♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

En Çok Onu Sevdim : Yaşam Alanlarımız İstila Altında

2008’de “İçimdeki Kalabalık” ile öykü severlere güzel bir tanışma yaşatan dört yıl sonra “Beşinci Köşe” ile Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü de kazanarak son dönemin en önemli öykücülerinden biri olan Gamze Güller karşımıza bu kez romanla geldi. “En Çok Onu Sevdim”, ana karakteri ekseninde insanın mekanlarla, eviyle olan ilişkisini düşünmeye ve sorgulamaya çağırıyor.

Bundan 10 yıl kadar önce emekleme dönemindeki Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin Sinema bölümünde hocaların ricası üzerine dışarıdan destek veriyordum. Hocaların işleri çıktığında derslerde onların boşluğunu dolduruyordum elimden geldiğince. Bu derslerden birinde Kim Ki-duk’un “Bin-jip / Boş Ev” filmini izleyip üzerine konuşurken, konu evlerin insanlardaki yerine gelmişti. Çeşitli tezatları da örneklemiştik. Yeni yeni yapılmakta olan siteler, son teknolojiyle donatılan güvenlikli binalar bir yandaydı, imkanları geçtik asansörü bile olmayan evlerde ömrünü tamamlayanlar bir yanda. Biri komşularını anlatarak örnekledi. Teknolojik cihaz ve antika hayranı bir adam iki oda bir salon evini bunlarla doldurmuştu. Evde adım atacak yer yoktu söylediğine göre. Her eşyanın da bir anısı olduğunu söyleyerek hiçbirini atamayacağını söylüyormuş. Başka biri de yeni taşındıkları evi anlatarak tezatı oluşturdu. İçten dubleksli kocaman eve taşındıklarında eşyaları yetmemiş. Salonları ve odalar bomboşmuş neredeyse. Bu tezattan bir film fikri doğurdu hemen öğrenciler. Bir evdeki boşluk ile diğer evdeki doluluğun tezatı aynı şeyi gösteriyor dedik. Güya dinlenme alanlarımız olan, huzur vermesini istediğimiz yaşam alanlarını kendi elimizle istila ediyoruz. Yaşam alanlarımızı istila altına alıyoruz. Eski evden çıkar çıkmaz her şeyi yenileyerek taşınmanın derdine düşüyoruz. Kısa film derken minik bir dokümantere dönüşen film için söz konusu o iki eve de gittik. Yaşlı adamın her eşyasıyla kurduğu ilişkiyi, eline alırken gösterdiği özene şahit olduk ve anılarını dinledik. Koca bir kalabalık içinde yaşıyordu, özellikle eşi eşyalar yüzünden temizlik yapamamaktan ve misafirlerini istediği şekilde ağırlayamamaktan şikayet ediyordu ama mutlulardı. Yeni eve gittiğimizdeyse kocaman bir mekanda sırıtan küçücük bir kutu görünümü vardı. Ev sahipleri neyi nerden kaç liraya aldığından bahsetti, evin konforunu anlattı o kadar. Büyük borçlarla sonunda istedikleri eve sahip oldukları için mutlulardı ama borç yükü yüzünden de huzursuzlardı. Sanki evdi onların sahibi. Olsundu, çocuklar için güvenliydi, parkta oynayabilirler, havuzda yüzebilirlerdi ve kapıda 24 saat güvenlik vardı. Gamze Güller’in “En Çok Onu Sevdim”ini okurken aklıma bunlar geldi. Tam da böyle bir roman zaten… Ben Mersin’den örnek veriyorum ama bir de büyük metropolleri düşünün. Kentsel dönüşüm projelerinin de hızla arttığı günümüzde üzerine düşünülmesi, tartışılması gereken bir roman.

Yerleşik düzene geçtikten sonra evini yuvası olarak belleyen insan hep yuvasını daha konforlu hale getirmenin yollarını arıyor. Kapitalizm de allayıp pullayıp lüksü cazip kılınca bu arz umulmadık insanlardan bile talep görüyor. Hayatın içinde sıkışıp kalan, içindeki ukdelerle yaşayan insan eninde sonunda mağlubiyetlerini unutup kendisini hayalindeki ev haline gelen bu yapılarla ödüllendiriyor. Hiç olmazsa bu olsun diyor. Ya arada kaçırdıkları, anıları, yaşanmışlıkları? Çocuklarının boyadığı duvarlar, boy ölçtükçe attıkları çentikler, baba yadigarı koltuklar, anne yadigarı mutfak dolapları, yaşanmışlıklar… Her şeye çizgiyi çekerek yenilenmek anılara da çizik çekmek anlamına gelmiyor mu? Konfor aynı zamanda yabancılaşmayı ve yalnızlığı getirmiyor mu? “En Çok Onu Sevdim”in Asuman’ı da böyle düşünüyor. Yaşanmışlıklarını terk etmiyor, anılarına sıkıca bağlı kalıyor. Mücadelesini de bunun için veriyor.

Gamze Güller, “En Çok Onu Sevdim”de Asuman’ın hikayesini anlatıyor. Okurun seveceği ve yanında yer alacağı harika bir karakter yaratmış. O neyi seviyorsa sevecek, neyden hoşlanmıyorsa ondan önce nefret edeceksiniz. Okuru etkileyen Asuman’ın hikayesi, bir sitenin tanıtım ofisinde başlıyor. Sloganı “Bütün Hayalleriniz Gerçek Olacak!” olan bir sitede sahibi olduğu daireyi kontrolde, sevgilisi Mete ile birlikte. Örnek daireyi gezmek mümkün ama eşyalara dokunmak yasak! Çok lüks, yüksek güvenlikli konforlu evleri bitene kadar, geçici bir eve taşınmak zorunda kalıyorlar. Mete’nin itirazlarına rağmen eski bir eve taşınıyorlar ve Güller eski-yeni tezatları üzerinden romanı işletiyor. O ev bitene kadar geçen süreçte Asuman’ın hissettikleri de değişiyor. Zaten gezerken bile yabancısı olduğu ev karşısında heyecan duyan Mete, o değil! Onun heyecanı ise taşındıkları geçici evde... Eskimiş fayansları, kırık parkeleri, kapakları sallanan, tıkırdayan dolapları, böcekleri ve eskimeyi de geçmiş koltuğu ile taşınmak üzere oldukları dairenin tam zıttı olan daire ile bağ kuruyor Asuman. Yaşıyor, yaşatıyor o bağı. Uğruna birçok şeyden vazgeçecek bir bağ hem de. Okura da çok etkileyici bir biçimde geçen, ilgi çekici bir bağ... 

Romanı  “Bu kitapta adı geçen bütün kişiler hayal ürünü, bütün nesneler gerçektir” ilk sözü ile açan Güller, eşyaları çok iyi kullanıyor. Yalın bir anlatımla okuru cezbeden bir akıcılıkla gerçekçi bir hikaye kurduktan sonra yavaş yavaş dozu arttırarak okurunu fantastik öğelerle sıra dışı olaylara da hazırlıyor. Neler olacağını tahmin etmenin zor olduğu şekilde ilerleyen roman, harika bir finalle de taçlanıyor.

Kentsel dönüşüm projeleri, “sadece bir ağaç değil bu” diyerek haykırdığımız gezi direnişi derken hızla değişen ve modernleşen dünyada tüketim çarkına kapılıp giderken neleri kaçırıyoruz, neye ne kadar direniyoruz? Eski binaların yerini yaşam alanları mı yoksa yapay kafesler mi alıyor? Yaşam alanlarımızın nasıl istila altına alındığının farkında mıyız? Modernitenin istilası hastalık halinde yayılırken neyi ne kadar koruyabiliyoruz? Sorular sorduran, okurunu dönüp kendine baktıran, harekete geçiren bir roman. Modern yapıların getirdiği değişimin insan üzerindeki etkilerine ayna tutuyor “En Çok Onu Sevdim”, uğruna çok şeyden vazgeçilebilecek bir sahicilik ve etkileyicilikle... Yeninin peşinde koşmayanların, eski ile direnenlerin diliyle... 

En Çok Onu Sevdim / Gamze Güller
İletişim Yayınları, Eylül 2015
131 sayfa
13,50 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template