♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

After the Lethargy : Melezler Üssü


Amerikalıların halen gerçekliğinden şüphe edilen uzaylı otopsisi görüntüleri ve yasak bölgesi Area 51 ile her daim beslenen yabancılar şüphesi yıllardır sinemanın fantastik kanadını beslemeye devam ediyor. Bölgede çekilen filmler, ansızın işgale gelen uzaylılar derken o kadar çok örnek üretildi ki neredeyse gerçek kabul edilebilecek bir tarih bile oluştu inananlar için. Söz konusu bu tarih üzerinden film çekmek de peşinen inandırıcılığı getiriyor. Marc Carreté de ikinci uzun metrajı için bu avantajı kullanmış ve ortaya “After the Lethargy” çıkmış.

1970 Barselona doğumlu yönetmen kuşağının sinemacıları gibi birden çok sıfatla çekiyor filmlerini. Senarist, yönetmen, kurgucu, prodüktör. Elbette kısa metraj ile başlamış. Kısa korkusu “Mal cuerpo” ile 2011’de start vermiş. Ülkesindeki festivallerde yapılan gösterimlerin ardından yine aynı türle bir yıl sonra “Castidermia” ile fark edilmiş, adaylıklar alarak ısınma turunu atmış. 2014 yılında ilk uzun metrajını çekerek kendi şeytan çıkarma filmini yaratmış. Bizde bu sayede adını öğrenmiştik. Türün neredeyse tüm festivallerini gezen film ilk çıkış olarak çok sevilmiş “Asmodexia” ülkemizde de neredeyse gösterime girecekti. Şeytan çıkarma seansları uygulayan bir adam ile torununun beş gününü anlatan film klişelerden uzak durmaya çalışmasıyla beğeni kazanmıştı. İspanyol sinemasının korku türündeki yükseliş dönemine denk gelmesinin de etkisiyle farklı yere konuşlanmıştı. On adaylık ve iki ödülle taçlanan iyi bir filmdi. İlk uzun metraj olduğu düşünülürse daha da iyiydi. Sonrası sessizlik. 2017 yılını “Framed”ın prodüktörlerinden biri olarak geçiren Marc Carreté dört yıllık bekleyişin ardından fikrini uygulamaya geçirmiş. Direksiyonu bilim kurgu korku kırmasına kırmış. İspanyol yapımı olsa da Amerikan filmi çekmiş. Ülkesinin dizilerle tanınan oyuncuları Andrea Guasch, Joe Manjón, Mark Schardan, Liliana Cabal, Ben Vinnicombe ve Lucy Tillett kadronun başını çeken isimler.

Sarah Hamilton ile tanışıyoruz. Uzaylıları araştırırken kapısına gelen kaseti izlediğinde gördükleriyle oluşan merakını gidermek üzere daha önce askeri üs olarak kullanılan bölgeye gitmeye karar veriyor. Annesinin gitme ısrarına ve dikkatli ol uyarısına rağmen üstelik. Ormanlık arazinin içinde kalan askeri üs ile ilgili açığa çıkmamış sırlar mevcut. Yıllar önce terk edilmiş ve artık park olarak ziyaretçilere açılmış. Soluğu parkta alan Sarah korucu Jake ile tanışıyor ve olaylar başlıyor.

Hemen belirteyim, karşımızda ciddiye alarak izleyebileceğimiz bir film yok. Carreté oyun kurarak üretmiş filmini. Seksenli yılların video filmleri ile b-türü karmasından oluşturmuş. Tümüyle Barselona’da çekilen film Amerika’da geçiyor. Oyuncular da İspanyol ama Amerikalıyı canlandırıyorlar. Ülkesinde Amerika’yı yaşatmış diyelim. Son yıllarda üzerine çok konuşulan ifşa olduğu söylenen sırlara sırtını dayamış. Zamanında Amerikan hükümetinin ordu ile birlikte uzaylılarla ilgili deneyleri ormanlık arazilerde herkesten uzakta gerçekleştirdiğine dair teoriler iyice ayyuka çıkmış durumda. İşte bu üslerden birinde acaba ne oldu ve olmaya devam ediyor mu acaba sorusundan üretmiş filmini. Ya da devam etse ne olur, nasıl olurdan… Filmin renk tonlarından, jeneriğine, yazılarına, efektlerine ve müziğine kadar her detayıyla seksenler ortası ile doksanlar döneminde video pazarına yönelik filmlere öykünmüş. Bu konuda da çok başarılı… Filmin 2018 yapımı olduğuna inanmak hayli zor. Bu karar ile düşebileceği tuzaklara da düşmemiş. Klişelere çok yaslanmamış ve hikâyeyi savruk ama kontrolünde tutmuş. Dönemin meşhur çıplaklık gösterme kuralını yok saymış, kan ve şiddeti de yumuşatmış. Onun dışında her şeye uyarak eğlenceyi gazlamaya çalışmış. Bu noktadan bakıldığında çok iyi iş çıkarmış. Özellikle o dönemin ruhunu sevenler için çok sevilesi bir film. Zaman içinde bozulan o video kasetlerdeki renk değişimine kadar her detayı düşünerek atmosferi bire bir yaşatıyor. 1970 doğumlu olduğu düşünülürse aslında gençliğinde izlediği filmlere saygı duruşunda bulunduğunu bile söylemek mümkün. İyi senaryosu ve işleyişiyle 82 dakikayı kuşağına keyifle geçirtiyor.

Dünya prömiyerini Brezilya’da yapan film yılı da festivallerle tamamlamış. Seyircinin sevgisini kazanmış, ayakta alkışlanmış. Sekiz ödül ve yirmi bir adaylık da bunun göstergesi. Lakin süreçte ilginçlikler de yok değil. Filmin adıyla ilgili kararsızlık yaşanınca ortaya tuhaf bir durum çıkmış. Her veri tabanında filmin adı “After the Lethargy” olarak geçiyor ama izlediğinizde göreceğiniz gibi o şirket adına evrilmiş ve jenerikte artık “Alien Invasion” yazıyor. Adı ne olursa olsun uzaylılarla ilgili deneyleri konu alan filmler arasında artık yeri olacak. Saf sinema sevgisinden hareketle üretilmiş “After the Lethargy” ciddiye alarak izleyenler için berbat bir film. Zaten onlar için bir film değil bu. Video kaset furyasının yaşandığı dönemde bana bir korku filmi ver diyen gençlerin evde izlerken yüzüne yansıyan heyecan ve büyülenmeye karşı saygı duruşu. Bu yüzden kırk yaş ve üstü için harika bir şölen iken geri kalanlar için facia.

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template