♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sinema

Kitap Kritik

Dizi

Latest Updates

John Berger'dan hayvanlara bakışımızı sorgulatacak bir kitap : Hayvanlara Niçin Bakarız?

Çarşamba, Ekim 11, 2017
İnsanların çevrelerindeki görüntüleri nasıl algıladığı üzerine yazdığı “Görme Biçimleri” kitabı ile tanınan John Berger, bu sefer odağına hayvanları alıyor. Berger’in hayvanlar ve insanlar arasındaki iletişimin zaman içinde nasıl değiştiğini sorguladığı Hayvanlara Niçin Bakarız? kitabı Delidolu Yayınları etiketiyle okurlarla buluşuyor.

2017 yılının başında hayatını kaybeden yazar, şair, sanat eleştirmeni ve ressam John Berger'ın insan, hayvan ve doğa ilişkilerini irdelediği Hayvanlara Niçin Bakarız? kitabı Delidolu Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Cevat Çapan tarafından Türkçeleştirilen Hayvanlara Niçin Bakarız?, Berger’ın insan, hayvan ve doğa ilişkileri üzerine kaleme aldığı farklı makalelerden oluşuyor.

Hayvanat bahçeleri neden var? Modern kapitalist toplumlarda insanlarla hayvanlar arasındaki ilişki nasıl kayboldu? Eski çağlarda hayvanlara baktığımızda ne görüyorduk, şimdi ne görüyoruz? Bunlar gibi, hem şaşırtıcı  hem de eleştirel, sorularla okurlarını düşündürmeyi hedefleyen Berger, kendine has, mesafesiz üslubuyla, göz ardı etmeyi reddedip bizleri alışılmış olanı sorgulamaya, derinlikli düşünmeye davet ediyor.

Delidolu Yayınları etiketiyle okurlara ulaşan Hayvanlara Niçin Bakarız? insanların hayvanlara bakışının zaman içerisinde nasıl değiştiğini gözler önüne sererek okurlarını düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. 

Hayvanlara Niçin Bakarız? / John Berger
Türkçeleştiren: Cevat Çapan
136 sayfa
Fiyat: 19,00 TL
Dağıtım tarihi: 12 Ekim 2017

Juan Martin Guevara, Che'nin katledilişinden yarım yüzyıl sonra abisini anlattı : Abim Che

Çarşamba, Ekim 11, 2017
Ernesto “Che” Guevara... Yirminci yüzyılın efsanevi devrimcisi, bazılarının taptığı, bazılarının ölesiye nefret ettiği bir politik figür, öte yandan yaşasaydı tepki göstereceği biçimde metalaştırılmış, popüler kültürün elinde bir ikona dönüştürülmüş idealist ve eylem adamı.

“Başkalarının gözünde, belki tüm dünyanın gözünde Comandante olabilirsiniz, ama birileri için her zaman bir evlat, bir kardeşsiniz.”

Kendisi de Arjantin’deki dikta rejiminin zindanlarında yıllarca çile doldurmuş bir militan olan Juan Martin Guevara, Che’nin Bolivya dağlarında katledilişinden yarım yüzyıl sonra sessizliğini bozuyor ve abisini anlatıyor. Yoğun, içe oturmuş bir hüznün damgasını vurduğu bu anılarda Che’nin yetiştiği sosyal çevre de var, üzerinde çok etkisi olan annesiyle ilişkisi de, biyografilerinde kendine pek yer bulamayan babası ile kimileri gerçek birer karakter olan akrabaları ve dostları da. Yeri geldikçe, Che’nin hayata, siyasete, edebiyata ilişkin görüşlerine, değerlendirmelerine de yer veriyor küçük Guevara.

Ama esas önemsediği, dile getirmek istediği artık kendisi yetmişini devirmiş bir ihtiyar iken hep genç kalacak olan abisi ile, yıllarca mezarı bile belli olmayan sevgili ölüsü ile bağı. Juan Martin Guevara’nın kâğıda döktüklerini eşsiz kılan, başkalarının anlayamayacağı ve anlatamayacağı bu insani boyut zaten.

JUAN MARTIN GUEVARA, Ernesto “Che” Guevara’nın en küçük erkek kardeşidir. Kendisi de askerî dikta döneminde siyasi fikirleri nedeniyle uzun yıllar hapis yatmış bir militan olan Guevara, en sonunda ailenin Che’ye dair sessizliğini Abim Che kitabıyla kırmıştır.

ARMELLE VINCENT, Los Angeles’ta yaşayan bir Fransız gazetecidir. Bu projede Juan Martin Guevara’yla birlikte çalışmıştır. 

ABİM CHE / Juan Martin Guevara, Armelle Vincent
Çeviri: Arda Ekşigil 
Tür: Anı 
Sayfa sayısı: 239 Sayfa
Fiyatı: 20 TL
Yayın tarihi: 10 Ekim 2017


Paul Auster’dan merakla beklenen bir aile destanı : 4321

Salı, Ekim 10, 2017
Paul Auster’ın 20. yüzyılın ikinci yarısına panoramik bir bakış sunduğu ve 2017 Man Booker Ödülü’nün kısa listesinde kalmaya hak kazanan kitabı 4 3 2 1, Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

“Auster’ın en büyük, en yürek burkan, en doyurucu romanı, gerçeklerin ve olasılıkların, aşkın ve yaşamın sürükleyici ve şaşırtıcı öyküsü” olarak tanımlanan yapıt, bir aile destanı havasında başlıyor ve o aile bireylerinden birinin kendi yaşamını “ya öyle olmasaydı” diye sürdürmesiyle devam ediyor.

Sadece bir ailenin ve bir kişinin yaşamıyla sınırlı kalmayan roman, Soğuk Savaş, Rosenberg’lerin idamı, Kennedy ve Martin Luther King suikastları, Vietnam Savaşı, My Lai katliamı, 1968 üniversite olayları gibi konuları da ayrıntılarıyla işleyerek 20. yüzyılın ikinci yarısına panoramik bir bakış sunuyor ve bu deneyimleri bitmek istemeyen, akıcı, keyifli cümlelerle aktarıyor.

Auster kitabını yorumlarken, “Kendi yaşamımdan bazı şeyleri aktardım, ama hangi yazar bunu yapmaz ki?” diyor ve, “Ben tanıdığım, bildiğim dünyayı, kendi yaşadığım ve sürprizlerle dolu deneyimleri yansıtmaya çalışıyorum, ömrüm boyunca bu kitabı yazmak için bekledim,” diye tamamlıyor sözünü.

PAUL AUSTER, 1947 yılında ABD’nin New Jersey eyaletinde, Newark’ta doğdu. Daha 12 yaşındayken, önemli bir çevirmen olan eniştesinin kitaplarını okuyarak edebiyata büyük bir ilgi duymaya başladı. Columbia Üniversitesi’nde Fransız, İngiliz ve İtalyan edebiyatı okuduktan sonra dört yıl kadar Fransa’da yaşadı, Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. XX. yüzyıl Fransız şiiri üstüne önemli bir antoloji hazırladı. İlk kez 1987’de New York Üçlemesi adlı yapıtıyla büyük ilgi gördü. Daha sonra Ay Sarayı, Kehanet Gecesi, Köşeye Kıstırmak, Son Şeyler Ülkesinde, Leviathan, Şans Müziği, Timbuktu, Yanılsamalar Kitabı, Yükseklik Korkusu, Brooklyn Çılgınlıkları, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam ve Sunset Park adlı romanları, Yalnızlığın Keşfi adlı anı-romanı, Kırmızı Defter adlı öykü kitabı birbirini izledi. Auster, eşi yazar Siri Hustvedt ve iki çocuğuyla birlikte New York, Brooklyn’de oturuyor.

4 3 2 1 / Paul Auster
Çeviri: Seçkin Selvi 
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 1128
Fiyatı: 45 TL
Yayın tarihi: 10 Ekim 2017


h2o kitap’tan Edebiyat Belleğimiz : Fareler ve Kitaplar…

Salı, Ekim 10, 2017
Edebiyat Belleğimiz adı altında,edebiyatımızın sessizce atılmış adımlarını ve yankı bulamamış çıkışlarını hem yeni kuşaklara tanıtmak hem de eski kuşaklardan olanlara anımsatmak için bir edebiyat dizisi oluşturuyoruz.  Bir dönemleştirme çabası içinde olmadığımızdan bu bir dönem dizisi olmayacak. Biz, daha çok bir "zaman köprüsü" hayal ediyoruz, dünü bugüne bağlayan bir köprü. Çünkü biliyoruz ki zamanın kütüphanesi, zamanın ötesine geçmiş, gününde keşfedilmemiş ya da değeri bilinememiş yapıtlarla doludur. Çünkü görüyoruz ki çeşitli nedenlerle "edebiyat piyasası" dışında yazın yaşamını sürdüren sanatçıların gün ışığı tedirginliği çeken saklı yapıtları var pek çok.

Kimisi daha mürekkebi kurumadan yayınevinin kapanması dolayısıyla kimisi yazarının o satırları bir daha görmek istememesi yüzünden on yıllarca okurla buluşamamış kitapları da yayınlayacağız.

Gönüllere düşmüş ama dile getirilmemiş, göz önünde tutulmuş ama raftan ırak bırakılmış, köşe taşı sayılmış ama köşelerde yer bulamamış, gözden kaçmamış ama göz de kırpılmamış eserleri de yayınlayacağız. 

Ama biz bunları kendimize dert edinmedik, sadece aşığız ve aşkı çoğaltacağız.

Biliyoruz ki sanat eseri ölmez ama sanat eserinden fosil de olmaz. Biz de edebiyat alanında kazı yapıyor değiliz; bütün eserler ortada, yazıldılar ve okurun önüne kondular. Öngörümüz var elbet ancak "Edebiyat Belleğimiz"in sığasının tam tamına ne kadar olduğunu, nereye sığacağını bilemiyoruz. Kim biliyor, onu da bilmiyoruz. Ama okurun, belleğin oluşturulmasına katkı sunacağından eminiz. Biz başladık, destek gelecektir. Her zaman bir eseri eksik bıraktığımız, bir yazarı ihmal ettiğimiz bize anımsatılacaktır… Bu da yolculuğumuzun keyifli tarafı!

Bazı yazarlara ulaşamıyoruz, bazılarının varislerini bilmiyoruz, bazı eserleri de bulamıyoruz. Ama yılmıyor aramaya devam ediyoruz, kararlıyız belleği çoğaltacağız.

Belleğimizdekiler bugüne değin gölgede kalmış, fark edilememiş veya üstlerine zamanın sessiz örtüsü çekilerek unutulmaya  terk edilmiş olsalar da yok olmadılar; gelecekte de yok olmayacaklar ama artık yok da sayılamayacaklar.

Okurun eleştirisi, farelerin kemirici eleştirisinin yerine geçemez.

Sel Yayıncılık'tan Ekim Yenileri

Cuma, Ekim 06, 2017
Sel Yayıncılık Ekim ayını altı kitapla karşılıyor. Ayın güzelliği Eduardo Galeano’nun son kitabı “Hikâye Avcısı”nın ilk kez dilimize kazandırılmış olması. Boris Vian’ın her okumada yeni anlamlar kazanan romanı “Pekin'de Sonbahar” da ayın diğer edebi eseri. Kadın özgürlüğü mücadelesinde ufuk açıcı çalışmalarıyla anılan iki isim, iki düşünce insanı, iki yazarı bir araya getiren “Simone de Beauvoir Aramızda” Kadın Kitaplığı’nın, Neil Smith’in entelektüel ve siyasi açıdan bir güç kazanma denemesi “Eşitsiz Gelişim” KentSel (Sosyoloji) kitaplığının, Theodor W. Adorno’nun düşünür, totaliter rejimlerin makbul yurttaşını yaratan koşulları yürütülen bu çokyönlü araştırma sonucunda çözümlediği “Otoritaryen Kişilik Üzerine” ve Henri Lefebvre’nin üzerinde çalıştığı son kitap olan ve ancak ölümünden sonra yayınlanan “Ritimanaliz” de DüşünSel kitaplığının yenileri… “Hikâye Avcısı” ve “Otoritaryen Kişilik Üzerine”yi her okura şiddetle tavsiye ederiz…


Pekin'de Sonbahar * Boris Vian
“Bu kitap ne sonbahar ne de Çin’le ilgili elbette. Dolayısıyla zaman ve mekân benzerlikleri birer tesadüften ibarettir.”

Absürdün, şenliğin, oyunbazlığın ve varoluşçuluğun imkânlarını zorlayarak edebiyat laboratuvarında çılgın deneyler yapan Boris Vian, Pekin’de Sonbahar romanı hakkında okuruna gereken uyarıyı arka kapağa düştüğü bu notla yapar.

Pekin’de Sonbahar, okuru tüm canlılığıyla “yaşayan” Paris’ten uçsuz bucaksız bir yokyere, Egzopotamya çölüne doğru bir yolculuğa sürükleyen ve çölde başlamış anlamsız bir demiryolu inşa projesinin ortasına birçok başkarakterle birlikte bırakıveren kurgusuyla, her seferinde daha da şiddetlenerek yeniden patlayan coşkulu bir kahkaha gibi edebiyat alanında beliriverdiğinde, edebiyat çevreleri ve eleştirmenler bunun sürekli oluşum halinde bir yapıt olduğunun farkına varamamışlardı.
Vian’ın kendine has üslubunu konuşturarak mizahla trajiği absürtte birleştirdiği, anıştırmalar, ikilikler, belirsizlikler ve çelişkilerden beslenerek gerçekleştirilmesi imkânsız bir bütünlük yakaladığı, her okumada yeni anlamlar kazanan bu roman, “dünyaya işaret etmeye çalışan bir gizem yapıtı…”

BORIS VIAN, 1920’de Paris yakınlarındaki Ville-d’Avray’de doğan bir yazar, şair, şarkı sözü yazarı, şarkıcı, müzik eleştirmeni, caz müzisyeni (trompetçi), senarist, çevirmen, hatip, oyuncu ve ressamdır. Beş yaşında okuma yazma öğrenen Vian, on yaşına geldiğinde Fransız edebiyatının neredeyse bütün klasiklerini okumuştur. 1942’de metalürji mühendisi olan Vian, mühendislik yaparken bir yandan da müstear adlarla ilk yapıtlarını yazmaya başlar. Karamsarlığıyla ün salmış Vian, Alfred Jarry’nin geliştirdiği patafizik felsefeye bağlı bir tarzda yazarak hayali makineler ve uydurma sözcükler icat etmiş, absürde, varoluşçu felsefeye, şenliğe ve oyuna sadık kalmıştır. On yedi yaşında trompet çalmaya başlayan Vian, yazdığı şarkı sözleri sayesinde 1940’lı yılların sonunda Duke Ellington, Charlie Parker, Miles Davis gibi Amerikalı ünlü cazcılarla birlikte çalışır, ilk kabare gösterileri de bu dönemde ortaya çıkar. Senaryo yazmanın yanı sıra filmlerde küçük rollerde de oynayan Vian, 1959 yılında, Mezarlarınıza Tüküreceğim adlı romanından uyarlanan filmin galasında geçirdiği kalp krizi nedeniyle otuz dokuz yaşında hayatını kaybeder. 
Özgün Adı: L’Automne à Pékin, Türkçesi: Alev Er, Çağdaş Dünya Edebiyatı, Roman, 302 sayfa, 24 TL

Hikâye Avcısı * Eduardo Galeano
Eduardo Galeano, dünya denen cangıla bu kez ömrünün son dalışını gerçekleştirip hepimizi derinden sarsan küçük hikâyeler avlıyor...

Eşitsizliğin, şiddetin ve adaletsizliğin gemi azıya aldığı geçtiğimiz o uzun yüzyılın dökümünü, sevgi ve mizah yüklü sözcüklerle aktarırken, direnişin ve düş gücünün de yaygınlaştığını, insanlıktan her şeye rağmen umut kesmememiz gerektiğini bir kez daha vurguluyor. Bütün kıtalardan ve bütün zamanlardan ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlananların sesinin yorulmak bilmez taşıyıcısı, yazar, tarihçi, şair, anlatıcı, hatırlatıcıya da John Berger’ın o güzel tanımıyla “dünyanın vicdanı” Galeano, üzerinde titizlikle çalıştığı, vasiyet niteliği taşıyan bu kitabında da sömürücülerle diktatörlerin leşçiliğine ve ahlaksızlığına karşı halkların insanlık ve haysiyet adına mücadelesini efsaneler, anekdotlar, gerçek hayat hikâyeleri ve olaylarla anlatmaya, dünya halklarının direniş belleği olmaya devam ediyor... 

Yazarın ölmeden önce tasarladığı, tamamlanmamış son projesi “Karalamalar”dan bir seçkinin de yer aldığı Hikâye Avcısı, ilk kez Türkçede...

Eduardo Galeano: Montevideo, Uruguay’da orta sınıfa mensup Katolik bir ailede doğdu. On dört yaşında ilk politik çizgi romanı, Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı El Sol’da yayınlandı. Gazetecilik kariyerine 1960’larda, Marcha’da editör olarak başladı. 1973’teki askeri darbe sonucunda hapse atıldı, ardından sürgüne yollandı. Yerleştiği Arjantin’de Crisis adlı bir kültür dergisi çıkarmaya başladı. 1976’da Arjantin’de Videla rejimi, askeri bir darbeyle iktidara gelince İspanya’ya kaçmak zorunda kalan Galeano, 1985 yılında geri dönebildiği Montevideo’da 13 Nisan 2015’te hayatını kaybetti.

Yazarın Ve Günler Yürümeye Başladı, Aynalar, Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Kadınlar, Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu, Ateş Anıları I-Yaratılış ile Ateş Anıları II-Yüzler ve Maskeler isimli kitapları yayınevimiz tarafından yayınlanmıştır. Ateş Anıları III ve Yürüyen Kelimeler yayın programımızdadır.
Özgün Adı: El Cazador de Historias, Türkçesi: Süleyman Doğru, Çağdaş Dünya Edebiyatı, Deneme, 262 sayfa, 24 TL

Simone de Beauvoir Aramızda * Julia Kristeva
Julia Kristeva ve Simone de Beauvoir... Kadın özgürlüğü mücadelesinde ufuk açıcı çalışmalarıyla anılan iki isim, iki düşünce insanı, iki yazar...

Kristeva’nın hayranlık ve eleştirellikle ele aldığı, dönemini önceleyen ve kendisini kuşatan Simone de Beauvoir üzerine yazılarından oluşan bu derleme bizi Beauvoir’ı yeniden okumaya davet ediyor. Hem yaşamıyla hem de eserleriyle antropolojik bir devrim gerçekleştirmiş, bireysel ve toplumsal geleceğimize damgasını vurmuş Beauvoir’dan bu yana feminist hareketin temel sorunlarına, farklılaşan algı ve yaklaşımlarına güçlü bir değini niteliği taşıyor. 

Çin’den Afganistan’a uzanan bir coğrafyada temel yaşam haklarından dahi mahrum kadınların mücadelesini yine Kristeva’nın kaleminden okuduğumuz bu derleme, her ikisinin de düşün evrenine derinlemesine bir giriş...

JULIA KRISTEVA, 24 Haziran 1941’de Bulgaristan-Sliwen’de doğan edebiyat teorisyeni, psikanalist, yazar ve filozof. 1965’ten beri Fransa’da Paris’te yaşamakta ve çalışmalarını burada yürütmektedir. 1970’li yıllardan itibaren eleştirel teorinin önde gelen isimlerindendir. Roland Barthes ve Jacques Lacan’ın yanında çalışmış ve bu düşünürler dışında Bakhtin’den etkilenmiştir. Dilbilim, göstergebilim, psikanaliz üzerine yazıları post-yapısalcı teorinin gelişmesinde belirleyici bir konuma sahiptir ve yapılan tartışmaları derinden etkilemiştir.
Özgün Adı: Beauvoir présente, Türkçesi: Özgü Berksoy, Kadın Kitaplığı: 10, 118 sayfa, 14 TL

Eşitsiz Gelişim - Doğa, Sermaye ve Mekânın Üretimi * Neil Smith
Eleştirel coğrafyanın önde gelen isimlerinden Neil Smith’in Eşitsiz Gelişim: Doğa, Sermaye ve Mekânın Üretimi başlıklı bu eseri tutkulu bir çalışmanın ürünü. Tezine Henri Lefebvre’in Mekânın Üretimi’nde bıraktığı yerden başlayan Smith, insan doğasından yapılı çevreye, kent ölçeğinden kolonyalizmin coğrafyasına ve emperyalizmin küreselliğine kadar uzanan soyut ve somut mekânlarda görülen, düşünülen, incelenen doğayı merkeze alıyor. Doğa, sermaye ve mekânı bir bütünsellik içerisinde inceleyerek, doğayı insana dışsal bir “nesne”ymiş gibi ele alan yaklaşımın metafizik karakterinden kurtarıp maddileştiriyor. 

Frankfurt Okulu teorisyenlerinin savının aksine, doğanın insanın üretici eyleminin kapsamı olduğunu ve verili koşullar çerçevesinde onu kendisiyle birlikte dönüştürdüğünden kapitalist gelişim dinamiklerinin çeşitli ölçeklerdeki mekânlar üzerinde nasıl eşitsiz bir karakter taşıdığına işaret ediyor. Tarihi coğrafyayla, kenti kırla, şehrin yapılarını ormanlarla, Güney Asya’nın fabrikalarını Amerika’nın düzlükleriyle buluşturan Smith, eleştirel mekân teorisinin kapsamını genişletiyor. Bundan milli parklar da nasibini alıyor!

“Neil Smith’in Eşitsiz Gelişim’i entelektüel ve siyasi açıdan bir güç kazanma denemesi, insanlık durumunun hayati yönlerini dogmatik olmayan ve geniş kapsamlı bir çerçevede ele alan bir araştırma, gerçekten mümkün olan o başka dünya hakkında bize hâlâ ilham verip çok şey öğretebilen bir çalışma. Özenli okumayı ve tekrar okumayı hak ediyor. Pişman olmayacaksınız.” David Harvey

NEIL SMITH, 18 Haziran 1954’te doğdu. Doktorasını Johns Hopkins Üniversitesi’nde Marksist coğrafyacı David Harvey’in danışmanlığında tamamladı. İskoçyalı akademisyen Columbia ve Rutgers üniversitelerinde uzun yıllar çalıştıktan sonra New York Şehir Üniversitesi’ne geçerek burada Antropoloji ve Coğrafya dersleri verdi. Kentsel süreçler üzerine çalışmak üzere başladığı doktora tezi Eşitsiz Gelişim: Doğa, Sermaye ve Mekânın Üretimi olarak yayınlandı. Coğrafya, mekân, doğa, sosyal teori ve tarih alanlarında çalışmalar yürüten Smith kentler, dünya ve kapitalizm arasındaki ilişkiyi araştırarak ve “doğanın üretimi” tezini savunarak coğrafyaya yeni bir boyut kazandırdı. Eleştirel coğrafyanın önde gelen isimlerinden olan ve Marksist teoriye coğrafya alanında önemli katkılarda bulunan Smith, 29 Eylül 2012’de hayatını kaybetti.
Özgün Adı: Uneven Development: Nature, Capital and the Production of Space, Türkçesi: Esin Soğancılar, KentSel (Sosyoloji): 11, 332 sayfa, 26 TL

Otoritaryen Kişilik Üzerine - Niteliksel İdeoloji İncelemeleri * Theodor W. Adorno
Faşizme eğilimli birey kimdir, nasıl düşünür, bu eğilimine eşlik eden özellikleri nelerdir? Faşizan propagandanın kimi insanlarda çok daha kolay karşılık bulmasının nedeni yalnızca sosyolojik koşullarla açıklanabilir mi? Kişiliğin ideolojik şekillenmelere etkisi nedir?

Theodor W. Adorno, Horkheimer yönetimindeki Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nün faşizmin yeniden yükselişini önlemek adına II. Dünya Savaşı sonrası Amerikası’nda yürüttüğü sosyolojik araştırmalarda “potansiyel faşist”e, ırkçı ve faşizan eğilimleri olduğunu açıkça beyan etmediği ya da reddettiği ve bu doğrultuda bir örgütlenme içerisinde yer almadığı halde antidemokratik propagandaya açık kişiye odaklanır.

Otoritaryen Kişilik Üzerine’de düşünür, totaliter rejimlerin makbul yurttaşını yaratan koşulları yürütülen bu çokyönlü araştırma sonucunda çözümlüyor. Antisemitizm örneği üzerinden ırkçılığın ve muhafazakârlığın toplumsal kökenlerinin derinlemesine irdelendiği bu eserde, “otoritaryen insan tipi dediğimiz ‘antropolojik’ türün” ortaya çıkma gerekçelerini gözler önüne seriyor.

Hiç kimsenin ırkçılığını, ayrımcılığını, bir başka ulus ya da gruba yönelik düşmanlığını kabul etmediği ancak gündelik reflekslerine dahi yansıyan eğilimlerinin küçük bir dokunuşla faş ettiği günümüz toplumunun da yaldızını kazıyan ve siyasal tercihlerinin nedenlerine ışık tutan bir çalışma...

THEODOR W. ADORNO, Frankfurt Üniversitesi’nde felsefe, müzikoloji ve sosyoloji üzerine eğitim gördü. 1924’te felsefe alanında doktorasını tamamladı. 1930’lu yılların başında Ernst Bloch, Walter Benjamin, Max Horkheimer ve Herbert Marcuse gibi çeşitli alanlardan öncü düşünürleri bir araya getiren Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nde çalışmaya başladı. Nazilerin iktidara gelmesiyle öğretim üyesi olarak çalışma izni iptal edilen Adorno, önce İngiltere’ye, ardından 1938’de Horkheimer’in davetiyle ABD’ye gitti. Bu yıllarda otoritarizm, faşizm, antisemitizm ve propaganda üzerine detaylı çalışmalar yürüttü. İkili, savaştan sonra Frankfurt’a dönüp Enstitü’yü yeniden canlandırdı. 1950’den sonra profesör olarak Frankfurt Üniversitesi’nde çalışan düşünür, 6 Ağustos 1969’da vefat etti.
Özgün Adı: The Authoritarian Personality, Türkçesi: Doğan Şahiner, DüşünSel (Sosyoloji): 35, 283 sayfa, 24 TL

Ritimanaliz - Mekân, Zaman ve Gündelik Hayat * Henri Lefebvre
Henri Lefebvre üzerinde çalıştığı son kitap olan ve ancak ölümünden sonra yayınlanan Ritimanaliz’de onlarca yıldır sürdürdüğü yoğun felsefi, sosyolojik ve teorik tartışmaların en özgün meyvelerinden birini okurlarına sunuyor. Çalışmasının merkezine felsefe tarihinde ihmal edilmiş “ritim” kavramını alarak onu mekân, zaman ve gündelik hayat bağlamında inceliyor. Bu noktada beşeri bilimlere kendine has bir metodoloji öneriyor: “Ritimanaliz.”

Döngüsel ve doğrusal ritimlerin, saatlerin, günlerin, dalgaların, müzikal seslerin, insanların beden hareketlerinin analizine odaklanan bu yeni disiplin, toplumsal süreçlerin kavranmasında Lefebvre’in belirlediği önemli sac ayakları olan mekâna, zamana ve gündelik hayata dair bilgimizi derinleştirmeyi amaçlıyor. Böylelikle ritmi felsefi düşüncenin ve toplumsal teorinin odağına taşıyor ve Marksizmin özgün metodolojisini tahrif etmeden, potansiyelinin fiiliyata geçmesine de katkıda bulunuyor.

“Lefebvre’in doğal, bedensel ritimler ile mekanik, makine ritimleri arasındaki mukayeseye olan ilgisi programlarla yapılabilen orkestrasyon çağında müzikal bir dönemeç olarak anlaşılabilir. (...) Lefebvre, birtakım meseleleri incelemek ve gözden geçirmek için, ritmi bir analiz biçimi –analizin yalnızca bir nesnesi olmaktan ziyade bir analiz aleti– olarak kullanır. Bunlardan bir tanesi kent sorunudur, Fransa’daki ve başka ülkelerdeki şehir hayatıdır. Lefebvre’in de belirttiği üzere, ritimanalist ‘bir senfoni veya bir opera dinler gibi bir evi, bir sokağı, bir şehri de dinleyebil[en]’ birisidir.” Stuart Elden

HENRI LEFEBVRE, 1901’de Fransa’da doğdu. Sorbonne’da felsefe eğitimi aldı. 1924 yılında katıldığı “Philosophies” topluluğunda birlikte çalıştığı Politzer, Friedmann, Nizan gibi düşünürlerle birlikte 1928 yılında Fransız Komünist Partisi üyesi oldu. 1940’da Fransız Direnişi’ne katıldı. 1958’de Komünist Parti’den ihraç edilmesinin ardından, Strasburg Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olduğu yıllarda Sitüasyonistlerle ilişki kurdu. 1947 yılında kaleme aldığı üç ciltlik Gündelik Hayatın Eleştirisi (Türkçesi: Işık Ergüden, 2012) başlangıçta sessizlikle karşılansa da ilerleyen yıllarda birçok çevrede güçlü bir entelektüel etki yarattı. Lefebvre, bu çalışmasının yanı sıra, mekân konusunu toplumsal analizin, Marksist felsefe ve sol siyasetin gündemine taşıyan ilk düşünürlerdendir; metinlerine son yıllarda giderek daha fazla referans verilmesinin nedeni de budur. 20. yüzyılın bu önemli düşünürü, 1991 yılında Paris’te öldü.

Şehir Hakkı (1968), Kentsel Devrim (1970, Türkçesi: Selim Sezer, 2013) ve Mekânın Üretimi (1974, Türkçesi: Işık Ergüden, 2014) II. Dünya Savaşı’nın ardından bu alanda yapılan ilk kayda değer çalışmalar olduğu kadar güncel önemi de giderek artan eserlerdir. Mekân ve Siyaset (Şehir Hakkı II) de yayın programımızdadır.
Özgün Adı: Éléments de rythmanalyse: Introduction à la connaissance des rythmes, Türkçesi: Ayşe Lucie Batur, DüşünSel (Felsefe): 34, 128 sayfa, 14TL


Yukio Mişima’dan şiirsel bir roman : Altın Köşk Tapınağı

Perşembe, Ekim 05, 2017
Kekeme olduğu için hayatı boyunca yalnızlık çeken Mizoguçi, babasının ölümünden sonra Altın Tapınak’ın başkeşişine emanet edilir. Tapınağın güzelliğini bir saplantı haline getiren Mizoguçi’nin bu güzelliğe sahip olma tutkusu onu yıkıcı bir yola sürükleyecektir.

“Hangi cesaretle ben, ben olmaktan vazgeçebilecektim?”
“Bu gizemli altın kuş ne gündoğumunda ötüyor ne kanat çırpıyordu, kendinin bir kuş olduğunu unuttuğuna kuşku yoktu. Ancak onun uçmuyor olduğunu düşünmek de yanlıştı aslında. Diğer kuşlar gökyüzünde uçarken bu kırmızı altından Anka kuşu parlayan kanatlarını açmış, sonsuza dek zamanın içinde uçmaktaydı. Zaman onun kanatlarına çarpıyordu. Kanatlarına çarpıp geri süzülüyordu.”

Ali Volkan Erdemir’in güzel çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Altın Köşk Tapınağı, 1950’lerde yaşanan gerçek bir olayı konu alıyor. Şiirsel üslubu ve dramatik sahneleriyle dünya edebiyatına damgasını vuran Mişima’nın sık sık ele aldığı şiddet, tutku, din ve tarih gibi konular bu romanda kusursuzca harmanlanıyor. 

YUKİO MİŞİMA, asıl adı Hiraoka Kimitake. 1925’te doğdu. İlk hikâyelerini çocukken yazmaya başladı. Babasının ısrarıyla Tokyo Üniversitesi’nde hukuk okudu. Mezun olduktan sonra girdiği memuriyette ancak bir yıl çalışabildi. İstifa etti, tüm zamanını yazmaya ayırdı. Mişima’nın kısa sürede uluslararası bir ün kazanmasını sağlayan Bir Maskenin İtirafları, 1948’de yayımlandı. Çok sayıda romanın, popüler dizi romanların, öykü kitaplarının, denemelerin ve edebiyat eleştirilerinin yanı sıra kabuki tiyatrosu ve geleneksel no oyunları için çağdaş metinler kaleme aldı. Çağdaş Japon edebiyatının en önemli yazarı olarak kabul edilen Mişima, 1970’te ününün ve prestijinin doruğundayken Henry Miller (Reflections on the Death of Mishima) ve Marguerite Yourcenar (Mişima ya da Boşluk Algısı) gibi yazarların kitaplarına konu olacak bir intiharla 1970'te yaşamına son verdi.

Altın Köşk Tapınağı / Yukio Mişima
Çeviri: Ali Volkan Erdemir
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 270  Sayfa
Fiyatı: 21 TL
Yayın tarihi: 3 Ekim 2017


George Saunders’tan, vahşi bir mizahla kurgulanmış dâhiyane öyküler : İçSavaşDiyarı Feci Düşüşte

Çarşamba, Ekim 04, 2017
Güz dönemine Doris Lessing’in bilim kurgu başyapıtı “Şikeste” ile başlayan Delidolu Yayınları hız kesmiyor ve çağımızın en etkileyici öykücülerinden biri olarak anılan, her kitabıyla hayranlığımızı kazanan George Saunders’ın “İçSavaşDiyarı Feci Düşüşte”yi okurla buluşturuyor. Saunders, kitabında siber terörizmle dolu, kâbus gibi bir kıyamet-sonrası dünyası yaratarak okurları her zamankinden daha karanlık, daha nüktedan ve çok daha çarpıcı gerçeklerle yüzleştiriyor. 

Time dergisi tarafından “Dünyadaki en etkili 100 kişi” listesine seçilen George Saunders’ın erken dönem öykülerinin ve bir novellasının yer aldığı İçSavaşDiyarı Feci Düşüşte, bir kez daha okurlarını kaybetmişlerin, eziklerin, kusurluların, engellilerin yani yaşamın kıyısında kalmış onlarca farklı bireyin hayatına sokuyor. Saunders bu çarpıcı kitabında, vahşi bir mizah ve kavurucu bir zekâsıyla çöküşün eşiğine gelmiş bir gelecek kurgusuna dair gerçeküstü; ama tuhaf bir biçimde ikna edici bir tablo resmediyor. 

Yazarın külliyatında farklı bir yeri olan İçSavaşDiyarı Feci Düşüşte, siber terörizmle dolu, kâbus gibi bir kıyamet-sonrası dünyası yaratarak okurları her zamankinden daha karanlık, daha nüktedan, daha ümitsiz, daha iyimser ve hepsinden de ötesi, çok daha çarpıcı gerçeklerle yüzleştiriyor. 

Türkiye’de Delidolu Yayınları etiketiyle basılan ilk romanı Arafta ile Man Booker Roman Ödülü’nün en kuvvetli adaylarından biri olan George Saunders, 2014 yılında da Aralığın Onu isimli öykü kitabıyla Folio Ödülü’ne hak kazandı. 

“Hayat bize aşk ihtiyacı veriyor ama aradığımız aşkı bulmamız için bir yol vermiyor. Bize sevilme arzusu veriyor ama yanında, bizi sevilemez kılan kişisel özellikler ekliyor. Kusurlu ve aciz kulları, üstün özellikler gerektiren bir dünyaya yerleştiriyor…”

“George Saunders’ın klostrofobik manzaralarını ziyaret ettikten sonra, bir alışveriş merkezine ya da eğlence parkına bir daha asla aynı şekilde bakamayacaksınız…” 
The Philadelphia Inquirer

İçSavaşDiyarı Feci Düşüşte George Saunders
Türkçeleştiren: Niran Elçi
236 sayfa
21,00 TL

Ece Temelkuran’dan hayal etmekte inat etmek ve iyi kalmakta diretmek için : İyilik Güzellik

Çarşamba, Ekim 04, 2017
2015 yılında yayımladığı romanı “Devir” ile seksenler dönemini anlatan Ece Temelkuran, yazılarından derlenen “İyilik Güzellik” ile dönüyor. “İyilik Güzellik” Can Yayınları etiketiyle raflarda…

“Pek yakında tıpkı bizim gibi Batı dillerinde yaşayan insanlar da tanık olacakları sarsıcı kötülük temsillerinden sonra kendilerine yeniden şunu soracaklar, “İnsan iyi midir? Kötü müdür?” Bu, yeniden, kalabalıkların konuştuğu bir şüphe olacak, 
“Yoksa insanlar kötü müdür?”

Bu, yıkıcı, acı verici bir şüphe. Sadece insanın içine ortak hayatla ilgili korku saldığı için değil, bu soruyu soran da insan olduğu için. Korku ve şüphe karşılıklı ilişkileri ve bireyi böyle çürütücü bir döngü ile yıkar ve sonunda kötülüğü ilk kez kimin başlattığı unutuluncaya kadar insanlık bu çukurda yuvarlanır durur. Daha kötüsü ise şu: “Yoksa insan kötü müdür?” şüphesi insanı iyi ve kötü arasında kısır bir ikiliğin içine sıkıştırır. İkilikten düşünce çıkmaz, hayal çıkmaz, hikâye çıkmaz. Hikâye ikiliğin ötesinde başlar.”

İkiliklerin tartışıldığı tragedya çağından, insanın karmaşık öyküsünün sürekli yeniden karıldığı günümüze ulaşmış olan düşünceyi aynı ikiliye yeniden sıkıştırmamak için... Belki de bunca sert gerçeğin karşısında yazının ve kitabın sağladığı tek direnç noktası bu.

Çıldırtıcı kötülük şenliğine rağmen, “Nasılsın?” dendiğinde hepimiz öyle cevap vermeyi yeniden hatırlayalım istedim: 
“Ne olsun! İyilik güzellik.”
“Ne olsun! İyilik güzellik.”

Ece Temelkuran’ın yazılarından derlenen bu kitap, yeni bağlamıyla kültürün, sanatın gerekliliğine ve yaşamsallığına ilişkin eşsiz bir fırsat.

ECE TEMELKURAN, İzmirli ve 1973 doğumlu. 1993’ten başlayarak 20 yıl muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptı. Bütün Kadınların Kafası Karışıktır (1996), Oğlum Kızım Devletim-Evlerden Sokaklara Tutuklu Anneleri (1998), İç Kitabı (2002), Kıyı Kitabı (2002), İçeriden / Kıyıdan Konuşmalar (2004), Dışarıdan / Kıyıdan Konuşmalar (2004), Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita (2006), Ne Anlatayım Ben Sana! (2006), ‘Ağrı’nın Derinliği (2008), Muz Sesleri (2010), İkinci Yarısı (2011), Kayda Geçsin (2012), Düğümlere Üfleyen Kadınlar (2013), Devir (2015) adlı kitapları yazdı. 2010’da İngiltere’de Deep Mountain (‘Ağrı’nın Derinliği), 2011’de ABD’de Book of the Edge (Kıyı Kitabı) adlı kitapları yayımlandı. Muz Sesleri, beş dilde yayımlandı. Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Almanya, Çin ve Fransa’dan sonra İngiltere’nin de aralarında bulunduğu 13 ülkede yayımlandı. Ve Çılgın ve Hüzünlü İngilizce ve Almancanın da aralarında olduğu beş dilde yayımlandı. Devir ise kasım ayında Amerika’da ve Danimarka’da yayımlanacak. The Guardian, The New York Times, Franktfurter Allgemeine Zeitung, New Statesman, New Left Review, Le Monde Diplomatique, Berliner Zeitung gibi gazete ve dergilerde makaleler yazdı. 2007’de Saint Anthony’s Col-lege’ın akademik davetlisi olarak bir yıl Oxford’da bulundu. Uluslararası Af Örgütü ve Prens Claus Vakfı’nın davetlisi olarak Amsterdam’da 2013 yılı için “Özgürlük Konuşması”nı yaptı. Türkiye’yi anlattığı “Çılgın ve Hüzünlü” kitabı Almanca ve İngilizce olarak yayımlandı, çeşitli dillerde yayımlanmayı bekliyor. Beyrut, Tunus, Paris’te yaşadı. Şimdi zamanını İstanbul ve Zagreb arasında geçiriyor.

İyilik Güzellik / Ece Temelkuran 
Tür: Deneme 
Sayfa sayısı: 159 Sayfa
Fiyatı: 14 TL
Yayın tarihi: 3 Ekim 2017

Dan Brown’ın yeni romanı “Başlangıç” yarın raflarda!

Pazartesi, Ekim 02, 2017
Dan Brown’ın tüm dünyada merakla beklenen yeni romanı Başlangıç 3 Ekim Salı günü Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini alıyor. 13 ülkede aynı anda yayımlanacak romanı saat farkıyla ilk okuyan, Türkiye’deki okurlar olacak! 

Sanat eserlerini, şifreleri ve sembolleri büyük bir titizlikle araştırarak Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar, Dijital Kale, İhanet Noktası, Kayıp Sembol ve Cehennem gibi tüm dünyada fırtınalar koparan eserleri  yaratan Dan Brown, Başlangıç ile bu sefer de insanlığı yüzyıllardır meşgul eden o büyük bilinmezi sorguluyor:

“Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?”
Kim olursan ol, neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek...

Genç adam, aniden üç büyük dinin temsilcilerine döndü. “Şaşırtıcı bulacağınızı tahmin ettiğim bilimsel bir buluşum sebebiyle bugün buradayım. İnsanlık deneyimimizin en temel iki sorusuna cevap bulma ümidi ile yıllardır peşinden koşuyordum. Bu bilginin tüm inananları derinden etkileyeceğinden eminim. Nasıl desem, ‘yıkıcı’ diye tanımlanabilecek bir değişikliğe sebep olabilir. Birazdan görecekleriniz, dünyayla paylaşmayı umduğum sunumun kaba bir kesiti. Fakat bunu yapmadan önce dünyanın en etkili din adamlarına danışmak, en çok etkilenecek kişilerce nasıl algılanacağını öğrenmek istedim.” Piskopos, haham ve ulema birbirlerine baktılar, sıkılmış görünüyorlardı. Piskopos, “İlginç bir girizgâh Bay Kirsch. Bize gösterecekleriniz dünya dinlerinin temelini sarsacakmış gibi konuşuyorsunuz," dedi. Genç adam kutsal metinlerin saklandığı bu eski mahzende etrafına baktı. Temellerini sarsmayacak, yıkacak, diye düşündü. Din adamları üç gün içinde bu sunumu bir etkinlikle insanlara duyuracağını bilmiyorlardı. Bunu yaptığında tüm insanlar, dini öğretilerin gerçekten de ortak bir noktası bulunduğunu anlayacaklardı: Hepsinin tümden yanlış olduğunu...

Nereden geldik? Nereye gidiyoruz?

İnsanoğlunu başlangıçtan bugüne meşgul eden bu iki temel soruya cevap bulma iddiasındaki bir fütüristin tam da keşfini açıklayacağı gece her şey trajik bir biçimde karanlığa gömülür. Eski öğrencisinin sunumuna davetli olan Simgebilim Profesörü Robert Langdon söz konusu keşfi öğrencisinin anısına dünyaya duyurmaya karar verir. Ancak kendisini bekleyen şifrelerden, acı sürprizlerden ve ölümcül fanatiklerden habersizdir...

Başlangıç / Dan Brown
Çeviren: Petek Demir İncek
Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 536
Etiket Fiyatı: 38,00 TL

Mayo Kitap yayın hayatına en ünlü Amerikan çocuk klasiklerinden Ajan Harriet ile başlıyor!

Pazartesi, Ekim 02, 2017
Mayo Kitap yayın hayatına en ünlü Amerikan çocuk klasiklerinden Ajan Harriet ile başlıyor! Kitap,
New York Halk Kütüphanesi'nin 100 Yılın En İyi 100 Çocuk Kitabı seçkisinde de yer alıyor.

Harriet M. Welsch on bir yaşında ve bir ajan. Her gün, okuldan sonra, kendi çizdiği ajanlık rotasındaki insanları gözlemleyip onlar hakkında öğrendiği tüm ayrıntıları defterine yazıyor. Aslında bu deftere herkes hakkındaki her şeyi yazıyor, hatta ailesi, en iyi arkadaşları hakkındakileri bile!

Bir gün Harriet defterini kaybedince işler karışıyor. Harriet, defterin arkadaşlarının eline geçmesine ve haklarında yazılanları okumalarına engel olamıyor. Her zaman dürüstlükle yazılan bu yazılarda Harriet’ın başına bela olacak korkunç yorumlar da var tabii.

Bakalım Harriet işleri yoluna koyup arkadaşları ile arasını düzeltebilecek mi?

“Dünyadaki her şeyi bilmek istiyorum, her şeyi. Bir ajan olacak ve her şeyi öğreneceğim!”

1964 yılında yayımlandığından beri 4 milyon satan ve eleştirmenlerce en iyi çocuk romanları arasında sayılan Ajan Harriet, şimdi Türkçede.

"Doğruları söylediğiniz için ödediğiniz bedeller hakkında yazılmış daha iyi bir roman okumadım. Harriet'ın hikâyesini sanki kendim yaşamışım gibi çok seviyorum." - Jonathan Franzen

"Bu kitap, yazar olmak istememe sebep olan kitap. Harriet, kendisinden beklenenler yerine kendi doğrularına öncelik veren ilk roman kahramanı okuduğum." - Anna Holmes

Louise Fitzhugh, Memphis Tennessee’de dünyaya geldi. Bard College’a gitti, İtalya ve Fransa’da sanat eğitimi gördü. Ardından çalışmalarına New York’ta Art Students League’de ve Cooper Union’da devam etti. Kendisini üne kavuşturan ilk çocuk kitabı olan Ajan Harriet’ı, The Long Secret ve Sport isimli kitapları izledi. Çocuk edebiyatının dönüm noktası olarak anılan bu kitapları yazan Fitzhugh, 1974 yılında 46 yaşındayken hayata veda etti.

Ajan Harriet / Louise Fitzhugh
Özgün Adı: Harriet the Spy
ÇOCUK EDEBİYATI, ROMAN (8-12 yaş)
Çevirenler: Duygu Uzunoğlu ve Sarphan Uzunoğlu
390 sayfa, Ekim 2017
Etiket Fiyatı: 16 TL


Sezgin Kaymaz'dan “Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir” Tüm Kitapçılarda!

Pazartesi, Ekim 02, 2017
Sezgin Kaymaz'ın yirmi yıl önce İletişim Yayınları tarafından basılan romanı  Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir, yeni edisyon ve kapağıyla April Yayıncılık tarafından yeniden yayımlandı. 

Fantastik edebiyatın sınırlarında özel bir hikaye kalem alan Kaymaz, Uzunharmanlar'a taşınan Musa'nın başına gelenleri anlatıyor. Mizahın, sürprizlerin hiç kesilmediği roman, Sezgin Kaymaz'ı bir kez daha keşfetmek için bir davet. 

Kaçtınsa kaçmışındır, dönemezsin, denklem bu! Unutma, her korkuda binlerce eminlik vardır, göz karasında onca aydınlık mevcut... 

Meselesi hiç bitmeyen, Ankaralı Erzurumlu Teyze.
Evinin direği, canının paresi horoz Rıza.
Koca bekleyen Ayla, mümkünse hiç evlenmesin Leyla, başlarında hanım ağa Havvanım.
Mahallenin beyi, âlemin abisi Beyabi.
Kaporta boyada, ayar azarda dünya devi Kirkor Usta.

Ve Aspendos. Ve Leyla. Ve Misafir. Ve hayat. Ve ölüm. 
Şımarmak bu kadar mı yakışmaz böyle bir ahuya?

Musa tüm lükslerini, ailesinin servetini, diplomasını geride bıraktı. Uzunharmanlar'da en baştan, bir kez daha hayata başlayacak. Sanki hiç yaşamamış, sanki hep burada yaşamış gibi. Saniye kadar uzun, ömür kadar kısa bir konaklama olacak bu. Bir de komşular bu kadar tuhaf davranmasa, bir de evden böyle tuhaf sesler gelmese, bir de geceleri akmış makyajıyla şu düşmüş peri bir görünüp bir kaybolmasa... 

Sezgin Kaymaz hayat kadar fantastik bir öykü fısıldıyor bu kez. Var olmaya, yok olmaya, bir olmaya dair modern bir masal anlatıyor. Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir, tekinsiz diyarlara edebi bir yolculuk.

Gerçek arayışta... Önce bulacaksın, hakiki arama bulduktan sonra...
Buldun mu? O zaman şimdi ara. 

Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir, yazarlığının yirminci yılında Sezgin Kaymaz'ı bir kez daha keşfetmeye, dilin sınırlarını yoklamaya bir davet.

Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir / Sezgin Kaymaz
Roman
April Yayınları, 1. Baskı Ekim, 2017
Sayfa: 328 
Fiyat: 24 TL


44 Yazardan “Kedi Öyküleri” Yitik Ülke’den Raflarda…

Pazartesi, Ekim 02, 2017
Kedileri seven, kedileri sahiplenen, doğa ve hayvan sevgisiyle dolu herkes için özel bir kitap yayımlandı: “Kedi Öyküleri”. 

Hangimizin hayatı bir kediyle kesişmedi ki? Hangimiz en mutsuz anında bacağına sürtünen bir kediyle göz göze gelmedi? Hangimiz onların sıcacık dostluğuna hayır diyebildi? Evet, kediler yaşamımızın büyük ve önemli bir parçası. Bazen yoldaşımız, bazen her şeyimiz onlar; bazen bizi tek anlayan sadece bir kedi, değil mi? 

Şair, yazar Kadir Aydemir'in yayına hazırladığı, Yitik Ülke Yayınları'nca yayımlanan “Kedi Öyküleri” kitabında onlarca yazar bir araya geldi ve hem gülümseten, hem de hüzünlendiren öykülerini anlattı. Kapak tasarımını Savaş Çekiç'in yaptığı kitaptaki öykülere Eda Alpaykut'un çizimleri eşlik ediyor. Doğa ve hayvan sevgisiyle dolu herkesin okuyup unutamayacağı gerçek öykülere buyrun.

Kitapta öyküleriyle yer alan yazarlar şöyle:
Ahmet Günbaş, Atilla Yaşrin, Aydın İleri, Ayşe Keskin, Ayşen Aydoğan, Barış Çağrı Genç, Benen Çetindağ, Betül Dünder, Burak Tezgören, Burcu Ayan, Burç Doğu, Cafer Hergünsel, Çimen Arya, Çimen Erengezgin, Dilek Neşe Açıker, Erkut Tokman, Ferda Sayın, Güven Pamukçu, Hakan Karadağ, Hamdi Tuncer, Harun Özen, Hülya Akyüz, İlkay Yıldız, Kezban Şahin Taysun, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Mehtap Erel, Melih Yıldız, Mine Topal, Nazmi Bayrı, Orhan Çetinbilek, Seçim Seziş, Sedat Delioğlu, Sedef Özkan, Serap Karaman, Serap Melek Eryazıcı, Serkan Türk, Tekgül Arı, Tülay Kale, Verda Pars, Veysel Oğulcan Tünay, Yaprak Öz, Yeşim Gökmen Özakıncı, Yunus Bekir Yurdakul, Yunus Bektaşoğlu

Keyifle okuyacağınız, içinizi ısıtacak bir kitap “Kedi Öyküleri”. 

Kedi Öyküleri, Hazırlayan: Kadir Aydemir, Yitik Ülke Yayınları, 263 sf., Eylül 2017, 21 TL

Alakarga’dan Ekim Yenileri

Cumartesi, Eylül 30, 2017
Yayıncılıkta beşini yılını dolduran Alakarga Yayınları, Ekim ayını dört kitapla karşılıyor. İlk kitabı “Küçük Dertler” ile tanıyıp sevdiğimiz Kadire Bozkurt’tan “Bir Kalbin Boyutları”, Marente de Moor’un ödüllü kitabı “Hollandalı Bakire”, Çağdaş Azerbaycan edebiyatının önemli temsilcilerinden Maksat Nur’un etkileyici romanı “Şehrin Sahibi” ve Edgar Allan Poe’nun tek romanı “Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikâyesi” yeni dönemin ilk kitapları olarak raflarda… Kapaklarda ilk dönemdeki gibi beyaz ağırlıklı sadeliğe dönülmesine sevindik demeden geçmeyelim…


Bir Kalbin Boyutları - Kadire Bozkurt
“Saçlarını dalga dalga seriyor şehrin üstüne. Gece oluyor. Sabahlarsa turuncu bir aydınlık. Anneni çağırayım ister misin? Arkadaşlarını? Gitmemi ister misin? Yalnız küçük bir deviniş. Gitme, demek bu. Kal.”

İlk kitabı Küçük Dertler ile okurumuzdan ilgi gören Kadire Bozkurt, yeni kitabı Bir Kalbin Boyutları ile tekrar öyküseverlerin karşısında. Bu kitabıyla birlikte Kadire Bozkurt’un hem dilini, anlatımını yetkinleştirdiğini hem de kahramanlarıyla, coğrafyasıyla öyküsüne yeni boyutlar kazandırdığını göreceksiniz. Edebiyatımızın genç kuşaklarının en önemli öykücülerinden birinin kaleminden çıkma bu öyküleri seveceksiniz.

“Kadire Bozkurt’un kısacık öyküleri kâğıt kesiği gibi. Kendini göstermeyen ama içe işleyen.” Semih Gümüş
Sayfa: 152, Fiyat: 16 TL


Hollandalı Bakire - Marente De Moor
“Sadece hapiste yazdığı mektubu saklamıştım. Onu okumaya doyamıyordum. Mahvolmuştu; böyle diyordu mektup. Çıldırmak üzereydi, şahit olduğum o kısa anlardaki gibi artık kendine hâkim olamıyordu ama en hoşu; sitemlerinde o yoktu.”

Marente de Moor, 2010 yılında Hollanda’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Ako Edebiyat Ödülü’nü alan kitabında, eskrim öğrencisi bir genç kızın öyküsünü anlatıyor. Hem ilk dünya savaşının ve Nazizm’in bir eleştirisini hem de Avrupa’nın kırsalında yaşanan tutkulu bir aşkın öyküsünü okuyacaksınız.
Sayfa: 352, Fiyat: 26 TL


Şehrin Sahibi - Maksat Nur
“Bana tasma takmaları da artık anlamsızdı çünkü tasmasız hiçbir yere koşamazdım, sahibimin gölgesinden uzağa gidecek durumda değildim. Bu anlamsızlığı, hem de her gün, bir sağa bir sola doğru geçip giden petrol tankerlerini gördükçe anlıyordum ve onları kendime benzetiyordum.”

Çağdaş Azerbaycan edebiyatının önemli temsilcilerinden Maksat Nur, etkileyici romanı Şehrin Sahibi’nde bugün dünyanın yaşadığı tüm akıl tutulmalarının bir özetini çıkarmış; güç taşkınlığı, iktidar hayranlığı ve toplu cehalet krizi… Bayılacaksınız.
Türkçesi: İmdat Avşar, Sayfa: 128, Fiyat: 14 TL


Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikâyesi - Edgar Allan Poe
“Olaylar o kadar hızlı cereyan etti ki gerçekten yaşandığına inanamadık. Uzaktan gelen sesler bizi silkeleyene dek cesetlerin üstünde durup aval aval seyrettik. Belli ki vahşiler ateş sesleriyle alarma geçmişlerdi ve onlara görünmeden kaçmamız neredeyse imkânsız gibiydi.”

Edgar Allan Poe, o müthiş anlatıcılığıyla sizi açık denizlerde, macera dolu bir yolculuğa çıkarıyor…Evden kaçıp en büyük hayalini gerçekleştiren, açık denizlere giden bir gemiye kaçak binen Arthur Gordon Pym ile birlikte fırtınaya yakalanacak, köpekbalıklarının ölümcül dişlerini hemen yakınınızda hissedeceksiniz.

Klasik öykünün kurucularından Edgar Allan Poe’nun tek romanı Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Hikâyesi, yeni çevirisiyle Alakarga klasikleri arasında…
Türkçesi: Ayşe Betül Gürcan, Sayfa: 264, Fiyat: 20 TL


Usta yazar Cemil Kavukçu hakkında yazılar : Beşinci Pencere

Cuma, Eylül 29, 2017
Beşinci Pencere: Cemil Kavukçu Kitabı, edebiyatımızın son dönem yetiştirdiği en önemli öykücülerden Cemil Kavukçu üzerine dergilerde yazılmış yazıları, incelemeleri bir araya getiriyor. Melike Koçak’ın derlediği, hazırladığı bu kitap ilk yapıtlarından bugüne öykücülüğümüzün gündemindeki bir yazarı yakından görme olanağı sağlayacak okurlarımıza.

“Cemil Kavukçu’nun öyküleri akrabam olur. Kişilerinden, mekânlarından, dertlerinden, dillerinden. Nasıl olmasın? Tek başına kişileri bile yeter. Her biriyle çocukluk, ergenlik, gençliklerinde tanışmıştım. Yetişkinlikleri derken artık emekli olmuştu pek çoğu. Öykü öykü, kitap kitap takip etmiştim her birini. Başka durumlar, vakalar içinde karşılaşmıştık. Yalnız, yabancı, ıssız dünyalarında dayanışmalarına da tanık olduğum bu kişiler baba korkusu, okul, sınav derken ölüm korkusu, yaşam korkusu, sevme-sevilme, aile korkusu, kasabada sıkışma, kentte tutunamama... Bir biçimde ve sebeple çocukluktan yaşlılığa korkuyla kuşatılmışlardı.”

İkinci baskısı yapılan kitapta Hivren Demir-Atay, Hasan Ali Toptaş, Zerrin Eren, Semih Gümüş, Müge İplikçi, Fethi Naci, Tülün Er, Vecihi Timuroğlu ve M. Sadık Aslankara’nın yazıları bulunuyor. 

Beşinci Pencere
Yayına hazırlayan: Melike Koçak 
Tür: İnceleme
Sayfa sayısı: 186 Sayfa
Fiyatı: 16 TL


Eduardo Galeano’nun son kitabı Hikâye Avcısı ilk kez Türkçede!

Cuma, Eylül 29, 2017
Eduardo Galeano, dünya denen cangıla bu kez ömrünün son dalışını gerçekleştirip hepimizi derinden sarsan küçük hikâyeler avlıyor...

Eşitsizliğin, şiddetin ve adaletsizliğin gemi azıya aldığı geçtiğimiz o uzun yüzyılın dökümünü, sevgi ve mizah yüklü sözcüklerle aktarırken, direnişin ve düş gücünün de yaygınlaştığını, insanlıktan her şeye rağmen umut kesmememiz gerektiğini bir kez daha vurguluyor.

Bütün kıtalardan ve bütün zamanlardan ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlananların sesinin yorulmak bilmez taşıyıcısı, yazar, tarihçi, şair, anlatıcı, hatırlatıcı ya da John Berger’ın o güzel tanımıyla “dünyanın vicdanı” Galeano, üzerinde titizlikle çalıştığı, vasiyet niteliği taşıyan bu kitabında da sömürücülerle diktatörlerin leşçiliğine ve ahlaksızlığına karşı halkların insanlık ve haysiyet adına mücadelesini efsaneler, anekdotlar, gerçek hayat hikâyeleri ve olaylarla anlatmaya, dünya halklarının direniş belleği olmaya devam ediyor...

Yazarın ölmeden önce tasarladığı, tamamlanmamış son projesi “Karalamalar”dan bir seçkinin de yer aldığı Hikâye Avcısı, ilk kez Türkçede...

***Özgürler / Gündüzleri onlara güneş kılavuzluk eder. Geceleriyse yıldızlar. Yol parası ödemez ve gümrük ya da göçmenlik bürosu formları doldurmadan, pasaportsuz seyahat ederler. Üzerinde mahpusların yaşadığı bu dünyanın yegâne özgürleri olan kuşlar, yakıta ihtiyaç duymadan, bir kutuptan diğer kutba, seçtikleri güzergâhta, istedikleri saatte ve kendilerini gökyüzünün sahibi sanan hükümetlerden izin istemeden uçarlar.

***Yürüyen Ormanlardık / Dünya, hâlâ büyümeye devam eden birkaç asırlık doğal bir ormanını her gün kaybediyor. Kısır çöller ve endüstriyel ekim alanları yeşil dünyayı mezara gömerek büyük bir hızla genişliyor. Ama bazı halklar meşenin gücü ve söğüdün melankolisiyle anlaşmalarını sağlayan bitki dilini korumayı bildiler.

***Uygarlığın Teşhisi / Herhangi bir selvanın herhangi bir yerinde herhangi birisi şöyle dedi: Şu uygar insanlar ne tuhaf! Hepsinin kollarında saatleri var, ama hiçbirinin zamanı yok.

YAYINCISI CARLOS E. DÍAZ’DAN…
Eduardo Galeano, 13 Nisan 2015 günü aramızdan ayrıldı. 2012 ve 2013 yıllarını üzerinde çalışmay adadığı Hikâye Avcısı’nı ise en ince ayrıntısına kadar 2014 yazında tamamlamıştık. Ancak sağlık durumu nedeniyle, yayınlanma safhasının gerektirdiği tüm o editoryal koşuşturmadan onu korumak maksadıyla kitabın yayınlanışını erteledik. Hayatının son aylarında yapmaktan en çok hoşlandığı şeylerden birini yaparak metinleri ardı ardına baştan yazdı ve cilalayıp parlattı. Bu arada yeni bir kitaba başlamıştı ve daha yalnızca birkaç öyküsünü kaleme almış olduğu bu esere “Karalamalar” ismini verme fikri hoşuna gidiyordu. Ölümünden bir süre sonra Hikâye Avcısı’nı yayınlama planı tekrar gündeme geldiğinde, o yarım kalmış projenin üzerine de yeniden eğildik ve öyküleri bir kez daha okuyunca içlerinden birçoğunun Hikâye Avcısı’ndakilerle epey ortak noktası olduğunu görüp buraya eklenmeyi hak ettikleri fikrine kapıldık. İşte bu yüzden, o “karalamalar”dan yirmi kadarı bu kitabın parçası olmuştur […] Bu bölüm, onun cildin kapanışı olarak kararlaştırdığı ve eseri gerçekten kapatan şiirin ismini taşıyor: “İstedim, istiyorum, isterdim.”

EDUARDO GALEANO, Montevideo, Uruguay’da orta sınıfa mensup Katolik bir ailede doğdu. On dört yaşında ilk politik çizgi romanı, Sosyalist Parti’nin haftalık yayın organı El Sol’da yayınlandı. Gazetecilik kariyerine 1960’larda, Marcha’da editör olarak başladı. 1973’teki askeri darbe sonucunda hapse atıldı, ardından sürgüne yollandı. Yerleştiği Arjantin’de Crisis adlı bir kültür dergisi çıkarmaya başladı. 1976’da Arjantin’de Videla rejimi, askeri bir darbeyle iktidara gelince İspanya’ya kaçmak zorunda kalan Galeano, 1985 yılında geri dönebildiği Montevideo’da 13 Nisan 2015’te hayatını kaybetti. 

Yazarın Ve Günler Yürümeye Başladı, Aynalar, Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri, Kadınlar, Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu, Ateş Anıları I-Yaratılış ile Ateş Anıları II-Yüzler ve Maskeler isimli kitapları yayınevimiz tarafından yayınlanmıştır. Ateş Anıları III ve Yürüyen Kelimeler yayın programımızdadır.

Özgün Adı: El Cazador de Historias
Türkçesi: Süleyman Doğru
Çağdaş Dünya Edebiyatı – Deneme
262 syf., 24 TL


Doris Lessing’den insanlığa ve gezegenimize dair bir çığlık: Şikeste

Cuma, Eylül 29, 2017
Delidolu Yayınları, 2007 Nobel Edebiyat Ödüllü İngiliz yazar Doris Lessing’in politik bilimkurgu türünde yazdığı Argos’taki Kanopus Arşivleri serisinin ilk halkası Şikeste’yi okurlar ile buluşturuyor.  

Olağanüstü incelikli metniyle edebiyatseverlerin, olay örgüsüyle de bilimkurgu severlerin baş tacı edecekleri Şikeste, Kanopus adlı güçlü ve ileri bir galaktik imparatorluğun uzaylı elçilerinin Şikeste gezegenine, yani Dünya’ya yaptıkları ziyaretlerden aktardıkları raporlardan oluşuyor.

Şikeste gezegeninde organik yaşamın doğuşundan insanın ortaya çıkışına kadar tüm süreci gözlemleyen ve müdahalelerde bulunan elçiler, gezegeni, Puttiora adlı dejenere bir imparatorluğun Şammat adlı kötü niyetli gezegeninden korumaya çalışır. Böylece Şikeste, Kanopus ve Şammat’ın; iyiyle kötünün mücadelesinin bir arenasına dönüşür…

Şikeste’de, evrimden dinler tarihine, büyük savaşlardan büyük kıtlıklara, dünya tarihini mercek altına alan Doris Lessing, kendine özgü bir politik taşlamaya imza atıyor.

Lessing’in yazın serüveninde bir dönüm noktası olarak gösterilen bu başyapıt, realizmden bilimkurguya geçişindeki ustalıkla da kendine hayran bırakıyor. Niran Elçi’nin çevirisi ve Delidolu Yayınları etiketiyle kitabevlerinde yerini alan Şikeste, Doris Lessing’in gezegenimize ve insanlığa dair bir çığlığına dönüşüyor. 

“Bu kitap ölümsüz bir mücevher.”  Ursula K. Le Guin
“Müthiş bir hayal gücü.” Gore Vidal

Şikeste
Argos’taki Kanopus Arşivleri 1
Yazan: Doris Lessing
Türkçeleştiren: Niran Elçi
560 sayfa
Fiyat: 40,00 TL
Dağıtım tarihi: 28 Eylül 2017


 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template