♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Momentum : Elmaslar Kadınların En İyi Arkadaşıdır

Marilyn Monroe’nun sesinden ölümsüzleşen şarkı “Diamonds Are a Girl's Best Friend” boşuna değildir. Elmaslar kadınların en iyi arkadaşıdır ve hepsinin hayallerini süsler. Uğruna yaşanacak bir hayat ve verilecek birçok mücadele verilir. Ulaşıldığında da büyük ödüldür. Peki ya iş sadece elmasla kalmazsa? Bir elmas soygunu planlandığı gibi gitmezse neler olur sorusunun cevabını vermeye aday bir aksiyon Momentum.

2015 yapımı Güney Afrika ve Amerika ortak yapımı aksiyon daha çok Olga Kurylenko ve James Purefoy’un varlığıyla dikkat çekiyor. Senaryosunu Adam Marcus ve Debra Sullivan’ın birlikte üçüncü projeleri. 1993 yapımı “Jason Goes to Hell: The Final Friday”in senarist ve yönetmeni olarak ilk adımı atan Marcus, 1999’da “Snow Days” ile romantik komediye geçiş yapmışsa da vasatı aşamamış ama film yeni bir ikiliye ilk adım olmuş. Filmin oyuncularından Debra Sullivan’la ortak ilk senaryoları da bir aksiyon olmuş. 2008 yapımı “Conspiracy” ne kadar vasat olursa olsun çağın getirisi olan korsan mecralar sayesinde izlenen film olmuştu. Beş yıl sonra kendilerini büyük bir filmde bulmuşlar “Texas Chainsaw 3D”nin senarist kadrosunda yer almışlardı. Yeniden aksiyona dönerek kotardıkları Momentum’un yönetmeni de Kamera operatörü olarak birçok önemli yönetmenle çalışan ve ilk denemesine soyunan Stephen S. Campanelli. Kurylenko ve Purefoy’un üzerine kurulu filmde onlara kısacık bir rolle Morgan Freeman eşlik ederken kadroyu da Jenna Saras, Lee-Anne Summers, Sabine Palfi, Karl Thaning ve Aidan Whytock tamamlıyor. Aslında ilk düşünülen isim Vincent Cassel’miş ama yönetmenin fikrini değiştiren “The Following” dizisi olmuş ve rolü Purefoy kapmış. Freeman’ın filmdeki varlığıysa Campanelli’nin Clint Eastwood’un kameranı olmasının getirisi.

Momentum aksiyonu işletmek için hiç vakit kaybetmeyen filmlerden. Önce konuyu yavaş yavaş verelim sonra aksiyonu başlatalım formülüne hiç bulaşmadan heyecanlı bir soygunla yapıyor açılışını. Konuyu da karakterleri de akışına bırakıyor. Zaten elde öyle ahım şahım bir konu yok. Amaç aksiyona vesile olacak bir akış ve tempoyu sürekli yüksek tutmak. Bankadan çalınan sadece açılan bir kasa oluyor ama işler yolunda gitmiyor. Ekip içi tartışma sonunda birinin yüzünü herkes görüyor ve bizde kahramanımızla tanışıyoruz. Kasadan çıkan elmasların yanında ondan çok daha değerli bir şeyin olması da yeni bir aksiyonu doğuruyor. Daha otele varır varmaz gelen Mr. Washington’un peşine düştüğü o değerli şeyin sahibi de bir senatör. Kahramanımız Alexis’in hem kaçması hem de uğruna cinayetler işlenen o diskin içinde ne olduğunu çözmesi de filmin konusunu oluşturuyor.

Konusu çok bildik ve klişelerle bezeli işleyişi de çok tahmin edilebilir filmin en büyük artısı temposunun hiç düşmemesi. Karakter yaratmakla bile uğraşılmamış bir senaryoya sahip. Herkes ya çok kötü ya da çok iyi... O karmaşa da Alexis’in kimliği de anlaşıldıkça seyircinin hayran olunması bekleniyorken kötünün de psikopata bağlaması hesaplanmış. Bu hesapların hiç biri tutmuyorsa da Kurylenko’nun güzelliğinden faydalanmıyor, onu allayıp pullayıp seksi kıyafetlerle obje haline getirmiyor. Aksiyonunun ritmini iyi ayarlayan film, ikili arasında geçen kovalamacayı da bir satranç oyununa benzeterek işletiyor. Bu seçim de onca klişeye rağmen doğru bir seçim. Aynı şeyi oyunculuklar için söylemek zor. Kurylenko çaba gösterse de Purefoy müsamere hissiyatı veren performansı ile yanlış seçim olduğunu göstermekle kalmıyor ikili arasındaki en basit kapışma albenisinin bile doğmasına engel oluyor.

Yaratıcılıktan uzak bir aksiyon denemesi olan Momentum sadece yüksek tempo ile dur durak bilmeden 96 dakikayı su gibi geçiren ama anında unutulan vasat bir film. Boşa geçirecek vakti olanlar ve türün hastaları dışında tatmin edebileceği kimsesi yok.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template