♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

While We're Young : Yeni Çağa Ayak Uydurma Çabaları

İçinizdeki çocukla hangi yaşı devirseniz devirin pek koymaz ama 40’lı yaşlar en ilgincidir. Tam da bu yıl 40 yaşına basmışken daha net görebiliyorum. Bir kaç yıl önce çok yakın gelen doksanlar uzaklaşır, farkına varıldığında üzerinden yirmi yıl geçtiği görülür. Tam da o yıllarda doğmuş olanların artık birey haline geldiklerini görmek de tuhaftır. Dünya artık dün gibi gelen yıllarda gözünü açmış olanlarındır. Günlük hayatın pratiği de giderek yabancılaşır. Her ne kadar “Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. / Dante gibi ortasındayız ömrün.” demişse de şair aslında kırktır yolun yarısı ve büyümenin, olgunlaşmanın son çağrısı olur... Yeni kuşakla aradaki mesafeler de açılmıştır. Noah Baumbach’ın 2014 yapımı filmi “While We're Young” tam da o mesafeye odaklanıyor.

1969 doğumlu yönetmen, 1995’de ilk filmi “Kicking and Screaming” ile girmişti hayatımıza. Komedilerle geçen yılların ardından Wes Anderson’la yaptığı işbirliği 2005 yılına “The Squid and the Whale” ile damga vurmasıyla sonuçlanmıştı. “Margot at the Wedding” ve “Greenberg”le devam etse de başyapıtını 2012’de “Frances Ha” ile verip gönlümüzü de fethetti. İki yıl sonra kuşaklararası yansımalarla dönmüş ve Ben Stiller, Naomi Watts, Adam Driver, Amanda Seyfried ve Charles Grodin’in başını çektiği iyi bir kadro da kurmuş.

Her yeni nesil yeni birer tehdittir eski nesiller için. Bu tehditin en ilginç noktasıysa teknolojik geçişler ve kültür farklarıdır. X nesli ile Z neslinin çakışmasını anlatıyor “While We're Young”. Biri 40’lı yaşlarında diğeri 20’li yaşlarından iki çiftin hikayesi üzerinden anlatıyor. Bulunduğumuz çağın öğretileri ve kavramlara olan bakışlarımızın farklılıklarına odaklanıyor. Çocuk yapma konusunda kafası karışık 40’lılarımız Josh ve Cornelia’nın dostları çocuk sahibi olmuştur ve onlardan uzaklaşmaya başlamışlardır. Tam bu sırada hayatlarına 20’li yaşlarını yaşayan bir çift girer. Jamie ve Darby birer hipster olarak hayat enerjileri, özgürlükleri ve bağımsızlıklarıyla onları fetheder. Genç insanlarla vakit geçirdikçe yenilendiklerini hisseden çiftimiz bir yandan da şaşkınlığa kapılır sürekli. Zamanında yaptıkları ve bugün kıymet vermedikleri her şey gençler için kıymetlidir. Kapıldıkları rüzgara karşı koymadan akışına bırakarak gençleşmeyi denerler... Acaba gençleşecekler midir?

Baumbach’a göre While We’re Young’ın hikâyesi, birbirine geçmiş iki unsurdan ortaya çıkmış: Öncelikle, bulunduğumuz çağın ilişkilerinin, evlilik, dostluk ve kesiştikleri yerlerin, belirli dinamiklerini detaylıca açıklama arzusu, ikincisiyse, kendisinin artık genç sanatçılardan olmadığı gerçeğiyle yüzleşme ihtiyacı ve rahatsız edici bir şekilde oturaklı biri hâline gelmesi. Bir süreliğine ilişki kuran iki farklı çiftle ilgili bir film yazmayı düşündüğünü belirten Baumbach, senaryosunun ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: “Çiftler arasındaki farklı türde enerjiler ve dinamikler ilgimi çekiyor. Yalnızken, eşinizin ya da başkalarının yanında olduğunuzdan daha mı farklısınız? İnsanlara bağlı olarak elbette öylesiniz. Ben de bunu bir filmde ele almak istedim ama bu çiftlerin ortaya çıkmasını sağlayan şu oldu: Hayatımda, artık bulunduğum yerdeki en genç kişinin ben olmadığımı fark ettiğim bir noktaya gelmiştim.” Baumbach yazmaya başladıkça bir şey daha ilgisini çekmiş: İpleri tamamen komedi içgüdülerine bırakmak. Aslında bütün filmleri içten içe hayatın komikliğini irdelese de bu onun, evlilik derinleştikçe rezil durumların yaşandığı ve tek cümlelik esprilerle donatılmış ilk gözlemsel komedisi. Şöyle diyor: “While We’re Young farklı bir tona sahip. Stüdyoların eskiden, ben küçükken çektiği türde bir yetişkin komedisi çekmeyi uzun zamandır istiyordum. Jim Brooks, Mike Nichols, Sydney Pollack ya da Woody Allen’ın 80’lerde çektiği türden, sofistike olan ama güncelliğinden de bir şey kaybetmeyen komediler.” Tüm bunlar, ihtimal dışı yoldaşlar, en tuhaf dörtlü hâline gelen iki New Yorklu çiftin yaratılması sırasında harmanlandı. Josh ve Cornelia 40’lı yaşlarında ve onlara göre mantıklı olan “çocuk yapmama” kararlarıyla cebelleşiyorlar. Bu esnada Josh da 10 yıldır yapmakta olduğu 6 saatlik belgeseli üstünde çalışmaktadır. Durumları gayet iyidir ama “gayet iyi”, bu önemli anda bulunmak istedikleri yer değil pek. Yeni arkadaşlarıysa, 20’li yaşlarında, Jamie ve Darby adında, kendi evlerinde takılan, kendi imalatları dondurmaları yapan, plak ve daktilolarının tadını çıkaran, görünürde retro, post-dijital bir yaşam tarzı sürdüren hipster bir çifttir. Bu çift önceden tahmin edilemeyen anlık hareketlerin özünü oluşturur ve bambaşka kültürel ve ahlaki kurallara göre hareket ederler. Baumbach’ın karakterleri teknolojinin emsali görülmemiş hızı ve teknolojinin sosyal hayat üstündeki etkisinden ortaya çıkıyor: Kendisi şöyle diyor: “Her nesil yaşlandığı gerçeğiyle yüzleşmeli. Hepimiz gençlere bakıp ‘biz çok daha iyiydik’ ya da tam tersini “onlar bizden çok daha iyi” dediğimiz noktaya geliyoruz. Baumbach, yaşı daha geçkin bir neslin en yeni teknolojik aletlere ayak uydurmak için normalden fazla çalıştığı, daha genç neslinse mobilyalarını elle yapıp, evde yumurtlayan tavuk beslediği bir dünyanın alaycılığıyla oynuyor.

Baumbach iki kuşağı bir araya getirerek aradaki farkları işliyor ve eskinin yeniye ayak uydurmak yerine kabullenmeme hallerini zekice resmediyor. 40’lı yaşlar için tam bir ayna olmuş ve “Bize ne oldu böyle?” sorusunu bolca sorduruyor. Detaylara gösterdiği özenle de sürekli filmin içinde tutuyor izleyicisini. Bir yanda pratikliğine aldanarak ipad ve netflix kullananlar, diğer yanda vhs video kasetler ve plaklar... 40’lı yaşların hayat döngüsü içinde kendine zaman bile ayıramayacak hale geldiğini resmediyor Baumbach. Bir yanda Josh’ın yıllardır bitmeyen filmi, diğer yanda Jamie’nin hızla biten filmi. Ve elbette etik sorunlar, tercihler... Gençler için aynı anlamı taşımayabilir belki durağan bile gelebilir ama kuşaklar arasındaki farkları harika işliyor yönetmen. Bir türlü yeniyi kabullenmeme halini keyifli bir komediye dönüştürüyor. İkinci yarıdaki dedektiflik haliyle her şeyi çözme halleriyle de bu komediyi destekliyor.

Filmin başındaki Henrik Ibsen'ın “The Master Builder”den alıntılar en iyi özet aslında. Eleştirel rasyonalizm edebiyat anlayışının tiyatrodaki öncüsü İbsen’in 1892’de yazdığı oyun bizde de “Yapı Ustası Solness” adıyla bilinen oyunu sembolizmin ilk örneklerinden biri sayılıyor. Yaratıcılığını yitiren ve kendini yenileyemedikçe çağ dışı kalan Solness’in dramı, genç kuşakları gördükçe duyduğu paniğini anlatıyor. Her şeyin dijitalleştiği günlerde eski kuşakların yeniye ayak uydurma zorunluluğu giderek büyüyor. Artık her şeyi cep telefonuna sığdırdığını düşünen insan da pratikleşiyor elbet ama sıradanlaşıyor ve sığ birer birey haline de geliyor aynı zamanda.

Kuşaklar arasındaki farkı işleyen çok keyifli bir film “While We're Young”... İyi yazılmış, iyi yönetilmiş ve oynanmış. Harika finaliyle bir sonraki kuşağa da pas atmayı ihmal etmiyor ve uyarıyor; çağa ayak uyduracağım derken komik hallere düşmeyin!


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template