♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Pretorical: “Gezi Olayları Bizim İçin Dönüm Noktası Oldu”

“Arşivini seven gelsin” mottosuyla 6 Haziran’da ilkini gerçekleştirdiğimiz ve büyük ilgiyle karşılanan “Takas Pazarı”na, özel olarak hazırladıkları promo cd’yle katılarak gönüllerimizi fetheden trash metal grubu Pretorical ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik... Gruptan Mustafa Aypolat ile Günebakan Production’dan Semih Şimşek arasındaki sohbet, müzikle başlıyor ve ülke gündemiyle yoğruluyor...

Teknoloji insanın hayatını kolaylaştırdığı gibi bazen de keyifli bir hale getirmekte. Örneğin bu röportajı yaparken olduğu gibi yattığınız yerden akıllı telefonuz ile facebook üzerinden röportaj yapabilirsiniz. Gezi olayları sırasında ‘’Resistance Begins’’ klibiyle dikkatleri çeken Pretorical röportajını yaparken çok keyif aldım umarım sizde okurken keyif alırsınız.

Bana kısaca Pretorical’ın kuruluşundan bahseder misin?
Pretorical, 2012 yılında Onuralp MEHMET ve Raffi ETYEMEZ tarafından kuruldu. Klasik kadro toplama çalışmaları, farklı alternatifler müzisyenler derken, Ferhat KONAŞ gitarda, basta ben Mustafa AYPOLAT ve davulda Fırat YEŞİLÇAY ile kadro tamamlandı.

Her grup gibi cover yaparak başladık. Birçok thrash-death klasikleri çaldık. 2013 Mayıs’a kadar böyle devam etti. Gezi olayları, grubumuz için dönüm noktası oldu. Cover yapmayı askıya aldık ve tamamen bestelere yoğunlaştık. Bu dönemde Raffi ETYEMEZ gruptan ayrıldı ve tek gitar devam kararı aldık.

Olayların patlak vermesi ile haftada altı gün Taksim, bir gün Kabataş’taki stüdyoda olmak üzere her gün görüşür olduk. Birden herkes elinde materyaller ile gelmeye başladı. Yaşadığımız süreç, grubun yaratıcılığını tetikledi. 

Benim de dikkatimi çeken bu oldu. Şunu soracaktım; eğer Gezi olayı olmasaydı grup devam eder miydi? Daha doğrusu, çalışmaları bu kadar yoğun olur muydu?
Grup devam ederdi ama beste çalışmalarına girmemiz biraz daha zaman alırdı. 

Peki, Gezi sonrasını nasıl buluyorsun?
Süreç olarak dersen, Gezi bir halk devrimiydi ve halen devam ediyor. Bu bir uyanış, silkinmeydi. Artık biliyoruz ki, bu gençler gerektiğinde bir olmayı ve hakkını aramayı biliyor. Mesele gerçekten bir ağaç değildi. Mesele geleceğimiz, çocuklarımız ve onların çocuklarıydı. Şu anki düzende hükümet için Gezi ciddi bir travma ve hep öyle kalacak.

Bir müzisyen olarak Gezi sırasında yapılan klipleri ve parçaları nasıl buldun?
Tek kelime ile müthişti. Herkes bir şeyler yapmaya çalıştı. Türküden metalin birçok türüne kadar şarkılar yapıldı, oyunlar sergilendi, resimler yapıldı. 

“Gezi’yi kullanıyorsunuz” diye eleştiri geldi mi hiç?
Hayır, biz “Resistance Begins”i yayınladığımızda bizim piyasada hiç Gezi ürünü yayınlanmamıştı. İlk olduğumuzdan olumlu tepkiler aldık. Bizden sonra çıkan işler o tepkilere maruz kaldı ne yazık ki.

Başta rock müzik olmak üzere sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak aslında muhalif olmayı gerektirir. Hal böyleyken neden bu kadar muhafazakârlaştık?
Günümüz yönetimi ile sanat ‘tu kaka’ ilan edildi. Sanat evleri kapatıldı, heykeller söküldü. Devlet ve şehir tiyatrolarının, Devlet Opera ve Balesi’nin başına gelenler, özel tiyatrolardan devlet desteğinin kesilmesi, Gezi’ye destek olanların linç edilmesi, hepsi bizi sarstı. Böyle bir ortamda muhalif olmak yürek işi! Hele ki medyatik bir kişiyseniz. 

Aslında muhafazakârlaşan halk oldu, ya da öyle olduğunu iddia eden halk oldu. Son yıllarda çizilen muhafazakâr profili, insani değerlerden hayli yoksun yoz bir kitle. Çıkın dışarı ve bu zümredeki insanlara bakın, ne demek istediğimizi anlarsınız.

Sanat olarak omurgalı çok iş de var. Sadece medyatik olmadığından bilinmiyor. Bir yerde kendimiz çalıyor, kendimiz oynuyoruz. Bu halk kandırıldığını fark edene kadar böyle gidecek.

Grup, yaşadığı ülke ve dünyada yaşananlarla yakından ilgili. Peki, yakında bizi neler bekliyor? Ortadoğu’da yaşananlar, savaşlar, ekoloji, çevre, HES’ler... Bunlarla ilgili parçalar söz konusu mu?
Bizim işlediğimiz konuların temelinde insani yozlaşma var. İnsani yozlaşmanın yaşandığı coğrafyada doğaya, insana, topluma katliam kaçınılmaz. İdeolojik savaş de, etnik savaş de, din savaşı de, ne dersen de. Temelinde insani değerlerimizin kaybolması var.

Tarih boyunca para-egemen devletlerin oyuncağı olan halklar gene oyuna geliyorlar. Ülkemiz için ise şunu diyebiliriz: Winston Churchill, Atatürk için, “-Dünyaya her yüzyılda yalnızca bir tane dâhi gelir. Bu yüzyıldaki dâhi Türk milletine gelmiştir.'' demişti.

O yüzyıl bitti ve sıra hainlere geldi. Bu yüzyılda biz de oyuna getiriliyoruz. Kendi yöneticilerimiz tarafından.

Grup olarak karamsar mısınız?
Karamsarlık demeyelim de, farkındalık diyelim. Metal müzik dinleyicisi farkındalığı yüksek bir kitledir. Nihayetinde bilerek yaşıyoruz. Elimizden geldiği kadar mücadele etmeye çalışıyoruz. Gelecek nesle mal-mülk değil, bir parça orman, temiz akan dereler, solunacak bir hava bırakmak istiyoruz. Bunun için de mücadele etmeye çalışıyoruz. Dedelerimizin emanetini çocuklarımıza en az hasarla bırakmak istiyoruz.

Demin de dediğin gibi, Allah’tan Gezi’de bir kırılma noktası oldu ki, devamı gelir. İnternete şöyle bir baktım. Sanırım tek bir konser verdiniz. Nasıldı?
Umarım gelir. Şu ana kadar 1 konser oldu. Öncesi ve sonrası çok davet aldık. Beklememizin sebebi ise, sadece kendi şarkılarımızı çalmak itiyoruz. İnce eleyip sık dokuyoruz. İlmek ilmek örüyoruz şarkıları, sözlere, melodilere, rifflere çok emek veriyoruz. Bu da süreç istiyor.

Konser dinleyiciler açısından tatminkârdı. Ancak bizim için değildi. Çok daha iyisini yapmalıyız.

Peki, hiç cover yok mu?
Olmaz mı, bir sürü var hem de. Konserlerde de çalacağız ama ağırlık bestelerde olacak. İlk konserimizde üç beste, yedi cover çaldık. Bu oranı tersine çevirdik şimdi.

Neleri coverlamaktan hoşlanıyorsunuz?
Sert şeyler. Testament, Sodom, Sepultura, Death gibi gruplar. Bir de Rumble Militia’yı çok severiz. Ondan da çalıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Takas Pazarı için sınırlı sayıda Demo CD yayınladınız. Bundan bahseder misiz?
Promo CD, Takas Pazarı'na özel yapıldı. İçeriğinde iki beste ve bir intromuz var. O geceye özel bir şey yapmak, arşivcilere numaralandırılmış bir kayıt hazırlamak istedik. Satış yapılmadı ve ücretsiz dağıttık. O gece orada olanlardan 36 kişi, bu promo CD’yi arşivine kattı. Kayıtlar yarı evde, yarı stüdyoda yapıldı. Mastering aşaması Stüdyo Nemm'de yapıldı. CD'de şarkılarla birlikte iki şarkıya çektiğimiz klip de var. Fotoğraflar Bar Rasputin’de çekildi.

Sanırım Eylül gibi yeni bir çalışma var.
Eylül, belki Ekim'de, büyük ihtimalle bandrollü bir EP hazırlayacağız. Kayıtlar Balyoz Müzikte yapılacak. Şarkılar iskelet olarak bitti ve ayrıntıları çalışmaya başladık. Promo CD’ye göre biraz daha sert, melodiler biraz daha kırpılmış bir yapıda olacak.

Anlaşılan o ki grubun derdi var. Ve müzik de bunun bir parçası. Parçalarınızı insanlara ulaştırmak için neler yapıyorsunuz? Bunun için uygun ortam var mı? Dergi olsun, radyo programı olsun, TV programı olsun…
Artık müziği dinlerken görsellik çok önemli. Biz kasetlerden müzik dinlerken ya duvara, ya sokağa, ya da fanzinlere bakardık. Şarkılar artık görselle destekleniyor ve dinleyiciye daha kolay ulaşıyor. Biz de promodaki üç şarkının üçüne de klip çektik. Ulaştırmak konusunda ise, grup olarak sosyal medyada kendi şarkılarımızı çarşaf çarşaf paylaşmak istemiyoruz. Birer kere paylaştık, dinleyicilere sunduk. Sonrasında ise, beğenilirse kendiliğinden yayılır dedik. Beklediğimiz gibi oldu. Bizi memnun edecek kadar dinleyiciler tarafından paylaşıldı halen de paylaşılıyor. Dergi dediğimiz şey artık dijital dergiye döndü. Promo CD sonrası insanlar bizi dinleyip dönmeye başladı. TV ve radyo konusunda ise koca bir hiçiz! Orada olmak için ağlak sesle aşk şarkıları söylemeliyiz. Biz ise böğürerek insanlığa insanlıktan çıktıklarını söylüyoruz.

Resistance Begins klibimizi Ulusal Kanal ve Halk TV'ye yolladık. Belki yayınlarlar dedik. Sonuçta bırakın yayınlamayı, bizim klibin sesini kısıp, üzerine başka bir şarkı koyup, klip diye yayınladılar. Rock FM bile yerli metal guruplarına bırakın destek vermeyi, maillerine bile cevap yer vermiyor.

Ciddi misin? İlginç.
Tecrübeyle sabittir. Biz insanlara duymak istemediklerini söylüyoruz. Haliyle bizi yok farz ediyorlar.

Çok doğru söylüyorsun. ‘Rock’ adı altında bir sürü, saçma sapan müzikleri ve sözleri olan gruplar var. Ve de sosyal medyada böyle gruplar yer almakta.
O yüzden Cem Karaca ''Kahrolsun yoz müzik'' diyordu. Ne olursa olsun, bizim derinde bir alt kültürümüz var. Bloglar, fanzinler, siteler, Facebook grupları gibi. Headbang her sayfasında Metallica posteri vermese ya da kapak yapmasa binlerce satabilir mi? Sosyal medya işi ucuzlatıyor. Böylece parçalar çok çabuk bir şekilde kitlelere ulaşıyor. Bugünün sosyal medyası, dünün fotokopi fanzini. Ucuz ve direk hedef kitleye ulaşabiliyor. Tabi, piyasanın emektarları da var. Onları unutmamak lazım. Distrolar ve fanzinler çok önemli. Özellikle senin yaptığın işler çok önemli.

Yıl 2014, stüdyolar muhteşem, enstrümanlar muhteşem. İmkânlar arttı. Ama o kadar grup ve konser mekanı var ama baktığında çok bir şey yok. Bir bakıyorsun, gitar telinin olmadığı dönemlerde adamlar öyle bir albüm yapıyor ki, Jimmy Hendrix, Pink Floyd’un aldığı ödülü alıyor. Ama şimdi ise bir hiç. Neden böyle?
Sorun zaten imkânların çok olması. Şartlar ne kadar zor olursa insanlar o kadar çok çalışmak zorunda kalır. İnternet, müziğe ulaşmayı o kadar kolaylaştırdı ki, hiç bir albüme konsantre olamıyoruz. Binlerce albüm, binlerce şarkı. Eskiden albüm çıkaranlar yıllarca süren turnelere çıkardı. Yeni albümlerini tur otobüslerinde bestelerdi. Bir de dünya üretici değil, tüketici topluma dönüştü. Dünyanın sosyolojik tarihi gibi müzik sektörü de aynı. Üretici toplumlar güçlendiler ve tüketmeye yöneldiler. Bu müziğin bir yerlere gelmesi için üretici müzisyenler hep var ama dinleyiciler sadece tüketici. Bir albümün ömrü en fazla beş-altı ay. Teknoloji çağının kaçınılmaz sonucu.

Grup olarak kimleri dinliyorsunuz? Mesala metal dışı bir şey var mı?
Ben 70'ler Türkçe dinlerim. Tanju Okan, Ersan Erdura, Berkant, Cem Karaca, Erkut Taçkın gibi. Fırat da Rus Heavy Metal grubu Arya’yı dinler. Ferhat bildiğin metalci. Alp ise Deniz Kızı Eftelya , Tanju Okan , Zeki Müren, Barış Manço , Ersen Ve Dadaşlar, Sezen Aksu ve klasik müzik dinler. Özellikle Chopin

Peki, gelen eleştiriler yönde? Parçalar, klip ve Promo CD?
Dinleyenler bizden daha memnun. Olumlu-olumsuz çok tepki aldık. Hepsi bizim için çok değerli. Klipler güzel oldu. Çok değerli dostlarımız var ve ellerinden gelenleri yaptılar. Klibimizi çeken, yöneten Çağatay DÖRTYILDIZ, fotoğraflarımızı çeken Müjgân DURSUN gibi. Montaj zaten davulcumuz Fırat’ın işi. Gerçi, üç klip konusunda tepki aldık; Ne gerek varmış, ne guruplar varmış klipleri yokmuş. Hâlbuki elimizde imkanlar varken neden değerlendirmeyelim ki? Şarkının izlenebilir olması dinlenebilirliğini de artırıyor.

Yurt dışına yolladınız mı parçaları?
Promo CD yı yollamadık. Sonbaharda EP çıkınca göndereceğiz.

Son olarak kpk okurlarına ne söylemek istersiniz?
Bodakedi ve okurları bu ülkenin aydınlık yüzü. Kendinize ve dünyanıza iyi bakın. Zaman ayırdığınız için teşekkürler. 

Röportaj: Semih Şimşek



Grubun, sadece Takas pazarı için özel olarak çıkardığı 50 adet elle numaralandırılmış promo cd'den, okurlarımıza da ayırdık... Bize ulaşan ilk 7 kişiye, imzalı promo cd'lerini hediye ediyoruz...
mail atmanız yeterli: gunebakanproduction@gmail.com

Share this:

1 yorum :

  1. teşekkür ederim güzel bir röportaj olmuş zevkle ve ilgiyle okudum

    YanıtlayınSil

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template