♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Run : Çaresizliğin Ortak Acılarına Dört Adım

Dizi dünyasının kuraklığa teslim olan yaz sezonunda az da olsa yeni dizi denemelerine soyunulmasına artık alışsakta, Amerikan kanallarının hafif yapımlarla geçiştirdiği dönem İngiliz kanalları için aynı hafiflikte geçmiyor... Her zamanki İngiliz draması atmosferiyle yoğrulan az bölümlü tadımlık işler öne çıkmaya devam ediyor... Genellikle tek sezonluk düşünülen ve derli toplu bölümleriyle derdini anlatan dizilerin sonuncusu Temmuz ayında geldi: Run...

Hikayesini dört karakterin üzerinden anlatan ve küçük dokunuşlarla karakterlerini aynı olay örgüsüne bağlayan “Run”, Daniel Fajemisin-Duncan ve Marlon Smith’in birlikte kotardığı çaresizliğe bakış öyküsü... Kısa filmcilikten gelme ikili ilk büyük projelerinde... Dört bölümü de iki yönetmen paylaşmış... İlk iki bölümü “Skins”in yönetmenlerinden Charles Martin üstlenirken, son iki bölümü kısa filmci Jonathan Pearson üstlenmiş... Zaten dört kısa film izliyor gibi olduğumuzdan bu seçimler hayli isabetli olmuş... Oyuncu kadrosunda da dizilerden aşina olduğumuz isimler yer alıyor... Son olarak “Broadchurch”ün kadın dedektifi olarak izlediğimiz Olivia Colman ilk, “Harry Potter” serisinin Cho’su Katie Leung ikinci, “Hung”ta pezevenk rolüyle karşımıza çıkan Lennie James üçüncü, “Sophiiiie!” ile tanıdığımız Katharina Schüttler dördüncü bölümün baş karakteri olarak izlediğimiz isimler... Dördü de rollerinin hakkını veriyor ama Colman ve James oynamanın da ötesine geçip rolü yaşıyor ve dram yükünü sırtlıyorlar... “Run” bizi Carol, Ying, Richard ve Kasia’nın öykülerine şahit olmaya çağırıyor...

Önce Carol’la tanışıyoruz... Markette çalışan iki yetişkin oğula sahip orta sınıf bir kadın... Çocukların babasının ilgisizliğine alışmaya çalışsa da, oğullarına rağmen yalnız bir kadın... Akşam yemeklerini aynı masada beraberce yemeyi düşlüyor sadece... Bir türlü gerçekleyemecek gibi bir düş, en basitinden... Oğullarının karıştığı bir olayla başlıyor çaresizlik... Adım adım koşuyor Carol, sonunda da ellerini yüzüne kapatabiliyor yalnızca... Gözyaşlarındaki çığlığı susturabilmek için...

Ying... Uzakdoğulu kızımız, korsan dvd, telefon derken işportacılıkla kazandığı parayla nefes almaya çalışıyor... Çaresizlikte ustalaşmış, her ay ödemesi gereken parayı denkleştiremezse ödeyeceği bedellerin de farkında... Arkadaşlarıyla birlikte kaldığı evin baskın yemesiyle ortada kalıyor... Koca şehirde düştüğü yalnızlıktan kurtulabildiğini düşlese de, yardım da bulabilse de bir hamster gibi dönüyor kendi tekerinde...

Evsiz, yersiz yurtsuz bir adam Richard... Tek arzusu artık 14 yaşına gelmiş kızına kendini gösterebilmek... Hem onu görüp hasret gidermek, hem de birşeyleri yapabiliyor babam dedirtmek... Çaresizlik kötü şansla birlikte geliyor ama... Bu ağır bonusun hemen ardından bir hediye veriyor gibi görünse de evren, alması da çok uzun sürmüyor... Kızını görebilme umudu ise çaresizliğiyle mücadelede sürekli... Kızıyla arasındaki buzlu bir cam gibi...

Sevdiği insanı kaybettikten sonra bilmediği gerçeklerle yüzleşmek zorunda olan bir kadın Kasia... Erkek arkadaşını gömmek için gereken parayı bile bulamama çaresizliğiyle başlayan olaylar silsilesi, yeni tanıştığı gerçeklerle birleşiyor, zorunluluklar giriyor devreye... Herşeyi toplayıp kaçmak, bir metroya koşmak çözüm olur belki de...

Bu dört karakterin birbirleriyle bağlantısını yazmayacağım elbette spoiler vermemek adına... Bağlantının çok iyi olduğunu, finalde herşeyin çok iyi bağlandığını ve ince bir döngünün ortaya çıktığını belirteyim... 160 dakikalık bir film tadında Run, peşpeşe izlenip bitirilmeyi bekliyor... Tam bir İngiliz işi olarak derli toplu ve ajitasyona hiç girmeden anlatılıyor çaresizliğin ortak acılarına dört adım, hem de iliklerinizde hissedebileceğiniz denli güçlü... Kayıtsız kalmamak lazım...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template