♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Deniz Seviyesi : Ateşe Atlamak

Sevmek, tutulmaktır... Tutulmak, tutuşmak... Onun için her şeyi yapmayı göze almak, tüm sınırları kaldırmak da gelir peşinden... Bir ateşin içine atlamaktır, gözü kapalı... Her sevgi biter elbet, daha büyük bir yangın başlar ve bir türlü sönmez o yangın... Bir türlü unutamamak körükler o yangını, hele bir de onun olduğu yere geri dönmek... Ateşe atlamak gibidir, panik içinde yanacağını bile bile yeniden ateşe atlamak... Altın Koza’ya damgasını vurarak beklentileri arttıran “Deniz Seviyesi”, o ateşin başında kıvranan üçlünün öyküsünü anlatmak üzere vizyonda...

Deniz Seviyesi, bir ilk film... Sinema üzerine eğitim almış ve kısa filmler çekmiş bir ikiliyle tanıştırıyor bizleri: Esra Saydam ve Nisan Dağ... Damla Sönmez, Ahmet Rıfat Şungar, Jacob Fishel, Elif Ürse, Hakan Karsak, Sanem Öge, Ayça Yağcıoğlu ve Özüm Ersoy da oyuncu kadrosunun başını çekenler... İstanbul Film Festivali’nde görücüye çıkan film hiç etki yaratmamış ama sürpriz şekilde Altın Koza’da adeta ödüle boğulmuştu... En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Damla Sönmez), En İyi Erkek Oyuncu (Ahmet Rıfat Şungar), En İyi Görüntü Yönetmeni (John Wakayama Carey), En İyi Kurgu (Özcan Vardar) ve En İyi Müzik (Kyle Woodworth) ödülleri az buz iş değil... Yeri gelmişken resmi özeti de çıkaralım aradan; Damla, senelerdir New York’ta yaşayan başarılı bir iş kadınıdır. Onu seven Amerikalı kocası ve karnındaki 6 aylık bebeğine rağmen Damla mutsuzdur, aklı hala geçmiştedir ve anne olmaya hazır değildir. Çocukluğunu geçirdiği yazlık evi kuzeninin satacağını öğrenince, Damla kocasıyla beraber Ayvalık’a gider. Damla’nın kendisi ve geçmişi ile barışabilmesi için, yıllar önce orada bıraktığı Burak’a ondan senelerce sakladığı sırrını anlatması gerekir.

Çok klişe, hatta arabesk bir konuyu işliyor “Deniz Seviyesi”... Sayısız örneğini izlediğimiz, o meşhur eski sevgilinin yanına dönme öyküsü... Saklanan sırrın ortaya çıkışı ve bunun etkileri... Özünde ne oluyor diye anlatsak, saniyesinde kaçacağınız bir öykü... Böyle bir öyküyü izletmek ancak iyi yönetmenlikle mümkün... Saydam ve Dağ, filmin kontrolünü hep ellerinde tutmuş ve dağılmamışlar... İlk tercihleri de, kadının gözünden anlatmak olmuş... Damla ve Burak arasında geçenleri, Damla’nın üzerinden izliyoruz... Kolaya da kaçmamışlar, bildik bir öykü anlatıyor olsalar bile seyirciyi olayın içinde tutacak dokunuşlarla seviyeyi tutturmuşlar... Zaten filmin tüm numarası da, o seviyenin içinde kalmayı başarması...

İkilinin ilk karşılaşma anları, yavaş yavaş gerilimi arttırarak kalabalığın içinde kaybolmaları ya da afişe de yansıyan o denizdeki kucaklaşma anı gibi sahneleri daha uzatabilir, sündürebilir ya da seyircinin nabzına şerbet vererek işi ağdalı aşk filmine çevirebilirlerdi... Başka bir yönetmenin ellerinde mendil ıslatan bir filme dönüşebilirdi Deniz Seviyesi... Konu türk filmi olunca, filmi yönetmek üzere işe girişen yönetmenlerin, ipin ucunu kaçırıp senaryo ve seyirci beklentisi tarafından yönetildiğine sıkça şahit olduk... Yine öyle olabilirdi... Futbol maçı sahnesindeki takışma örneğin, istense parlatılabilirdi... Baştan sona kadar aksamayan bu tutarlılık, bir ilk film için çok çok iyi... Sönmez ve Şungar’ın performansları da gayet iyi, kimyaları da tutuyor... Müzikleri de çok iyi ama sesleri sorunlu... Gereksiz detay sesler yüzünden bazı diyaloglar duyulmuyor ve oyuncuların vurgulamalarından da kaybettiriyor...

Gelelim filmin eksiklerine... Klişe öykü demiştik, ortada bir sır var demiştik... Sır demesek daha iyi, lakin çok basit ve tahmin edilebilir bir olay bu... Kaçınılmaz olarak, çok etkisiz ve filme hiçbir katkısı olamıyor... En azından gerilimin yeniden yükselmesini sağlayabilirdi... Ki gerilim de bir yere kadar sürüyor, ortalardan itibaren yavaş yavaş azalıp finalde iyice kayboluyor... Filmin seyirciye etkisi de o gerilimle paralel olarak düşüyor haliyle... 

Adı üstünde; derinleşemeyen, tatmin etmeyen, bir numarası olmayan ve filmde anlatılan öyküdeki gibi panik halinde ateşe atlama hali “Deniz Seviyesi”... Yanan yok, yanacağını düşünerek kıvrananlar var... Ve bu durum, Saydam ile Dağ'ın tercihleri... Sebep-sonuç ilişkisinden bir şey beklemiyor, bu tür beslenmeleri kullanmıyor ve sadece hikayesini anlatıyor... Ödülleri toplayacak kadar iyi bir film mi, hayır... Ama yönetmenlerinde gelecek var...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template