♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Otherhood : Ötekilerin Baskını

Son karar ile Rtük tarafından denetleneceğine dair espriler yapılan Netflix deyince akla özgürlük ve serbestlik geliyor. Kimselerden çekinmeyen, cesur platform yeri geliyor lgbt bayrağını dalgalandırıyor, yeri geliyor sevişme sahnelerinde pornoya yaklaşıyor. Muhafazakar kesimden sürekli tepki çeken platformda tüm içerik böyle değil elbette. Herkese hitap ederek alanını genişleten platform yeri geldiğinde de ayarın en hasını çekebiliyor. 2 Ağustos itibariyle izleyiciye sunulan “Otherhood” gibi… 2019 yapımı Amerikan İngiliz ortaklığı Netflix işi ötelenen annelere odaklanıyor.

Çoksatar İngiliz romancı William Sutcliffe’in 2008 yılında yayımlanan ve çok beğenilen romanı “Whatever Makes You Happy”den uyarlanan filmin senaryosunu Mark Andrus ve Cindy Chupack kotarmış. Roman dilimize çevrilmemişken, yazarınsa Türkçede sadece iki kitabı bulunuyor. Ülkemizde pek yankı uyandırmamış bir isim olduğunu belirtelim. Beş yıllık sessizliğini bozan Mark Andrus Oscar adayı bir senarist. 1997’de “As Good as It Gets” ile adını herkese ezberleten Andrus, az ama öz filmle hep türün içinde kalmış bir isim. 2001’de “Life as a House”, 2002’de “Divine Secrets of the Ya-Ya Sisterhood”, 2007’de “Georgia Rule” ve 2014’te “And So It Goes”a imza atan senarist yine orta yaşı geçmiş kadınlara odaklanan bir öykü ile en iyi yaptığı şeyle karşımızda. Yönetmen koltuğundaysa tv dizileriyle tanınan Cindy Chupack ilk uzun metrajını çekmek üzere oturmuş. Aile komedileriyle bilinen isim olan Chupack “Everybody Loves Raymond” ve “Sex and the City”nin senarist kadrosunda piştikten sonra yaratıcısı olduğu “Love Bites” ile rüştünü ispatlamış bir isim. Yönetmen koltuğunaysa ilk kez 2008’de “Puppy Love” için oturmuş, bir yıl sonra da yazıp yönettiği kısa metraj “Whose Dog Is It Anyway?” ile olumlu not almış. İki sezon sonunda iptal edilen son projesi “I'm Dying Up Here”in bir bölümünü yöneterek arayı kapatan Chupack ilk uzun metrajına hazır hale gelmiş böylece. Gelelim oyuncu kadrosuna… Oscarlık üç isim Angela Bassett, Patricia Arquette ve Felicity Huffman başı çekerken onlara Jake Hoffman, Jake Lacy, Sinqua Walls, Heidi Gardner, Stephen Kunken ve Damian Young eşlik ediyor.

Üç kadının anneler günü buluşmasındayız. Carol, Gillian ve Helen ile tanışıyoruz. Hiçbirinin oğlu arayıp kutlamamış. Sadece biri mesaj atmış. Duruma içerleyen üç kadının üzüntüsünü bir itiraf katlıyor. Carol “çiçekleri kendime ben aldım” deyince başlayan beyin fırtınasının sonunda gaza gelip çantalarını topluyor ve oğullarının yanına sürpriz ziyarete gitmek üzere arabayla yola çıkıyorlar. Uzun zamandır görüşmedikleri, konuşmadıkları, araya giren mesafe ile uzaklaştıkları oğullarıyla bağ kurmak üzere kapılarını çalmalarıyla öykü başlıyor.

Hızlı bir başlangıçla durum tespitini yapan, “Motherhood”dan ilk harfi atarak adını da ortaya koyan film, karakterlerini de tanıtarak daha yarım saat dolmadan altılıyı izleyicisinin ailesi haline getiriyor. Andrus’un ana olaylar ve komediyle yaptığı kıvrak hamlelerle dolu senaryosu sürekli akıyor ve uzun süresine ve bol karakterine rağmen hiç aksamıyor. Her karakterin kendi öyküsüne zaman ayıran, sorunlarını çözen senaryoyu Chupack da aynı kıvraklıkla işletiyor. Sorunsuz ilerleyen filmi sorunuysa her şeyin çok bildik olması. Hiçbir özelliği olmayan bir hikâyeyi resmediyor “Otherhood”. Daha önce örneklerini defalarca izlediğimiz için konu bakımından çekici olan hiçbir şey yok. Bu sebeple orta yaşını aşmış kadınlara odaklanarak onları değişime sokma hamlesi yapıyor ve performanslara yükleniyor. Özellikle Basset’ın enerjisine dayanıyor. Arquette’in sakinliği ile Huffman’ın sinir bozuculuğuyla birleşince sadece oyunculuklar üzerinden takibi mümkün hale geliyor. Basset’ın bir elbise giyince göğüslerine gösterilen ilginin aşırılığı gibi komik ve absürt sahneler de yok değil elbette. “Otherhood” bu çağda üretilse de doksanlara ait bir film esasen. Ana mesajı ve uygulamalarıyla tamamen hizaya sokma, düzene ayak uydurma düsturunu benimsetmeye çalışıyor. Annelerin oğullarının yaşamındaki katkıları tahmin edileceği üzere düzen, evlilik, aile gibi kavramlar üzerinden işliyor. Nereye giderseniz gidin ailenizi unutmayın, onları arayın, konuşun, akıl alın, tavsiye isteyin ve uygulayın diyor. Fragmandan yansıdığı gibi sıra dışı annelik, partileme ve dağıtma yok. Çılgınlık, eğlence yok. Tamamen sıradan biri olmaya dair çekilen ayarlar var.

Annelerin yaşlarına göre davrandığı, oğullarına çeki düzen vermek üzere müdahalede bulunduğu “Otherhood”, enerjisiyle izleyiciye geçen akıcı bir Pazar sineması filmi. Çok güldürmese de 100 dakikayı eğer mesajlarına takılmazsanız her şeyin istediğiniz gibi çıkması sayesinde iyi geçirtiyor. Farklı bir şeyler izlemek ise “her hikâyede daha iyi bir sona yer vardır” demek yerine uygulayan yapımlardan geçiyor…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template