♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Tone-Deaf : Lanet Olası Y Kuşağı


Yazıp yönettiği filmlerde ayrıksı karakterleri, söylemleri, kanlı şiddeti estetize eden teknik işçiliğiyle kısa sürede kendi imzasını yaratan Richard Bates Jr. nihayet üç yıllık sessizliğini bozdu ve “Tone-Deaf” ile aramıza döndü. Dünya prömiyerini Mart ayında South by Southwest Film Festivali'nde yapan film nihayet malum ortamlarda izleyici karşısında. Bates Jr., yine yaşadığımız dönemin politik eleştirisini kara komedi ile yapmış.

2008 yılında çektiği 18 dakikalık kısa korkusu “Excision” ile sinemaya bol ödüllü bir başlangıç yapan Richard Bates Jr., dört yıl sonra filmi uzun metraja uyarlayarak olay yaratmıştı. Katıldığı festivallerden topladığı 11 ödülle yaptığı şahane başlangıç bir tavrı, söylemi olan yeni bir yönetmenin doğuşunu da duyuruyordu. Ameliyat takıntılı genç kızın yaşadığı evrimi hayli sert şekilde aktaran yönetmenin genç kuşağa yaptığı eleştiriler de cabasıydı. Daha ilk filmiyle adını umut vaat eden yönetmenler arasına yazdıran Richard Bates Jr., çok bekletmeden iki yıl sonra “Suburban Gothic” ile döndü. Bu kez kasabaya çevirmişti kamerasını ve işsiz bir adamın hayaletlerle iletişim kurabilmesiyle başlamıştı kan dökülmeye. Komedi tonunu biraz daha arttırmıştı ama büyüyen beklentileri karşılayamamıştı. Yine de net bir söylemi, tavrı ve kendi imzası olduğu çok belliydi. Bu da yeterliydi. Yol doğruydu. Yine iki yıl sonra üçüncü filmiyle döndü. Bu kez menüde geçmişle yüzleşme, aldatmacalar ve cinayetlerle dolu bir ilişki vardı. “Trash Fire” en çok Underground sevenlerin gözdesi oldu ve öyle topladı ödülleri. Evet yine film iyiydi, imza devam ediyordu ama yine ilk filmi aşamıyordu. Gelelim 2019 yılında... Richard Bates Jr., dördüncü filminde daha keskin bir senaryo ile dönüş yapmış. Mesajlarını doğrudan vererek söylemini sertleştirmiş, komediyi kısmış ve “suçlu zevk” izleyicisine şölen yaşatmak üzere gelmiş. Amanda Crew, Robert Patrick, Hayley Marie Norman, Johnny Pemberton, Nancy Linehan Charles, Ray Wise, Kim Delaney ve “Excision”ın yıldızı AnnaLynne McCord’un başını çektiği kadroyla yine bildiği oyunculardan oluşturmuş filmini.

Ton Sağırlığı anlamına gelen “Tone-Deaf”, iki ana karakterinin arasındaki kuşak çatışması sağırlığını ifade ediyor diyelim öncelikle. Filmin konusunu kısaca özetlemek zor ama deneyeyim. Uzun ve paralel kurgulu bir sekansla filmini açıyor Bates Jr… Piyano resitaline çıkmış küçük bir kız ile anne babasını görüyoruz. Babanın intiharıyla sahne sonlandığında kızımız büyüyor. Yetişkin Olive’in hayatında her şey kötüye gidiyor. Dünya üstüne üstüne geliyor. Önce işinden kovuluyor sonra sevgilisinden ayrılıyor. Annesi ve arkadaşları bu zor dönemden kurtulmasını salık veriyor. Baskıdan uzağa kaç diyorlar. O da açıyor kiralık ev ilanlarını sakin bir kasabada ev kiralıyor. Böylece ev sahibi ile tanışıyoruz. Olaylar gelişiyor.

Ana konuyu kuran Bates Jr, hiç zaman kaybetmeden eleştirilerini sıralıyor. Olive’in kendisini tanımlamasıyla başlıyoruz. “Artık tam bir Amerikalı oldum” diyor: “İşsizim.” Karşısındaysa daha da klasik bir Amerikalı var. Harvey hayli tuhaf bir adam. Eşinin ölümü sonrası yaşadığı travmayı atlamamış. Oğlu da hiç arayıp sormayınca adeta psikopata bağlamış. Kendi kendine konuşuyor. Hatta o kadar çok konuşuyor ki yönetmenin eleştirilerini dillendirmek üzere direkt kameraya konuşuyor. Donuk adamımız her şeyi gördüm, yaşadım özetinden sonra bir şeyi çok merak ediyorum diyor. Birini öldürmenin nasıl olduğunu bilmemek içinde ukte kalmış. Böylece yönetmen o çok sevdiği kanlı cinayetler ağına zemin hazırlıyor.

Toplumsal eleştiriler Harvey’in ağzından geliyor. Günümüz gençlerini ipe dizen cümleler peş peşe geliyor. Kahve bağımlılıkları, takılmayan ama hep kafada duran güneş gözlükleri, çalışmayıp aylaklık etmelerinden başlayarak verip veriştiriyor. “Lanet olası Y kuşağı” diyor Harvey. Hatta direk kameraya dönüp “Bir fark yaratmak istiyorsan bir bidon çamaşır suyu iç” diye sesleniyor y kuşağına. Bununla yetinmeyen Bates Jr., Harvey’in gördüğü rüyalarla eleştirilerini görsel olarak da modernize ederek işliyor. Yeri geliyor kameraya doğru tükürüyor Harvey. Hatta savaş baltasıyla saldırıyor. Elbette yönetmenin tek derdi bu değil. Her karakterin ilginçliğiyle renkleniyor ve derinleşiyor film. Olive ve Harvey’in çevresindekilerle çeşitleniyor. Annesinin tuhaf hayatı, arkadaşının uyuşturucu yüzünden sertleşme problemi yaşaması, Harvey’in oğlunun ansızın ortaya çıkıp saçmalaması, tek arkadaşının ilk kurbana doğru evrilmesi gibi bir çeşitlilik mevcut. Olive dışarı çıktığında da kısa ama etkili iki yan öykü çıkıyor ortaya. Olive’in uyuşturucu kafasıyla gördüğü hayallerle de kara komedi unsurunu netleştiriyor. Imdb’ye bakıldığında türü için “Comedy, Horror, Thriller” yazılmış olsa da yanıltıcı. Gerilim ya da korku ile işi yok yönetmenin. Genel bir gerilim olsa da öyle uzun sürmüyor, kesik kesik mevcut ama bütüne yayılmıyor. Türlerin tonlarını yer yer kullanarak kendi karmasını yaratmış. Türü tanımlamak gerekiyorsa bu bir yer yer kanlı kara komedi.

Tone-deaf eleştirel, kışkırtıcı ve sert bir film. İyi senaryosunu teknik işçiliğiyle resmeden Richard Bates Jr. çok iyi iş çıkarmış. Bir söylemi var ve bunu seyirciye fazlasıyla veriyor. Lanet olası y kuşağı ile lanet olası yaşlılar arasındaki mücadeleden ne olursa olsun yönetmen galip çıkıyor. Elbette “Excision”u aşamıyor ama yeni kült film arayışındaki izleyiciye bayram yaşatıyor. Kayıtsız kalmayın.

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template