♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Tilki, Baykuş, Bakire : Dedesinin Gözdesi

Edebiyat dünyasına şiirle adım atan Yaprak Öz, Türk Edebiyatındaki büyük boşluklardan birini doldurmaya devam ediyor. Anadolu korku olarak adlandırılan özel türe de dahil olan eserleriyle ilgi çeken Öz, dört şiir kitabıyla ödüller kazanmış ve çeşitli projelerle ülke dışına da açılmış bir isim aslında. Korku türüne meyli ise 2013 yılında yayımlanan “Berlinli Apartmanı” ile başlamış. Romanın gördüğü ilgi üzerine iki yıl sonra da “Şeytan Disko” gelmiş. Psikolojik gerilim romanları ile okurların da gönlünde taht kurmuş. Bu yılı da boş geçmemiş Yaprak Öz ve aynı türde üçüncü romanı “Tilki, Baykuş, Bakire” ile çıkagelmiş.

Öncelikle belirteyim, şiirlerini de romanlarını da okumadığım bir isimdi Öz. Ne romanlarından ne de şiirlerinden haberim yoktu. İlk kez merak edip okumaya başlamamı sağlayan Savaş Çekiç imzalı harika kapağı oldu. Sonrasında da basın bültenlerinden konusu ilgimi çekince daha fazla geciktirmeden başladım. Zaten bu yaz sıcaklarında roman okumanın zorluğundan muzdaripken, sürekli yeni bir şeyler arıyorken tam da denk düştü.

“Tilki, Baykuş, Bakire”, hızlı bir açılışla karakterlerini tanıtarak okurunu gizemin içine sokarak başlıyor. Eşinden boşanan Begüm, kızı Ada’yla yeni bir hayata başlamış ve huzurlarını sağlamaya çalışıyorlar. Bu huzuru bozan da Begüm’ün kızının okulunda çalıştığı Kütüphaneye bağışlanan kitap ve dergilerin arasına dalması oluyor. Dergilerin arasına konmuş bir dizi mektup hem Begüm’ü hem de okuru 1954 yılına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Aradaki mektuplarla tamamlanabilecek bir yapboz bulan Begüm, olayın peşine düşerek sır perdesini aralamaya çalışıyor. Aralanan sır perdesinin onu götürdüğü yer ise domino taşı etkisiyle, kendisini, kızını ve kızının okul arkadaşlarını içine alıyor. İçine çekildiği gizemi çözmek isteyen Begüm, iki arkadaşıyla olayları iyice deşerek herkesin hayatının tehlike altında olmasına giden kapıyı da aralamış oluyor.

Daha ilk sayfalarından itibaren okurunu etkisi alarak sürükleyen bir roman “Tilki, Baykuş, Bakire”. Geçmiş ile bugün arasındaki köprüyü kurmakta hayli başarılı. Öz de üçüncü romanı olduğunu gösterir bir ustalıkla işliyor konusunu. Zaten romanı öne çıkaran da bu. Şarkılar ve Giallo sinemasından örneklerle gizemi meraklısı için keyiflendirecek şekilde arttırıyor. Romanın en önemli başarısınıysa spoiler vermeden anlatmak zor. Okurunu şok edecek, belki de iğrendirecek bir konu var bu gizemin sonunda. Düğüm çözüldüğünde yaşananlar da bir korku filminin finalini andırıyor. Bu derece zor bir konuyu tam da tadında işliyor Öz. İstese konuyu daha detaylı işleyebilir, gerilimi ve okurda yaratacağı duyguları arttırabilirmiş. Onun yerine konuyu kıyısından köşesinden işlemeyi ve okurunu çok rahatsız etmemeyi seçmiş. Bu seçim dolayısıyla aslında tahmini hiç de zor olmayan ve daha romanın ortalarında belli olan finale alışa alışa ilerlemiş oluyor okur. Gizemi de aksiyonu da soruları da cevapları da gayet tadında bir roman. Tahmin edilebilir olsa da yazarın yan yollara girişmemesi ve hiçbir şeyi sündürüp, uzatmaması dolayısıyla çok sürükleyici. Bu da başka bir doğru seçim… İstese 400-500 sayfalık tuğlaya da dönüştürebilirmiş romanı Öz. Bir solukta bitmesinin sebebi de bu.

Kolay ve hızlı okunan, sürükleyici bir gerilim romanı arayanlar için biçilmiş kaftan “Tilki, Baykuş, Bakire”. Her karakterine zaman ayıran, kötüsünü iyi işleyen ve nefret ettirecek noktaya getiren bir roman. Bir parça fazlası olduğunu söylemek mümkün… Berk karakteri biraz eğreti duruyor. Yaşını düşününce diyalogları ve bilgisi inandırıcılıktan uzak… Onun dışında eksiği gediği yok. Kökü 1950’lere dayanan bir aile sırrının domino taşı etkisiyle herkesin hayatını tehlikeye atışı soluk soluğa okunmak için bekliyor. Polisiye ve gerilim sevenler ıskalamasın…

“Tilki, Baykuş, Bakire”, Yaprak Öz, Roman, Yitik Ülke Yayınları, Mart 2017, 202 sayfa, 19 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template