♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Valhalla : Işığın Çocuğu

“Vikings” dizisinin altı sezonu devirmesi, “Thor”un büyük gişe filmi olarak sağladığı başarı derken İskandinav mitolojisine beslenme kaynağı olarak dönüşün meyveleri toplanmaya devam ediyor. Diğer mitolojilere göre halen işlenmemiş ve taze göründüğü için yapımcıların ilgisini çekerek yeni örnekler için kolları sıvamalarını sağlıyor. 2019 yapımı “Valhalla” dört ülke ortaklığıyla dikkat çeken son örneklerden. Danimarka, Norveç, İsveç ve İzlanda ortaklığıyla kuzeyi kapsayan proje bölgenin de büyük işlerinden biri olarak hayli gösterişli. Köklerini çizgi roman serisinden alan film meraklılarıyla buluşmak üzere malum sitelere düştü.

Peter Madsen’in ünlü klasiği daha önce de uyarlanmış. 1984’te oyuna dönüştürülmesiyle ünü dünyaya yayılan bir klasiğe dönüşmüş. 1986’da da animasyon filmiyle çıkmış izleyici karşısına. Quark karakterinin sevilmesi üzerine altı kısa çizgi filmle döneme damga vurmuş. Bu kez büyük prodüksiyonla dönmüş. Senaryoyu Adam August ile birlikte kotaran Fenar Ahmad uyarlamanın arkasındaki isim. İkilinin birlikte ikinci işleri… 2017’de suç draması “Underverden” ile iyi iş çıkarmakla kalmamış ödül avcısına dönüşerek başarılarını perçinlemişlerdi. “Bedrag”ın üçüncü sezonunda senaryo grubunda bulunan August ülkesinin yükselişteki senaristlerinden biri olarak sivriliyor. 2006’da “Nice to Meet You” dokümanteriyle başlayan Fenar Ahmad’ın yolu ise biraz daha uzun olmuş. 2008’de kısa metraj “Mesopotamia”, 2009’da dökümanter “Den perfekte muslim” derken 2010’da kısa metrajı “Megaheavy” ile festivallerin gediklisi olmuş ve beş ödülle de adını duyurmuş. Dört yıl sonra ilk uzun metraj sınavını müzikli drama “Ækte vare” ile vermiş. Vasatı aşabilse de beklediği etkiyi görememiş. 2017’de yolları Adam August ile kesiştiğinde aradığı başarıyı yakalamış. İki ismi de artık tanıdığımıza göre oyuncu kadrosundan söz edebiliriz. “Under sandet” ile adını duyurarak Amerikan gişe filmlerinin Avrupalısı statüsüne transfer olan Roland Møller “Thor”u canlandırırken, Salóme Gunnarsdóttir, Jacob Lohmann, Patricia Schumann, Andreas Jessen, Stine Fischer Christensen ve Lára Jóhanna Jónsdóttir gibi kuzey polisiyelerini izleyenlerin aşina olacağı simalar da ona eşlik ediyor. Cecilia Loffredo da küçük yıldızı adayı ilk oyunculuk denemesinde.

Küçük bir hikayeyi animasyonla anlatarak başlayan “Valhalla”, Røskva, Tjalfe ve ailesiyle tanıştırıyor bizi. Sıradan ölümlülerin hayatı Thor ve Loki’nin onları ziyaretiyle değişiyor. Evlerine misafir olan Thor, keçisiyle aileyi doyururken bir uyarıda bulunuyor. “Kemikleri ayırın. Yarın çekicimle yeniden dirilteceğim.” Fesatlığın tanrısı Loki durur mu, Tjalfe’yi ayartarak bir kemiğin kırılmasını sağlıyor. Sabah durumu fark edince sinirlenen Thor’u sakinleştiren Loki, Tjlfe’nin cezasını da belirliyor. Hizmetçi olacak. Dönüş yolunda arabaya gizlice bindiği belli olan Røskva ile Valhalla’ya dört kişi olarak dönmeleriyle olaylar başlıyor.

Valhalla, kökleri irdelendiğinde pek çok masaldan izler bulunabilecek bir konuya sahip. Bir kehanet, korkunç dev kurt, tanrıların arasındaki kavgalar, barbar baş düşman derken dallanıp budaklanan konunun öznesi kurt ile bağ kurabilen sıradan ölümlü oluyor. Tahmin edilebilir bir konuya sahip. Bildik hikayeyi, defalarca işlenmiş sıradan insanın kurtarıcı olduğu kehaneti işliyor. Senaryo anlamında klişelerle dolu olmasının mahsuru yok. Geriye işin seyir kısmı kalıyor. Bu konuda hayli başarılı bir film var karşımızda. Teknik anlamda başarılı, atmosferi gayet iyi kurulmuş, oyunculukları gayet iyi. Diyalogları da tamamlayıcı olarak kullanıyor. Başka diyarlara gidiş konusunda seyircinin algısını zorlamama tercihi de mantıklı. Seyircisini başka diyara götürse de tanıdık bir yerde olduğu hissini sonuna kadar veriyor. Dev kurt Fenrir de sırıtmıyor. Efektler de başarılı. Senaryonun en büyük artısı Thor’u, Odin’i tanrıları anlatmak gibi bir derdinin olmaması. Seyirciyi bilgilendirmek gibi bir derdi yok. Zaten biliyorlardır düşüncesiyle olaya odaklanıyor. Karakter oluşturmaya çalışarak savrulmuyor. Öyküsünü anlatma derdini başarıyla uygulayan bir film. Tempoda, akıcılıkta da bir sorunu yok. 

“Valhalla”, İskandinav mitolojisine meraklı olanların keyif alacağı yüz beş dakika vaat ediyor. Geri kalan izleyici içinse yeni bir şey yok. 

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template