç bırakacaklar mıdır?

Tarih, coğrafya, sanat, resim, antika, macera, polisiye ve hayal kurma tutkunlarının iki kez okuyacakları “Kara İblis Firarda" raflarda yerini aldı. 

Biyografik, tarihsel ve ezoterik romanlarıyla okuyucuların kalbini kazanan Osman Balcıgil, Londra’dan New York’a ve oradan İstanbul’a uzanan bu polisiye novellasıyla sıra dışı, nefes kesen fantastik bir yolculuğa çıkarıyor.

Kara İblis Firarda / Osman Balcıgil
Karakarga Yayınları, Roman
Sayfa Sayısı: 120
Fiyatı: 28,00 TL

Han Kang'dan Yeni Roman: Beyaz Kitap!

Çarşamba, Ocak 13, 2021

2021’in ilk güzel haberlerinden biri April yayıncılıktan geldi. “Vejetaryen” ile tanıyıp sevdiğimiz, “Çocuk Geliyor” ile büyüdüğüne tanık olduğumuz Han Kang’ın son romanı “Beyaz Kitap” adıyla ve April etiketiyle bu hafta raflarda yerini alıyor. İki kitabını da keyifle tavsiye edeceğim yazarın son kitabını da merak ve heyecanla beklediğimi belirterek pası bültene atıyorum. 

Booker ödüllü, uluslararası çoksatan Vejetaryen ve Çocuk Geliyor’un yazarı Han Kang, uzun süredir beklenen son kitabında beyazı prizmadan geçiriyor, okuru rengarenk bir metinle sınıyor.

Beyaz şeylerle ilgili yazmaya karar verdiğim bahar, ilk yaptığım bir liste çıkarmak oldu.

Her bir sözcüğü yazarken tuhaftır, çok sarsıldım. 

Bu kitabı mutlaka tamamlamak istediğimi ve yazım sürecinin bir şeyleri değiştireceğini hissettim.

Yaraya sürülen beyaz merhem, üstüne sarılan beyaz sargı bezi gibi bir şeylerin gerekli olduğunu da.

Zamana dair duyuların keskinleştiği anlar vardır.

Böyle keskin zamanın kenarında, her saniye yenilenen şeffaf bir uçurumun ucunda ilerlemeye devam ederiz.

Cesur olduğumuzdan değil, başka bir çıkar yolu olmadığından.

Han Kang, hafızaya, geçmişe, kayıplara ve yeniden doğmaya dair epik bir anlatıya imza atıyor.

Beyaz köpek ve kesme şekerle, anne sütü ve pirinçle insanın büyük çaresizliğini anlatıyor.

Yıkıntılardan yeni hayatlar doğurmayı, acının coğrafyasını keşfetmeyi, kırılganlığı ve gücü, sıradan hayatın sıradan objeleriyle aktarıyor.

Beyazın evreninden dünyaya eşsiz bir masal fısıldıyor.

“Usta işi, kusursuz.” Booklist

“Kang kayıplardan oluşan boşlukları, edebiyat ve zarafetle dolduruyor.” Library Journal

“Beyaz Kitap gizemli bir eser, bir yönüyle dünyevi bir dua kitabı. Kang bir kez daha, acıyla dili kullanarak başa çıkma arzusunu gözler önüne seriyor.”  Guardian

Beyaz Kitap / Han Kang
Orijinal Adı: 흰
Çeviri: Göksel Türközü
April Yayıncılık, Dünya Roman, Ocak 2021
Sayfa Sayısı: 152
Etiket Fiyatı: 24 TL


Life in a Year : Kuşak değişir Aşk değişmez

Salı, Ocak 12, 2021

Erich Segal’ın 1970 yılında yayımlanan romanı “Aşk Hikayesi”, aynı yıl sinemaya uyarlanmış ve yarattığı ilgi patlamasıyla kısa sürede klasikleşmişti. Milyonlarca okuru ve izleyiciyi etkileyen “Love Story”, Y kuşağının romantikleşmesinde de önemli bir role sahip olmuştu. Ölümsüz aşk kavramının yerleşmesini sağlamıştı. Aradan tam elli yıl geçmiş ama Z kuşağının okuduğu ve izlediği şeylerin de aynı minvalde olduğu görülüyor. Genç yetişkin klasiği olarak sayılarak romanların hemen hepsinde mutlaka ölümle biten bir aşk mevcut. “Aynı Yıldızın Altında” başta olmak pek çok örnek saymak mümkün. Hatta kuşağın okuruna iki ölümcül hastanın aşkı bile sunuluyor. Formül hayli basit. Aşk ve romantizmin dibine vurulurken izleyiciye her an ölebilecekmiş gibi hayatını dolu dolu yaşa mesajı veriliyor. 2020 yapımı Amerikan filmi “Life in a Year” de aynı yolun yolcusu. İyice tek tipleşen senaryolardan birine sahip olsa da Amazon Prime Video'dan izleyiciyle buluşmasının da etkisiyle ilgi görüyor.

“The Dark Crystal: Age of Resistance”ın uyarlamasıyla tanınan Jeffrey Addis ve Will Matthews tarafından kotarılan senaryoyu peliküle aktaran isim Mitja Okorn olmuş. İlk filmi “Tu pa tam” ile 2004 yılında yıldızı parlayan Yugoslav yönetmen uzun sessizliğini “39 i pól” dizisiyle bozduktan sonra  2011’de “Listy do M.” İle romantik komedi sevenlerin gönlünü fethetmişti. Beş yıllık aranın ardından “Planeta Singli” ile türe devam ederken yine iyi iş çıkarmıştı. Bu kez dört yıl sonra bir Amerikan yapımı için motor demiş. Kendini gösterme fırsatını tepmemiş ama öte yandan sipariş yönetmen gibi görünüyor. Smith ailesinin yapımcılar arasında yer almasını buna yormak mümkün. Hatta bundan yola çıkarak filmin bazı kusurlarını da okuyabilmek de… Cara Delevingne'in başrolü Jaden Smith'le paylaştığı romantik dramın oyuncu kadrosunu Nia Long, RZA, Cuba Gooding Jr., Chris D'Elia, JT Neal ve Stony Blyden tamamlıyor.

Hayatı çok önceden planlanmış Daryn ile tanışmamızla açılıyor film. Bir rap konserine gitmek isteyen 17 yaşındaki kahramanımız babasından izni de koparıyor ama konser alanına geldiğinde hüsrana uğruyor. Mekan yeterince dolmuş ve kapılar kapanmış. Mekana gizlice girmeyi denerken de ilginç bir tanışmayla hayatının aşkıyla yolları kesişiyor. Isabelle ile tanışmasıyla “bir daha” dedikçe randevular birbirini kovalıyor ve olaylar gelişiyor.

Son derece basit bir formül var ortada. Babasının salonun baş köşesine pano asacak kadar planlı hayata sahip Daryn ile bir yıllık ömrü kalan kanser hastası Isabelle’in öyküleri “Love Story”nin yeni kuşağın deyimiyle güncellenmiş sürümü. Yine zengin-fakir muhabbeti var. Yine Harvard vurgusu var. Yine ölüm var. Yeni sürümün farkı bu duruma rağmen ikilinin aşkı yaşamayı kabul etmeleri. Bir diğer farkı da Daryn’ın madem bir yılımız var diyerek bir ömrün bütün önemli dönüm noktalarını Isabelle’e yaşatma planı. Her şey çok bildik çok sıradan. Daryn’ın hayattan keyif almaya başlamasını gerektiren olaylar zinciriyle Isabelle’in mutlu ölmesini izleyeceğimiz baştan belli. Peki izleyici neyden keyif alacak? Bu sorunun yanıtını elbette z kuşağı verebilir ancak…

Gelelim filmin kusuruna. Filmin en büyük kusuru bunun bir parlatma projesi gibi durması. 2006’da “The Pursuit of Happyness” filminde babasının elinden tuttuğu Jaden Smith’in büyüdüğünü gösterme çabası olması. 2010’da “The Karate Kid” ile solo şovunu da yapan 1998 doğumlu Jaden, bir romantik dram ile büyüdüm ben diyor. Genç kızlara pazarlanabilmek de artık büyümenin bir parçası ne de olsa. Hadi bunu yapmak istemelerini anlıyorum da rol arkadaşını doğru seçmek gerekiyor. Böyle bir aşk öyküsünde kimyalar tutmalı. Jaden’a partner olarak altı yaş büyüğü Cara Delevingne’nin seçilmesi teoride iyi aslında. Kuşağının önemli figürlerinden, filmi izlenir kılacak bir isim ve iyi oyuncu. Pratikte olanlarsa hesaplandığı gibi maalesef. Jaden henüz büyümemiş ve ufak tefek bir liseli gibi kalıyor Delevingne’nin yanında. Anne-Babasının sözünden çıkmayan ağzı süt kokan bebenin ölmek üzere olan kıza bir yıl içinde bütün bir ömrü yaşatması da inandırıcı durmuyor bu yüzden. Filmin tasarlanan zirve sahnesi de, ölümü kabullenememe itirazı da o yüzden çok çok etkisiz. Derinliksiz iki karakterden Delevingne daha önce oynadığı rollerden birini tekrarlıyor gibi durunca da her şey yapaylaşıyor. Diğer karakterler de çok bildik ve kartondan. Bol bol öpüştürüyorlarsa da olmayınca olmuyor. Tutmuyor işte kimya. Bu yüzden çok uzun sürüyor aşkın filizlenmesi ve mutluluk halleri. İlk krizin çıkışı, mutsuzluk ve beklenen sürecin biraz fazlaca sıkıştırılmasına yola açıyor bu durum. Çözümleme kısmının ve verilecek mesajın son yarım saate ite kaka sıkıştırılmasına hikayenin çok bildik oluşunu ve her anının tahmin edilebilirliğini ekleyince karşımıza bir fiyasko çıkması sürpriz olmuyor. Duygusal anlarda Mitja Okorn da filmografisinin aksine basmış makyajı. En azından müzikler iyi. Delevingne sayesinde renkler ve kadrajlar da iyi.

27 Kasım itibariyle Amazon Prime üzerinden izleyicisiyle buluşan romantik dram “Life in a Year” hayat kısa mesajını tekrarlayan filmlerden. 107 dakikasını romantizmle bulamaya çalışsa da son tahlilde hayallerinin peşinden koş, kim olmak istiyorsan ol mesajını tekrarlayan bir zaman kaybı. Birinin de çıkıp bunu daha önce izlemiştim hissiyle ömür geçmez demesi gerekiyor. Denir mi bilinmez ama kuşaklar değişse de kurguda aşk anlaşılan hiç değişmiyor.

Turhan Selçuk'un çizgileriyle, siyasetin göbeğinde...

Pazartesi, Ocak 11, 2021

Desen'in, uzun ve titiz bir çalışmanın ardından gururla takdim ettiği ''Turhan Selçuk Seçkisi'', Türkiye'de sözsüz karikatürün öncüsü olan Turhan Selçuk'un mizahını genç nesillere de tanıtmak ve büyük ustanın kendi zamanının çok ötesindeki çizgilerine farklı bir bakış imkânı sunmak amacıyla tasarlanan, üç ciltlik nadide bir koleksiyon.

Selçuk'un, yıllar içinde çeşitli kitaplarda ve mecralarda yayımlanan siyah beyaz karikatürlerinin ayrıntılı bir kataloglama ve tematik düzenleme ile yayına hazırlandığı ''Turhan Selçuk Seçkisi'' üç kitaptan oluşuyor: Siyasetin Göbeği, Manzara-i Umumiye ve İnsan Denen Garip Hayvan.

Seçkinin ilk halkası olan Siyasetin Göbeği, sanatçının, 1950-1995 yılları arasında, Türkiye'nin ve dünyanın seçkin gazete ve dergilerinde kendine yer bulan, bazıları farklı dönem ve mecralarda tekrar tekrar yayımlanarak yankı uyandırmış 80 karikatürünü bir araya getiriyor.   

Turhan Selçuk'un, sistemin genel bir portresini yansıtmak üzere koltuk sevdalısı siyasetçilere yer verdiği Siyasetin Göbeği; yoksulluğun, adaletsizliğin ve yozlaşmanın hüküm sürdüğü, gerçeklerin çarpıtıldığı bir siyasal düzeni odağına alıyor. İkiyüzlülüğün, açgözlülüğün ve çürümenin siyaseti nasıl ele geçirdiğini incelikle gözler önüne seren sanatçı, mizahın birleştirici gücüyle doğru bildiğimiz yanlışlara farklı bir perspektiften bakmamıza olanak tanıyor. Elli yıllık dünya düzeninde gerçekte çok az şeyin değiştiği üzerine bizleri düşündürüyor.

Sanat yaşamı boyunca karikatürün ne olduğu ve ne olması gerektiği üstüne kafa yoran Selçuk, toplumsal öngörü yeteneği ve zamanının ötesindeki eserleriyle günümüz okurlarını şaşırtmayı sürdürüyor.

Grafik mizahın karikatürün evrensel dili olduğunu vurgulayan Turhan Selçuk'un sanatsal kişiliğini, yazar Yaşar Kemal bu sözlerle tanımlıyor: ''Turhan, dünyamızın kötülüklerinin, karanlıklarının ortasında durmuş bir ışık gösterendir durmadan.''

''Turhan, bugün yeryüzündeki birkaç karikatür dehasından biridir.'' Marvin Barrett, Atlas

Turhan Selçuk Seçkisi: Siyasetin Göbeği
Karikatür, Yetişkin
Desen Kitap, Ocak 2021
88 sayfa
Fiyat: 23,00 TL


Münir Göle’den aşka dair bir roman : Belki de

Pazartesi, Ocak 11, 2021

Münir Göle, Tanıdık Bir Yüz’den yıllar sonra, yeni romanı Belki de ile çıkıyor okurunun karşısına. Aşka burun kıvıran kahramanımız, tutkulu bir aşkın pençesine yakalanıyor ve bu aşk macerası dünyanın dört bir köşesine yapılan yolculuklara davet ediyor bizi. 

“Yirmi yıl kadar önce tanıştığım bir adamın, İlhami’nin öyküsünü anlatıyorum. Kaçınılmaz eksikleri tamamlayıp boşlukları dolduruyorum. Bu yolla gerçekle kurgu arasındaki çizgiyi bulandırıyorum. Bu yolla gerçekle kurgu arasındaki çizgiyi bulandırıyorum. Bu yazdıklarımı okurken -okuyan olursa- tanıdığım ya da tanımadığım kişilerin ya da İlhami’yi tanıyan ya da tanımayan kişilerin, bir şekilde bu olaylar zincirinin benim anlattığım sırada geçmiş olduğunu, benim sadece bunu kurgulamakla yetindiğimi düşünecekler. Doğrudur da.”

Belki de / Münir Göle
Alakarga Yayınları / Ocak 2021
224 Sayfa / 25 TL


Aylin Balboa’dan yeni öyküler: Ateş Sönene Kadar

Pazartesi, Ocak 11, 2021

“Belki Bir Gün Uçarız” ile tanıyıp sevdiğimiz Aylin Balboa nihayet yedi yıl sonra ses verdi. Balboa’nın dokuz öykülük toplamı “Ateş Sönene Kadar” 15 Ocak’tan itibaren İletişim Yayınları etiketiyle raflarda yerini alıyor. Merak ve heyecanla beklediğimizi belirterek pası bültene atıyoruz…

İletişim Yayınları, ilk kitabı Belki Bir Gün Uçarız ile çok ses getiren Aylin Balboa’nın yeni kitabı Ateş Sönene Kadar’ı yayımlıyor. Kendine özgü bıçkın ve muzip anlatımıyla öyküler yaratan Aylin Balboa, hesaplaşan, kafa tutan, acısını hafifletmeye çalışan, yeri doldurulamayanları anlatıyor.

“Uzun bir bekleyişten başka bir şey olmayan hayatımın son bekleyişinin içindeyim bu sefer. Geleceği bekliyorum. O da beni bekliyor. Birazdan karşılaşacağız, hissediyorum. Bu kavgadan sağ çıkabilecek miyim bilmiyorum fakat bir önemi yok artık. Bundan sonra beklemek olmayacak, son bu. Cezamı önden çekmiş gibi hissediyorum. Ölsem bile rahat edeceğim, öldükten sonra beklemek de bitecek. Cennet cehennem meselesi filan ilgilendirmiyor beni, her ne olacaksa olsun artık hiçbir şeyi beklemem gerekmeyecek. Yanacaksam da yanacağım yani, gerçekten önemli değil benim için artık.”

Rüyalarında küçücük, rüyalarında kocaman bir havuzda boğulanlar. Gidip de dönmeyen, yeri doldurulamayanlar. Sadece acısını hafifletebilmek için çırpınanlar. Yollara koyulup yüreklerindeki ateşi söndürmek isteyenler. Kütle halindeki ölümler... Ve kargalar, kara suratları ve katran kanatlarıyla gerçekten çoktular.

Ateş Sönene Kadar, bazen boğazda bir düğüm, bazen de manyakça bir kahkaha. Aylin Balboa’dan, o kendine özgü bıçkın ve muzip anlatımıyla, geçmişle hesaplaşıp geleceğe kafa tutan sarsıcı ve tesirli öyküler…

Ateş Sönene Kadar / Aylin Balboa
Türkçe Edebiyat, 97 sayfa, 20 TL

Annie Ernaux'dan bir başyapıt: Seneler

Pazartesi, Ocak 11, 2021

Seneler çeşitli imgeler, fotoğraflar, dönemin gazete haberleri, popüler şarkıları, filmleri, reklamları, sloganları, siyasi gelişmelerinden hareketle 1940’lardan 2000’li yıllara uzanan deneysel bir metin, bir tür toplumsal kronik.

En mahrem anılarına, hayatındaki önemli dönemeçlere kendi kuşağının hikâyesini de dahil edip tarihin kaydını tutan ve bunu yaparken klasikleşmiş otobiyografi yazınının dışına çıkan Ernaux, anlatının merkezine kendini koymaktan bilhassa kaçınıp bireysel tarihiyle kolektif tarihi bir araya getiriyor. Sınıf çatışması, kadın çalışmaları gibi konulara da yer vererek toplumsal bir bellek yazını oluşturuyor.

“Okumanız gereken en iyi kitaplardan biri.” Deborah Levy 
 
“Seneler yalnızca otobiyografi yazını için değil, sanat için de devrim niteliğinde.” John Banville 

Bu kitaba ilgi duyanlar için ek öneriler: Marguerite Duras: Bir Yaz Akşamı On Buçukta; Jean Rhys: Dörtlü; Fleur Jaeggy: Disiplinli Güzel Günler; Yasmina Reza: Babil; Jenny Erpenbeck: Gidiyor, Gitti, Gitmiş

ANNIE­ ERNAUX,­ 1­ Eylül ­1940’ta,­ Lillebonne’da,­ işçi ­sınıfına ­mensup­ bir­ ailede­ doğdu;­ çocukluğunu­ Yvetot,­ Normandiya’da­ geçirdi.­ Mazbut­ bir ­sosyal­ çevrede­ büyüdü,­ edebiyat­ öğrenimi­ gördü­ ve­ uzun­ yıllar­ boyunca­ edebiyat­ öğretmenliği­ yaptı.­ Kişisel­ deneyimle­ toplumsal­ tarihi­ birleştiren ­unsurları­ daha­ ilk ­romanı­ Armoires vides’le (Boş­ Dolaplar)­ ortaya koydu.­ Sınıf­ atlama,­ evlilik, ­kadın ­özgürlüğü, ­cinsellik, ­kürtaj,­ hastalık,­ yaşlılık­ ve ­ölüm­ gibi meseleleri­ kendi ­deneyimleri ­üzerinden­ aktarırken,­ arka­ planda­ daima­ toplumsal ­yaşam­ ve onu ­oluşturan ­kültürel,­ siyasi,­ tarihî ­olaylara ­yer ­vererek, “toplumsal­ bellek”­ yazını ­olarak nitelenebilecek ­eserlere ­imza ­attı;­ başta ­Renaudot ­Ödülü­ olmak­ üzere birçok ­ödüle ­değer­ görüldü.­ Hâlâ Cergy’de­ yaşamaktadır. 

Seneler / Annie Ernaux
Çeviri: Siren İdemen
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 232
Fiyat: 30 TL


Müge Koçak’tan Yaralı bilinçlerin patikalarında öyküler : Yankı

Pazartesi, Ocak 11, 2021

Müge Koçak yaratıcılığıyla; muzip, kıvrak ve cesur kalemiyle adından çok söz ettireceğe benziyor.

Yankı bir ilk kitap olmasına karşın ustalıkla örülmüş öykülerden oluşuyor. Rahatsız edici, hatta denebilir ki “riskli” meseleleri irdeleyen bu öyküler yeri geldiğinde biçimsel denemelerden sakınılmadan ortaya konuyor. Kimi zaman şiddeti, ardındaki nedenleri ya da düpedüz nedensizliğini, kimi zaman günlük hayatımızın içine sinmiş tahakkümü, kimi zaman da sıradan hayatlarımızın karanlığını ya da üzerimizde bir yük gibi taşıdığımız yarı ölü halimizi anlatıyor. Açgözlülüğü, doymak bilmez arzuyu, saçma sapan yaşamları ve belki de en önemlisi, sokağı ve eşitsizliği odağına almaktan, bunları hayal gücünün prizmasına tutmaktan da asla geri durmuyor...
 
Yankı’ya ilgi duyanlar için ek öneriler: Gamze Arslan: Kanayak, Neslihan Önderoğlu: Yeryüzü Yorgunları, Engin Türkgeldi: Orada Bir Yerde, Bahar Aslan: Bakü Defteri; Ertuğ Uçar: Ayrılığın Haritası. 

MÜGE KOÇAK, Adana’da doğdu. İlk, orta ve lise öğretimini İstanbul’da tamamladıktan sonra, MÜ İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul’da finans sektöründe başladığı iş hayatına bir süre sonra Adana’da devam etme kararı aldı. Öykü, çeviri, röportaj, inceleme yazıları ilk olarak “yaşamdersleri” adlı internet sitesinde yayımlanmaya başladı. Öykü Seçkisi, Lemur, Edebiyat Haber, Hayal-Et, Kil-tablet, Kurgusal.net, Yazarevi Öykü Seçkisi gibi internet sitelerinde yayımlanmış öyküleri var. Dokuz arkadaşıyla hazırladığı “Zaman” adlı fankitte bir öyküsüyle yer aldı. Yankı, Müge Koçak’ın ilk öykü kitabıdır.

Yankı /  Müge Koçak
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Öykü
Sayfa sayısı: 120
Fiyat: 18,00 TL


Cahide Birgül’ün alışıldık polisiye tarzıyla soluksuz bir roman: Ah Tutku Beni Öldürür müsün

Pazartesi, Ocak 11, 2021

Cahide Birgül, alışıldık polisiye tarzıyla insan ruhunun en karanlık köşelerine inerek bizlere hem kendi gerçekliğimizi gösteriyor hem de gerilimi hiç yatışmayan bir anlatıyla Türkçe edebiyata soluksuz okunacak bir roman armağan ediyor.

Köklü ve zengin bir aile olan Mabeyinoğulları’nın Ortaköy’deki apartmanı bir süredir esrarlı olayların merkezidir: Dedenin ölümü ve aile fertlerinin geçirdiği gizemli bir kazadan sonra apartmandaki kiracılar bu tekinsiz binayı terk edip gitmiştir. Yine de Mabeyinoğulları’nın bahçe katındaki dairesine farklı amaçlar için girip çıkanlar kendilerini ailenin etrafını saran gizemden kurtaramazlar. Dedikoduların, maddi hırslarının ve tutkularının peşine düşen iki genç adam, “perili” evin davetli ya da davetsiz misafiri olarak kendilerini tuhaf, ürpertici olayların ortasında bulurlar.

“Belki hikâyeleri büyülü kılan da buydu; herkesin beyninde, aynı şeyi anlattığı sanılan, ama aslında bambaşka olan bir film makarasının dönüyor olması...”

Cahide Birgül, 1956 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi Mimarlık (ADMMA) bölümünden mezun oldu. Pazartesi dergisi ve Radikal gazetesinde yazılar yazdı. Kaleme aldığı radyo oyunları TRT Ankara Radyosu’nda seslendirildi. Emin Bey Pansiyonu adlı oyunu 1999 Devlet Tiyatro Oyunu Yarışması’nda üçüncülük kazandı. Birgül, 2009 yılında hayata veda etti. Yazarın tüm romanları yayınevimiz tarafından yayımlanacaktır.

Romanları: Gölgeler Çekildiğinde (1998), Geceye Uyananlar (2000), Ah Tutku Beni Öldürür müsün (2004), Eflatun Koza (2009).  Söyleşi: Aklın Yolu Birdir – Talat Halman’la Söyleşiler (2003)

Ah Tutku Beni Öldürür müsün / Cahide Birgül
Dizi / Tür: Kurgu
Yayım Tarihi: Kasım, 2020
Sayfa Sayısı: 336
Fiyat: 30,00 TL

Ali Smith’in Mevsim Dörtlemesi’nden ikincisi : Kış

Perşembe, Aralık 10, 2020

“İster kâğıt üstünde mürekkep olsun ister dijital baskı, yazılı her harf kendi izini bırakır, hepsi bir tür patika, bir tür vahşi hayvan izidir.”

Mevsimlerden kış. Herkesin kendi iç dünyasına döndüğü, eteklerdeki tüm taşların döküldüğü bir zaman. Booker edebiyat ödülü adayı Ali Smith, Mevsim Dörtlemesi’nin ikinci kitabında kelimelerini kar gibi üstümüze yağdırıyor. Bugünümüz tüm o sahte gerçekliğiyle, geçmişimiz de çıplak bir duvar gibi karşımıza dikiliyor. Fantezi alegoriyle iç içe geçerken Smith, dört farklı hayatı tek bir eve davet ediyor. Kapıları kapatıp bu malikâneyi bir kar küresi gibi sallıyor. Nihayetinde geçmiş geleceğe bürünürken hakikat açığa çıkıyor.

Kış, Ali Smith’in hayranlık uyandıran hayal gücünün filtresinden geçerek önümüze serilen, mizah ve ciddiyetin, toplum ve siyasetin, düzen ve baskının el ele verdiği bir hikâye.

“Tam da ihtiyaç duyduğumuz mizah, mutluluk ve umutla harmanlanmış bir hikâye.” – The Independent
 
“Parçalanmış bir ev, parçalanmış bir aile; Smith’in hikâyesi karanlıklara gömülse de buz tutan toprağın altında az da olsa umut var.” – The Times

Ali Smith: İskoç yazar, oyun yazarı, akademisyen ve gazeteci Ali Smith, 1962 yılında doğdu. Başta şiirler, oyunlar ve öyküler yazan Smith, Gibi’yle romancılığa adım attı. Bunu kendisine Orange Ödülü ve Man Booker Ödülü adaylıklarından sonra Encore Ödülü ile İskoç Sanat Konseyi Yılın Kitabı Ödülü’nü kazandıran Hotel World romanı izledi. 2005 yılında yine Man Booker Ödülü’ne aday gösterilen Rastlantısal ile hem Orange Ödülü’nü hem de Whitebread Yılın Romanı Ödülü’nü kazandı. İkisi Birden romanıyla büyük ses getiren Smith, Bailey Kadınlar Kurmaca Ödülü, Goldsmiths Ödülü, Costa Roman Ödülü ve Saltire Cemiyeti İskoçya Yılın Kurmaca Kitap Ödülü’ne layık görüldü. Türkiye’de Kız Erkekle Buluşur ve İlk Kişi ve Diğer Öyküler gibi kitaplarıyla da tanınan yazar, Mevsim Dörtlemesi üst başlıklı romanlarının ilki olan Sonbahar’la 2017’de Man Booker Ödülü’ne aday gösterildi.

Kış / Ali Smith
Çevirmen: Seda Çıngay Mellor
Dizi / Tür: Kurgu
Yayım Tarihi: Kasım, 2020
Sayfa Sayısı: 256
Fiyat: 30, 00 TL 

Dünya klasiği Makar’ın Rüyası ilk kez Türkçe’de

Perşembe, Aralık 10, 2020

VakıfBank Kültür Yayınları Rus yazar Vladimir Korolenko’nun “Makar’ın Rüyası” isimli dünya klasiğini Türkçe’de ilk kez yayımlıyor. Bir Yakut köylüsünün yaşamı üzerinden Rus kırsal toplumunu ve inançlarını anlatan bu eser, yazarın hayatından önemli izler taşıyor. 1885 yılında yayımlandığında büyük ilgi gören bu eser, yazarın ününü pekiştirdi. Rus toplumunun yaşama ve ölümden sonrasına ilişkin görüşlerini akıcı bir anlatımla kurgulayan “Makar’ın Rüyası”nın Türkçe çevirisi Karsu İlksen Fırat’a ait.

Tekrar tekrar yazılan bir final
Kitapta, Yakut köylüsü Makar eşiyle birlikte Rus kırsalında yaşamını sürdürürken hayata veda ediyor. Hemen sonrasında Makar’ın ölümden sonraki yolculuğu satırlarda genişçe yer ediniyor. Gerek bir gazeteci olarak gerekse de yazınsal ve fikirsel çalışmalarıyla Rus toplumu üzerinde büyük bir etki yaratan Korolenko’nun eseri hayatından izler taşıyor. Kitabın ‘notlar’ bölümünde şu satırlar yer alıyor: “Bu hikâye Yakutistan’daki Amga köyünde, ‘Bir Noel Hikâyesi’ alt başlığıyla yazılmıştır. Yazarın 1885’te sürgünden döndükten sonra ortaya çıkan ilk eseridir. Sürgündeki Korolenko’nun yaşadığı kulübenin sahibi Amgalı Zahar Tsıkunov, bu hikâyenin ana karakteri olarak karşımıza çıkar. Hikâyenin taslağında müthiş bir son yazılmıştır: Makar uyanır, rahip ve kâtiplerden rüyasını yorumlamalarını ister. Ancak hikâyenin sonraki basımlarında, Korolenko final sahnesini tekrar tekrar elden geçirmiş ve ucunu açık bırakarak Makar’ı ve onun kader imgesinin genel manasını güçlendirmeye çalışmıştır.”

Gerçek kişileri anlatan usta kalem
Korolenko, seyahat etmeyi, konuşmayı, gözlemlediklerini tasvir etmeyi sever. Edebiyat eleştirmenlerine göre Gorki’yle aynı çağda yaşamış Korolenko, kendisine aktarılan veya şahit olduğu olayları eserlerinde ustalıkla işler. Korolenko’nun öykülerindeki karakterler bir zamanlar tanıştığı ve görüştüğü kişilerdir. “Makar’ın Rüyası”nda yaşadıklarını ve gördüklerini satırlara döken yazarın karakterleri arasında, sömürülen köylüler ve acı çeken sıradan insanlar bulunur. Korolenko anlatımında yaşama dair bolca detay verir, gerçekçilik yaratmak adına hiçbir ayrıntıdan kaçınmaz. Donmuş nehirler, karla kaplı vadiler, yollar, rüzgarda sallanan ağaçlar, kırık dökük bir kulübe ve ateşin renginden sesine kadar ayrıntılar sıralar. Korolenko kitapta şu satırları kaydeder: “Güzel, ferah bir kulübeye girdiler; Makar dışarısının ne kadar soğuk olduğunu içeriye girince anladı. Odanın ortasında saf gümüşten muhteşem bir oyma şömine vardı; içinde, sıcaklığı bir anda tüm vücuduna eşit şekilde yayan altın odunlar yanıyordu. Bu muazzam şöminenin ateşi gözleri, teni yakmıyor, yalnızca ısıtıyordu; Makar yine sonsuza kadar burada durup ısınmak istedi. Rahip İvan da şömineye yaklaştı ve soğuk ellerini uzattı.”

Romantik dönem etkisi
Başyapıtı “Kör Müzisyen” romanında engellerin aşılması gereken bir duvar olduğunu ve kişileri çaresiz bırakamayacağını anlatan Korolenko, “Makar’ın Rüyası”nda ise tıpkı Romantik dönem yazarları gibi dışarıdan bakıldığında kötü, korkunç veya amaçsız görünenin, içindeki sevgiye ve çektiği acılara dikkat çeker. Roman, “Bu rüya, başını alıp uzaklara, çok uzaklara giden ve herkesin malûmu olduğu üzere, bizzat bir şanssızlık timsali olan zavallı Makar tarafından görülmüştür” sözleriyle başlar.

Vladimir Korolenko kimdir?
27 Temmuz 1853’te Ukrayna’da dünyaya gelen Vladimir Korolenko, Rus edebiyatının altın çağı isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Uzun yıllar gazetecilik yapıp yoksul insanlar için yardım faaliyetlerinde bulunan Korolenko’nun eserleri arasında birçok kısa hikâye ve novella yer alıyor. Korolenko, uzun yıllar muhalefet ettiği çarlık rejiminin yıkıldığını gördükten sonra 25 Aralık 1921’de hayata veda etti. VBKY daha önce Korolenko’nun “Kör Müzisyen” adındaki başyapıtını Türkçe’de ilk kez yayımladı. “Makar’ın Rüyası”, yazarın Türkçe’de yayımlanan ikinci eseridir.

Makar’ın Rüyası / Vladimir Korolenko
Çevirmen: Karsu İlksen Fırat
Yayınevi: VBKY
Sayfa sayısı: 80
Fiyatı: 14 TL

Bâlâ Atabek’ten dupduru, sıcacık kent öyküleri : En Sevdiğim Şarkılar

Perşembe, Aralık 10, 2020

Tiyatro sanatçısı ve oyuncu Bâlâ Atabek’in dördüncü kitabı En Sevdiğim Şarkılar, İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflarda yerini aldı. Yeni öykü kitabında okurlarını İstanbul sokaklarında dolaştıran Atabek, sevdiği şarkılarla biriktirdiği hikâyeleri dingin bir üslupla harmanlıyor.

Yeni öykü kitabı En Sevdiğim Şarkılar’ı İnkılâp Kitabevi etiketiyle okurlara ulaştıran oyuncu Bâlâ Atabek öykülerini, “Hayatımda hep tahminlere açık, anlardan oluşan hikâyeler yazmak istemişimdir. En sonunda dilediğim şeyi yaptım ve mutluluğum tarif edilemez derecede büyük. Tanıdık yüzler, tanıdık söylemler, bırakmak ve çekip gitmek üzerine güzellemeler, ne olursa olsun, tam kalbin ortasından çıkmasına özen gösterdiğim her şey, bu sayfaların arasında.” sözleriyle anlatıyor. 

13 öykünün yer aldığı En Sevdiğim Şarkılar’da Bâlâ Atabek, okurları kulaklarda müziğin tınısıyla kent hikâyelerinin peşinden sürüklüyor. Onun yalın öyküleri sokaklardan yükselen birer ses, insanları hayata bir şarkının penceresinden bakan insanlar…

Bâlâ Atabek’in dördüncü kitabı En Sevdiğim Şarkılar, İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflarda, inkilap.com, dr.com.tr ve kitapyurdu.com adreslerinde!

BÂLÂ ATABEK HAKKINDA 1985 İstanbul’da doğan Bâlâ Atabek, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra, çeşitli dizilerde, sinema filmlerinde, tiyatro oyunlarında rol aldı. Yapımını BKM’nin üstlendiği Benim Annem Bir Melek dizisi ile ilk kez kamera karşısına geçti. Gazeteci babasının meslek hayatında çektiği fotoğraf¬lardan etkilenen Atabek, konservatuvar yıllarından itibaren fotoğraf çekmeye başladı ve çektiği fotoğraflarla çeşitli sergilere eserler verdi. Karma ve kişisel sergilerden sonra, yazdığı ilk kitap, İtalya’da çektiği siyah beyaz karelerden oluşan fotoğraf kitabı Italian Shadows (İtalyan Gölgeleri) 2013 yılında yayınlandı. Sergilerden ve kitaptan sonra caz müzik ustalarının eserlerine yer verdiği ilk öykü kitabı Bizi Büyüten Şey 2015 yılında yayınlandı. Ardından Beatles şarkılarından oluşan ilk romanı İşte Güneş Geliyor 2016 yılında yayınlandı.

Atabek, hayatına etki eden müzikleri, yolculukları kullanmayı ve bun¬ları karakterler üzerinden okurlara duyurmayı başardı. Dünyayı müzi¬ğin kurtaracağını düşünen Atabek yeni kitabı En Sevdiğim Şarkılar’da da okurları müzikle buluşturmaya devam ediyor.

Hilal Bebek’ten çağı sorgulayan ve sorgulatan kitap: Çemberin Dışı

Perşembe, Aralık 10, 2020

Yaşadığımız çağ, birçok konuda bizi manipüle eden uyaranlarla dolu. Seçimlerimizi, yönümüzü ve dolayısıyla tüm yaşamımızı etkileyen bu uyaranlara karşı uyanık olmaya, aynı anda da biricik hayatımızın hakkını vererek yaşamaya çalışıyoruz. Psikolog Hilal Bebek, Tara Kitap etiketiyle yayımlanan, çevremizi kuşatan koşullardan, çağın manipülatif unsurlarından ve seçimlerimizin dinamiklerinden hareketle yazdığı kitapla bizi çemberin dışına davet ediyor.

Psikolog Hilal Bebek’in kaleme aldığı “Çemberin Dışı”, altı bölümden oluşuyor ve her bölümde ele aldığı konuyu derinlemesine işliyor. Zihin, Dijital Çağ ve Sistem Eleştirileri, Aşk, İnsan, Mutluluk ve Hayat başlıklarındaki bu altı bölümü akıcı bir üslup ve yer yer akademik referanslarla işleyen Hilal Bebek bizi, bilmek, gelişmek, genişlemek ve büyüyebilmek için etrafımızı çeviren çemberler üzerine düşünmeye davet ediyor. 

Özellikle pandemi süreciyle birlikte değerlerimizi, seçimlerimizi ve dolayısıyla yaşamımızı yeniden sorguladığımız bu dönemde çoğumuzun ihtiyacı olan kavramlara ışık tutan Psikolog Hilal Bebek’in kitabı “Çemberin Dışı”, din, gelenek, kültür, bilim, coğrafya, politika, aile, çevre unsurlarının her birinin çevremizde oluşturduğu çemberleri görebilmemizi sağlayan rehber niteliğinde bir kitap.


Mevlâna'yı Kedisinin gözünden anlamak…

Perşembe, Aralık 10, 2020

Geçtiğimiz hafta okurlarıyla buluşan Can Aydoğmuş imzalı Mevlâna’nın Kedisi romanı, İranlı bir ailenin üç kuşak temsilcilerinin birbirleriyle olan hikâyesini, Central Park’tan Konya’ya, Mevlâna’nın yaşadığı yere götürerek anlatıyor. 

Yazar Can Aydoğmuş altıncı kitabı olan bu ilk romanıyla ilgili olarak “Çocukluğumdan bu yana yazmaya dair hep bir tutkum vardı. Kendi kafamda dünyalar yaratır ve onları kurgulardım. Okul hayatım boyunca öğretmenlerim yazdıklarımdan hep çok etkilendi. Hayatın içinde yaşadığım zor deneyimler beni bir şeyleri çözümleme ve farkındalığa yönlendirdi. Bu nedenle ilk olarak kendi yolculuğum üzerinden fayda gördüğüm şeyleri yazmaya başladım. Sonrasında da özellikle son beş yılda kendimi yazmaya ve anlatmaya adadım. Masamın üzerinde başka pek çok hikâye duruyor, her birini okurlarla buluşturmayı çok istiyorum,” diyor. 

Kedileri çok seven ve her fırsatta kedilerin gücünden, şifalarından bahseden yazar, romanında da o dönemi ve Mevlana’yı, Mevlana’nın kedisinin gözünden anlatmasını şu sözlerle anlatıyor, “Kedileri çok severim ve kedisiz yaşayamayan biriyim. Mevlâna’nın da bir kedisi vardı ve kaynaklarda ona dair pek çok şey gördüğümde bundan gerçekten çok etkilendim. 800 yıl öncesi anbean gözümde canlanıyor gibiydi. Bu dönemde yaşamın da beni kısa aralıklarla defalarca Konya'ya, Mevlâna’nın karşısına götürmesi ile yazmaya karar verdim. Yazarken o kadar keyif aldım ve sevgi dolu mutluluklar yaşadım ki okurun bunu hissedeceğine eminim.”

Bugüne dek Mevlâna’nın hayatı, Şems ile yolculukları ya da Mesnevi’den parçalar şeklinde pek çok kitap okuduk. Mevlâna’nın Kedisi çok boyutlu bir roman olarak hem bir kedinin gözünden Mevlâna ile buluşturan ve onun vuslat dönemini yaşatan hem de halen Mevlâna Müzesi’nde büyük ruh Mevlâna’nın gücünü keşfettiren bir roman olarak dikkat çekiyor. 

Bu roman genç bir kızın özgürlük mücadelesi ile başlayıp bir kedinin aydınlanmasına kadar birçok gizemi içinde barındırıyor. New York, İstanbul ve Konya üçgeni; anneanne, anne ve torun üçgeni; Mary, Mevlâna ve kedisi üçgeni gibi farklı birleşimlerin ışığı ile okuyucu saran Mevlana’nın Kedisi, bir kedinin doğumundan ölümüne kadar olan yolculuğunun da takip edilmesini sağlıyor. 

İndigo yayınları etiketiyle yayımlanan Mevlana’nın Kedisi okurları daha önce hiç keşfedilmemiş ışık dolu bir dünyayla buluşturuyor. 


İnsan ölüm ânı gelip çattığında kimdir?

Perşembe, Aralık 10, 2020

Yaşayan en ilgi çekici yazarlardan Jenny Erpenbeck Bütün Günlerin Akşamı’nda bizi 20. yüzyıl boyunca Galiçya’dan Viyana’ya, Moskova’dan Berlin’e uzanan farklı kültürel coğrafyalarda, farklı siyasal iklimlerde, tek bir ömrün kucaklayabileceği olası hayatlarda dolaştırıyor. 

İnsan kaç kere ölebilir? Ölüm ânı gelip çattığında kimdir? Bütün Günlerin Akşamı bir yolculuk: Küçük tesadüflerle başka zamanlara, başka mekânlara sürüklenen, bir yanıyla hep aynı ama aslında farklı yaşanan tek bir hayatın yolculuğu. Bir ömür seyri. Çünkü bir kez başlayan bir hayat için günün sonu hep akşam ve orada ölüm var. 

“Erpenbeck, çağımızın en iyi ve en kışkırtıcı yazarlarından biri.”  Michel Faber, The Guardian
 
#yirminciyüzyıl #avrupatarihi #savaşlar #nazizm #stalinizm #viyana #moskova #berlin

Bu kitaba ilgi duyanlar için ek öneriler: Sophie Mackintosh: Su Kürü; Kenzaburo Oe: Kurbanı Beslemek; Mahir Güven: Ağabey; J.M Coetzee: Utanç; Iris Murdoch: İtalyan Kızı 

JENNY­ ERPENBECK,­1967’de­ Doğu­ Berlin’de ­doğdu.­1988-1990 ­yılları ­arasında­ Berlin ­Humboldt Üniversitesi’nde­ tiyatro ­öğrenimi­ gördü.­ 1990-1994­ arasında­ ise­ Hanns­ Eisler­ Müzik­ Yüksekokulu’nda­ Ruth­ Berghaus,­ Heiner­ Müller­ ve­ Peter­ Konwitschny’nin­ öğrencisi­ olarak­ müzik tiyatrosu­ yönetmenliği ­eğitimi­ aldı. ­Bir ­süre ­Graz­ Operası’nda ­reji ­asistanı ­olarak ­çalıştı.­1990’lı yıllarda­ öykü ­ve ­oyun­ dallarında ­ürün ­verdi.­ 2008’de­ yayımladığı ­ilk ­romanı ­Gölün Sırrı’yla ­dikkat­ çekti. Mainz­ Bilimler­ ve ­Edebiyat ­Akademisi ­ve ­PEN ­Almanya­ üyesi­ olan ­Jenny ­Erpenbeck,­ Berlin’de yaşıyor. Gidiyor, Gitti, Gitmiş ­yazarın­ son ­romanı. 

Bütün Günlerin Akşamı / Jenny Erpenbeck
Çeviri: Regaip Minareci
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 272
Fiyat: 31,50 TL

Düşle gerçek birbirine karışınca…

Perşembe, Aralık 10, 2020

Yılın son günü, kavurucu bir sıcak, Buenos Aires’in Flores semtinde inşaatı bir türlü tamamlanamayan lüks bir apartman. Geçici olarak binanın tepesinde yaşayan Şilili bir aile ve apartmanı mesken tutan gizemli hayaletler… Hayaletler sınıf savaşlarından antropolojiye, cinsellikten felsefeye uzanan Hayaletler özgün bir César Aira klasiği.

Hayaletlerin saati henüz gelmemişti. Artık günün yirmi dört saati belirecekler miydi? Yoksa bugün yılın son günü olduğundan özel bir durum mu söz konusuydu? Belki de yuvarlak gözle-rini fal taşı gibi açmış, bön bön kendisini izliyor olmalarının sebebi buydu. Ona bir şey söy-lemek, bir teklifte bulunmak istiyorlardı sanki.

#latinamerikaedebiyatı #ölüm #yaşam #sınıfçatışması #şili #arjantin #antropoloji

Bu kitaba ilgi duyanlar için ek öneriler: Samanta Schweblin: Ağızdaki Kuşlar / Mario Vargas Llosa: Kent ve Köpekler / Fleur Jaeggy: XX’in Erkek Kardeşiyim / Patrick Modiano: En Uzağından Unutuşun / Sibyille Berg: Uyuyan Adam

Hayaletler’e ilgi duyanlar için ek öneriler: Samantha Schweblin: Ağızdaki Kuşlar, Mario Vargas Llosa: Kent ve Köpekler

CÉSAR ­AIRA,­1949’da ­Arjantin’de ­doğdu.­1967’de­ Buenos­ Aires’in,­ halen ­yaşadığı ­ve ­kimi eserlerine­ mekân­ seçtiği ­Flores­ semtine­ taşındı.­ Denemeler,­ makaleler ­ve ­tiyatro ­oyunları ­kaleme ­aldı. Franz ­Kafka,­ Jane­ Austen,­William­ Shakespeare, ­Jan ­Potocki­ ve ­Antoine­ de ­Saint- Exupéry’den­ eserler­ çevirdi.­ 1996’da­ Guggenheim­ bursu­ kazandı.­ Buenos­ Aires ­ve ­Rosario ­üniversitelerinde Rimbaud, Copi,­ Pizarnik,­ Mallarmé ­ve ­yapılandırmacılık ­konulu ­dersler ­verdi.­1990’lardan ­beri­ onlarca ­kısa  romana­ imza­ attı ­ve ­eserleri ­birçok­ dile ­çevrildi.

Hayaletler / César Aira
Çeviri: Emrah İmre
Dizi: Can Çağdaş
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 128
Fiyat: 18,00 TL

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template