♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

3 Lives : Bazı Yaralar Asla İyileşmez

2004 yılında sessiz sedasız gelip seyirciyi şok eden bir film öykü anlatımı konusunda yeni bir yol açarken türe taze bir soluk getirmişti. Hep birlikte gözünü kapana kısıldığı yerde açan bir grup bir yandan yaşam mücadelesi veriyor diğer yandan neden seçildiklerini anlamaya çalışıyordu. Seyirci de onlar gibi uyanınca heyecan ve merak duygusu ile alınıyordu tüm haz. “Testere” serisi ile başlayan süreç artık modası geçmiş gibi görünse de uygulanmaya devam ediyor. En basit öyküyü bile bu sayede izlenir kılmanın mümkün olması senaristlerin iştahını kabartıyor. “3 Lives” basit bir bulmacayı bu formülle anlatan bir gerilim.

2019 yapımı Alman işi bir kadın filmi “3 Lives”. İlginçlikleri bununla sınırlı değil. İngilizce çekilmiş az oyunculu düşük bütçeli bir film. 1 milyon Euro bütçeli film eğer bir son dakika değişikliği olmazsa “3 Yaşam” adıyla 13 Eylül’de ülkemizde vizyon görecek. Tam sezonun başlayacağı tarihte bu kadar küçük ölçekli filmin vizyona girmesi hayli şaşırtıcı. Zira künyesinde de öyle önemli isimler barındırmıyor. Juliane Block’un senaryosunu Wolf-Peter Arand ile birlikte kotardığı film, filmografisinin beşinci uzun metrajı. Sinemaya ilk adımı kısa filmlerle atan Block, 2008’de roman uyarlaması “Emperor” ile ilk uzun metraj sınavını vermiş ve sadece teknik işçiliğiyle takdir edilmişti. Ana meselesi hep insan ruhunun karanlık yanını deşmek olan yönetmenin Virginia Kennedy ile ortaklaşa yazıp yönettikleri “Kinks” beklediği önemli çıkışı vermişti. 2015 yılında kendini özel bir projede gösterme fırsatı buldu. 25 ülkeden 40 yönetmenin imzasıyla oluşan “Train Station”ın başarısından üç yıl sonra “8 Remains” ile kadın sorununa değinmişti ama film kötü olunca mesajı vermemişti. “3 Lives” ile aynı mesajı yenileme peşinde. Taciz ve tecavüz konusunu bir kez daha işliyor. Az ve öz oyunculu filmin kadrosunda Mhairi Calvey, Anatole Taubman, Maja Celine Probst ve Victor Alfieri yer alıyor.

3 Lives, gözünü bilmediği yerde açan insanlar formülü üzerinden işliyor. Bir mağaraya elleri bağlı şekilde atılan Jamie’ye yardım eden Ben ve kafese kapatılmış Emma ile tamamlanan üçlümüzün aralarındaki bağ on beş yıl öncesine dayanıyor. Emma tecavüze uğramış ve kuşkular olsa da Ben suçlu bulunarak hüküm giymiş. Jamie de Ben’in yalancı şahitliğini yapmış. Birbirini on beş yıldır görmeyen üçlü böylece birlikte ölüm kalım mücadelesine girişmek zorunda kalıyor. Neredeler, elleri silahlı üç adam kim, neden kaçırıldılar gibi sorularla mücadele başlıyor.

Block, üçlü arasında geçen tecavüz vakasını işlemek için korku/gerilim formülü yaratarak içine yedirmeyi seçmiş. Neler olacağını görmek isteyen seyirciye konuyla ilgili mesajını iletmek üzere kurmuş çatıyı. Filmi de bir terapi seansıyla açıyor. Kurbanın şiddet yanlısı, hesabı görmenin önemine dair mesajıyla… Belirtildiği gibi korku/gerilim olmayan film izleyiciye hiçbir duyguyu geçiremiyor. Ana mesajına gereğinden fazla odaklanan Block, temel konuyu işlemekle hiç ilgilenmeyince ortaya ormanlık alanda koşuşturan üç kişinin laflaması çıkmış. Elbette Emma’nın hislerini önemsiyor ve tecavüz davasını yeniden açıyor. Teoride iyi görünen formülü uygulama konusunda ise son derece başarısız. Heyecan ve gerilim için gerekli malzemeyi hiç kullanmıyor Block. O ortamdan kurtulmak için Emma’nın tecavüzcüsü ve işbirlikçisiyle birlikte hareket etmek zorunda kalması yenilir yutulur şey değil. Bu durumu hissettirmek için hiçbir şey yapmadığı gibi seyirciye karşı mesafeli bir işleyişi tercih etmiş. Bu kötü tercihe onları kaçıran üçlünün arasındaki tuhaf diyaloglarla yeni sorular eklemesi büsbütün saçma olmuş. Daha yarısına gelmeden sıkıcı ve anlamsız bir filme dönüşüyor o yüzden. Bilinmedik bir şey de yok üstelik. Bildik numaralar, anlamsız koşturmacalar, mantıksız hareketler ve saçma sapan diyaloglarla tuhaf bir müsamere söz konusu. Sözde sürpriz olan gelişmeler ve dökülen sırlar da çok tahmin edilebilir olunca hiçbir özelliği kalmıyor. Soruna dikkat çekmek için iyi senaryo şart. Emma’nın finalde “Tecavüze uğramıştım ama artık iyiyim. Olanlar önemli değil.” diyerek başlayan son sözü de çok saçma. Buna birde tv filmi tadındaki görselliğini ekleyelim. 

Juliane Block’un tecavüz mağduriyeti üzerine söyleyecek çok sözünün olduğu “3 Lives”, bunu ancak final sonrası iki yazı ile aktarabiliyor. “Birleşmiş Milletler verilerine göre kadınların % 76’sı fiziksel ya da cinsel saldırıya uğruyor. Rapor edilmeyen suçlar da düşünüldüğünde bu oranın daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.” notunu ileten Block içerden mesajı da veriyor: “Bu filmde çalışan set ekibindeki kadınların % 94’ü hayatlarında en az bir defa cinsel şiddet ya da saldırıya uğramıştır.” Bu saldırının kadını paramparça ettiğini anlatmaya çalışmanın filmi “3 Lives” berbat olmanın yanı sıra sinema sevgimize ve keyfimize saldırıyor. 

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template