♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

San Andreas : Faydır Kırılır, Bayraktır Dikilir

Beyazperdede kıyamet koparıp yıkım ve kaos dalgasını yaymayı seven yapımcılar tarihin gelmiş geçmiş en büyük çaplı depremini hayal ediyor: Bir barajın yakınlarında, daha önce fark edilmemiş bir fay hattı boyunca meydana gelen sismik hareketler, sınırı aşarak California’nın kötü şöhretli San Andreas Fayı’nı tetikleyince, Los Angeles’ın tamamını sallayan dev bir deprem... Şok dalgaları fay hattı boyunca ilerleyince de bu yıkımın ortasında kaçışan insanlarla dolu San Fransisco… 2015 yapımı “San Andreas”, depremin yarattığı kabusu hayatta kalma mücadelesiyle işlemek üzere vizyonda.

San Andreas Fayı”nın fikir babası yapımcı Beau Flynn, uzun zamandır klasik felaket filmlerinin hayranıymış ve foto gerçekçi görünler yaratmak için türü bugünün üç boyutlu olanaklarına ve son teknolojisine taşıma isteğiyle yola çıkmış. Kendi ifadesiyle, “Bu filmin bende böylesine bir etki yaratmasının nedeni, Los Angeles’a taşınmamdan üç hafta sonra yaşadığım Northridge depremiydi. Daha önce hiç sarsıntı yaşamamıştım. Böylesine büyük bir depreme maruz kalmak dehşet vericiydi, sarsıcıydı. Kendinizi küçük ve alçak gönüllü hissetmenize yol açıyor. Miami’de, yani San Fransisco’dan 4.500 km uzakta büyümüş olsam da, San Andreas Fayı her zaman çok ilgimi çekmişti. Sanırım bu, insanların bilerek ya da bilmeyerek, hep farkında oldukları bir şey. Genel geçer bir şey.” 

Filmdeki her şey gerçekliğe dayanmıyorsa da yapımcılar bir açıklamayı baz almış ve izleyiciyi diken üstünde tutmak için sinematik çıtayı yükseltmek için bunu kullandıklarını belirtiyorlar. Mart 2015’te, ABD Jeoloji Araştırma Kurumu California’nın önümüzdeki 30 yılda 8 ve üstü şiddette bir sismik olay yaşama olasılığının; ve zincir halkaları gibi çoklu fay kırılması ihtimalinin arttığı tahmininde bulundu. Dikkatler uzun zamandır San Andreas’a yoğunlaşmış olmakla birlikte, düzenli bir şekilde basınç biriktiren başkaları da var. Bunlar arasında, Orange County’den Los Angeles merkezine kadar uzanan Puente Hills Fayı ve Kuzey California’dan Vancouver Adası’na uzanan, kıyı şeridinde tsunamiler yaratma potansiyeline sahip deniz altı Cascadia Dalma-Batma Bölgesi bulunuyor. Son dönemde Nevada, Virginia, Oklahoma, Missouri ve ülke çapında daha önce tespit edilmemiş sıcak noktalarda sarsıntılar tespit edildi ki bu tüm dünyada da geçerli bir durum. ABD Jeoloji Araştırma Kurumu’nun tahminlerine göre, her yıl dünyada yaklaşık 500.000 sarsıntı tespit ediliyor; bunlardan 100.000’i hissedilebiliyor, 100 kadarı da hasara yol açıyor.

“2008’de çektiğimiz “Journey to the Center of the Earth”den bu yana 3D teknolojisinin büyük bir fanatiğiyim. Sürekli olarak ileriye doğru aşama kaydediyor, özellikle de dönüştürme alanında. ‘San Andreas Fayı’nda, 3D ilk deprem afeti filmini yapmak istedik; ve birer sinemacı olarak, izleyiciler için sinema deneyimini güzelleştirmek bizim yükümlülüğümüz.” diyen Flynn, “Vice” ve “The Prince” ile tanıdığımız Jeremy Passmore ve Andre Fabrizio’nun geliştirdikleri konuyu Carlton Cuse’a emanet etmiş. “Lost”un senaryo ekibinde yer alan, “Bates Motel” ve “The Returned” ile tv dünyasının önemli isimlerinden biri haline gelen Cuse “Bütün korkularımı alıp onları senaryoya aktardım” demiş ve eklemiş: “Brad’in her sekansı çok yüksek bir düzeyde hayata geçireceğini zaten biliyordum. Ama o, beklentilerimin üstüne çıktı.” Yönetmen koltuğunda kısa filmlerle başlayan kariyerini aile filmleriyle sürdüren Brad Peyton oturuyor. İlk uzun metraj sınavını 2010’da “Cats & Dogs: The Revenge of Kitty Galore” ile veren Peyton, iki yıl sonra yine 3 boyutlu bir filmle “Journey 2: The Mysterious Island” devam edip Flynn’i tatmin edince filme fikir aşamasından itibaren dahil olmuş. Dwayne Johnson, Alexandra Daddario, Carla Gugino, Ioan Gruffudd, Archie Panjabi, Hugo Johnstone-Burt ve Paul Giamatti oyuncu kadrosunun başını çeken isimler. Bir sezon boyunca “Forever”da ölümsüz birini oynayan Gruffudd’u tezatı bir durumda görmek hayli ilginçken Kylie Minogue da kısacık rolüyle renk katıyor. Daddario da güzelliğiyle filmi izlenir kılanların başında geliyor.

“San Andreas” fikir babası Flynn ne dediyse tam da öyle. Basit bir formülle yıkımı gösterip en temel dürtüleri ortaya çıkarıp kahramanlarının peşinden giderek heyecan yaratmaya çalışıyor. Temel yanlışları da burada başlıyor. Bildiğimiz tiplemelerle en temel klişelerden faydalanmak çok sırıtıyor ve filme absürtlük olarak yansıyarak inandırıcılığı zedeliyor. Zaten işi insanları kurtarmak olan bir adamın kızı ve karısını kurtarmasının özel bir yanı yok. Bir de boşanmanın eşiğinde olmaları ve bu safhaya kızlarının ölümüyle gelmeleri gibi her kıyamet filminin olmazsa olmazı tabloyu kullanma tercihi çok da yerinde değil. İş doğa anayla mücadele etmeye geldiğinde bu tür saçmalıklara ve aile bağlarına çok da gerek yok ama illa kullanılacaksa biraz daha derinleşmesi ya da samimi görünmesi gerekiyor. Olmadık yerde “biz nasıl oldu da parçalandık” sorgulamasına girmenin saçmalığı çok net görünüyor. Filme herhangi bir etkisi olmayan bu parçalanmış aile tablosu ilk sahnesinden itibaren tahmin edilebilir bir sonun bizi beklediğinin de habercisi. Daha iyi bir senaryoyu hak ediyorduk kısacası ama bunun dışında bir sorun yok. 

Aksiyon konusunda Peyton iyi iş çıkarmış ve 3D’yi iyi kullanarak tüm nimetlerinden faydalanmış. Daha açılış sahnesinden itibaren kontrolü eline alıyor ve sonuna dek bırakmayarak keyifli bir aksiyon yaratmış. Özellikle tsunami sahnesi gibi birkaç sahnede müziği de kullanarak görsel olarak müthiş bir seyirlik yaratmış. Tempoyu da iyi ayarlamış ve sonuna dek sıkılmadan izlenebilir bir film çıkmış ortaya. Tipik Amerikan dokunuşları, nabza şerbet diyaloglar, sarılan yaşlı çiftler ve “yeniden inşa edeceğiz” sloganı dışında beklentileri karşılıyor. Finalde zaten bayrak dalgalanıyorken bir tane daha asıp dalgalandırmak gibi işin bokunu çıkarmaktan da hiç çekinmiyor.

Ne kadar bütçesi var bilmiyorum ama daha açılış haftasında 100 milyon doları gişeden toplayarak yapımcıların yüzünü de güldürmüş durumda. Kötü senaryosuna kimsenin kafayı taktığı da yok, izleyenler de gayet memnun. Benzeri felaket filmleri arasında önemli bir yere sahip olamayacak ama görsel açıdan tadı sinemada çıkarılan bir yapım “San Andreas”, tatmin eden bir seyirlik… Son sözü filmi özetleyen Dwayne Johnson’a bırakmak en iyisi: “Aksiyon, sevgi, dram ve kahramanlar var. Ve, insanoğlunun en dişli düşmanı: Doğa Ana”


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template