♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Corpse of Anna Fritz : Kadının Adı Yok

Adları pek önemli değildir. Vücut ölçüleri, organlarının görünürlüğü, onlara verilen meyvelerden demet isimleri, pas verip vermeleri, kuyruk sallamaları, eninde sonunda “verip vermemeleri” ile ölçülür kadınlar. Özellikle ülkemizde içimizin en büyük yarası olan kadın cinayetlerinde rakamlar korkunç. 2015’de öldürülen kadın sayısı 290. 2016’daysa şimdilik 39. Böylesi bir tabloda yaşarken bir İspanyol gerilimin nekrofiliye selam çakarak ölmüş kadına morgda tecavüz etmesi doğal olarak şaşkınlık yaratıyor ve kan donduruyor. Bolca tartışmaya konu olan 2015 yapımı gerilim “El cadáver de Anna Fritz”, ya da uluslararası adıyla "The Corpse of Anna Fritz" birkaç ertelemenin ardından nihayet “Ölüm ve Ötesi” adıyla vizyonda.

Televizyona yaptığı işlerle tanınan senarist Hèctor Hernández Vicens, senaryosunu Isaac P. Creus ile birlikte kotararak ilk uzun metraj denemesine soyunmuş. Yönetmenliğe ilk adımını tek mekanda dört oyuncu ile atmış. Alba Ribas, Cristian Valencia, Bernat Saumell veAlbert Carbo’dan oluşan kadro ismen bilinmese de tanıdık simalar. Özellikle Ribas türün takipçileri için tanıdık bir yüz. 

Anna Fritz, güzelliğiyle dillere destan dünyaca ünlü bir aktristtir. Ani ölümü şok etkisi yaratır. Ölü bedeni hastane morguna getirildiğinde, hasta bakıcı olarak çalışan Pau bu fırsatı değerlendirmek ister ve kadının resmini çekip arkadaşlarına gönderir. Ancak, sarhoş halde gelen arkadaşları Anna Fritz´in cansız bedenini rahat bırakmak niyetinde değillerdir.

Hakkında pek bir şey bilmediğimiz Anna Fritz’in, güzellik nesnesi olarak sunulmasının yetersizliğiyle iyi başlayamayan film anlatıldığı gibi morgda tecavüz olayından ibaret değil. Sadece açılışta kullanarak seyirciyi rahatsız ediyor. Kolay değil, morg zaten tekinsiz bir ortam. Bu ortamda işlenen her suç normalde olduğundan birkaç kat daha fazla etkili hale getiriyor. Bu suçun bir kadına tecavüz olmasıyla daha da tuhaflaşıyor. Dünyaca ünlü güzel bir yıldıza o halde de olsa “sahip olma” dürtüsü üç erkeği heyecanlandırıyor. Heyecan duymakla kalmayıp harekete geçmeleriyle gerilimde başlıyor. Nekrofili gibi rahatsız edici bir eğilimle başlayan film, bu durumu aktarırken suyunu çıkarmıyor. Parlatmıyor, aşağılamıyor, taraf tutmuyor ve seyircisine aktarıyor sadece. Hissedecekleriniz ve çıkarımlarınız size ait. Frtiz’in bedenini çok göstermeden, cinsel ilişkiye de çok fazla zaman ayırmama tercihi de çok doğru. Bu sayede fazla harap olmadan kadının tarafını tutuyor ve intikam çığlıkları atabiliyoruz. Anna Fritz’in beklenmedik şekilde dirilmesiyle hikâyeyi de kedi-fare oyununa başarıyla dönüştürüyor. Vicens kapalı mekan gerilimini başarıyla kotarırken, oyunculardan da iyi performans almış. Süre konusunda da tutarlı davranarak her şeyi 76 dakikaya sığdırmış. Anna Fritz’in dirilme sebebini vermeyerek seyirciye bırakmış. İster mucize deyin, ister zaten ölmemişti deyin sonuçtan memnunuz. 

2015’i festivallerin gözdesi olarak geçiren “El cadáver de Anna Fritz” kült klasik olarak etiketlenmiş durumda ama genel algıda uzak durulan filmlerden. Evet, Nekrofili çok rahatsız edici ama ondan daha rahatsız edici şeyler var. Kadının toplumdaki yeri, yok sayılması ve erkeğin bu konudaki bitmek bilmeyen bencilliği üzerine gerilimle karışık güzel bir tokat atıyor.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template