♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Arthur & George : Doyle Dedektifçilik Oynarsa

Suç hikâyelerinde çığır açan karakter Dedektif Sherlock Holmes ve Profesör Challenger'ın fikir babası olarak ölümsüzleşen Arthur Conan Doyle, ya yazmak yerine bu kez maceraya balıklama atlarsa neler olur? Kurgu ile gerçek olayın arasındaki farkların neler olduğunu daha net göreceği ve bolca insan faktörü ile içgüdünün rol oynayacağı bu maceraya atılmak ününü de gölgeleme ihtimaliyle risklidir aynı zamanda… Riski alır ve gerçeğin peşine düşer… 2015 İngiliz yapımı mini dizi “Arthur & George” Mart ayında yayımlanan üç bölümle polisiye tutkunlarını bekliyor.

ITV’nin 2 Mart’ta başlayıp 16 Mart’ta biten dizisi aynı adlı romandan uyarlama. İngiliz yazar Julian Barnes'ın onuncu romanı olarak 2005 yılında yayımlanan “Arthur & George” yazara aynı yıl Man Booker ödülü adaylığını da getirmiş ve beğeni toplamıştı. Bizde de 2009 yılında Ayrıntı Yayınevi etiketiyle raflarda yer alıyor. Julian Barnes'ın, yaşamları ve kişilikleri birbirinden çok farklı iki karakterin kesişen yollarını izleyerek kurguladığı romanı, dönemin İngiltere'sinde görülen gerçek bir davadan yola çıkarak, okurunu farklı bir tarihe ve mekâna götürürken, adalet kavramı, toplum vicdanıyla adaletin bir bir kesişip ayrılan dünyaları üzerine düşünmesini sağlıyor. Barnes’ın romanını uyarlayan isim Ed Whitmore olurken yönetmenliği de Stuart Orme üstlenmiş. İngiliz dizilerini sevenlerin tanıyabileceği Whitmore, “Identity”nin yaratıcısı, “Waking the Dead” ve “Silent Witness”in senaryosuna katkı vermiş bir isim. Tek sinema deneyimini de yine bir roman uyarlamasıyla 2007’de “Hallam Foe” ile yaşamıştı. Orme’nin filmografisiniyse saymakla bitmez. 1979’da başlayan başladığı yönetmenlikte ödüllerle taçlanan bir usta olarak anılıyor. İngiliz dizilerinin o bildiğimiz karakter ağırlıklı ağır ama emin adımlarla ilerleyen yapısını temiz işçiliğiyle kuruyor. “Jack Taylor” serisiyle tanınan yönetmenin son dizisi de “Foyle's War” olmuştu. Martin Clunes, Arsher Ali, Charles Edwards, Art Malik ve Emma Fielding de oyuncu kadrosunun başını çeken isimler. “Doc Martin” olarak tanıdığımız Clunes, ünlü yazarı canlandırırken iyi bir iş çıkarıyor, “Four Lions” ile keşfettiğimiz Ali de gayet iyi ama kadronun en güzel yanı “Murder Rooms: Mysteries of the Real Sherlock Holmes”da A. C. Doyle’u canlandıran Edwards’ın bu kez yardımcısı Alfred’i oynuyor olması. 

Gelelim dizinin konusuna… 1907 yılındayız… Göz doktorluğunu bırakmış ve romanlarıyla ününün tadını çıkaran Doyle, eşinin ölümüyle yasa boğulmuş durumda. Çevresinin deyimiyle gözlerindeki ışığı kaybetmiş. Metresinde de aradığı mutluluğu bulamayınca kendisine ulaştırılan bir mektup ilgisini çekiyor. Hint kökenli bir avukat çiftlik hayvanlarını vahşi şekilde öldürmekle suçlanmış ve hüküm giymiş. George Edalji’nin bu suçu işlediğine dair hiçbir kanıt olmadan verilen bu cezanın ardından avukatlık kariyeri de sona ermiş. Dava ile ilgili detayları okuyan Doyle, hayatında ilk kez dedektiflik işine giriyor ve George’un suçsuz olduğunu kanıtlamak üzere maceraya atılıyor.

Hint kökenli bir köy papazının öğretileriyle büyüyen, içine kapanık George Edalji… Alkolik bir babanın oğlu olarak annesinin anlattığı şövalye masallarıyla büyüyen hayal gücü kuvvetli Arthur Conan Doyle… İki tezat adamın yolları gerçek bir hikayeden esinlenen dava ile kesişir ve ortaya trajikomik ironilerle dolu bir öykü çıkar. Elbette bu ironiyi üç bölümlük bir dizide işlemek zor ama yine de kısmen de olsa dizi bu konuda başarılı. Daha çok Doyle’un karakterine ağırlık veren ve yardımcısıyla diyaloglarından komedi çıkaran bir yapım. Ve elbette davayı polisiye sevenler için leziz bir şekilde çözüme kavuşturuyor. Doyle’un döneme, romanlarına ve meşhur Moriarty’e dair göndermeleri de Holmes fanatiklerinin yüzünü güldürmek için yeterli. Romanın daha derinlikli olduğunu, ölüm, maneviyat ve insanı dürtüler gibi temalarla zenginleştiğini belirteyim. Üç bölümlük mini dizi formatı elbette bu derinliklerin ve temaların devre dışı kalmasına yol açmış ama gayet başarılı bir uyarlamaya imza atılmış.

Karısının ölümüyle vicdanı ile yüreği arasında nefessiz kalan ünlü yazarın hayatına tam da ihtiyaç anında anlam katan davanın izinden giden “Arthur & George” yazarın hayranları ve polisiye severler için seyri keyifli bir macera sunuyor.  


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template