♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Redeemer : Bağışlanma İhtiyacı

Seksenli yılların aksiyon yıldızları halen film çevirmeye devam ederken en büyük açık yenilerinin yerlerini alamaması. Bu açığı kapatmak için lanse edilen isimlerin uluslararası star haline gelememesiyle oluşan krizi gidermek için yapılan filmlerin şimdilik sonuncusu Şili’den gelmiş: Marko Zaror... Dövüş sanatları ustası olarak lanse edilen Zaror, Amerikan ortaklığı “Redeemer” ile uyuşturucu karteline savaş açarak yıldızını parlatmaya çalışıyor.

Öyle ahım şahım olmasa da senaryo beş kişilik bir grupça üretilmiş. Gina Aguad, Sanz Andrea, Diego Ayala ve Guillermo Prieto ilk senaryolarına imza atarken, beşinci isim aynı zamanda yönetmen koltuğunda da oturan Ernesto Díaz Espinoza... 2006’da ilk uzun metrajı “Kiltro” ile aksiyon ve komediyi harmanlayarak türün fanatiklerince internet aleminde dikkat çeken Espinoza, bu ilgiyi “Mirageman” ve “Mandrill” ile karşılıksız bırakmayınca 2012’de korku kolektifi “The ABCs of Death”e kapağı da atmıştı. Aynı yıl kadın kahramanının eline silah tutuşturarak “Tráiganme la cabeza de la mujer metralleta”ya imza atarken seksi bir eğlence sunmuştu. Espinoza bu kez daha ciddi takılmak ve karizmanın şovun parlatıcısı olmak üzere oturmuş yönetmen koltuğuna. 1998’de başladığı macerada dönüm noktasını 2010 yılında “Undisputed III: Redemption” ile yaşayan Marko Zaror, üç yıl sonra “Machete Kills” sayesinde iyice tanınır hale gelmişti. Üzerine kurulu filmle tüm becerilerini sergileyerek adını sağlamlaştırma planında eksiklerini tamamlamak da yer alıyor. Daha karizmatik görünmeli, dramatik sahnelerde daha iyi oyun vermek, olası gönül ilişkisinde karşı cinsle uyum bu menünün parçası. Noah Segan, Loreto Aravena, José Luís Mósca, Smirnow Boris, Otilio Castro, Mauricio Diocares ve Nuñez Nelson bu menüde Zaror’a yardım eden oyuncu kadrosunu oluşturuyor.

Redeemer, Pardo’nun hikayesi... Kendini affedemediği bir olay yüzünden dine kafayı takmış ve ritüllerle öldürdükçe günahını hafifletmeye çalışan bir adam. Vücudundaki dövmeler, dini motiflerden oluşan takıları ve sürekli kilise ziyaretleri sebebiyle adı mesih olarak anılan bir adam. Bir yandan geçmişi kesik kesik hatırlarken puzzle sunan film diğer yandan zincirleme bir olayla çabucak uyuşturucu karteline karşı durmasını sağlayarak aksiyonu hazırlıyor ve akıp gidiyor.

En başta belirtelim saf bir dövüş filmi... Kötüler çok kötü, iyiler zayıf, gariban ve çaresiz... Aksiyonu başlattığında dur durak bilmeden akıyor ve kendini izletebiliyor. Espinoza’nın tüm derdi Zaror’u parlatmak ve piyasaya yeni yıldız adayı olarak lanse etme tercihi filmin önündeki tek büyük engel. Hikayesini düz bir anlatım yerine karışık kurgu ile anlatma yanlışı zaten basit öykünün önemini de yitirmesini sağlıyor. Pardo’nun neden bu hale geldiğini anlamamız da şart değil. Zaten yeterince etkili bir kaçık portresi varken sebepleri anlatmak hayli gereksiz olmuş. Eline silah aldığında attığını vuran, yakın dövüş söz konusu olduğunda da darbe almadan herkesi deviren bir adam Pardo. Kötüler de saf kötü olunca seyircinin de arkasından iteceği, destek olacağı ve her galibiyetine alkış tutacağı bir adam. 

Renk paleti ve müzikleri de gayet iyi olan filmin en büyük problemi klip estetiğine göz kırparak sürekli açı değiştirmesi. Tam da dövüş sahnelerinden ortaya çıkan bu peş peşe açı ve sahne değişimleri neredeyse bıktırıcı düzeyde. Tek kameranın takibiyle dövüş daha akıcı olabilecekken, farklı kamera açıları ve yüzlere yakın planlarla dövüş sahneleri sürekli bölük pörçük ve akıcılıktan çok uzak. Olmazsa olmaz ağır çekim hareketleri de ekleyince ortaya tuhaf bir bileşim çıkıyor ve bir türlü dövüşün tadı çıkmıyor. Espinoza’nın giriştiği stil denemeleri pahalıya patlıyor. 

Türün hayranlarına Marko Zaror’u lanse eden Şili Amerika ortak yapımı “Redeem”, eksikleri ve fazlalıklarına rağmen saf dövüş filmi arayanları tatmin edebilecek 88 dakika sunuyor...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template