♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Fifty Shades of Black : Grinin Geyik Tonları

Küçücük bir yayınevi tarafından basılıp kulaktan kulağa yayılarak dünyayı etkisi altına alan erotik romans “Fifty Shades of Grey”in popülerliği filme dönüşmesini de sağlamıştı. Tarihin en hızlı satan üçlemesi olarak kayıtlara geçen romanların bu başarıyı yakalaması şaşırtıcı... Çok basit bir konusu ve mantığı zorlayan bir işleyişi var ama tam 51 dile çevrilmiş. Bu popülerlikten elbette nasibini alacak ve eleştirilecekti. 2016 yapımı “Fifty Shades of Black” tiye alırken eleştirmeyi de ihmal etmiyor. 

2000 yapımı “Scary Movie”den bu yana türün en üretken ismi haline gelen Marlon Wayans kolları sıvamış ve son olarak “A Haunted House” serisini kotaran ekiple grinin tonlarını siyaha bulamış. Senaryoyu yine Rick Alvarez ile birlikte kotaran Wayans başrolü de üstlenmiş. Yönetmen koltuğunda da değişiklik yok, Michael Tiddes oturuyor. Oyuncu kadrosunda da Wayans’a Kali Hawk, Affion Crockett, Jane Seymour, Andrew Bachelor, Florence Henderson, Jenny Zigrino, Fred Willard ve Mike Epps eşlik ediyor.

Hikaye aynı sadece beyazların yerini siyahlar almış. Zenginimizin adı bu kez Christian Black ve eli uzun bir adam. Tuhaf bir ailenin evlatlık çocuğu... Kızımız Hannah Steale ödev için röportaj yapmak üzere kendisini ziyaret ediyor ve olaylar başlıyor bildiğiniz gibi. Wayans ve ekibi de hiç vakit kaybetmeden komedinin startını veriyor. Hikayeyi ve bir çok sahneyi aynen kullanırken espri konusunda hayli zengin bir menü sunuyor. Cinsel espriler zaten olmazsa olmazları. Irkçı espriler, aşağılamalar, salaklıklar ve durum komedisini de kullanıyor. Çok yaratıcı espriler olduğunu söylemek zor ama en azından sıkılmadan izlenmesini sağlayacak bir ritmle sıralanıyorlar. Abartılı bir kaç sahne dışında esprilerin dozu yerinde. Christian’ın teklifini kabul siyahi kadınların kabul etmediği vurgusu ve kırbaçlama sahnesinin gişe filmlerinde kırbaç yiyen karakterlere gönderme yaparak intikam almaya dönüşmesi en akılda kalan anlar. Hannah’ın “Tüm dediklerine tamam diyeceğim ve ben ne alacağım? Sadece seni mi...” diyerek tepki göstermesi de kitabın mantıksızlıklarına dair yerli yerinde sahneler.

Filmin en önemli eksiğiyse bir türlü kurtulamadıkları skeçler mantığı. Bir kaç filmin karmasından oluşanların bu mantıkta olmasını yadırgamıyoruz artık ama tek bir filme odaklanırken daha makul bir senaryo ve mantıklı bir kurgu bekliyoruz. Birbirinden kopuk sahnelerle kesilip biçilip birleştirilmiş gibi görünen kurgu seyircisini bütünlük duygusundan uzaklaştırıyor. Wayans’ın kendi ırkının bayrağını dikme sevdasının ürünü olarak kendi kültürünü bolca övme fırsatı da filme zarar vermiş. 

Tüm bunların yanında filmin en önemli artısı ciddi bir dille kitabı eleştirmek... Bu anlamda ekibin en dişe dokunur filmi olduğunu söylemek de mümkün. Christian’ın oyun odasında fantezi sırasında gözleri kapalı partnerine kitap okuduğu sahne örneğin. “Yeter!” diyor Hannah, “Su ile boğulma daha iyiydi” diyor, Christian da ekliyor: “Saçmalığın elli tonu. Üçüncü sınıf öğrencisi mi yazmış bunu?” 

Ocak sonunda gösterime giren beş buçuk milyon dolar bütçeli film ilk üç günde bu rakamı çıkararak ekibin yüzünü güldürdü. Şimdilik ülkemizi pas geçmiş gibi görünüyorsa da yaz sezonunda gösterime girmesi şaşırtıcı olmaz. Oscar törenine damga vuran beyaz oscar konusu ve aday filmlerin siyahi oyuncularla çekilmiş skeçleri üstüne aynı mantıkla çekilmiş vasat bir absürt komedi “Fifty Shades of Black”. Çok yaratıcı olmasa da en azından sıkılmadan izlenebiliyor. Gülmekse tamamen izleyicinin düzeyiyle alakalı...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template