♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Mümkün Olmayan Bir Hakikatin Kıyametinde

Her yaşa dair söylenceler ve genellemeler vardır. Herhangi birini gözlemler ve yargılarken çoğunlukla düşündüğümüz şeyler. Yaşla ilgili her fırsatta kullandıklarımız örneğin… Özellikle erkekler hakkında çok kullanılan yaş ilerledikçe yaşama bakışlarına dair genellemeler sıkça çıkar karşımıza. 30 yaş bunalımı, 40’lı yaşlarda cinselliği daha sık arama, 50’li yaşlarda nihayet olgunlaşma ve bir şeylere karar verebilecek hale geliş gibi. Bir erkeğin eş ve ilişki seçimlerini böyle genelleriz. O meşhur evde kaldı deyimini kullanırız. 30’lu yaşların ortalarından itibaren de kimseyi beğenmediğinden yakındıklarını söyleriz. 40’lı yaşlardaysa çıtırlara yönelirler giden gençliklerinin avuntusu olarak. Erkeğin ilerleyen yaşlarda ilişki konusunda kararsız olduğu, seçim yapmakta zorlanması genel geçer kuraldır. Başından evlilik de geçse eninde sonunda tek başına kaldıysa o yalnızlığı bitirmek için bir türlü adım atamaz. Karar veremez. Kimi seçeceğini bilemez. Çünkü artık alışmıştır tek başınalığa, özgürlüğe… Bunu kaybetmemek için her yolu deneme aşamasından geçer doğal olarak. Böyle bir genellemeyi yapmak ne kadar doğru diye düşünüyor ya da itiraz ediyor olabilirsiniz ama aşağı yukarı böyledir. Yaşam tecrübesinin, deneyimlerin artmasıyla adım atmak zor hale gelir. Öyle ya, onca şey yaşadıktan sonra aşk bile artık aptallık gibi gelir. Bunlarla da kalmaz, beden de eskimektedir. Sağlık sorunları da gelip yerleşir… Eş seçimindeki bu zorluğu ikiyle çarpın. İki kadın arasında seçim yapmanın zorluğunu düşünün… Karşınıza Willhelm Genazino romanı “Aşk Aptallığı”nın kahramanı çıkar.

Alman Edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Willhelm Genazino, betimlemeleriyle ve Kafka geleneğini sürdürmesiyle meşhur bir yazar. Varoluşsal problemleri incecik dile getirmesiyle okurun gözdelerinden. 2001’de çağdaş Alman Edebiyatının zirve noktasını “Ein Regenschirm für diesen Tag” ile görmüş ve göstermiş bir isim. Bizde karşılık bulmasıysa biraz sürmüştü. İnce gözlemleri, titiz ayrıntıları ve mizah duygusuna ancak 2014 yılında şahit olabilmiştik. İki farklı yayınevinden çıkan “Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk” ve “O Gün İçin Bir Şemsiye” ile okurlar için en önemli keşif haline gelerek yıla damgasını vurmuştu. İki romanda da Genazino aynı kalıbı kullanarak anlatıyor ve derdimize derman oluyordu bir bakıma… Verdiği edebi haz öyle etkiliydi ki son sayfalara doğru bitmemesi için yavaşlatıyordu okumalarını büyüsüne kapılan herkes. Yeni çeviriler bekleyen okur için müjde ise Jaguar Kitap’tan geldi. Temmuz ayında raflara düşen “Aşk Aptallığı” ile yeni haz yolculuğuna çıkıldı. Yazarın 2005 yılında “Die Liebesblödigkeit” adıyla yayımlanan romanı iki kadın arasında seçim yapmakta zorlanan bir adamın hikayesi. Elbette her Genazino romanı gibi bununla sınırlı kalmıyor. Kahramanımız sokakları arşınlarken herkesi gözlemliyor, gündelik hayatta her diyalog ile durum tespitlerine girişiyor. Arka kapak yazısı her şeyin özeti esasen; “Genazino yine bildiğiniz gibi…”

Anlatıcımız, elli iki yaşında bir adam, kıyamet hakkında seminerler vererek hayatını zar zor kazanan bir adam. Kendine “hayat korkusunun kasadarı” adını yakıştıran bir adam. "Kendimi özgür hissediyorum; bunu, kendime ve başkalarına hesap vermek zorunda olmayışımdan anlıyorum. kendi kendimi ne kadar da zarifçe ve neredeyse çaktırmadan kandırdığımı dikkate değer buluyorum." diyen bir adam. Genç bir anneyi izlerken tanışıyoruz onunla. Ana sıkıntısını çok geçmeden açıklıyor. Hayatında iki kadın var. Birbirinden habersiz iki sevgili: Sandra ve Judith. "İki kadına karşı sürekli sevgi beslemeyi herkese tavsiye edebilirim. Dünyaya çift demir atmak gibi harika bir etkisi var. İnsan sevgiyle besiye çekilmiş oluyor ve bu da tam olarak benim ihtiyacım olan şey. İki kadını sevmek ne ayıp ne kötücül, ne içgüdüsel ne de müstehcen bir durumdur. Tam tersine, oldukça normaldir (ve normalleştiricidir), bütün hayati ilgilere ciddi bir derinlik kazandırır." diyerek bu durumu savunuyor. Hatta “Bütün erkeklere iki kadın ve bütün kadınlara iki erkek dilerim, en azından dönem dönem; çünkü iki kadın veya iki erkek, kendimizi hemencecik o yoksunluk yasasına teslim etmeden önce, zavallı hayatlarımızla baş etmek için kullanabileceğimiz asgari bolluktur." diyerek tavsiye bile ediyorsa da bu iki kadından hangisi ile yaşamak istediğini düşünmeye başlıyor… Birbirlerinden haberleri olabileceği korkusunun da eklenmesiyle bu durum bozulmadan bir karar vermek zorunda olduğunu hissetmeye başlıyor. Adeta yazı tura atacak kadar çıkmazda. Okur için de çetrefilli bir durum. Genazino, incelikli üslubuyla okur için de bu seçimi aynı zorlukta tutuyor. Elbette bununla sınırlı kalmıyor demiştik. Karakter zenginliğiyle gündelik hayatın içinde dalıyor roman. İkibinli yılların hastalığı kıyamet kaygısı, panik ve stresle başa çıkabilecek için yardım alınan danışman, başarısız evlilikten kalma eski eş derken bugünü de anlatıyor. Bunca hızlı değişime ve aradan geçen on üç yıla rağmen hiç eskimemiş olması da takdire şayan. Kendini sürekli neden kötü hisseder halde bulduğunu ve eksiğinin ne olduğunu soran bir kahraman üzerinden bu çağın insanını ve yaşamı anlatıyor. “Sen yeterince istemiyor, yeterince hızlı satın almıyor ve yeterince hızlı çöpe atmıyorsun! Hayatına ha bire, uzun süren tüketim tıkanıklıkları girip seni çoğunluğun düşünüşünden ayırıyor!”

Hızlanan gündelik hayatta ihtiyacımız olmayan şeylere karşı hissettiğimiz alma ve tüketme hastalığını, aşkı, evliliği, yaşamı, toplumu, mahremiyeti, utancı, hoşgörüyü, geçmişi, geleceği tartışmaya açıyor Genazino. Gözlemlerle sınırlı kalmayan tespitlerinde en önemli duraklardan biri de Yahya’nın Vahyi’ne yaptığı gönderme. Dünyayı anlatan yazar, dünyanın sonunun tasviriyle her şeyi özetliyor esasen. 

“Hepimiz mümkün olmayan bir hakikatin kıyametinde yaşıyoruz. Bütün ofislerde, evlerde, tiyatrolarda, sinemalarda, okullarda, üniversitelerde ve kantinlerde, kimsenin ifade edemediği, benim de ifade edemediğim, kapsamlı bir hakikatsizliğin parçaları üretiliyor.” Bu özetlerle birlikte çoğu zaman da noktayı koyuyor. 

“İçinde yaşadığımız şey, çılgınlığın diyalektiği. Çılgınlığın diyalektiği şöyle işliyor: Hemen hemen hiç kimse bir şey yapmıyor, kimse de bir şey başarmıyor; yine hemen hemen kimse para kazanmıyor ama yine de her şey sürekli devam ediyor.” Yalın ve sade anlatımıyla gürül gürül akan roman, herhangi bir çıkmazı olan okur için şahane bir yoldaş aynı zamanda. Kuşkusuz bu yılın en iyilerinden biri olarak anılacak. Kıyamete doğru mu gidiyoruz, dünyanın sonunu mu getiriyoruz bilinmez ama kahramanımızın deyimiyle “İnsanlarda bir yenilik yok, hepsi dünden artakalmış gibi görünmekte.” Bir şarkıda da dediği gibi “ve yaşam bize hiç aldırmadan nasıl da devam ediyordu…”

Aşk Aptallığı / Wilhelm Genazino
Çeviren: Özden Özberber
Jaguar Kitap, Eylül 2018
Sayfa Sayısı: 178
22 TL

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template