♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Eternal Code : Gençlik Pınarı

Teknolojinin gelişimi giderek imkânsız denen şeyleri gerçek kılıyorken insanlığın halen ölümsüzlüğü aşamaması bilimkurgular için can damarı olmaya devam ediyor. O kadar geniş bir evren haline gelmiş durumda ki teorileri bile mevcut. Eğer bir gün gerçek olursa sadece zenginlerin faydalanabileceği bir lüks olduğuna inanılıyor. Mutlaka birçok tartışmayı beraberinde getirecek bir keşif olacağına da şüphe yok. 2019 yapımı Amerikan işi “Eternal Code” işte bu tartışmaları odağına alarak aksiyonu işleten filmlerden.

Küçük bütçeli mütevazı filmin yönetmen koltuğunda senaryoyu da kotaran Harley Wallen oturuyor. Kariyerine 1987’de dizi oyuncusu olarak başlayan Wallen, 2014 yılında üretime geçmiş bir isim. “Donate or Else” ile başlayarak yazıp yönettiği üç kısa metrajın ardından ilk uzun metraj sınavını Walbert Beltran ile ortak yönettiği “Deceitful” ile vermiş. Başrolü de üstlendiği aksiyonun ardından neredeyse hiç hız kesmemiş. 2017 yılına bir kısa metraj “My Breaking Point” ve bir uzun metraj “Moving Parts” sığdırırken ilk ödüllerini de almış. B türü aksiyonuyla festivalleri gezdikten bir yıl sonra patlamasını bir aile dramasıyla “Bennett's Song” ile yapmıştı. İsminin bize kadar gelmesini sağlayan filmin Amsterdam Film Festivalinden aldığı iki ödülün yanı sıra International Independent Film Awards’tan üç ödülle dönüşü kariyerinin de dönüm noktası olmuştu. Küçük ölçekli bağımsız b türü filmle kısa sürede yakalanan bu başarının ardından yeniden aksiyon kırdı direksiyonunu geçtiğimiz yıl. Aksiyon suç ve gerilim kırması “Betrayed” Wallen için tam bir zirve oldu. Festivalleri gezdi, alkışlandı, sevildi ve aday olduğu yirmi yedi ödülden on beşini alarak yıla çentik attı. İşe dizi oyunculuğuyla başlayan biri için kariyer zirvesi olarak nitelenebilecek filmden sonra ne çekeceğinin merakla beklenmesi de normal haliyle. “Eternal Code” için söylenebilecek her şey de tam bu noktada başlıyor aslında. Wallen’ın kendi güveni tavan yapmış belli ki ve bu onu hiç bilmediği bir türe yöneltmiş. Bilimkurgu ile aksiyonu harmanlayan filmin senaryosunu yazarken gerçeklerden ve eldeki imkânlardan uzak ufuklara yelken açmış. Küçük bütçeli bir b türü filmin yapabileceklerinin sınırlı olduğunu unutmuş adeta. Filmi mantık üzerinden değerlendirdiğimizde berbat olmasının sebebi bu yüzden söyledikleriyle gösterdiklerinin örtüşmemesi oluyor. Fazlasıyla teknolojik numara ve efektlere ihtiyaç duyan bir konu üzerinden ilerleme çabası da bu yüzden hüsrana dönüşüyor.

Bir şirket toplantısı üzerinden açılıyor film. Toplantıda konu şirketin hayvanlar üzerinde yaptığı deneyler ile ulaştığı başarının ardından bir sonraki adıma geçme kararı. Beynin kopyalanıp başka bir bedene yüklenmesiyle bir tür kabuk değişimiyle artık sonsuz hayat mümkün hale gelmiş. Gençlik pınarı olarak dillendiriliyor. Şirketin sahibi Bridget bu karara karşı çıkıyor. Kullanılmaya başlanırsa zenginlerin oyuncağı haline geleceği üzerinden yaptığı konuşmayla kurulu da etkiliyor. Elbette buna karşı çıkan biri olacak. Oliver her şeyi riske etmekten çekinmeyerek adımını atıyor ve olaylar gelişiyor.

Eternal Code, şirket içi komplolarla aksiyonu birleştirerek ilerlemeye çalışan bir film. Lakin berbat senaryosu dolayısıyla çok geveze ve harekete geçmekten aciz… Daha ilk yarım saatte dağılıyor. Her şeyi çözmek üzere harekete geçeceği çok belli olan kahramanını tanıtmak için çok fazla zaman harcıyor. Hem de aşırı derece allayıp pulluyor. Neredeyse kamu spotu tadında cümlelerle sokakta yatıp kalkan bir asker eskisini sütten çıkmış ak kaşık olarak gösteriyor. Bu gerçek dışı masal tadında karakter yaratımının ardından mantıksızlıklar ve saçmalıklar silsilesi başlıyor. Evlere şenlik tadındaki bu silsile komik olsa seyirli bir keyif çıkarmış aslında ama Wallen çok ciddi sürdürüyor işini. Hangi birini sayalım diyalogların saçmalığı, olay örgüsünde gözden kaçanlar, mantığın ömürlük izine çıkışı, oyunculukların berbatlığı, tiplemelerin karikatürlüğü derken bitmek bilmeyen bir liste oluşuyor. Adam kaçırmalar, rehinler, takaslar, tuhaf buluşmalar, ziyaretler, tehditler ve ölümler… 105 dakika olması da cabası. Peki iyi olduğu bir yan var mı derseniz o da yok maalesef. Ölümsüzlük için gerekli olan teknolojik aletin ucundan kıyısından gösterilen kulak içi kulaklık benzeri bir şey olması işin en komik boyutu. Daha fazla sayıp kimseyi yormamak en iyisi. Nasıl olsa izlemeyeceksiniz zaten değil mi?

6 Eylül’de ilk gösterimini yapan filmin katıldığı dört festivalde ödül adaylıkları hayli ilginç. Daha da ilginci bunlardan üçünü almış olması. Sinemanın hiçbir doğrusu yerine getiremeyen “Eternal Code” son dönemde izlediğim en berbat film netekim. Sakın ola ilişmeyin…

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template