♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Lila & Eve : Bilgelik Yolunda

Çocuğunu kaybetmek ne kadar büyük acıysa, polisin olayı önemsemeyip katilleri aramaya hiç niyetlenmemesi daha büyük bir acıdır. Zaten ölümü kabullenemeyen ebeveyn sorumlular bulunmadıkça yaşama bile zor tutunur hale gelir. Tanrıya sığınıp dualar etmek de pek kar etmeyince intikam için hareket geçme ihtimali belirir. Bu ihtimali yüksek sesle dillendirmekle kalmayan gerçekleştirmek üzere harekete geçen bir kadının öyküsü “Lila & Eve”, 2015 yapımı Amerikan işi oyuncu kadrosuyla dikkati çekenlerden…

Bir ilk film “Lila & Eve”, Pat Gilfillan’ın ilk senaryosu… Yönetmen koltuğundaysa siyahilerin ağırlıklı olduğu filmlerle Charles Stone III oturuyor. 2002’de spor filmi “Drumline” ve suç aksiyonu “Paid in Full” ile iki filmle başlangıç yapan yönetmen iki yıl sonra “Mr 3000” sayesinde adını duyurmuş ve sevilen isimlerden biri olmuştu. 11 yıl sonra setlere dönen yönetmen iki önemli oyuncu ile çalışma fırsatı bulmuş. Filmin bu kadar ilgi çekmesini de sağlayan Viola Davis ve Jennifer Lopez’e Shea Whigham, Julius Tennon, Lisa Maffia, Chris Chalk, Andre Royo ve Yolonda Ross eşlik ediyor.

İyi bir kurguyla açılışını yapan film oğlunu kaybetmiş Lila’nın çaresizliğiyle yapıyor açılışını… Kaybının acısını atlatamamış çareyi tanrıya yakarmakta ve ilaçlara sığınmakta bulmuş gibi görünüyor ama pek faydası olmamış. İki oğullu dul anne kapatmış kendini odaya, kalan oğluna ilgisini de yitirmiş… Polisin olayı araştırmamasından ve katili bulmak için hiç çaba göstermemesinden de dertli. Tek rahatladığı yer, onun gibi çocuklarını kaybetmiş kadınlardan oluşan destek grubu… Orada tanıştığı Eve ile araştırmaya girişiyor… Oğul Stephon’un öldürüldüğü yerin tam da uyuşturucu çetesinin satış köşelerinden biri olmasıyla araştırma belalı ve el tetikte olmak gerek…

Kişisel intikam filmlerinin tüm şablonunu kullanan film klişeleri de kullanan bir işleyişe sahip. Öncüllerinden tek farkı silaha sarılanın iki kadın olması ve ağır bir kasvet havası… Lila’nın çaresizliğini vurgulamak için tamamen karanlığa boğulmuş görüntüler kullanan Wyatt Garfield iyi iş çıkarmış. Davis de iyi kurulan atmosfere performansıyla çok iyi katkı vermiş. Lakin filmin bir iki dua ve yakarışla çeşitlendirmeye çalıştığı zayıf senaryosu sözde sürpriz finale bel bağlamış. Spoiler vermeyeyim ama Eve’in filme herhangi bir katkısı olmadığı gibi fazlalık aynı zamanda. Lila intikamına tek başına girişebilir ve öldürdükçe karakterindeki değişimleri hep birlikte fark edebilirdik. Onun yerine gereksiz bir ekip çalışmasına girişmeyi tercih etmek ve hikayenin sonunda izleyiciyi şaşırtmayı planlamak ters tepmiş. Yan hikayeleri ve detayları da hiç kullanamayınca dağılıp ikinci yarıda iyice tuhaflaşıyor. “Bir oda dolusu yaslı anne” diye tanımladığı destek grubunu ve polisleri olay örgüsüne dahil etmekte zorlanırken üstüne bir de Lila’ya ilgili bir erkeğin çıkmasıyla dağılan senaryo intikam öyküsüne yeterince odaklanamıyor böylece… Seyirci olarak bir türlü bize geçmiyor Lila’nın hırsı. Tetiği çekip çekmemesini hiç önemsemez hale geliyoruz. Davis’in tüm çabasına rağmen seyircisine hiçbir şey hissettirmeyi başaramayan film sıkıcı ve kasvetli halde ilerliyor finaline…

Prömiyerini Ocak ayında Sundance Film Festival’inde yapan film gösterime girebilmek için Temmuz ayına dek beklemişse de sadece bir iki salon bulabilmiş kendisine. Haliyle yaşanan hüsrandan sonra internet üzerinden seyircisine kavuşmuş ama kimseyi memnun edebilmiş de değil. Dini bütün kadının silaha sarılarak oğlunun intikamını aramaya öyküsü iyi oyuncularına rağmen etkisiz bir klişe olarak uzak durulması gereken 94 dakikalık bir işkence… 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template