♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İletişim Yayınları’ndan Kasım Yenileri

İletişim Yayınları Kasım ayını beş kitapla karşılıyor. Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden “Puslu Kıtalar Atlası”nın 20. yılına özel ciltli baskısı şüphesiz ayın en önemli kitabı. Levent Cantek’in yazdığı, Berat Pekmezci’nin çizdiği Ankara üçlemesinin son kitabı “Uzak Şehir” ve Hakan Kulaçoğlu’nun öykü kitabı “Hep Uzağa Pek Ağır”ın yanı sıra bugünün kitapları serisinden de iki kitap okurla buluşuyor. Türkiye’nin zihniyet haritasını çıkaran Murat Toklucu’nun yeni kitabı “Nurcihan’ın Çamaşırları ve Diğer Meseleler” ve Deneyimli gazeteci Fehim Taştekin’in yazdığı “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal!” bu ay okurla buluşan yeni kitaplar. 6 Kasım’da raflarda...


Puslu Kıtalar Atlası (Ciltli Özel Baskı) / İhsan Oktay Anar
İhsan Oktay Anar'ın efsanevi eseri Puslu Kıtalar Atlası, İletişim Yayınları tarafından 20. yılına özel bir baskıyla okurlara sunuluyor. İlk baskısında kullanılan kapak tasarımının güncellenmiş bir versiyonuyla hazırlanan kitap, ciltli ve şömizli olarak basıldı. Ayrıca, bu özel baskı için tasarlanan vinyetler de romanın büyülü dünyasına renk katıyor. Hulki Aktunç'un önsözüyle sunulan Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar hayranlarının kitaplıklarının başköşesine yerleşmeye aday...

Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu...

“Rendekâr doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makûl. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum.
Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”

Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapadı. Az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: “dünya bir düştür. evet, dünya... ah! evet, dünya bir masaldır.”

Türkçe edebiyatta yeni bir yazar, yeni, harikûlâde bir roman.
Hulki Aktunç’un önsözüyle…
Türkçe Edebiyat, 239 sayfa, 29 TL


Uzak Şehir / Levent Cantek
İletişim Yayınları’nın grafik romanlara yeni bir soluk getiren Ankara üçlemesi, son kitabına kavuştu. Levent Cantek’in yazdığı, Berat Pekmezci’nin çizdiği Uzak Şehir, Dumankara –Hayat Bir Yangındı ile başlayan ve Emanet Şehir ile süren Ankara hikâyesine nokta koyuyor. Kenar mahalleleri, yoksulları, diplerde yaşanan bir Ankara’yı anlatan bu seri, çizgili hikâyeleri sevenlerin kaçırmaması gereken bir üçleme…

“Yoksula dünyayı sormuşlar eşitmişiz demiş. Babam söylerdi bunu, ezberletmek ister gibi durup durup söylerdi. Eşit olacağız, insandan yana olacağız. İnsan ne için yaşarsa o olur. İnsan, insan için yaşarsa iyi olur. Başkalarına yardım et. Kimse, kimseden üstün değildir. Ve bir sürü palavra... Babam on yıl önce öldü. Dürüst bir insandı ama… Yoksullarla paylaştığımız eşitlikten başka bir şey bırakmadı bana.”

Şimdiki zaman karanlığı… Bir yanda temiz şehir ve hayat ezberleri, diğer yanda büyük bir kör delik, Ankara’nın kenar mahalleleri.

Didişmeler, kıvrana kıvrana ölen umutlar, kostaklanarak konuşan ölüler, parçalayan eksiklikler… Vakti gelince ortaya çıkan muktedirler ve vakit dolarken kapanan defterler… Hırsızlar, katiller, kadınlar ve erkek arkadaşlar… Sağcılar, kazananlar ve dumanlı havalar…

Diplerde, derinlerde yaşayan bir kara Ankara… “Kurumuş bir kankokusu ağzında...”

Uzak Şehir, Ankara üçlemesinin son grafik romanı. 2013’te Dumankara, Hayat Bir Yangındı ile başlayan, Emanet Şehir ile süren üçleme, günümüzde geçen bir kara hikâye ile sonlanıyor. Levent Cantek’in karanlık Ankara’sı, Berat Pekmezci’nin maharetli çizgileriyle koyulaşıyor.

Uzak Şehir, katran ve para kokulu, ölü ve tedirgin edici…
Türkçe Edebiyat, 124 sayfa, 14 TL


Hep Uzağa Pek Ağır / Hakan Kulaçoğlu
İletişim Yayınları, Hakan Kulaçoğlu’nun öykü kitabı Hep Uzağa Pek Ağır’ı okurlara sundu. Doktorlardan hemşirelere, âşıklardan öğrencilere, günlük hayatın keşmekeşi içinde hep gördüğümüz ancak fark etmeden yanlarından geçtiğimiz insanların hikâyelerini anlatıyor Kulaçoğlu. Yazarın buruk, ancak kendine has iyimser üslubuyla Hep Uzağa Pek Ağır, okurlarını içine çeken kendi dünyasına sahip.

Hakan Kulaçoğlu, gülümsetiyor, ısıtıyor, insanın içine oturan hikâyeler anlatıyor… Daima iyicil, hayat dolu ve buruk…

Ben bu kadar kötü iken neden hastalar, hasta yakınları bana York dükü imişim gibi davranıyor da, hayatını hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin hastalarının sağlığına vakfeden, dürüst, memur zihniyetli hekimlere burun kıvırarak bakıyorlar, yetmiyor, hakaret ediyorlar, hırpalıyorlar?

Hekimin iyilik dediğiniz ve o çok kutsadığınız halisane vasfının toplumda bir karşılığı olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Hem bana “Hipokrat yemini ettik biz, sen etmemiş miydin?” falan da demeyin boşuna. Ettim tabii, hepiniz oradaydınız.

Birisi Safiye’nin hikâyesini anlatsaydı iyiydi, hatırlasaydı keşke…

Aklı olan Doktor Muharrem’e yanaşır mıydı, “abi” der miydi, âşık olduğu kadını ona anlatır mıydı? Çömezlik işte. Sahi o cenaze töreni Nurdan’ın mıydı? Paranın ruhunu kemirdiği bir adam çareyi en sevdiği serçeparmağını kesmekte buldu… Dünya işte. Kim Keriman’dan daha iyi film anlatabilir ki? E n’olmuş, kimin hikâyesi yok ki demeyin, Kaya’nınki başka işte… İsimlerimiz önemlidir, bize kim olduğumuzu söyler… Ve lütfen, boşuna fısıldamıyorum, intikam soğuk yenen bir yemektir ve bazıları kurt gibi acıktı...

Hep Uzağa Pek Ağır, mağdurların, kurnazların, iyilerle kötülerin, en kirlilerle en temizlerin didişmesi… Umutsuz âşıkların, artık hiçbir şey hissetmeyenlerin; Trabzon’un; taşradan büyük şehre okumaya gelmiş, orta sınıftan efendi çocukların hikâyeleri.
Türkçe Edebiyat, 168 sayfa, 15,80 TL


Nurcihan'ın Çamaşırları ve Diğer Meseleler
Zihinler Altında 20.000 Fersah / Murat Toklucu
Türkiye’nin zihniyet haritasını çıkaran Murat Toklucu’nun yeni kitabı Nurcihan’ın Çamaşırları ve Diğer Meseleler, İletişim Yayınları’ndan çıktı. Zihinler Altında 20.000 Fersah adını verdiği serinin ilk kitabı Türk Erkeği ve Diğer Mucizeler’de gazete arşivlerine dalarak kolektif hafızamızı ortaya çıkaran yazar Toklucu, bu kitapta da geçmişi eşelemeye devam ediyor. “Sakallı bebek” gibi asparagas haberlerden komünist avcılığına, Türkiye’deki insanların gündelik yaşantısının tarihine ışık tutarken eğlenceyi ve mizahi duruşu kaybetmeyen bir çalışma…

“Basit ve önemsiz gibi görünen, köşede beride kalmış haberlerden, insanların maneviyatına, ruh dünyasına ve yaşam tahayyülüne dair benzersiz çıkarımlar yapmamıza da yardımcı oluyor. … Toplumsal olayların bizzat aktörleri olan komşunun, bakkalın, mühendisin, doktorun, ev kadınının, terzinin, evsizin, çiftçinin ülkenin tarihinde ne tür bir kolektif bilinç ve hafıza yarattığına dair enfes bir kaynak...”

Nurcihan’ın Çamaşırları ve Diğer Meseleler, Murat Toklucu’nun olağanüstü arşiv çalışmasıyla koştuğu Zihinler Altında 20.000 Fersah maratonunun ikinci etabı. Aklı hayali zorlayan asparagas haberlerden 7/24 komünist avcılığına, dansçı ayılardan sakallı bebeğe, “sülün endamlı kız” fantezilerinden ahlak bekçiliğine… Türkiye’nin zihniyet haritasında yeni bir pafta.
Bugünün Kitapları 208 sayfa, 25 TL


Alacakaranlıkta Ortadoğu
Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal! / Fehim Taştekin
Deneyimli gazeteci Fehim Taştekin’in yazdığı Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal!, İletişim Yayınları’ndan çıktı. Türkiye’nin komşusu olduğu halde cevabı iyi bilinmeyen “Suriye’de ne oldu?” sorusuna cevap arayan Taştekin, dört yıldır süren savaşın harap ettiği Suriye’nin iç dinamiklerini, küresel güçteki devletler ve örgütlerin yarattığı etkileri de hesaba katarak açıklamayı amaçlıyor. Farklı dinî ve etnik grupların dahil olduğu bu çatışma sürecinin ayrıntılarını Türkiyeli okurlara yönelik olarak kaleme alan Taştekin, her gün haberlerde bahsi geçen ancak derinlemesine vakıf olunması zor bir konuda, ayrıntıları atlamayan ve netliğini yitirmeyen bir analiz ortaya koyuyor.

Suriye 2011’den beri süregelen bir savaşla cehennemi soluyor. Şehirlerin yıkıldığı, yüz binlerce insanın öldüğü ya da yaralandığı, milyonlarca insanın yerinden yurdundan olduğu bir savaş. Muhaliflerin özgürlükler için başlattığı gösterilerin feci şekilde bastırıldığı, silahların ivedilikle devreye sokulduğu, öfkenin kısa sürede silahlı isyana dönüştüğü, çok geçmeden bölgesel ve küresel aktörlerin vekâlet savaşına giriştiği, ardından küresel cihat ağları ve Selefi grupların inisiyatifi ele geçirdiği kanlı bir süreç.

Sünni, Alevi, Şii ve Hıristiyan cemaatlerin; Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, Ermeni, Keldani, Çeçen ve Çerkes halklarının bir arada yaşadığı Suriye’nin toplumsal fay hatları çatırdadı. Denklemlerden denklemlere savrulan, kaynakları IŞİD tarafından kullanılan, bölünme senaryolarına konu olan bir coğrafya artık Suriye... Bir tarafta Türkiye, Katar, Suudi Arabistan, ABD ve Avrupa ülkelerinin, diğer tarafta İran, Rusya, Irak ve Hizbullah’ın yer aldığı bir savaş düzeni; her savaş gibi pek çok diplomatik, siyasi ve iktisadi çıkar hesabını içinde barındıran bir şiddet sarmalı...

Suriye’de ne oldu? Deneyimli gazeteci Fehim Taştekin bu konuda verilebilecek cevapları, en zengin biçimde ortaya koyuyor.

Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal, sadece Suriye’yle sınırlı olmayan, bölgenin tarihine ve toplumsal zeminine de vâkıf bir araştırmacının bilgisiyle ve bir gazetecinin ihmal edemeyeceği insan hikâyeleriyle kaleme alınmış, kapsamlı bir eser.
Bugünün Kitapları, 470 sayfa, 31,50 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template