♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Bir Filmi Okumak : Yeşilçam Sineması

Bir bloğu blog yapan okurdur her zaman ve o okur her zaman orda olduğunu hissettirir bir şekilde... En güzel hediyedir... Daha güzelini yapmış sevgili Ozanbora Kılıç, yaptığı röportajı göndermiş... Bende noktasına virgülüne dokunmadan zevkle yayınlıyorum... Söz Ozanbora’da ve çağrısında...

Bu kez karşınıza güzel bir röportaj ve tanıtım yazısı ile çıkıyorum. Beyoğlu'nun en eski sinemalarından Yeşilçam Sineması'na gittim ve araştırdım. AVM Kültürü ile büyüdüğümüz şu yıllarda bir filmi en iyi nerede seyredebiliriz diye düşünürken öyle güzel bir Sinema Salonuna denk geldim ki, bir an evvel sizlere de bu yeri tanıtmak için can atar vaziyetteyim. Bu yazı dizim ve röportajımızda Yeşilçam Sinemasını sizler için ele aldım. Fotoğraflarını da bulabileceğiniz, İstanbul’un bu en eski sinema salonlarının arasında yer alan otantik film evine mutlaka uğrayınız.

YEŞİLÇAM Sineması
Beyoğlu'nda faaliyetini sürdüren, ünlü yönetmen ve sinema adamı Reis ÇELİK'e ait olduğunu öğrendiğimiz İstanbul'un bu en eskilerinden sayılan sinema salonunu araştırma konusu edinmemizin başlıca iki sebebi var; Bunlardan ilki mütavaziliği ve sanat için ayakta durduğunu, samimi atmosferiyle size öyle bir aşılıyor ki ayrılıp gitmek istemiyorsunuz filminizi seyretmiş, çayınızı içmiş olsanız bile. Bir diğer sebebi ise Yeşilçam Sineması'nın içeriye girdiğiniz anda gerçekten bir filmi seyretmeye geldiğinizi anlıyabilmenizi sağlaması oluyor. İlk başlarda dikkatimizi çeken işte bunlar oldu. Sinemanın bu yanları dışında, işletmecilerinin sizlere olan samimiyeti ve arkadaşça yaklaşımları, cam fanus ötesinden yüzünüze bile bakmadan bilet kesen avm sinemacılığının çok çok ilerisinde bir değer verdiğini anlamanız, bu salonu bir başka değerli kılıyor.

İstiklal caddesinde tabelasını gördüğünüzde hemen o sokağa dalıp Yeşilçam Sinemasına uğramadan etmeyin. Bulunduğu handa yer alan diğer işletmeler nedeniyle girişinin pek temiz ve parlak olduğunu söyleyemeyiz ama bunun kendi ellerinde olmadığını Sinemanın 13 yıllık işletmecilerinden Burcu Karakaş ve Güven Çelik, yaptığımız sohbette bizlere üzülerek açıklıyorlar. Her şeye rağmen sinemanın kendisi, salonu, cafeteryası ve sıcak gülüşleriyle çalışanları dışarıyı size unutturuyorlar hatta abartmadan söylemek isterim ki Yeşilçam Sinemasında iken dışardaki hayatı bile kısa bir süreliğine unutmanız mümkün.

Duvarlarında Türk ve Dünya sinemasının afişlerini, yönetmenlerini, aktör ve aktristlerini kısacası sinemanın her türlü izinin bulunduğu, kol yardımıyla çevirilerek sarılan film makaralarının ara sıra nostaljik bir havayla kopması, salonunda çok nadir rastlayabileceğiniz tahta koltukların deri kaplamalarıyla Yeşilçamda olduğunuz hissiyatı, isteyenin kendi çayını kendisinin alabilmesi ve çan sesiyle başlayan seanslar...

Sumru Yavrucuk, Meral Orhonsay, Metin Uca ve ülkemizin ünlü çevirmenlerinden Bertan Onaran gibi bir çok sinema tutkununun müdavimleri arasında yer aldığı Yeşilçam Sinemasını dilerseniz işletmecilerinden Burcu Karakaş'ın kendinden dinleyelim. Yeşilçam Sinemasının güleryüzlü makinisti Burcu Hanım ile sizler için bir röportaj gerçekleştirdik.

İsteğimizi geri çevirmeyen, çayını alıp sorularımızı yanıtlamak için yanımıza gelen Burcu Hanıma ve biz bir bir sorularımıza cevaplar bulurken seansları başlatan, filmi makaraya sararken bize cevap verme nezaketliğini de eksik etmeyen Güven bey'e çok teşekkür ederiz...


İşte bir filmi okumak ve Yeşilçam Sineması...

* Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Ne yapacaksınız tanıyıp bakayım? ( Gülüyor, öyle içten ve samimi ki bende gülmekten alamıyorum kendimi ve cevaplıyor. ) Burcu Karakaş.

* Burayı çok kısa bir şekilde nasıl tanıtırsınız?
Yeşilçam sineması ufak, mütavazi, sanat için bir şeyler yapmaya çalışan, genelde 2 kişinin çalıştığı, 70 kişilik bir sinema salonu. Bilen biliyor ya! ( Fazla şey söylemek istemiyor, çalışanları da mütevazi )

* Kaç yıldır burada çalışıyorsunuz?
Burası 1999 da kurulmuş. 14 yıldır var. Ben ise 13 yıldır burada çalışıyorum. Açıkçası hiç aklımda böyle bir işte çalışmak yoktu. Reis beyin asistanlığını yapmıştım bir dönem o da bana böyle bir yer açmak istediğinden bahsetmişti ve benim bakmamı istedi. Bende tereddütsüz kabul ettim. Aslında Güven ( Güven Çelik ) Kurulduğundan beri burada.

* Pekala, başka bir mesleğiniz var mı ? Yoksa mesleğiniz bu diyebilir miyiz?
Evet, evet meseleğim bu benim. ( Sineamacılığı böylesi sahiplenmiş bir insan var karşımızda o an. )

* Pek para kazanmak için açılmış bir yer gibi durmuyor burası siz ne diyorsunuz bu konuda?
Kesinlikle, Burası Reis Beyin ( Reis Çelik ) tamamen sinemayı yaşatmak, iyi filmlerin ve seyredilmesi gereken ya da kaçırılmış olan sanatsal açıdan güzel saydığımız filmlerin gösterilmesi gerektiğine inanılan bir düşünce için açılmış, bir sinema salonudur. Önceliğimiz hiç bir zaman para olmadı.

* Zaten görünen de onu yansıtmakta. Pekala, burası mimari açıdan nasıl bir genişliğe sahip? Biz kendimizi evimizde gibi hissettik, böyle ufak tefek ama içi binbir güzellikle dolu bir yer burası.
Salonumuz 60 m2, cafeteryamızın büyüklüğü de aynı. Toplamda 120 m2 bir yer burası. Ama her gelen bunu söylüyor. Yani bu kadar ufak ama bu kadar çok rahat ettiğimiz tek yer diye. Normalde bodrum kat gibi dursada aslında Beyoğlunun coğrafi yapısından dolayı bir zemin kat burası.

* Bize biraz duvarlarınızdan bahsedin lütfen. Böyle güzel bir şekilde dizayn edilmiş çok az yer buluyoruz artık.
Duvarlarımız için evet hep bu tür güzel övgüler alıyoruz. Aslında pek bir şey yaptığımız da söylenemez. 14 Yıl evvel ilk açıldığı günki halini hala muhava etmekte halbuki ama bazen değiştirin farklı şeyler ekleyin diye eleştirilerde alıyoruz ama Reis Beyin hiç değişime uğramak gibi bir niyeti yok. Aslına bakarsanız benimde. ( Gülüyor ) Ama yinede dikkate almaya çalışıyoruz misafirlerimizin önerilerini. Duvarlara gelince; Bir çok posterimiz orjinaldir. ( Rüzgar Gibi Geçti filminin orjinal posterini gösteriyor. ) Bunun dışında 'Artiz Kahvesi' yazan duvarımızda ki resimler tamamen el yapımı çizimlerdir, ressam bir arkadaşımız tarafından gerçekleştirildi. Öte yandan hiçbir yerde rastlayamayacağınıza inandığım yönetmenler köşemiz var orada da yine kendilerine ait yazılar ve makaleler ile fotoğrafları bulunmakta. Türk filmlerimizin eski nostaljik afişleri aslında ana temamız cafetaryamız için. Tavanda gördüğünüz afişlerden 'Üç Maymun' un fransız versiyonunu en son Reis Bey kendi elleriyle yapıştırdı. Evet duvarlarımız böyle bildiğiniz duvar işte ama üstündekiler pekte insanımızın bilmediği yada merak etmediği türden şeyler..

* Son sözünüze bütün içtenliğimle katılıyorum. Hadi biraz da gösterime aldığınız filmlerden konuşalım. Genelde ne tarz filmler oynatmaya özen gösteriyorsunuz?
Aslında genelde işletmemizin asıl sahibi ve yaşatanı olan, sizinde bildiğiniz üzere yönetmen ve Altın Portakal jüri üyeliği yapan Reis Çelik'in sanatsal gözüne girebilmeyi beceren filmlere ağırlık vermeye çalışıyoruz. Ama bu filmleri şu yada bu diye ayırdığımız anlamına gelmiyor. Fakat sanatsal açıdan hiç birşey vermeyen Recep İvedik gibi filmler asla oynatılmadı, oynatılmaycaktır da. Belli bir kriter belirlemiyoruz desek yalan olur fakat Görmek istedikleriniz ve Kaçırdıklarınız adı altında filmler genelde seyircimizle buluşuyor. Oyuncu üzerine çekilmiş filmler asla bizim gösterimimize giremez biz genellikle yönetmeni tanıtmak ve her unsuruyla bir bütün olabilmiş sanatsal içerikli filmleri oynatmak ile yükümlü görüyoruz kendimizi.

* Burası bir ev sineması benim tabirimle, kabul eder misiniz bilmem ama ben öyle hissettim, siz ne dersiniz bu konuda, böyle bir etkisi var mı?
Galiba var. Çünkü buraya her gelen bunu söylüyor kendimizi evimizde hissediyoruz diye. Hatta bir keresinde yoğun bir seanstı sanırım, tek başıma kalmıştım o gün ve koşturmaktaydım tam hızlıca makarayı sarıp cafetaryaya döndüğümde bir hanımefendi kendine çay dolduruyordu barda, beni görünce ' Ne yapim sizin işiniz vardı bende kendim alayım dedim.' dedi. O kadar sevindim ki işte benim de istediğim buydu burası için, bu kadar rahat etmeleri. Hatta bir seferinde de bir hanım yine ' Utanmasam bir sehpa isteyeceğim ayaklarımı uzatmak için.' demişti. Bence dediğiniz tamamen doğru, burası bir ev sineması tadında ama ayakta tuttuğu belli değerler ve ahlaki unsurlarda var sinema için. Ayrıca çay ve kahveleriniz ile filme girebiliyorsunuz. Fakat asla mısır satmıyoruz. Bu bize ait bir kültür değil.

* Kurulduktan sonra hiç kapatılma yada buna benzer bir sıkıntıyla karşılaşıldı mı?
Hayır. Yani kapatılma gibi bir sorunumuz olmadı ama tabiki çeşitli zorlukları halen daha yaşamaktayız. Örneğin maddi gelir sıkıntılarımız çok fazla. Çünkü biz her filmi oynatmıyoruz, zaten tek salon işletmekteyiz. Ve yaklaşık olarak altı yıldır hiç bir şekilde biletlerimiz de artış gerçekleştirmedik. ( Bilet fiyatlarını ve cafetarya fiyatlarını ropörtaj sonunda bulabilirsiniz. ) Cafetaryamızda her şey çok ucuz diye eleştiriler bile alıyoruz. ( Gülüyoruz. ) Bu sebeplerden dolayı çok zorluklar çekiyoruz fakat Reis Bey ve müdavimlerimiz sayesinde ayakta kalmaya ve yok olan bir kültür için verdiğimiz savaşta yinede direnmeye gayret göstermekteyiz. Hatta fiyatlarımız açısından şunu söylüyoruz hep, öğrenciye dost bir sinemayız.

* Pekala konu filmlerin bilet satışlarına gelmişken, en iyi gişe yaptığınız film diye sorsak?
(Hiç düşünmeden cevaplıyor ) Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak - Ahmet Uluçay. Tam 3 ay 1 Hafta boyunca gösterimde kaldı ve 11.000 bilet satışımızı bu filmde gerçekleştirmiştik. Hatta Okan Bayülgen programında pek fazla gösterim şansı bulamayan bu film için Yeşilçam Sinemasın'a gidip seyredilebilecğeini söyleyerek bizi tavsiye etmişti, çok iyi hatırlıyorum. Keza Metin Uca'da aynı şekilde sağolsun önerilerde bulunmuştu bunların etkisi mutlaka olmuştur ama en iyi gişemiz bu baş yapıttı. Duvara Karşı filmi de iyi gişe yapmıştı bizde, onu da ekleyebilirim.

* Burcu hanım sizin en sevdiğiniz film hangisidir? Ve yönetmen?
( Bu kez biraz düşünüyor ) Benim... Sinema Paradıso diyebilirim sanırım ama çok var ya uff girme buralara ( Gülüşmekteyiz. ) Yönetmen olarak ama Andrey Tarkovski diyebilirim. Türk yönetmen olarak ise Nuri Bilge Ceylan çok sevdiğim ve gurur duyduğum yönetmenlerimizden.

* Mükemmel seçimler. Pekala, Ülkemizde şimdilerde Festival filmi diye bir tabir oluştu siz nasıl bakıyorsunuz bu yaklaşıma doğru mu sizce?
Bu konuda konuşulacak çok şey var. Ama ben kesinlikle bunu yanlış buluyorum. Böyle bir şey yok. Çok iyi ve sanatsal değeri yüksek filmler dağıtımcılar ve sinema salonları yüzünden seyircisiyle buluşamıyor. Böyle olunca da mecburen festivallerde gösteriliyor ve ödüller veriliyor işte bundan sonra da adı festival filmi oluyor. Halbuki dağıtımı çok iyi yapılsa ve hemen her sinemada bu filmler gösterimde olsa o zaman daha çok kitleye ulaşacak ve en azından adı festival filmi olmak yerine çok iyi bir film diye anılabilecek. Çünkü öbür türlü bir nevi ötekileştirilmeye gidiliyor. Hal böyle olunca da daha filmi seyretmeden aman bu festival filmi ben sıkılırım diyerek filmi hiç seyretmeme karar verenler ortaya çıkıyor. Ne yazık ki bu kitle ülkemizde azımsanmayacak kadar fazla.

* Bir sinema işletmecisi ve sinema sever olarak Türk Sinemasının şu an ki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
( Yüzünü yere eğiyor ve gülümsüyor. ) Kötü. Ama bu iyi olan işlerimizi kapsamasın lütfen, ticari açıdan olanları kast ediyorum. Aslında biraz evvel ki bir çok soru da buna kısa kısa değindik ama günümüzde yapılan bir çok iyi işin yanı sıra her sezon o kadar kötü işler çıkartılıyor ki piyasaya bir kez daha umutsuzluğa kapılabiliyorsunuz. Çok şükür ki Yavuz Turgul, Reis Çelik, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerimiz var da yinede bir parça umut kalıyor içinizde. Ben bu yönetmenlerin sinemasını çok severim ve takip etmeye çalışıyorum. Onlar sanırım gelecek zamanlarda daha iyi yerlere taşıyacak Türk sinemasını ve gençlere ışık olacaktır. En azından 70'lerden daha iyi bir sinemaya sahibiz şu an. ( Gülüşüyoruz, kahkahalarla )

* Burcu hanım biz Yeşilçam Sinemasını çok sevdik, çok beğendik. Fakat buraya hiç yolu düşmemiş şu an bilgisi dahi olmayan okurlarımız için neler söylemek istersiniz ? Buraya neden gelmeliler gibi klişe bir soruyu siz de duymuş olun?
( Ayıp, ayıp der gibi bakıyor ve gülümsüyor. ) Ya aslında artık bilen biliyor burayı, bizim kemik bir müşteri potansiyelimiz oldu gibi hani derler ya kendi yağımızda kavruluyoruz diye, aynen öyle. Ama tabiki gerçek sanatı iyi filmleri seyretmek isteyenler olursa artık iletişim çağındayız bizi istedikleri gibi bulabilirler. Burası bir aile sıcaklığını yaşatmak güdüsü içerisinde. Öğrenciye dost diyoruz daha ne olsun. Zaten buraya genelde öğrenciler, emekliler ve tek başına insanlar gelir. Hani sinemanın yeni dönem kültürü, çiftlerin birlikte gitmesiyle bağdaştırılıyor ya burası öyle değil çiftlerimiz de var hatta hemen hemen her hafta gelen ama tek başına gelenlerimiz yoğundur. Sizin gibi. ( Bozuluyorum, anlıyor şakalaşıyoruz, gülüyoruz. ) Ama şunu söyleyebilirim son söz olarak herkes bir gün Yeşilçamdan geçecek...

* İnşallah, Burcu hanım size değerli vaktinizden bize ayırdığınız ve bu güzel röportajı gerçekleştirme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Artık buraya çok sık geleceğimizden hiç şüpheniz olmasın.
Ben teşekkür ederim. Önemli olan sinemaya verilen değer olmalı bence. Size de bu konu da teşekkür ediyorum. Her zaman kapımız açık.

Yeşilçam Sineması İle İlgili Notlar
Yeşilçam Sineması; Beyoğlunda İstiklal Caddesinin girişinden sonra sağda ki 3. sokakta. Mangonun karşı sokağında, zaten tabelasını görmeme imkanınız yok. Gidilmesi gereken yerlerden biri, sadece film seyretmek için değil cafetaryasında vakit geçirmek bile eşsiz bir deneyim. Tuvaletlerinde actor ve actrist yazıyor o yazıları görmek bile içinizi gıdıklıyor bir an. Ve bu kadar otantik, kendine has aktivite merkezi sayılabilecek yerin hizmetlerinin bu denli ucuzluğuda şaşırtıcı. Film biletleri Öğrenci 7, Tam 8 lira. Çaylar 1.5 tl. Varın gerisini siz hesap edin. Aldığınız haz ve keyife biz paha biçemedik.

Şu sıralar Yeşilçam Sinemasında gösterimde olan film; Altın Portakal'da En İyi Kadın Oyuncu, Baka En İyi Görüntü Yönetmeni, Baka En İyi Müzik, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü ve Antalya Kent Konseyi Seyirci Ödüllerini almış olan, yönetmenliğini Atalay Taşdiken'in yaptığı, başrollerinde Zeynep Çamcı ve İsmail Hacıoğlu'nun oynadığı; Meryem. Kaçırmamanızı öneririz...

Evet İstanbulun eski ve türünün tek örneği diyebileceğimiz yerlerden biriydi Yeşilçam Sineması. Ve sizler için araştırdık. Artık gidip gitmemek size kalmış.

Çalışma boyunca, yanımda olan ve fikirleriyle katkıda bulunan Fırat Özer'e ayrıca teşekkür ediyorum.
Bir filmi okumak dedik ve ilk olarak en güzel sinema salonlarından biriyle başladık. Yazı dizimiz sizleri etkileyeceğini düşündüğüm daha farklı ve alternatif konularla devam edecektir. Okuyan herkese Teşekkürler. Fotoğraflara bakmadan geçmeyiniz.

Yeşilçam Sineması'na
Reis Çelik'e
Burcu Karakaş'a
Güven Çelik'e
Fırat Özer'e
Sonsuz Teşekkürler...

Fotoğraflara şurdan ulaşabilirsiniz...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template