♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Kedi Sam : Şaşkın Balıklar

Amerikalı öykücü Matthew Klam'ın 2000'de yayımlanan ve övgülerle karşılanarak ödüllerle taçlanan kitabı "Sam the Cat: and Other Stories" nihayet "Kedi Sam" adıyla dilimize kazandırıldı ve Nisan ayında Aylak Adam etiketiyle raflarda yerini aldı.

Amerikan basınının üzerinde çok durduğu ve geleceğin önemli yazarlarından biri olacağına inandığı Klam, en iyi 20 kurmaca yazarından biri olarak seçilmişti. 1964 doğumlu yazar Washington’da yaşıyor ve The New York Times dergisinde yazıyor. Ününü borçlu olduğu öykü kitabı “Kedi Sam”, çıkar çıkmaz büyük ilgiyle karşılanmış ve dergilerin yıldız yağmuruna boğulmuş. Erkekler hakkında baş döndürücü biçimde dürüstlüğü öne çıkarılmış bir yazar. Kitapta da bunu görmek mümkün... Yedi öyküden oluşan kitabın dilimize çevrilmeden önce   “öykü tutkunlarının ellerinden düşürmeyeceği, eğlenceli ve ustaca yazılmış bir eser” olarak tanımlanması da merak duygusunu arttıran etkenlerden biri. Kara mizahıyla ülkesini fetheden hicivci yazarlardan da destek görmüştü... Kitabın arka kapağında da Zadie Smith ve Dave Eggers’in cümleleri yer alıyor.

Öncelikle kapağının çok iyi olduğunu belirteyim. Orijinal kapağından bile iyi. “Kedi Sam”, yedi öyküden oluşuyor ve hepsinin ortak noktası erkek sesleri. Erkek anlatıcılar ilk ağızdan mutsuzluklarını ve huzursuzluklarını dile getiriyorlar. Maço, kaba saba kadın düşkünü erkekler bunlar. Kadın görünce ağzının suyu akan ve kardeşinin karısını arzulamaktan çekinmeyecek sınırsızlıkta erkekler. Akılları bacak arasında olan adamlar. Hepsinde bir değişim evresi var ve bunun etkilerini anlatıyor Klam. Modern Amerikan insanını anlatıyor ve onları deyim yerindeyse “şaşkın balıklar” olarak kodluyor. Afili ve kıvrak diliyle rahat okunuyor. Kısaca öykülere değineyim...

Yedi öyküden en iyisiyle başlayan Klam, “Kedi Sam” ile sevgililerini anlatan bir adamla tanıştırıyor okurunu. Aşka aşık adam Sam’in gördüğü kalçadan tahrik olmasının öyküsü. Kalçanın sahibinin erkek olması da peşinden koşmasını engellemiyor. Dili en iyi kullandığı hikaye ve gerçekten etkili. 
İkinci öykü “Bu Değil” sevgilisiyle arası bozulan mutsuz bir adamın stres atmak için gittiği tatilde başına gelenleri anlatıyor. Kendisinin tezatı bir durumda olan abisinin mutluluğuna şahit oluyor ve farklı bir beklenti çıkıyor ortaya. Her şeye sahip sıradan Amerikan ailesinin mutsuzluk halleri ve çocuk özlemi...

Üçüncü öykü “The Royal Palms Oteli” tatildeki bir çifti ve oteldeki arkadaşlıklarını anlatırken, “Linda’nın Babası Çok Zengin” adından anlaşılabileceği mirasa konmuş ve ferahlamış bir çiftin öyküsü. O zengin babanın evlerine yatılı misafir olarak gelmesiyle yaşananlar, her şeyin parasını o ödedikçe çiftin ezilip büzülmesi...

Beşinci öykü “Bir Adı Olmalı”, Klam’ın en yaratıcı öyküsü. Genç çiftin ilk kez pişirdiği tavuğun tüm ilişki öykülerine yansıması, yıpranmaları, tartışmaları ve ilişki sorgusu... İlk ağızdan anlatılan son öykü “Terapide Değindiğim Sorunlar” da “Linda’nın Babası...” ile benzerlikler gösteriyor ve onun biraz farklı bir versiyonu demek mümkün. Adada, kaymak tabakanın arasındaki özel bir düğündeyiz. Ezik ve fakir bir adamla sevmediği kadının ilişkisinin o ortamda evlilikten bahsedilince yaşadıkları değişim ve adamın beklentilerinin yeniden sorgulamasına şahit oluyoruz. Son öykü “Avrupa Düğünü” de kitabın en ayrıksı öyküsü. Bu kez anlatıcı olan yazar, diğer öykülerdeki düz kurgunun aksine daha karmaşık bir kurguyla anlatırken tüm albenisini yitiriyor ve evlenmek üzere olan kahramanını sıkıcı, bitmek bilmez bir işkenceye dönüştürüyor.

Tüm öyküler bildik manzaralar ve okunduktan sonra unutulmaya mahkumlar. Yazarın yaratıcılık adına yaptığı herhangi bir şey göremedim. Üçüncü öyküden sonrasını oflaya puflaya okudum ve çok zor bitirdim. Klam’ın parlak zekası ve hicvinden bahsediliyor olsa da bunu öykülerde hiç göremedim. New York Times’da yazdıklarını bilemem ama en iyi kurmacacılardan biri buysa vay kurmacanın haline. Tipik Amerikan gösterişiyle her şeyin etiket olduğu yaşamları anlatan öyküler kimi etkiler bilmem ama sadece göz takibi yapılabilecek durumdalar. Ki o göz takibini yapmak da hayli zor. Son okuması yapılmamış çok kötü baskı, cümleyi dönüp tekrar okutturan harf eksikleriyle dolu... Kedi deyip bağrıma basarak merakla başladığım ve zor bitirdiğim “Kedi Sam”, son zamanlarda okuduğum en kötü kitap...


Kedi Sam / Matthew Klam
Çeviren: Mehtap Gün Ayral
Yayın Tarihi: Nisan 2015
Sayfa: 232 sayfa
Fiyatı: 17 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template