♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Karanlık Barselona : Ölümün Kanatlarının Altında

Barselona’da suç mahalli araştırmacısı olarak çalışan Marc Pastor, arşivlere dalmış ve 1911-12 yılları arasında şehre korku salan, “Barcelona Vampiri” lakaplı Enriqueta Martí’yi araştırıp koltuğunun altında polisiye gerilim romanıyla çıkmış.

1977 doğumlu yazarın ikinci romanı “Karanlık Barselona”. 2007’de yayımlanan “Montecristo”dan bir yıl sonra “La mala dona” adıyla yayımlanmış. 2014 Haziran’ında İngilizce’ye çevrilmesiyle dünyada yankı uyandırmış, övgülere boğulmuş ve yazarın adını da dünyaya duyurmuş. 2010 yılında “L'any de la plaga”yı yayımlayan yazar, 2013 yılında yayımlanan “Bioko” ile “Karanlık Barselona”nın dedektifi Moisès Corvo’nun ikinci macerasını anlatmış. 2015’te eleştirmenlerin yılın en iyi polisiyeleri listesine giren “Karanlık Barselona” keyifli bir okuma vaat ediyor. Bu keyfi de anlatıcısı ve üslubundan alıyor. Pastor’un anlatıcısı harika bir açılışla okuru karşılıyor.

“Kafandaki sesim ben. Ya da bir sevdiğinin, başucunda mırıldandığı duayım. İçinden okuyamıyor görünen bir sınıf arkadaşın yahut bir kokunun çağrıştırdığı bir anıyım. Erkeğim. Kadınım. Rüzgâr ve kâğıdım. Gezgin, avcı ve dadıyım (ironiye bak). Yemeğini önüne koyan, sana zevk verenim; seni döven ve dinleyenim. Gırtlağını yakan içkiyim; iliklerine işleyen yağmurum; gecenin pencere camındaki aksi ve bebenin meme emmeden önce ağlamasıyım.

Her şeyim ben ve her yerde olabilirim. Kadından çok, erkek gibi davranırım (davranmak uygun sözcükse). Farklı kültürlerde Kara Melek, Amansız (buna bayılıyorum; Bin Bir Gece Masalları’ndandır ve pek şairane gelir bana) gibi türlü adım var. Ama latin kökenli dillerin hepsi beni dişi tarif eder. Epey mantıklı bir açıklaması var gerçi. Kadınlar türlerin özü, her şeyin başlangıcıdır. Siz kadınlar, siz, hayat verensiniz. Temsil ettiğim her şeyin tersisiniz. Zincirin iki ucuyuz biz. Sizden nefret etmiyorum (meraktan öte duygum yoktur) ama sizin gibi değilim. Daha çok erkeğim; yıkıcıyım. Erkekler, mümkün her anlamda yıkmaktan, yok etmekten, hükmedip öldürmekten bilmezler. Ama erkekler olmasa çocuklar olmaz, diyeceksiniz şimdi. Zırva! Erkekler doğurmaz. Yalnızca dişiye sahip olur ve tohumunu, yıkıcı izini eker. Erkek bir bakıma dişiyi öldürür; dişi, yeni bir hayat yaratmak için kendini feda eder. Çocukları doğurup büyüten ve her şeyin sürmesini sağlayan kadınlardır. Enriqueta Marti’nin hikayesini bu yüzden anlatmak istiyorum size. Kadın olmasına rağmen o, diğerlerinden farklıydı çünkü.”

Anlatıcımız fark edebildiğiniz üzere Ölüm! Olaylara müdahale etmeden aktaran ölüm, kurduğu cümlelerle romana mizahı iliştirmiş. Korku ve gerilimin, ürperten olayların tam ortasına konuşlanan mizah, romanı da benzer cinayet polisiyelerinden ayırmış oluyor. 

Yıl 1911, yer Barselona. Yaralarını sarmaya çalışan kaotik bir şehir. Romandaki tanımla “binlerce sevgili tarafından terk edilişini kabullenmek istemeyen, kalbi kırık, yaşlı bir kadın.” Ölümler ve intiharlar artık basit birer rutin olaya dönüşmüştür. Yoksulların ve özellikle hayat kadınlarının çocukları kaçırılmaktadır ve çocuklara ne olduğu da bilinmiyordur. Korku içindeki halk “vampir” ve “canavar” olarak tanımlar bir türlü yakalanamayan kişiyi. Bu durumdan sorumlu tuttukları polise de tepkilidirler. Emniyet Müdürlüğü ve Vali’nin “Şikâyet yoksa, dava da yoktur.” diyerek umursamadığı olayın peşine komiser Moisès Corvo’nun düşmesiyle macera başlar.

Pastor alternatif bir Barselona tarihi anlatırken, Corvo karakterini klasik polisiyelere selam çakarak ete kemiğe büründürmüş. Kötü ile iyi ayrımına çok takılmayan, öldürdüğü hırsızı soymaktan çekinmeyen, karısı ile fazla zaman geçirmemek için evine gitmek istemeyen bir kahraman komiserimiz Corvo. Okumayı 17 yaşında öğrenmiş ama polisiye roman tutkunu. Pastor bu sayede birçok romanın adını anmakla kalmıyor bir de pek bilinmedik yazar Juli Vallmitjana’yı yeniden hatırlatıyor. Kumarhaneler, genelevler ve yoksul mahalleri mesken edinerek yarattığı karanlık atmosferde okurunu sakince dolaştırıyor Pastor. Hiç acele etmeden, yavaş yavaş kuruyor öyküsünü. Tüm bu çürümüşlüğün, yozlaşmanın, zenginlerin üstünlüğünün arasındaki çocukların kaçırılmasıyla da ürpertiyor. Çocuk demek yarın demek, yarın demek umut demek. Onları da kaybetmek demek zifiri karanlık demek... Zaten çoktan kaybetmiş Barselona, çocuklarını da kaybederse iyice mağlup olacak...  

Farklı dili ve üslubuyla polisiye sevenlerin baş tacı edeceği edeceği bir roman “Karanlık Barselona”. Çoktan çürümüş bir şehirde ölümün kanatlarının altında dolaşma keyfi...

Karanlık Barselona / Marc Pastor
Çeviren: Gülsevim Erhan
Esen Kitap, 2016
256 sayfa, 25 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template