♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Kitap Yayınevi’nden Kasım Yenileri

Kitap Yayınevi Kasım ayını üç yeni kitapla karşılıyor. Mehmet Zeki İşcan’ın “İslam bir din olarak varlığını sürdürüp gelişecek mi yoksa bir sistem, bir örgüt, bir dünya saltanatı görüntüsü içinde mi kalacak?” sorusuna cevap vermeyi denediği “Gelenekten Geleceğe İslami Düşüncede Yenilik”, Ivan Turgenyev’in klasiği “Mumu” ve William Shakespeare imzalı “Hırçın Kız” ayın yenileri...


Gelenekten Geleceğe İslami Düşüncede Yenilik / Mehmet Zeki İşcan
İslam bir dindir, ideoloji değildir. Bu nedenle İslam, toplumsal ve siyasal bir sistem olarak tasarlanamaz. Bu yapıldığı takdirde İslam sadece kavramsal bir kurgu olarak kalır. İdeoloji olarak tasarlanan İslam anlayışında İslamın kendisi ikincil değerdedir. İslamcılar, Tanrı’yı gözleme dayalı dünyanın bir parçası olarak gören insanbiçimci Tanrı anlayışının sosyal planda temsilcileri gibidirler. Çünkü onlar Tanrı’yı, alelade sosyal olayların ve toplumsal durumların ayrılmaz bir “parçası” olarak görmektedirler. İslamcılar, her şeyi kapsadığını ve her sorunu halledebileceğini düşündükleri din anlayışlarıyla “ilkel bir din” resmi çizmektedirler. Tanrı varlığı doğal olgularla özdeşleştirilemeyeceği gibi sosyal ve siyasal düzen iddiasına da indirgenemez. Dini sadece kurallar demeti, yasaklar ve tabulardan ibaret görmek, primitif kabile dini anlayışlarını çağrıştırmaktadır. Dinden teselli, umut, ruhsal teşvik, irade, sorumluluk, insan haklarına saygı gibi ahlaki ilkeler beklenebilir. Ama ondan insanların gündelik hayatlarında kamu yararına yönelik pratik bir iyileştirme konusunda derin bir adanma beklenmemelidir. Din, başta yönetim olmak üzere eylemler dünyasının merkezine yerleşirse “hidayet” özelliğini sürdüremeyecek ve yozlaşarak belli kalıp ve tutumlarda katılaşacaktır. İslamın bir din olarak algılandığı, sistem olarak görülmediği, insani teşebbüslerin ve yaratımlarının meşru kabul edildiği, tarih içinde oluşmuş inanışlara körü körüne bağlanmanın bulunmadığı ve insan doğasını, aklını hesaba katan bir din anlayışını, kalp ve yaratıcılık üzerine kurulmuş özgürleştirici bir teoloji imkânını sunan din söylemini, özcülüğü değil özgürlüğü, yaşam biçimlerine saygıyı esas alan bir din yorumunu düşünce geleneğimiz içinden yeniden keşfedebilmek, dini doğanın dilini doğal mecrasına çevirmek olacaktır.  İslam bir din olarak varlığını sürdürüp gelişecek mi yoksa bir sistem, bir örgüt, bir dünya saltanatı görüntüsü içinde mi kalacak? Hayati soru budur ve elinizdeki çalışma bu soruya Ebu Hanife, Hasan Basri, İmam Maturidi, Gazali gibi İslam düşünce geleneğine damgasını vurmuş zatların görüşlerinden hareketle kısmi bir cevap vermeyi denemektedir. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki İşcan’ın Selefilik; İslami Köktenciliğinin Tarihi Temelleri adlı eseri daha önce yayınevimizce yayınlandı.
İnsan ve Toplum Dizisi
340 sayfa
29,00 TL


Mumu / Ivan Turgenyev
Nedense, Turgenyev’le epey geç tanıştım. Hayır, onu daha önce okumamıştım demek istemiyorum; bir klasik Rus yazarını okumamak nasıl mümkün olabilir? Demek istediğim, ilk defa bu çeviriyi yaparken böylesine ciddiyetle okudum onu, birçok hikâyesini gözden geçirdim, bilmediğim çok şey öğrendim hakkında. Sonra sadece kendime değil, bizim edebiyat dünyamıza da şaşırdım: biraz mürekkep yalamış herkes Turgenyev’i bilir de, Türkçeye kaç kitabı çevrilmiştir tanrı aşkına? Tolstoy’un gençliğindeki hamisi, efsanevi Sovremennik (Çağdaş) dergisinin editörlerinden biri, sayısız klasik Rus yazarını ilk keşfedenler arasında bulunan bir klasik Rus yazarı Turgenyev; ve öte yandan, çağdaşı ya da kendinden sonra gelenleri de derinden etkilemiş bir yazar. İtiraf edeyim ki, bana en şaşırtıcı gelen şudur: Turgenyev hayatının yarıdan fazlasını ülkesinden uzakta, Avrupa’da yaşamışken -çağdaşı olup da tanışmadığı Avrupalı yazar yoktur herhalde- nasıl olur da halkını bu kadar iyi yansıtabilir eserlerinde? Hayır, abartarak söylemiyorum bunu; Turgenyev siyasetle pek az ilgilendiği halde eserlerindeki halk tasvirleri öyle etkiledi ki ülkesinin aydınlarını, Rusya’nın ikinci dalga devrimcileri olan Narodnikler onun eserlerini başucu kitabı yaptılar desem, fazla mı ileri gitmiş olurum? Romantizmden natüralizme kadar edebiyat akımlarının izini bulmak mümkündür eserlerinde; ama şu kadarını söyleyeceğim ben: Mumu’dan başka hiçbir şey yazmış olmasaydı bile Turgenyev, gene de büyük bir yazar olarak kalırdı.
Özgün Adı: MyMy
Öykü
Türkçesi: Hazal Yalın
124 sayfa, 17,50.-TL
Kasım 2015
Helikopter Yayınevi


Hırçın Kız / William Shakespeare
“Huysuz bir kadın suyu bulanmış çeşmeye benzer. Kararmış, çamurlanmış, hastalanmış ve uzaklaşmıştır iştah uyandırmaktan. İnsan susuzluktan perişan olsa bile, içemez o çamurlu sudan” diyor üstat Shakespeare, kahramanı Katharina’nın ağzından. Shakespeare sahnelenmek üzere özgün bir hikâye hiç uydurmamış desek yeridir. Başına buyruk bir kadının yola getirilmesini sahneye taşımak için 14. yüzyılda İspanya’da Kastil diliyle yazılmış olan “pek özgür kişilikli, çok ateşli bir tabiatı olan bir kadınla evlenen genç bir adam” hakkında bir hikâyeden yararlandığı söylenir. Londra’da ilk kez 1593’te sahnelendiği tahmin edilen Taming of the Shrew (Huysuz Kadının Evcilleştirilmesi) Türkçeye ilk kez ancak 1934’de çevrilebilmiş. Yani 400 yaşını aşmış bu yapıtla tanışıklığımız sadece 80 yıllık... Yapıtı dünya çapında üne kavuşturan birçok uyarlama yapıldı. En iyi bilineni müziğini Cole Porter’ın yaptığı 1948 tarihli Kiss me Kate müzikaliydi.

Yalnızca sahnelerde değil, 1912’den başlayarak beyaz perdede, 1939’dan başlayarak TV ekranlarında da boy gösterdi Hırçın Kız. Sayılamayacak kadar çok kez hem de. Ve işte o ünlü hikâye bu kitabın içinde…
Özgün adı: The Taming of the Sherew
Türkçesi: Zeynep Avcı
136 sayfa, 15 TL
Kasım 2015
Helikopter Yayınevi


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template