♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

A Violent Separation : Bize Kalan Tek Seçim

Bir hatayı ya da yanlışı ört bas etmek için birinden yardım aldığınızda neler olur? Geri dönüşü olmayan olay içinizde giderek büyüyen vicdan azabına dönüşürse? Artık dallanıp budaklanan bu yanlış içinize sığmayan bir sır ise ve bunu açıklayarak kurtulmak istiyorsanız, bunu yapabilir misiniz? Gerçeği açıklamanın faturası tek kişiye kesilmeyecektir ne de olsa. Size yardım edeni de etkileyecektir. O anda yanınızda olan kişi, açıklamak istediğinizde de yanınızda olacak mıdır? Bu ikircikli durumun ve soruların cevapları üzerine düşünmek isterseniz sizi 2019 yapımı bir bağımsız “A Violent Separation” bekliyor.

Senaryosunu Michael Arkof’un yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Goetz kardeşler oturuyor. 2013 yılında “Scenic Route” ile attıkları iyi ilk adımı iki yıl sonra “Martyrs” ile harcayan Kevin ve Michael Goetz, hayal kırıklığı yaratan yeniden çevrimin cezasını çekmiş olsa gerek. Dört yıllık sessizliklerini de dram ile gerilimi bir arada sunan bir filmle bozmuşlar. Çıkış yapmalarını sağlayan ilk filmlerine benzeyen bir türle riskten kaçarak garanti adım atmışlar. Zira “A Violent Separation” ilk filmleri “Scenic Route”a bakılırsa tüm hünerlerini sergileyecekleri bir senaryo. Görüntü yönetimi ve renk tonlarına kadar onlara uygun bir proje… Oyuncu kadrosu da dizilerle tanıdığımız isimlerden oluşmuş. “The 100”ün Lexa’sı olarak tanınan Alycia Debnam-Carey, sevdiğimiz köken vampir Claire Holt, “Titans”ın Robin’i Brenton Thwaites, Animal Kingdom’ın Craig’i Ben Robson’a yan karakter oyuncuları olarak Francesca Eastwood, Ted Levine ve Gerald McRaney eşlik ediyor. Küçük ölçekli bir kasaba hikayesi için gayet iyi bir kadro.

Orta batıdayız, küçük ve sessiz bir kasabada… Yan yana iki ev ve fertleriyle tanışıyoruz. Şerif yardımcısı Norman Young, abisi Ray bir yanda Ray’in bir ayrılıp bir barıştığı uzatmalı sevgilisi Abbey Campbell ve kız kardeşi Frances bir yanda… Doğum günü kutlaması her şeyin başlangıcı olur. Ray yine bardaki kızla oynaşıp Abbey’i kızdırır. Sular seller gibi içilir ve hatta Abbey’i savunmak için kavgaya bile girişir… Daha sabahı olmadan Abbey babasının silahı ile soluğu Ray’in yanında alır. İki geceden kalma atlarlar arabaya ve Abbey’nin bana ateş etmeyi öğret ısrarına karşı çıkarken Ray’in elindeki silah patlar. Abbey’nin kaza ile ölmesi karşısında şok olan adam kardeşi Norman’ı arar ve bana yardım et der, beni kurtar… Aynı şok ve panikle cesedi göle atınca seçenekler azalır. Olay yerine gelen Norman’ı zor bir karar beklemektedir. Suç geçmişine sahip serseri abisine yardım etmek ya da olayın kaza olarak kayıtlara geçmesini sağlamak… Sevdiği herkesi koruma içgüdüsüyle dolu Norman bu zor tercih ile aile bağlarını da sınamak zorunda kalır. Zira Frances’ı seviyordur… Tek bir seçim her şeye gebedir ve tüm akışı değiştirecektir…

A Violent Separation, bir kasaba filmi olmanın tüm gereklerini yerine getirerek başlıyor. Açılış sahnesinden itibaren tüm karakterlerini tanıtıp aralarındaki bağları da anlatıyor izleyicisine. Sarı tonların getirisiyle başarılı bir görüntü yönetmenliği gereken atmosferi de sağlıyor. Her şeye sebep olan olayı da çok geciktirmiyor. Bu iyi açılıştan sonra geriye kalan senaryoyu işletmek gibi basit ve standart bir şey aslında… Hepi topu yapılacak olan seyirciyi filme katmak ve vicdanlardaki ağırlığı yansıtmak. Beklenmedik bir şey de yok üstelik. İlk yarısı gayet başarılı geçen film ikinci yarısıyla kontrolü kaybediyor ve senaryonun arızaları da ortaya çıkıyor. Abbey neredeyse yok hükmünde, unutulmuş, üstü örtülmüş hale gelirken Ray giderek büyüyen rolüyle tüm dakikaları ele geçiriyor gibi. Sürekli onun iç sıkıntısı, vicdan muhasebesi, yavaş yavaş kayboluşuna harcanan sahnelerle onunla bir olmak yerine artık açıkla da hem sen kurtul hem biz seviyesine getiriyor izleyicisini. Oysa ortada yarıya kadar iyi bir roman okuma hissi var. Çok etkili ve kıssadan hisse hikayesiyle can katan şerif karakteri de deva olmuyor çöküşe. Yanlış oyuncu seçimi de bir diğer etken. Norman’ı canlandıran Brenton Thwaites donukluğuyla bir türlü gereken ağırlığı alamıyor ve role hiç uygun da görünmüyor. Fazla tıfıl, fazla genç görünüyor her şeyden önce. Her şeyin sorumluluğunu alacak, tüm bu problemlerin ortasında evlenecek ve çocuk yapacak birine dönüşemiyor. Frances tam bir yetişkin kadın iken Norman kolej öğrencisi gibi. Ray’i dizginleyecek, sırlarını koruyacak soğukkanlılığa sahip birinden fersah fersah uzakta. Kadro ve senaryodaki sorun doğal olarak Goetz’lere de yansıyor. Dünyadan uzakta, her şeyden soyutlanmış kasaba atmosferini yaratıp seyircisini de içine hapsederek avucunun içine alan Goetz kardeşler çözüme gitme konusunda sürekli sekteye uğruyor. İkinci yarıdan itibaren kontrolü kaybederek tempoyu de ellerinden kaçırmışlar. Gereksiz ve uzun sahneler sayesinde 106 dakika olan film, haliyle seyircisinin de içini şişiriyor. Oysa konu iyi, ilişkiler ağı da doğru kurulmuş.

Sinemanın standart ilkelerine göre işlenebilse seyircide etki bırakabilecek dram “A Violent Separation” uzun ve sıkıcı bir zaman kaybı nihayetinde. Geriye sadece filmin girişinde söylenenler kalıyor: “Bu dünyada ne yaptığımızın önemi yok. Bizimle ya da bizsiz devam edecek. Geçmişten bugüne öyleydi. Tek gerçeğin zaman ve ölüm olduğu dünyada, bize kalan tek seçim yanımızda olacak kişileri seçmek.”

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template