♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Just Before I Go : Korku Boşlukta Yeşerir

Hayatımız hep dönüm noktalarında yaptığımız seçimlerle şekillenir. Yapmadıklarımızı, söylemediklerimizi, göstermediğimiz tepkileri, pişmanlıkları biriktiririz. Omuzladığımız küfeye doldururuz onları ve ağırlaşırız yaş aldıkça... Boşluğa düşeriz ve korkularımıza teslim oluruz bu boşlukta. En kötüsü de geriye dönüp baktığımızda farkında olmaktır elimizde hiç bir şey olmadığının... Giden gitmiştir, zamana yenilmişizdir. 2014 yapımı Amerikan işi “Just Before I Go” bu fark edişi yaşayan Tedd Morgan’ın öyküsünü anlatıyor.

Tv dünyasının yakındığı ve birçok dizinin senarist ekibinde yer alan David Flebotte ilk uzun metraj senaryosunu kotarırken, Courteney Cox da ısınma turlarından sonra ilk yönetmenlik denemesine soyunmuş. Bir kısa metraj ve tv filmi sonrası “Cougar Town” ile pratik kazanan Cox, festival bağımsızı ile gerçek anlamda ilk yönetmenlik sınavını vermiş. Oyuncu kadrosunu da sıklıkla çalıştığı isimlerden oluşturmuş. Seann William Scott, Olivia Thirlby, Garret Dillahunt, Kate Walsh, Kyle Gallner, Mackenzie Marsh, Evan Ross ve Rob Riggle’nin başını çektiği kadro gayet iyi performans verirken filmin gerektirdiği havayı yaratıyor.

Ted Morgan ile tanışıyoruz... 41 yaşında, bir hayvan mağazasında yönetici, eşi yok, çocukları yok... Hiç bir şeyi... Hayran olduğu babasının ölümüyle başa çıkamamış bir çocukluktan erişkinliğe hep bir adım geride geçmiş. Öğretmeni ezmiş, arkadaşları ezmiş, dalga geçmiş... Büyük umutlarla ayrıldığı doğup büyüdüğü kasabadan sonra da istediği gibi gitmemiş hiç bir şey... Aşk kapısını çalmış, mutlu olmuş, her şeyi olmuş eşi ama kısa sürmüş. Önce aldatılmış sonra terk edilmiş, sıfırlanmış ve yapmış muhasebesini. Çözümü intiharda bulmuş. Öyle hemen çekip gitmek yerine içindeki kusmak istiyor ve kasabaya geri dönüyor. 

Defalarca örneğini gördüğümüz kasabaya dönüş filmlerinden biri “Just Before I Go”. İşin içine biraz komedi katarak, karakter zenginliğiyle süsleyerek anlatıyor konusunu. Cox bildik bir işleyişi ve klişeleri tercih etmiş ama seyri hayli keyifli bir film çıkarmış ortaya. Oyuncularından iyi performans almış, temposunu iyi ayarlamış ve komedi ile dramın dengesini tutturmakta çok başarılı. Bir roman uyarlaması havasında diyaloglar ve sorgulamalarla da özgün bir iş çıkarmaya çalışmış. Kısmen başarmış ve bunu da ilginç karakterlerine borçlu. Film çatlak karakterlerle dolup taşıyor adeta. Abisi ile eşinin evlilikleri hayli ilginç örneğin. “Bana tapıyor” dediği eşinin “uyurgezer mastürbasyoncu” olmak gibi garip bir huyu var. Kaba saba bir adam olan ağabeyin başına gelenler de filmin diğer ilginçliklerinden. Her karakterin içi dolup taşmış içinde biriktirdikleriyle, hesaplaşamadıklarıyla. Hiç bir karakterini atlamayan senaryo hepsini bir potada eriterek iyi de bir final yapıyor. Cox izleyiciye istediğini vererek sıcak ve samimi bir hikaye anlatıyor. 95 dakikalık süresini de çok iyi kullanan filmin finale götürecek düğüm tercihinin kolaycılığa kaçması en büyük eksisi. Spoiler vermeden açıklanamayacak bu seçimin o karakter zenginliği içinde çok klişe durduğunu ve fazlaca bayraktar olduğunu belirteyim sadece.

Bildik konusunu klişelerle işletse de dram ile komedinin dengesini çok iyi tutturan “Just Before I Go” iyi oynanmış ve yönetilmiş, sıkılmadan keyifle izlenen ve iyi hissettiren bir film...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template