♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Survivor : Her Saldırıda Bir Kahraman

11 Eylül saldırısını milad olarak kabul eden Amerikan sineması yeni olası tehdit bulmanın sevinciyle izleyicisini diken üstünde tutmayı seviyor ve her yıl filmlerle tehditleri son nefeste kurtaran aksiyonları önümüze yığmaya devam ediyor. “Olympus Has Fallen” ile Beyaz Sarayı harabeye çevirecek kadar gözlerini karartmış olan yapımcıların şimdilik son numarası yine olası bir tehdit... 2015 yapımı Amerikan işi “Survivor”, yılbaşında ünlü Times meydanında toplanmış yaklaşık bir milyon kişiyi etkileyecek bir saldırıyı önlemeye çalışıyor...

Her saldırı için bir kahraman yaratmaya çalışan zihniyetin ürünü olan filmin künyesi daha kağıt üstünde bizi neyin beklediğini gösteriyor ve izlerken de akla gelenlerle sağlamasını yapmanız mümkün. Senaryoyu Philip Shelby kotarırken James McTeigue de yönetmen koltuğunda... Birçok uluslararası çoksatar romana imza atmış Phillip Shelby sattığı projelerden sonra ilk kez bir senaryo yazmış. Kariyerine yönetmen yardımcılığı yaparak başlayan McTeigue, Matrix sonrası Wachowski kardeşlerin desteğiyle ilk filmine 2005’de imza atmış ve “V for Vendetta” ile rüya gibi bir başlangıç yapmıştı. Sonrasını ise bir türlü getiremedi. Önce “The Invasion”ı yarım bıraktı sonra “Ninja Assassin” ve “The Raven” ile iyi filmlerin kıyısından dönerek o ilk filmin gölgesinde kalan isimlerden biri oldu. McTeigue beşinci filminde sipariş isim olmaya kadar düşmüş. İlk kez içi boş ve sıradan bir filme adını yazdırmış oluyor. Oyuncu kadrosunda da benzer bir durum mevcut. Benzer rolleri bolca oynamış Milla Jovovich, Bond sonrasını bir kaç sürüm öncesi rollerle geçiren Pierce Brosnan başrolleri paylaşırken onlara Dylan McDermott, Angela Bassett, Robert Forster ve James D'Arcy eşlik ediyor.

Önce bir Amerikan askerinin Afganistan topraklarında başına gelenlerle açılan film sonra Londra’ya konuşlanıyor. ABD Büyükelçiliğindeyiz... Yeni güvenlik subayı Kate Abott ile tanışıyoruz... Olası terör saldırılarını önlemek üzere daha sıkı taramalardan geçirilen vize başvuruları sırasında bir isim üzerinde odaklanıyor Kate... Bir doktora vize vermeyi daha fazla araştırma yapmak üzere geciktirince işler karışıyor. Doğru içgüdüyle hareket ettiğinin sağlamasını da kılpayı kurtulduğu bombalı saldırıyla görmüş oluyor. Peşinden bütün klişeler geliyor. O bildik yanlış anlamalar, katil damgası yiyererek aranma halleri, İngilizlerinde kovalamacaya katılması derken saldırıya inanan kimse olmayınca iş başa düşüyor. Bu kadarla kalsa iyi... Bir de “saatçi” adlı suikastçı düşüyor peşine... Böyle macera başlıyor...

Çoksatar romanlar yazmış bir yazarın senaryo yazması kadar doğal bir şey olmaz ama Shelby o kadar toy ki her şeyi anlaşılma kaygısıyla kurmuş. Karakterlerle tanışma sahnelerinin figüran oyuncularla sesli olarak yapılmasından katille tanışma sahnesine ilk yarım saat temel sinema bilgisinden yoksun bir beceriksizliğin ürünü. Sahne kurarak anlatmak yerine bir tür tv’de açıköğretim dersi vermeyi seçmiş Shelby. Sadece bununla kalsa iyi, ortada bir senaryo olduğunu söylemek de zor. Mantıkla alakası olmayan olaylar dizisi birbirini kovalarken kopukluk da aynı oranda ilerliyor. Karakterlerin yaratımında da mantıksızlık had safhada ve inandırıcılıktan çok uzak... McTeigue elinden geleni yaparak tempoyu yönetmeye ve atmosferi korumaya çalışsa da sürekli bir gösteriş haliyle ilerleyince ilk yarısı bitmeden sıkıntı dakikaları başlıyor. Türün gerektirdiği hiçbir şeyi yerine getiremeyen film klişelerle ilerleyerek beklenen kahramanını yaratmak üzere finaline yürüyor.  

“11 Eylül'den bu yana, Amerikan kolluk kuvvetleri sadece New York Şehri'nde 53 terörist saldırısının önüne geçmiştir.” notuyla kapanışını yapan “Survivor”, kötü adamlarının Avrupalı olduğu büyük bölümünün de Amerika dışında geçtiği sıradan bir aksiyon. Öyle ya, Amerika çok iyi korunuyor ve kötü adamlar ancak başka kıtalarda kurulan kumpaslar ve tehditlerle adım atabilir ülkeye... Bir vize başvurusunu incelemekten bir milyon insanı kurtaran kahramana dönüşmek mümkün ne de olsa! 

20 milyon dolar bütçeli film tüm gösterişçi milliyetçiliğine rağmen seyirciden beklediği ilgiyi göremedi ve ancak sınırlı sayıda sinema salonunda gösterim şansı bulabildi. Bir iki Avrupa ülkesiyle üçüncü dünya ülkeleri dışında dünyada da işler iyi gitmiyor. Bizde de “Ölümcül Takip” adıyla vizyonda olmasını aksiyon sevgisine ve yaz dönemine bağlamak mümkün. 

Yaratıcılık yoksunu berbat senaryosuyla klişelerin peşinden giderek kahraman yaratmaya çalışan “Survivor” vasat aksiyon olmayı bile beceremeyen bitmek bilmez bir 96 dakika sunuyor... Bu kadar kötü bir filmi ev sineması yerine vizyonda görmekse mide bulandırıyor...


Share this:

1 yorum :

  1. Ben hayret ediyorum ama bu tarz film seven insan da çok.

    YanıtlaSil

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template