♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Love, Rosie : Elbet Bir Gün Kavuşacağız

Nerede anlatılacak bir aşk varsa mutlaka engeller imkansızlarla dolu olmalıdır ki ilgi çeksin. “Mutlu aşk yoktur”un halen en önemli genelleme olduğunu da düşünürsek, ana malzemenin aşk olduğu her sanat dalına yansıyan olaylar silsilesi hep aynı sorunun peşinde ilerler: Acaba kavuşacaklar mı? Her romantik komedinin formülü de üç aşağı beş yukarı imkansızın peşinde koşmak ve her ne hikmetse bulunca kaybetmek üzere olup yeniden kazanma üzerine kuruludur. O meşhur düğün töreni basıp son anda kazanmalar, gurbet ellere gitmek üzereyken yoldan çevirmeler de heyecanı körükleyip, çiftimiz dudaklarını mühürlediğinde mendilleri ıslatmamızı ister... 2014 yapımı İngiltere – Almanya ortaklığı “Love, Rosie” de bu yolun yolcusu…

“Love, Rosie”, İrlandalı yazar Cecelia Ahern’in 2004 yılında “Where Rainbows End” adıyla yayımlanan romanından uyarlama. İlk romanı “P.S. I Love You / Not: Seni Seviyorum”un uyarlamasının başarısıyla tanıyoruz kendisini... 2003 yapımı “Calendar Girls / Takvim Kızları”nın senaristlerinden Juliette Towhidi’nin kotardığı uyarlamayı peliküle aktaran isim de ülkesinde çektiği vasat aile komedileriyle bilinen Christian Ditter... Aşık çiftimizi canlandıran Lily Collins ve Sam Claflin’e Christian Cooke, Jaime Winstone, Suki Waterhouse ve Tamsin Egerton’un eşlik ediyor. Sıradan bir künye, yıldız olması için uğraşılan Collins ve bildik bir konuyu işleyen roman…

Rosie ve Alex beş yaşından beri sıkı arkadaş... Aralarına hiç aşk girmemiş, sırlarını ve ilişkilerini birbirlerine anlatarak büyümüşler. O meşhur lise balosu yine her şeyin miladı oluyor ve hayallerine birlikte ulaşma erişme şansları kayboluyor. Sonrası ilişkiler, evlilikler, çocuklar... “Biz arkadaşız, sevgili değiliz!” diye haykıran iki arkadaş, seyircinin gözünde başka ruhlarda heba oluyor. Karşı cins arkadaşlığının sonu aşk mıdır? Böylesine güçlü bir bağ eninde sonunda dudaklarla mühürlenmek zorunda mıdır? Cevapları Rosie ve Alex’in suretinde bulmak mümkün. Her sahnesi bildik, mesajlarla dolu film, tipik bir aşk öyküsü. Rosie’nin kızının da aynı şeyleri yaşadığını gördüğümüz sahnesiyle kendi içinde de aynı klişe döngüyü çifte kavrulmuş hale getirmekten de çekinmiyor… Tek artısı, bu kadar sıradan karakterleri ve klişelerle ilerlemesine rağmen gerçeklik hissi vererek herkesin kendinden bir parça bulmasını sağlaması... Collins’in rol için yanlış seçim olduğunu neredeyse her sahnede görmek mümkün… Üzerine kurulu olan filmi bir türlü sürükleyemiyor ve seyirciyi de inandıramıyor kendisine… Oyunculukların vasatlarda seyrettiğini görmek sürpriz değil elbette… En azından Jaime Winstone çabalıyor… 

Çocukluktan yeşeren aşkın hikayesi, ruh eşinizi bulduysanız her şeyi boşverin ve yaşadıklarınızın tadını çıkarın diyor özetle… Cesur olun, sadece aşkınızın değil hayallerinizin de peşinden koşun… Bu mesajı almak için geçmesi gereken 102 dakika var önünüzde… Ortalarından sonra sarkan süresi, daha önce izlemiştim hissiyle birleştiğinde sıkıcı bir seyirliğe dönüşen “Love, Rosie”, ancak iflah olmaz aşk bağımlılarına hitap ediyor. 

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template