♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Florida Project : Öteki Amerika

Amerika denince ilk akla gelen şeyler o meşhut sloganlardır. Fırsatlar ülkesidir. Yeter ki azmedilsin, çalışılsın ve sisteme entegre olunabilsin. Herkese yer vardır. Herkese ekmek vardır. Her millete açıktır tüm kapılar. Yeşil kart almak da rüyalardan biridir. Yıllardır böyle pazarlanan ülke peki gerçekten böyle mi? Her şey o kadar güllük gülistanlık mı? Hiç fakiri, çaresizi yok mudur bu ülkenin. Filmlerden gördüklerimiz yoksa makyajdan mı ibarettir? 2017 yılına damgasını vuran “The Florida Project” bu sorulara verdiği cevaplarla konuşulmaya devam ediyor. Oscar adaylığının yanı sıra bir çok festivalde övgülere boğuldu, ayakta alkışlandı. Ödül avcısı haline gelen Sean Baker filmi, o meşhur Amerikan Rüyasını gerçekçi ve samimi yaklaşarak yerle bir ediyor.

Bağımsız kanadın yükselişteki isimlerinden Sean Baker, ilk yönetmenlik sınavını 2000 yılında “Four Letter Words” vermiş ve dört yıl sonra Shih-Ching Tsou ile ortaklaşa kotardığı “Take Out” ile ilk çıkışını yakalamıştı. 2008’de “Prince of Broadway” ile adını herkese duyurmakla kalmadı ödüllere de boğuldu. Dört yıl sonra ise yönetmenin alamet-i farikası geldi. 2012´nin en iyi bağımsız filmlerinden biri olarak görülen “Starlet”, gerilla tarzıyla arkadaşlığın gerçek anlamını sorguluyordu ve çok etkiliydi. Her filmiyle bağımsız sinema izleyicisinin göz bebeği haline gelmesini 2015 yılında iPhone ile çektiği “Tangerine” ile taçlandıran Baker, tarzını ve üslubunu koruyarak üretmeye devam ediyor. Bu kez kamerasını sosyal konutlara çevirmiş ve Amerikan rüyasının arka fonunu yansıtmaya soyunmuş. Senaryoyu yine Chris Bergoch ile kotarmış. Brooklynn Prince, Bria Vinaite ve Willem Dafoe da oyuncu kadrosunun başını çeken isimler.

Dünyanın en büyüleyici yeri olarak nam salan Disnayland’in yakınlarındayız. Banliyölerde… Magic Castle otelinde haftalık kirayla yaşayan bir anne kızla tanışıyoruz. İsyankar anne Halley ve altı yaşındaki kızı Moonee… Kirayı çıkarmak için her şeyi deneyen anne ile gün içinde arkadaşlarıyla civarda dolaşarak kendisine eğlence arayan kızının hikayesini izliyoruz. Her türlü çıkışsızlığın ortasında kalmış insanları tanıyoruz. Adaletsizlik, eşitsizlik, ilgisizlik, yoksulluk, mecburiyetler… Halley’in kirayı bulabilmek için gösterdiği çaba, arkadaşının yardımıyla yemek bulabilmesi, çocukların dondurma için dilenmeleri… Amerika’nın o uzaktan hoş görünen makyajını silerek gerçeklerle yüzleştiriyor herkesi Baker. Çok dokunaklı bir öykü resmediyor. Bunu da şahane görüntülerle destekliyor. Kamerasını olabildiğince yaklaştırıyor, hep güneşli günleri alıyor kadrajına ve bolca da sepya kullanıyor. Hareketli kamerasıyla bir şiir yaratmış. Tüm bunların ortasındaki çıkışsızlığı özetliyor. Yer yer göstermemeyi de tercih ediyor. Anlamanızı yeterli buluyor.

“The Florida Project”in bir diğer özelliği de yılın en iyi üç performansını barındırması. İlk perfromansıyla Brooklynn Prince'in müthiş çıkışı, Bria Vinaite’nin keşfi ve Willem Dafoe ustanın adaylıklarla taçlanması. Üçlüden müthiş performans almış Baker. Yürekleri dağlayan sahnelerde film izlediğinizi düşünmüyor, bir belgesel/dökümanter izliyormuş sanıyorsunuz kendinizi. Şaşırtabilir ama onların günlük rutini bu. Bobby’nin vicdanı, Halley’in yumrukları ve Moonee’nin hıçkırıkları…

Tek göz odalarda yaşayan çaresiz insanlara odaklanan “The Florida Project”, ritmini hiç kaybetmeden, isyanını sakınmadan öteki Amerika’nın röntgenini çekiyor. Disneyland’in yamacında kurulan düş dünyasının menüsü o kadar zengin değil diyor. Muhteşem finali de cabası. Iskalamayın…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template