♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Truth About the Harry Quebert Affair : Sommerdale’in Martıları


Kuşkular ve gerçekler arasında bocalanarak yolunu görmek zorludur. Hele de kuşkulanılan kişi akıl hocası olarak görülen biriyse. Toplumun tepkisini çeken bir olayın tam içinde yer alıyorsa daha da zorludur. Gerçeğe ulaşmak için araştırmaya girişildiğindeyse yüzleşilmesi gereken çok şey çıkar ortaya. “Peki, birini ne kadar sevdiğinizi anlamak için tek bir yol olduğunu biliyor musunuz? Onu kaybetmektir…” alıntısıyla ses getiren ve bizde de yayımlanan harika roman “Harry Q. Davası'nın Ardındaki Gerçek” diziye uyarlandı. Türü mü? Aşk, gerilim, polisiye, dram... Kısacası hayat. On bölümlük mini dizi, romanı ıskalayanları tv önüne bekliyor.

İsviçreli yazar Joël Dicker’in 2012 yılında “La Vérité sur l’Affaire Harry Quebert” adıyla yayımlanan romanı kısa sürede okurun beğenisini kazanarak uluslararası bestseller haline gelmişti. Saygın ödüllerle de taçlanan roman polisiye okuruyla da sınırlı kalmadı. Bir yıl sonra dilimize çevrilerek “Harry Q. Davası'nın Ardındaki Gerçek” adıyla Can Yayınları etiketiyle raflarda yerini almıştı. Okurların gerçek hayat hikâyesi sandığı roman tuğla gibi sayfalarına rağmen iki günde bitirilenlerden… Romanı ısrarla önereyim yeri gelmişken ve diziye geçelim.

Dizinin bu kadar ilgi çekmesinin sebebi romanın şöhretiyle sınırlı değil. Lynnie Greene ve Richard Levine ikilisi uyarlamaya yazarla birlikte imza atmış. “Nip/Tuck”, “Scoundrels”, “Boss” ve “Masters of Sex”e imza atan ikili tv dünyasının tecrübeli isimlerinden. 2010 yapımı “Every Day” ile yönetmenliği de deneyen Levine, 2017’de ikinci uzun metrajı “Submission”da roman uyarlamasıyla çıkmış izleyicinin karşısına. İşinin ehli ikilinin senaryosuna güvenimizi katlayansa yönetmen koltuğunda dev bir ismin Jean-Jacques Annaud’un oturuyor olması. Sinemaya “Der Name der Rose”, “L'ours”, “L'amant” ve “Seven Years in Tibet” gibi klasikleri kazandıran yönetmen 2015’de çektiği “Le dernier loup”tan sonra setlere ilk kez bir dizi için dönüş yapmış. Oyuncu kadrosu da gayet iyi… Rom-kom yakışıklısı Patrick Dempsey, “Pride” ile çıkış yapan Ben Schnetzer, çakma polis Damon Wayans Jr. ve güzelliğiyle büyüleyen Kristine Froseth kadronun başını çekerken Kurt Fuller, Victoria Clark, Wayne Knight ve Matt Frewer da onlara eşlik edenlerden bazıları. Kalabalık bir oyuncu kadrosu mevcut tahmin edileceği üzere.

Gelelim dizinin konusuna; 1975 yılındayız… Kanada sınırının dibinde Maine sınırları içinde bulunan bir kıyı kasabasında, Sommerdale’deyiz. Hikâyemizin kahramanı yazar Harry Quebert’i bir şeyler yazarken görüyoruz. Kafasını kaldırıp baktığında yaz yağmuru altında hoplayıp zıplayan genç kızı görüyor. Böylece Nola Kellergan ile tanışıyoruz. 34 yaşındaki yazarımız ile 15 yaşındaki genç kızın ilk tanışmaları böyle gerçekleşiyor. İlk kitabını yayımlatmış ve ikincisini yazabilmek için kasabaya gelip sahilde bir ev kiralamış Harry ile lise çağında, hayat dolu ve her şeye meraklı güzel genç kızımız Nola’nın yolları böyle kesişiyor. Konuşmaya ve gizli gizli buluşmaya başlıyorlar…

Hikâyenin ikinci zaman dilimindeyse başka bir yazar ile tanışıyoruz. 2008 yazındayız. İlk romanıyla çoksatar mertebesine yükselmiş, şan şöhret sahibi olmuş, milyon dolarlık antlaşmalar için görüşme yapan Marcus Goldman ile tanışıyoruz. Yeni kitabına dair büyük beklentiler olması dolayısıyla tıkanıklık yaşıyor. Bu tıkanıklığı aşmak için üniversite yıllarından hocası olan Harry’i arıyor ve onun gel romanını burada yaz davetini kabul ediyor. Kütüphanede bulduğu bir kutunun içini açtığında mektup ve fotoğraflarla karşılaşıyor. Sorduğunda Nola olduğunu anlıyor ve o yaz kaybolduğunu öğreniyoruz. Harry artık çok ünlü bir yazar. Özellikle “Kötülüğün Kökeni” adlı romanı başyapıt sayılıyor.

Her şeyi başlatan ise Harry’nin evinin bahçesinde Nola’nın cesedinin bulunması oluyor. Cesedin yanında romanın imzalı taslağının olması da onu işaret ediyor. Nola’nın kaybolduğu gün onu son gören kadının öldürülmüş olması da olayı çifte cinayete dönüştürmüş oluyor. Tek şüpheli olarak Harry’nin tutuklanıp hapse atılmasıyla suçlu olduğuna inanmayan Marcus kolları sıvıyor ve araştırmaya başlıyor. Romanında da benzer şeyler anlattığı ve cesedin evinin dibinde bulunması sonucu Harry halkın gözünde hem suçlu hem pedofil olarak ilan ediliyor. Marcus’un bu şartlar altında kasabadaki araştırması da dizinin ana konusunu oluşturuyor. Kapıya bırakılan tehdit notu da araştırmadan rahatsız olan birinin varlığını işaret ediyor.

Şahane ilk bölümle açılışını yapan “The Truth About the Harry Quebert Affair”, bir yandan geçmişi eşelerken Nola’yı, Harry’i ve kasabadakileri tanıtırken diğer yandan 1975’te olayları gösteriyor. Sorularımız belli; Katil kim? Nola ile Harry arasında ne oldu? Aşk mı, cinsellik mi? Nola’nın kaybolduğu gün ne oldu? Bu soruların yanında her bölüm biraz daha ekleme yapan dizi, yeni karakterler ve olaylarla zenginleşerek ilerliyor. Her bölüm çok akıcı ve son bölümde de kafada hiçbir soru işareti bırakmayan harika bir final yapıyor.

Dempsey, Schnetzer, Wayans Jr.’ın performansları çok iyiyken dizinin yıldızı kuşkusuz Kristine Froseth. Yeri gelmişken ilerleyen yıllarda adını daha çok duyacağımız Froseth’i de tanıyalım. 21 Eylül 1995 doğumlu Norveçli model Froseth, oyunculuk kariyerine 2016 yılında iki kısa film ve bir diziyle başlamış. Zoe R. Cassavetes’in yazıp yönettiği on bölümlük dizi “Junior” ile fark edildikten sonra “Rebel in the Rye”da küçük rolle de olsa ilk uzun metraj tecrübesini edinmiş. İlk önemli çıkışıysa 2018 yapımı netflix filmi “Sierra Burgess Is a Loser” ile yapmış. Aynı yıla bir başka netflix filmi “Apostle” ve “The Truth About the Harry Quebert Affair”i sığdıran Froseth, 2019 yılını boş geçirmemiş. Henüz gösterime girmeyen iki filmde “Low Tide” ve “Prey”de rol almış. Yakın zamanda ikinci sezon onayını alan netflix dizisi “The Society”de de önemli bir rolde iyi performansa imza atmış durumda. Post-prodüksiyon aşamasında olan “The Assistant” ile gelecek yıl da izleyeceğiz. John Green’in aynı adlı romanından uyarlanan ve 18 Ekim’de prömiyerini yapacak sekiz bölümlük mini dizi “Looking for Alaska”da da yıldızının parlayacağına şüphe yok.

Dönelim tekrar romana… Diziye dönüşürken senaryoda bir iki değişiklik olmuş. Romanda olay 1978 yılında gerçekleşiyor. Harry 35 yaşında çömez bir yazar o sıralarda. 30 yıllık bir zaman dilimi yerine 33 yıllık bir zaman dilimi tercih edilmiş. 1 milyondan fazla satan, en saygın edebiyat ödüllerini kazanan ve 35 dile çevrilerek türün klasikleri arasına giren romanın cazibesini hiç yitirmediğini belirtelim. Hatta diziyi izleyenler romanı daha fazla merak edecek desem yeridir.

Sakin bir kasabada geçen aşklar, hayranlıklar, sırlar, yazarlık manifestoları ve sıkıntılar barındıran dizi polisiye, gerilim ve dramı harmanlayarak gerçekçi bir hayat öyküsü anlatıyor. Şahane senaryosu ve yönetimiyle iyi dizi arayanlar için biçilmiş kaftan. Nola’nın hediye ettiği kutuya ekmekleri koyup sahile inmeyi ve “Sommerdale’in Martıları”nı beslemeyi ıskalamayın.



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template