♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Shut In : Bedel Seansları

Son yıllarda artan tek mekan gerilimleri tüm duygusunu davetsiz misafirlere yaşattığı sürprizlerden alır hale geldi. Kötü adamın bastığı evde iyiler tarafından mağlup edilmesi artık demode. İşin daha çetrefilli hale gelmesi gerekiyor. Çıtayı yükseltmek için çeşitli engeller ve mecburiyetler konurken evin de artık neredeyse yerin altından bambaşka dünyalara açılması bile klişe hale geldi. Bu tükenişe doğru seyirciyi merak duygusuyla finale kadar sürüklemek göründüğü kadar kolay değil. 2015 yapımı korku gerilim “Shut In” bu zor işe kalkışanlardan.

“Paranormal Activitiy” ve “Insidious”un yapımcılarından ibaresiyle pazarlanan film “Intruders” adıyla da biliniyor. “No Tell Motel”in senaristi olarak tanıdığımız T.J. Cimfel ve “V/H/S Viral”de birlikte çalıştığı David White ikinci kez bir senaryoyu beraber kotarmış. Adam Schindler da on yılı aşkın sürelik yönetmen asistanlığından sonra ilk uzun metrajı için yönetmenlik denemesine soyunmuş. Beth Riesgraf, Rory Culkin, Martin Starr, Jack Kesy, Timothy T. McKinney ve Joshua Mikel’in başını çektiği oyuncu kadrosuyla tek mekan gerilimine girişmiş.

Anna ile tanışıyoruz. Hasta kardeşine bakarak günlerini geçiriyor ve iletişim kurduğu ender kişilerden biri her gün yemeklerini getiren Dan. Kardeşinin ölümüyle sarsılan Anna, Dan’in hayallerini gerçekleştirmesi için para vermeyi teklif ediyor. Kabul edilmeyen teklif sonrası o paraya göz dikenler olacak elbette. Agorafobiden muzdarip olan Anna, kardeşinin cenazesine gidemiyor. Evden çıkamadığını, kapının dışına adım atar atmaz nefesini kesen bir nöbet yaşadığını görüyoruz. Bu durumu bilmeyen üç kişi paraları almak için eve girince onları bekleyen sürprizlerin ilki de bu oluyor...

“Shut In” davetsiz misafir gerilimi üzerinden önce Anna ile kovalamaca yaşatarak sürüklüyor izleyicisini. Üç adamla mücadele eden kadının fendi konulu ilk yarıdan sonra pandoranın kutusunu açarak bambaşka sürprizlerle katmanlı bir hale geliyor. Schindler tek mekan geriliminin gerektirdiği tüm numaraları çekiyor ve seyirciyi merak duygusuyla sürükleyerek filmin içinde tutuyor. İkinci yarıda geçirilen dönüşümse fazla beklenmedik. Senaryonun eksiği de aradaki köprüyü kurmaması oluyor. Spoiler vermeyelim ama evin bodrumunda yaşananların en azından seyirciye hissettirilmesi gerekirken es geçilmiş. Bir anda bambaşka bir noktaya evrilmek, travmalarla oluşan geçmişe dönüş bu yüzden inandırıcılıktan çok uzak kalıyor. Agorafobinin sebebinin psikopatlıkla paranoya arasına konuşlanması fazlasıyla abartılı... Yine de ne olacağını merak etmeyi sürdürmek mümkün. Bu merakın sonundaysa çok denenmiş şeyler var. Kaçırılmış fırsatları da barındıran hayli yavan ve sönük bir final.

“Shut In” ana karakterinin davetsiz misafirlerine bedel ödetmesi gibi seyircisine bedel ödeten bir vasat gerilim. İyi başlayan, sürükleyici giden ama ikinci yarıda hızla irtifa kaybederek tatmin etmekten uzak bir 90 dakikayı boşa harcanan zaman olarak ödetiyor.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template