♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Man from Earth Holocene : Bir Devrin Sonu

Filmlerin internet üzerinden izlenir hale geldiği çağın fısıltılarla ilerleyen bazı kültleri mevcut. Herkesin birbirine ‘bir adam arkadaşlarıyla bir oturuyor, anlatmaya başlıyor. Of of of…’ şeklinde bahsettiği “The Man from Earth” de onlardan biri. 2007 yapımı düşük bütçeli hayli mütevazı yapım öyle bir patlama yapmıştı ki herkesi etkisi altına almıştı. Kahramanının mitoloji, tarih, dinler derken her şeyden bahsederek ilk insan olduğunu, 14000 yaşında olduğunu ve ölümsüz olduğunu dinlemiş ve inanmıştık. İnanmaya hazır mıydık? Hayır. Detaylı ve mantıklı bir senaryo sayesinde inanmıştık. Düşünmeye ve sorgulamaya zorlanmıştık. Tek mekanda geçen, efektsiz tertemiz bir bilim-kurgu idi ve on numara işti amiyane tabirler. O gün bugündür dost meclislerinde esprisi de yapıla geldi. Dönüp dönüp izleme isteği uyandırdı her bahsi geçtiğinde. Aradan geçen on yılda eskimeyen filmin devamının geleceği haberi o yüzden şenlik havası yarattı her bünyede. Meraklı bekleyiş de böylece başlamış oldu… Peki sonuç…

“The Man from Earth” dışında dişe dokunur bir film yapamayan Richard Schenkman yeniden yönetmen koltuğuna geçmiş. Emerson Bixby ve Eric D. Wilkinson ile de senaryoyu kotarmış. “Holocene” ekiyle de filme adını verip işe girişmiş. Kahramanımızı yine David Lee Smith canlandırıyor. İlk filmin oyuncularından da minik konukluklar mevcut olsa da konu başka bu kez. “The Man from Earth: Holocene” 15 Ocak’ta internet üzerinden izleyicilere sunulmuş. Zaten filmin başında ve sonunda Schenkman ile karşılaşıyoruz. “Filmi sevdiyseniz siteye girip ne kadar olursa olsun bağış yapın” diyor. “Unutmayın bu filme verilen emek az buz bütçe değil.” uyarısını da ekleyerek.

The Man from Earth: Holocene, bir günümüz eleştirisiyle açılıyor. Telefonlara olan bağımlılığa dair gençler üzerinden giriştiği eleştiriyle bir müze gezisinde. Sonrasında adamımız John’u görüyoruz. Onu çekici bulan bir öğrenci ve onun arkadaşlarını da. Öğrencisine eve gelip istediğin kitabı alabilirsin demesiyle de mevzu başlıyor. Önce kitaba atılan imza çekiyor ilgisini sonra da kitap. İlk filmde gördüğümüz tüm konuşmalar kitap haline gelmiş ve gerçektir ibaresiyle yayınlanmasıyla yazarının itibarını zedelemiş. Dört öğrenci yakaladıkları ipucunun peşine düşerek araştırmaya başladıkça acaba o kim sorusunun peşinden gidiyoruz yine.

İlk filmde yaratılan atmosferin aksine ikinci film neredeyse berbat şekilde açılıyor ve öyle de ilerliyor. Bir ergen filmi gibi ilerliyor. Basit diyaloglar, gereksiz sahneler, karikatürden ibaret karakterlerle neredeyse hiçbir şey anlatmıyor. Koca filmde yani 98 dakikada toplasak on dakikalık bir düşün ve sorgula diyaloğu mevcut. O da çok belli zaten. Öğrencilerden dini bütün olan alıyor sazı eline de kendi cevaplarını arıyor. Hah tamam giriyor mevzuya şimdi diye diye ilerliyor ve giremeden bitiyor Holocene. Bir devir daha bitti diyor. Bu yeni bir dönem…

Vasat oyunculuklar ve inandırıcılıktan uzak diyaloglarla ilk filmin yarattığı heyecandan beslenmeye çalışan filmden zevk almak isteyenlerin beklentilerini olabildiğince düşük tutmalarında fayda var. Zira her devrin bir sonu var…

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template