♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sel Yayıncılık'tan Mart Yenileri

Sel Yayıncılık’tan üç yeni kitap raflarda yerini aldı... Uzun süredir merakla beklediğimiz “Panoptikon”a nihayet kavuşuyoruz... Elias Canetti serisi 30 yıllık notlarından oluşan “İnsanın Taşrası” ile sürerken, “Küçük Şeylerin Tanrısı” ile tanıdığımız Arundhati Roy’un “Kapitalizm: Bir Hayalet Hikâyesi”de Mart ayının yeni kitapları... 

PANOPTİKON * Jenni Fagan
Sevgisizlik, güvensizlik, yalnızlık ve öfke... Sosyal hizmet görevlileri ve ıslahevi tehdidi dışında gerçek dünyayla bağını kesmiş kimsesiz yurt çocuklarının birer suç makinesine dönüşmekten başka şansı var mıdır? Uyuşturucu, fuhuş, şiddet sarmalında salınan yaşamlarını dönüştürme gücünü ellerinden ısrarla alan sistem, toplumun refahını ancak onları bir yere kapatarak ve unutarak mı sağlayabilir?

Jenni Fagan’ın toplumun bu gözden düşmüş, unutulmuş kesimini çarpıcı bir biçimde resmederek altını çizdiği gerçekler tokat gibi patlıyor. Hayatla çoktan kopmuş bağlarını küçücük ilmeklerle tekrar kurmaya çalışan bu yetişkin çocukların çıkışsızlığı, hiçbir dayanakları olmamasına rağmen büyütmeye çalıştıkları umudun ve sevginin her seferinde tırpanlanışı, ayağa her kalkmaya çalıştıklarında yedikleri darbeler insanlık değerlerimizle yüzleşmeye zorluyor.

Jenni Fagan, ondan fazla dile çevrilen ve sinemaya da uyarlanmaya başlayan ilk romanı Panoptikon’la hatırı sayılır bir uluslararası başarı elde etti, Dublin Impac ve James Tait Black’in de aralarında olduğu pek çok ödül listesine girdi, Edinburg Uluslararası Kitap Festivali İlk Kitap Ödülü’nü kazandı.

JENNI FAGAN, İskoçya’da doğdu. Greenwich Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, şiir kitaplarıyla Art Council England, Dewar Arts ve Scottish Screen gibi prestijli ödüllere layık görüldü. Fagan, 2012 yılında yayımladığı Panoptikon isimli eseriyle dünya çapında ses getirdi. Yazar, iki kez Pushcart ödülüne aday gösterildi ve Dundee International Kitap Ödülü elemelerinde finale kaldı. Edebiyat çalışmalarını ve gözlemlerini hapishanelerde ve cezaevlerinde devam ettirmektedir.
Çağdaş Dünya Edebiyatı/Roman
Özgün Adı: The Panopticon
Türkçesi: Şeyda İşler
309 sayfa, 22 TL


İNSANIN TAŞRASI * Elias Canetti
Elias Canetti “Notlar”ıyla dünya edebiyatında kendine özgü bir yazın türü yaratmıştır. Yazar, İnsanın Taşrası adını verdiği ve 1942-1972 yılları arasındaki notlarını içeren kitabında, yaşadığı dünyada herkesten ve her şeyden önce kendi kendisiyle en maskesiz tarzda hesaplaşmayı etik bir ilkeye dönüştürür.

Canetti’nin aslında bütün yazdıkları gibi, “Notlar”ı da, giderek daha çok körleşen bir dünyada bilinçli yaşamaya çalışan insanoğlunun bakışlarını yitirmemesi için verilmiş en soylu savaşımlardan birini belgeliyor. Ne de olsa “içinde yaşadığımız dünyanın durumunu göremeyenin o dünya üzerine yazacak hemen hiçbir şeyi yoktur…”

“Bu notların güçlüğü, kişisel olmalarından kaynaklanıyor. İnsan, özellikle kişisel olandan uzaklaşmak istiyor; sanki daha sonra artık değişemeyeceğinden korkarcasına, kişisel olanı kâğıda dökmekten korkuyor. Gerçekte ise insan bir kez yazdıktan sonra rahat bıraktığı takdirde, her şey pek çok yoldan değişime uğramayı sürdürüyor. Ruhun yollarını gösteren şey, yeniden okumak.”

ELIAS CANETTI, (Rusçuk, 1905 – Zürih, 1994) İspanya’dan göç eden Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğrenimini Zürih ve Frankfurt’ta tamamladıktan sonra Viyana’ya dönüp Doğa Bilimleri ve Felsefe bölümlerinde doktora yaptı. Ardından, yazarlığa yöneldi ve 26 yaşında başyapıtı sayılan Körleşme’yi kaleme aldı. Kitle-lerin psikolojisini ona yabancı birinin bakış açısından anlatan roman, dönemin Nazi Almanya’sında yasaklandı ve ancak 1960’lardan sonra geniş kitleler tarafından keşfedilebildi. Canetti, 1938’de Avusturya’nın ilhakından sonra Londra’ya, ardından Zürih’e taşındı. İkinci Dünya Savaşı dahil tarihin en büyük kitlesel eylemlerine tanıklık etmiş olması onu kitle ve iktidar ilişkileri üzerine düşünmeye ve yazmaya yöneltti. Bu düşüncelerinin sonucu olarak 1960’ta Kitle ve İktidar isimli incelemesini tamamladı. Çocukluk ve gençlik yıllarına ve daha sonraki yaşamının bir bölümüne dair anılarını Kurtarılmış Dil, Kulaktaki Meşale ve Gözlerin Oyunu adlı üç kitapta anlattı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Ömrünün büyük bir kısmını İngiltere’de geçirdi. Eserlerini Almanca kaleme aldı. Canetti serisi Sözcüklerin Bilinci, Marakeş’te Sesler, Saatin Gizli Yüreği, Ölüm Üzerine ve Edebiyatçılar Üzerine ile devam edecek...
Çağdaş Dünya Edebiyatı/Deneme
Özgün Adı: Die Provinz des Menschen: Aufzeichnungen, 1942-1972
Türkçesi: Ahmet Cemal
394 sayfa, 26 TL


KAPİTALİZM: BİR HAYALET HİKÂYESİ * Arundhati Roy
Arundhati Roy, kelimenin tam manasıyla gözünü budaktan sakınmayan bir edebiyatçı ve düşünür. 
Kapitalizm: Bir Hayalet Hikâyesi, neoliberal saldırının korkunç etkilerinin tüm dünyayı sardığını, ülke isimleri değişse de her yerde aşağı yukarı aynı korku tiyatrosunun sahnelendiğini bir kez daha fark ettiriyor. 

Roy, kapitalizmle mücadele edenlerin bile unuttuğu, akışına bıraktığı temel çelişkileri, açmazları bir bir hatırlatıyor. Bu kitap bir uyanış çağrısı: Ülkelerin değil ama yoksulların kaderi ortaktır. Daha fazla kâr için dehşet verici boyutlardaki insan ve çevre katliamı, yerinden yurdundan edilme, baskıcı düzen. Sonuç ise yükseliş ve refah değil, daha fazla yoksulluk, daha fazla gelir eşitsizliği. 

Aynı türden bir saldırıya maruz kalan bu ülkedeki okurlar, Roy’un anlatısında çok kafa açıcı paralellikler ve karşıtlıklar bulacak.

ARUNDHATI ROY, 1959’da Hindistan’ın Şillong şehrinde doğdu. Bugün yaşadığı Yeni Delhi’de mimarlık okudu. Hindistan’da film tasarımcısı ve senaryo yazarı olarak çalıştı. Küçük Şeylerin Tanrısı adlı romanı 1997’de Booker Prize’a layık görüldü. Sonraki eserlerinde kurgu dışı çalışmalara yöneldi ve daha ziyade politik ve toplumsal meselelerle ilgilendi. 2002 senesinde Lannan Vakfı Kültürel Özgürlük Ödülü’nü, 2004’te Sydney Barış Ödülü’nü aldı. İnsan hakları ve çevre konularında aktivist kimliğiyle, ayrıca küreselleşme karşıtı görüşleriyle tanınan Roy, Irak Dünya Mahkemesi girişiminde de yer aldı. Yazarın Türkçedeki diğer eserleri şunlardır: Ya Çek Defteri Ya Cruise Füzesi (2004), Sonsuz Adaletin Muhasebesi (2005), Sokaktaki İnsanın İmparatorluk Rehberi (2005), Çekirgeleri Dinlemek (2010), Dağılmış Cumhuriyet (2013).
DüşünSel / Kuram
Özgün Adı: Capitalism: A Ghost Story
Türkçesi: Çiçek Öztek
106 sayfa, 12 TL


HİNDİ’NİN RUHU * Ersan Üldes
Edebiyat dünyasında yok sayılmış, bütünüyle unutulmuş bir yazar: Hasan Cahit Doğanay.  Ve onun mecalsiz yığınların insafına terk edilmiş romanı Hindi’yi anlamaya, anlaşılır kılmaya çalışan bir başka yazar. Roman içinde roman, yazar içinde yazar.

Ersan Üldes mizahın teskin edici diliyle insana, insan ilişkilerine, yaşama, ölüme ve yazmaya, yazar olmaya dair zorlu, sorgulayıcı ancak oldukça keyifli bir yolculuk vaat ediyor ve Doğanay’dan devraldığı düşsel mirası yenilikçi bir romana dönüştürüyor.

Hindi’nin Ruhu, pek zorlu bir metni, roman sanatını, beraberinde bir ülkeyi, bütün hastalıkları ve hasta insanlarıyla bir toprağı kavrama kılavuzu...

“Hasan Cahit Doğanay Hindi romanıyla edebiyatın göklerinde havai fişekler patlatıyor... Mesut Penyeci karakteri muhtemelen hiç unutulmayacak... Onun nezdinde gülerken eğlenmeyecek, eğlenirken gülmeyeceksiniz... Bu heyecan verici keşfinden dolayı Ersan Üldes’i naçizane tebrik etmek isterim!”
Murat Uyurkulak

ERSAN ÜLDES, 1973 yılında Manisa’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Manisa’da okudu. 1995 yılında YTÜ’den mühendis olarak mezun oldu. İlk romanı Yerli Film (İnkılap, 1999) İnkılap Kitabevi Roman Ödülü’nü aldı. Ardından Aldırılan Çocuklar Örgütü (Telos, 2004) ve Zafiyet Kuramı (Plan b, 2007) adlı romanları yayımlandı. Zafiyet Kuramı, Bosnalı yazar Aleksander Hemon editörlüğünde yayımlanan Avrupa’nın En İyi Kurgu Kitapları 2011 (Best European Fiction 2011) Antolojisi‘ne seçildi. On Kişot (Plan b, 2011) adlı kitabında, Cervantes’in edebi mirasına sahip çıkan on ayrı Türk romanını inceledi. Hasan Cahit Doğanay’a saygı niteliğindeki Hindi’nin Ruhu yazarın son çalışmasıdır.
Çağdaş Türk Edebiyatı/Roman
196 sayfa, 14 TL


OTOPORTRE * Édouard Levé
Édouard Levé bu eserinde hiçbir gizlisi saklısı olmadan tüm benliğini okura açıyor. Hatta diyebiliriz ki, samimiyet mefhumunu da aşarak okur karşısında sahiden çırılçıplak kalıyor. Okuru yer yer kendisiyle özdeşleştiren, yer yer kıskandıran, utandıran, kızdıran bir üslup var karşımızda. Nefes almadan yazılan, cümleleri akla geldiği gibi sıralanan, gerçeklikle kurmacanın iç içe geçtiği Otoportre, tıpkı yazıldığı şekilde okunmaya davetiye çıkarıyor. Daha da önemlisi, Levé’i İntihar’ı yazmaya ve yazdığını yaşamaya, kendi canını almaya götüren yolun taşlarının nasıl döşendiğinin ipuçları Otoportre’de yer alıyor.

ÉDOUARD LEVÉ, 1 Ocak 1965’te doğdu, 15 Ekim 2007’de intihar etti. École supérieure des sciences économiques et commerciales’de işletme okudu. 1991’de resim yapmaya başladı. Soyut resimler yaptıktan sonra bu sanat dalından tamamen vazgeçerek tablolarını yaktı. 1995’te çıktığı iki aylık Hindistan seyahatinden sonra fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Çektiği fotoğraflar önemli dergilerde yer aldı ve bu fotoğraflardan yaptığı seçkiler on kitapta yayımlandı. Dört anlatı kitabı olan yazarın “İntihar” adlı yapıtı da yayınevimiz tarafından yayımlanmıştır.
Çağdaş Dünya Edebiyatı / Deneme
Özgün Adı: Autoportait
Türkçesi: Orçun Türkay
112 sayfa, 12 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template