♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Ölüler De Yalan Söyler : Masumiyet Projesi

2015’in son ayları polisiye açısından harika bir dönem oldu. Yerli polisiye mi olur deyip burun kıvrılan dönemin artık geride kaldığı resmen tescillendi. Polisiye dergi 221B’nin çıkış tarihini duyurmasıyla okurda yarattığı heyecanı görüp sevindik. Türün en önemli yayınevi Labirent de yeni bir yayın grubu oluşumunun içinde daha da güçlendi ve elli kitabı devirdi. Polisiye damarı artık daha geniş ve yeni yazarların ilk romanlarıyla tanışmak için de çok ideal bir ortam. Bir kitapkurdu için en güzel zamanlar bunlar. Düşük beklentiyle başlanan ilk romanın soluk soluğa bambaşka bir dünyaya getirmesi bulunmaz nimet. Hüseyin Ekinci’nin polisiyesi “Ölüler De Yalan Söyler” tam da böyle bir roman. Yazarın ilk romanı ama anlaşılan çoktan demlenmiş, usta işi bir roman kotarmış. Biyografisini okuduğunuzda şaşırtmayan bir durum bu. 

1972 Konya doğumlu Ekinci, profesyonel futbol hayatına nokta koymasının ardından çeşitli gazete ve televizyonlarda Genel Yayın Yönetmenliği, Yazı İşleri Müdürlüğü ve Spor Dairesi Başkanlığı gibi görevler üstlenmiş. 2008 yılında internet haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği yapmış. Suç haberleri odaklı kriminal haber portalının kurucuları arasında yer almış. Siyaset, spor ve adli bilimlerle ilgili çok sayıda makalesi çeşitli basın kuruluşlarında yayınlanmış. Kriminal olaylarla içli dışlı olmuş bolca. Bizde tercih edilen daha çok olay örgüsü ve karakterler olurken, Ekinci adli bilimleri ön plana almış. Bizi ilk romanında adli tıp detayları ile tanıştırması boşuna değil kısacası.

5 Kasım’da TÜYAP İstanbul kitap fuarında görücüye çıkan roman meğer dizi olacakmış. “Esasında bu romanın başlangıcı bir televizyon dizisi formatında hazırlanmıştı. Birkaç TV kanalıyla görüştük. Olumlu geri dönüşler aldık. 2014 yılının sonlarına doğru bu proje anlaştığımız TV kanalında gösterime girecekti. Ancak daha sonra bu ulusal kanal el değiştirdi. Bizim anlaştığımız ekip de değişince proje rafa kalktı. Bende bu önemli eseri roman formatına uyarlayarak yeniden kaleme aldım. 5 ay içinde yazımını tamamladım. 2015 yılının Haziran ayı itibariyle romanımız tamamlandı.” diyerek süreci özetlemiş Ekinci. 

Yaşanmış iki olaydan esinlenmiş ve içeriğin bilimsel verilerle açıklanabilir olmasına özen gösterdiğinin altını çiziyor ve çok da iddialı şekilde sesleniyor okura: “Bugüne kadar Türkiye’de basılan polisiye romanların dışında bir roman yazdığıma inanıyorum. Çünkü bu güne kadar hep bir dedektif veya bir baş komiser vardır ana karakter olarak. Bu karakter dehadır ve süper güçlerle donatılmıştır. Onun kahramanlığı sayesinde sonuca ulaşılır. Bizim kitabımızda bu yok. Bilimin ve delillerin ışığında sonuca ulaşma var. Akla mantığa uymayan hiçbir şey yok. Okurlarımız ilk sayfadan itibaren bir merak duygusuna kapılacak ve sıkılma diye bir şey söz konusu olmayacak. Bu kadar iddialıyım. Son yıllarda önemi daha fazla hissedilen adli bilimleri derinlemesine incelemeye çalıştım. Suçu, suçluyu ve psikolojik etkenleri bilimsel verilerle ortaya koyarken, soluk soluğa bir romanla 15 yıl önce işlenen seri cinayetlerin peşinde, bilimin ışığıyla ilerlemeye özen gösterdim. Bu nedenle okurlarıma ‘Sıkıldığınız an, bu kitabın ilk sayfası olsa dahi hemen bırakın ve geri kalanını asla okumayın’ diye sesleniyorum.”

Ekinci okura seslenişinde tamamen dürüst davranmış, allayıp pullamadan demiş ne demişse. Zira tam da tarif ettiği gibi roman... “Ölüler De Yalan Söyler” dizi olarak düşünülmesinin etkisiyle tam bir takım oyunu. Tam bir başrolü olmayan bol karakterli, üç olaylı bir polisiye... Ekinci doğru tercihler ve planlarla yola çıkmış. Anlaşılıyor ki emin olduğu şeyleri yazmış, bilgisini göstermeyi de ihmal etmemiş. Bir cinayetler serisinin ardından suçlu bulunup hapse atılıyor. 15 yıl sonra benzer cinayetlerin işlenmesiyle ortaya çıkan “kopya cinayet mi, aynı katil mi” sorusunu cevaplandırmak üzere özel bir ekip kuruluyor ve olaylar gelişiyor. Bu arada bu cinayetlerin dışında, iki karakterin geçmişlerinden taşıdığı birer hayalet de olay örgüsüne dahil olarak gizem ekliyor ve heyecanlı bir aksiyonla durmak bilmeden finale yürüyor roman. Başlayınca elden bırakmak zor, tek solukta okunuyor.

Tek olayla yetinmeyen, ekibin hayatlarındaki sır, velayet davası, pedofiller derken yelpazeyi hayli geniş tutan Ekinci, çok iyi bir kurguyla hepsini birbirine teyellemiş. Tüm bağlantıları ile hayli inandırıcı, mantıklı bir yapı kurmuş ve bu yapıyı da ilk romandan beklenmeyecek bir olgunlukla işletiyor. Elindeki malzeme istese allayıp pullayarak, tribüne oynayarak, nabza şerbet cümlelerle çeke sündüre tuğla gibi roman olmaya müsaitken olabildiğince yalın bir anlatımla olayları çözüyor. Nazar boncuğu sayılabilecek kusurlar da bu noktada ortaya çıkıyor diyebiliriz. Mahvi karakteri dizi için beklenen dramayı başarıyla yerine getirip seyirciyi tavlayabilir ama romanda biraz sırıtıyor. Biraz daha törpülenebilirmiş. Timya’nın pedofili mevzusu da benzer şekilde sırıtanlardan. Finalin de biraz daha yavaş olmasını, hem yazar hem de okur için keyfini çıkarma fırsatını vermesini beklerdim. 

“Otopsi yapanlar için yani adli tıp uzmanları için kullanılan bir tabir vardır. ‘Ölüler her şeyi anlatır, ölüler yalan söylemez’ diye. Ölüleri konuşturan adli tıpçılardır.” diyen Ekinci, adli bilimler meraklıları için bilgi edinme fırsatı da veriyor. “Ölüler De Yalan Söyler” baştan sona heyecan, aksiyon ve gizemli olayları soluk soluğa bir tempo ile işleyen, türün meraklılarınca bir an önce keşfedilmesi gereken usta işi bir ilk roman. 

Ölüler de Yalan Söyler / Hüseyin Ekinci
Labirent Yayınevi, Kasım 2015
Sayfa Sayısı: 192
Etiket Fiyatı: 16,00 TL



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template