♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Best of Me : Yıldızlar Rehberim, Aşk Ezberim


İlk aşk hiçbir zaman unutulmaz... Unutulduğu zannedilse bile her an yeniden alevlenmek üzere içimizdedir... Durum ve şartlar ne olursa olsun, aşk yeniden doğar küllerinden ve yeniden bir kapı açar... Mutluluğa giden yol da o kapıdan girmektir... Her trajedinin kaderdeki aşkı doğuracağını ve insanın yaşayabileceği en yüce duygunun “aşk” olduğunu ballandıra ballandıra yazan Nicholas Sparks yine bildik sularda... Bu kez “The Best Of Me” ile yirmi yıllık bir aşkı yeniden alevlendiriyor... Aşıklara, bulunmaz nimet olarak ikinci şansı sunuyor...

Ülkemizde de 12 romanı çevrilmiş olan Sparks, 18 romanlı bir yazar... Ana kaynakları kader, trajedi ve elbette aşk... Karakterlerinden biri mutlaka yaralı, mutsuz, hayatının en kötü döneminde... Çoğunlukla kendisinden kaçan bu karakterin tüm sorunlarını çözen de kaderin cilvesi olarak aşk... Her romanında aynı formülü işleten yazar, bu sefer işin içine “ikinci şans”ı da ilave ederek tamamen nabza şerbet bir hale getirmiş... Nasıl olduysa bizde çevrilmeyen “The Best of Me”, Ekim 2011’de çıkmış ve kısa sürede yaklaşık 40 dile çevrilerek dünya okurunu cezbetmiş... Uzun süre çok satanlar arasında kaldığını da eklemeye gerek yok sanırım... Filme dönüşmesi için yazılmış olması bile gerekmemiş... Yapımcılar daha fikir aşamasında romandan etkilendiklerini belirterek, evrensel tema ile herkese hitap edeceklerini anlamışlar... İkinci şans ve kaybedilen aşklar teması için “Bunun kültürel bir fenomen olduğunu biliyordum.” diyen yapımcılardan Denise Di Novi, “İnternet sayesinde insanların yeniden bağlantı kurabilmeleri kolaylaşmıştı. Şahsen ilk aşkın şekillendirici bir iz olduğuna inanırım. Bu, herkesin başından geçen ve sonraki aşk ilişkileriyle kıyaslanmaz bir şeydir. Nick'in kitabında ve filmimizde olduğu gibi, 20 yılın ardından aynı yoğun hislerle yeniden bir araya gelmenin mümkün olup olmadığını görmek çok heyecanlıydı. Bu fikir ayrıca iki çift harika oyuncu, genç oyuncular, yetişkin oyuncular ve iki aşk hikâyesine sahip olma fırsatı sağladı.” sözleriyle dile getirmiş heyecanını...

Diğer yapımcı Allison Greenspan da filmin “Ya şöyle olsaydı” fikrini içeren yapısının onu cezbettiğini söylemiş. “Kitabı okuduğumuzda bizi çok etkiledi. İkinci evliliklerin oranı yüksek. Bunun sebebi de erkek ve kadınların geçmişlerindeki biriyle yeniden bağ kurması.” demiş Greenspan. “Boşanmış insanlar internete giriyor, eski sevgililerine ve ne yaptıklarına bakıyorlar. Bence bu, asla unutulmayan bir şey. İnsan hep “Ya şöyle olsaydı” diye düşünüyor. İkinci bir şans verilse veya farklı zaman, yer veya şartlar oluşsaydı yürüyüp yürümeyeceğini hayal etmeyi severiz. Bu film de çok dokunaklı bir şekilde ve Nicholas Sparks tarzıyla buna cevap veriyor. Bence bu, her insanın duyduğu bir istek veya en azından merak ettikleri bir şey.”

Bir de üzerine Sparks’ın da, ana karakterleri gibi 40’lı yaşlarına girmiş olmasını ekleyince elimizde formüle bir hikaye duruyor... Zaten bir Sparks romanından başka bir şey beklemek mümkün de değil... Tüm hesaplar yapılmış ve senaryoyu J. Mills Goodloe ile Will Fetters kotarmış... Yönetmen koltuğundaysa Michael Hoffman oturuyor... Adını seksenlerin ikinci yarısında duyurmaya başlayan Hoffman, hafif komediler “Promised Land” ve “Soapdish”in ardından 1995’de “Restoration” ile sıçrama yapmıştı... Peşi sıra “One Fine Day”, “A Midsummer Night's Dream” ve “The Emperor's Club” geldikten sonra 2009 yapımı “The Last Station”a kadar ortalarda gözükmemişti... Coen kardeşlerin senaryosu “Gambit” ile beklentilerin altında kalınca her zamanki gibi yine soluğu roman uyarlamasında almış... Shakespeare uyarlaması yönetmiş Hoffman’ın Sparks’a kadar düştüğünü görmek de üzücü... Oyuncu kadrosunun başını Michelle Monaghan ve James Marsden çekerken, onlara Luke Bracey, Liana Liberato, Gerald McRaney, Caroline Goodall, Sean Bridgers, Sebastian Arcelus ile Jon Tenney eşlik ediyor... 

Dawson ve Amanda’nın öyküsü bu... 20 yıl öncesinin liseli aşıkları, ortak tanıdıklarının cenazesi için kasabaya dönüyorlar ve hatıralar canlanıyor... Geçmişe dönerek tanışmalarından itibaren yaşadıklarını da paralel kurguyla izlediğimiz çiftten Dawson iş yerindeki patlamadan sağ kurtularak mucizeye imza atıyor ama mutsuz bir enkaz... Amanda ise evli ve bir oğul annesi ama o da mutsuz bir enkaz... İkiliyi bir araya getiren cenaze ve sonrasındaki mirasın kaderin cilvesi olarak onları yaklaştırması da aşk filmi fanatikleri için bulunmaz nimet...

Çok bildik bir hikayesi olan ve her saniyesi tahmin edilen filmin doğallıktan bu kadar uzak olması, ortalama bir Sparks uyarlaması için bile fazla... Kötü senaryoya bir de bir türlü tutmayan kimyaları ekleyelim... Marsden ve Monaghan bir türlü çift olamadıkları gibi oynadıkları role kendileri de inanmıyorlar gibi görünmekten kaçamıyorlar... Gençliklerini oynayan Bracey ve Liberato için de aynı durum söz konusu... Bracey’nin neredeyse Marsden’den bile yaşlı göründüğünü düşünürsek rol seçimi tam bir facia... Filmi izlenir kılan Liberato’nun emeklerine de yazık oluyor ama adını da bir kenara not etmekte fayda var... Hoffman da eldekilerden yarım yamalak bir iş çıkarmış haliyle...

Seyircisinin gönlünü hoş tutmak için her numarayı denemesi bir yana sürekli yıldızlardan dem vurması ve rüya sahneleri iyice zıvanadan çıkmakta sakınca görmemiş... Zamanını da iyi hesaplayamamış... 118 dakika ama hissedilen dakika çok daha uzun... Bu süreye rağmen şimdiki zamanda olanlar inandırıcılıktan uzak bir acelecilikte gerçekleşiyor...

Yapımcıların heyecanlandığı formülün sonu da hüsran... Tüm dünyada 16 Ekim’de gösterime giren film, beklentilerin çok altında kalarak en az gişe yapan Sparks uyarlaması tacını takmış... 1999’dan itibaren her biri yüz milyon dolar gişe yapan toplam dokuz uyarlama arasında en kötüsü olmasını sağlayan dünya gişesi: 35 milyon... Bütçesinin de 26 milyon dolar olduğunu belirtelim... 

Kader, trajedi, aşk, ikinci şans ve bolca olasılıklardan oluşan paketini geçmişi de ekleyerek işleyen “The Best of Me”, tipik Sparks formülleriyle fanatiklerine mendil uzatıyor... Geri kalanlar içinse işkence... Yıldızları rehber etmenin sakıncası yok ama aşk dediğin ezberden anlatılmıyor...


Share this:

1 yorum :

  1. film yorumunuz çok iyi bende sitemde film yorumluyorum ama henüz sizin kadar profesyonel düzeye ulaşmadım filmi hemen izlemeye çalışacağım tekrar yorum yazarım.saolsun yazarkafeden böyle güzel siteleri daha kolay farketmemizi sağlıyor.

    YanıtlayınSil

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template