♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Alakarga’dan Türk Klasikleri Dizisi


Her edebî gelenek arkasında sayısız şair, birçok önemli eser ve aşkla yazılmış şiirler bırakır. Yüzyıllar boyunca süregiden uzun bir edebî sürecin karşılığı olan bu eserler şüphesiz geniş bir coğrafyanın kökü oldukça eskiye dayanan eşsiz ürünleridir. Alakarga Yayınları “Türk Klasikleri” dizisiyle geleneğimizin kökü mazide ufku gelecekte olan eserlerini okurlarla buluşturmaya başladı. Dizinin ilk dört kitabı şöyle:

Gül Bahçesinde Gezinti - Divan Edebiyatı Seçkisi / Kolektif
Divan edebiyatı geleneğinin kimi hafızalara kazınmış kimi arka planda kalmış isimlerinden yola çıkılarak hazırlanan bu seçki, okuru altı yüz yıldan fazla hüküm sürmüş edebî bir mirastan geriye kalanlarla buluşturuyor ve ona şiir estetiğini öne çıkaran çalışmalardan bir buket sunuyor.
Hazırlayan : Abdullah Ezik, 112 sayfa, 18 TL

Lisan / Şemsettin Sami
Şemsettin Sami’nin ilk kez 1303’te (m. 1885) yayımlanan eseri Lisan, insanlığın en önemli meselelerinden biri olan “dil” sorununa eğiliyor ve geçmişten gününe dilin tarihini ortaya koyuyor. Şemsettin Sami’nin bu oldukça incelikli eserini orijinal dil ve günümüz Türkçesiyle birlikte okuyucunun dikkatine sunuyoruz.

“Dil, hakikaten insanın en temel özelliklerindendir. Binlerce çeşit hayvan arasında dil, sadece insana mahsustur. Her ne kadar dilden kastettiğim derdini ifade etme meselesi olsa da, hayvanlar dahi ihtiyaçları, kabiliyetleri ve istidatları nispetinde, beden ve uzuvlarının müsaade ettiği ölçüde bunu yerine getirebilir.”

Şemsettin Sami (1850-1904): Osmanlı Devleti’ne bağlı Yanya vilayetinin Fraşiri köyünde dünyaya geldi. İlk öğrenimini burada tamamladı ve bu sırada Farsça ile Arapça eğitimine başladı. Anne ve babasının peş peşe vefatı üzerine kardeşleriyle birlikte Yanya’ya gitti. Daha sonra eğitimine burada devam etti ve bu sırada Latince, Rumca, İtalyanca ve Fransızca öğrendi. İlk kez 1872 yılında geldiği İstanbul’da yoğun olarak edebiyat ve dil çalışmalarıyla uğraştı. Çeşitli gazete ve dergiler için yaptığı makale yazarlığı ve çevirmenliğin yanı sıra uzun süre ilk Türk romanı olarak kabul edilen Taaşşuk-ı Tal‘at ve Fitnat’ı yayımladı. Ancak asıl etkisini Türkçenin ilk büyük sözlüğü olan Kâmûs-ı Türkî ile gösterdi. Buna paralel olarak Kâmûs-ı Fransevî ve Kâmûsü’l-a‘lâm gibi birçok önemli çalışmayı da gerçekleştirdi.
Hazırlayanlar : Abdullah Ezik, Dilek Sarıboğa, 184 sayfa, 20 TL

Terk Etmedim Benliği / Kaygusuz Abdal
Tasavvufun derinlikli düşüncesini, bir sohbet üslubuyla vermesi, insanın yüce değerini, Allah’a ulaşma yollarını, temiz ahlakı, dürüstlüğü, âdil olmayı anlatması Kaygusuz’un sevilmesine yol açmıştır. Kaygusuz Abdal’ın başta Divan olmak üzere çeşitli eserlerinden derlenen bu seçki, insanlık tarihinin en önemli meselelerine cevap arayan bir şairin uzun soluklu arayışını dile getiriyor.

Kaygusuz Abdal (?-1444): Hayatına dair kesin bir bilgi yoktur. Çeşitli menakıbnâmelerde Alaiye sancakbeyinin oğlu olarak XIV. yüzyılın ikinci yarısında doğduğu ve gerçek adının Gaybî olduğu belirtilir. Birçok farklı sporla uğraşan ve iyi bir eğitimden geçen Gaybî, bir gün ormanda karşılaştığı ve çeşitli kerametlerine şahit olduğu Abdal Musa’ya intisap eder ve bir süre sonra dergâha yerleşir. Şeyhinin kendisine “Kaygusuz” mahlasını vermesiyle şiirlerini bu isimle yazan Kaygusuz Abdal, başta Anadolu olmak üzere kutsal topraklara kadar birçok şehri ve bölgeyi ziyaret eder, çeşitli kerametler gösterir ve şiirler kaleme alır. 1444 yılında vefat eden Kaygusuz, vasiyeti üzerine Mukattam Dağı’nın eteklerine defnedilmiştir.
Hazırlayan : Abdullah Ezik, 96 Sayfa, 15 TL

Yakardı Âhım İle Yeri Ateş / Cem Sultan
Cem Sultan’ın Türkçe Divan’ından yola çıkılarak hazırlanan bu seçki, şairin döneminde sıkça söylenen ve çeşitli nazirelere de konu olan gazelleri ile büyük bir hüzün ve acıyla gurbette kaleme aldığı mısralarını bir araya getiriyor.

“O melek ger bir gece olsa bizim mihmanımız / Cennet olurdu hemen bu külbe-i ahzanımız (O melek kadar güzel sevgili bir gece bize misafir olsa, bu hüzün kulübesi hemen cennet olurdu.)”

Cem Sultan (1459-1495): Fatih Sultan Mehmet’in üçüncü oğlu olarak Edirne’de dünyaya geldi. Konya Sancakbeyi iken babasının vefat haberini aldı, ancak kendisinden evvel davranan Şehzade Bayezid’in İstanbul’a varıp sultanlığını ilan etmesi üzerine tahtta hak iddia ederek ordu topladı ve kardeşiyle savaştı. Girdiği savaşların ardından askeri ve siyasi gücünü kaybeden Cem Sultan, önce Rodos’a, ardından İtalya ve Fransa’ya gitti. Burada Avrupalı liderler ve papa tarafından Osmanlı’ya karşı bir koz olarak kullanılan Cem, anavatandan uzakta geçirdiği uzun yılların ardından Napoli yakınlarındaki bir kalede öldü. Hayatı boyunca şiir ve edebiyatla meşgul olan Cem Sultan, Türkçe Divan, Farsça Divan, Hüsrev ü Şirin ve Fâl-ı Reyhân-ı Cem Sultan isimli dört eser kaleme aldı.
Hazırlayan : Abdullah Ezik, 88 Sayfa, 15 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template