♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Psycho-metry : Elin Açtığı Kapılar

Kopya vcd ve dvdlerle şaha kalkan ve her ülkeye ihraç edilen uzakdoğu sineması örnekleri yükselişini sürüdüyor... Önce belli başlı türlere örneklere veren, bir dönem gerilim türüne en önemli katkıyı yapan uzakdoğu sineması, konu bulmakta sıkıntı çekmeden türler karması filmlerle bir solukta izlenen filmleri neredeyse fast-food gibi üretip pazarlamaya devam ediyor. Güney Kore örneği “Saikometeuri” ya da uluslararası adıyla “Psycho-metry” de bu tanıma uyan filmlerden biri olarak son günlerin gözdelerinden...

2007 yapımı roman uyarlaması gerilim “Geomeun jip”e imza atan Young-jong Lee ile Jun-hee Han’ın kotardıkları senaryoyu peliküle aktaran isim, ilk uzun metrajı “Pyeong-haeng-i-ron” ile dikkat çeken Ho-Young Kweon... 2010 yapımı, bilinen adıyla “Paralel Hayatlar” izleyiciden tam not almış, hem konusu hem de müzikleriyle yılın en önemli işlerinden biri olarak etiketlenmişti... Halen son dönemin izlenmesi gereken filmlerinden biri olarak gösterilmesi de cabası... İlk filminde türe sadık kalan ve iyi senaryosuyla izleyicisini sonuna kadar ayık tutup tatmin eden yönetmen bu kez biraz daha fantastik ve daha hafif bir filme imza atmış... Senaryo yine belli bir felsefeye odaklanıyor... Parapsikolojik bir terim “psikometri”yi daha iyi anlatabilmek için vikipedi’den alıntılayalım:

“Psikometri, Metapsişikte kullanılan bir terim olup, “bir nesneye dokunarak, geçmişte o nesneye dokunmuş kişi ya da kişiler hakkında bilgi edinebilme” olarak tanımlanır.

Eski Yunanca’daki “psikhe” sözcüğü ile "ölçme" anlamına gelen “metron” sözcüklerinden türetilen terim ilk kez 1840 yılında fizyoloji profesörü Joseph R. Buchanan (A.B.D.) tarafından kullanılmıştır. Psikometr ye de psikometrist adı verilen, bu yeteneğe sahip medyumların, bir kimseye ait bir eşyaya dokunarak, o kimsenin fiziksel, zihinsel, ahlaki özelliklerini saptayabildikleri ve o kimsenin gerek geçmiş bir olay sırasındaki heyecan ve imajları hakkında, gerekse karşılaşacağı olaylar hakkında bilgi verebildikleri ileri sürülür. Bu bakımdan, psikometri durugörü, postkognisyon ve prekognisyon medyumluklarının da sözkonusu olduğu bir medyumluk türü olarak ele alınır. Kimi Parapsikologlar, psikometri medyumluğunu medyumun sözkonusu eşyaya önceden dokunan kimseden eşyaya sinmiş vibrasyonları alarak, bu vibrasyonların kaynağı olan kişiyle psişik irtibat kurması şeklinde açıklar.

Psikometri deneylerinde metal eşyalar üzerinde daha verimli sonuçlar alındığı gözlemlenmiştir. Kapalı mektupları okuyabilen psikometri medyumlarına kriptoskop adı verilir.”

Önce başarısız ve toy bir polis memuru ile tanışırız: Yang Choon-Dong... Merkeze gelen bir kadın, kızının kayıp olduğunu söyler ama nafiledir kimse ciddiye almaz kadını... Yang dışında... Grafitti yapan kapişonlu bir gençle de tam o günün akşamında tanışırız... Duvara yaptığı resmi gören Yang, onu azarlar ama gözüne sıkılan boyayla elinden kaçırır gencimizi... Aradan zaman geçer, kayıp kızın cesedi bulunur... Olay yerine geldiğine ise gördükleri şaşırtıcıdır, duvara çizilen resim ile aynıdır manzara... Ve macera başlar... Kim Joon öyküye dahil olur, katil aranmaya başlar... Başarısız bir memur, dokunarak insanların geçmişini görmekten sıkılıp kendini dünyadan soyutlayan bir genç ve çocukları kaçırıp poşetleyerek donduran bir katil...

“Psycho-metry”, konusunu direk korku/gerilim üzerinden anlatmayı tercih etmeyen filmlerden... Her uzakdoğu filmi gibi, bolca evriliyor türlere... Bolca komik sahne içeriyor örneğin, hem de olur olmadık yerlerde... Bir yandan drama da göz kırpıyor Kim Joon’un öyküsünü anlatırken... Olur olmaz her türe evrilmesiyle, dağınık bir senaryonun getirisi olarak tam bir sinema dili de çıkmıyor karşımıza... İzleme keyfini arttıran sahnelere rağmen, filmin gerilimi azalıyor, tempo düşüyor ve ele alınan psikometri konusu çereze dönüşüyor... Oysa komediye evrilmese, gerilimi ön planda tutsa iyi bir kapı açıyor o el... Onun yerine yer yer mesajlar vermeyi yeğliyor film... Bu mesajların en önemlisi de, çocuklara “sizden yardım isteyen biri olursa yardım etmeyin” uyarısı... Bu uyarı da, bunca fantasikliğin ve hafifliğin arasında hem çok sırıtıyor, hem de arada kaynıyor... İlk yarısı boyunca hayli dengeli giden film, ikinci yarısında daha çok savrularak klişelere yaslanmaya başlıyor ve pekte etkili olmayan finalle vasatlığını sabitliyor... Final dediysek, birden fazla final yapıyor aslında... İki kahramanımızın da geçmişlerine dair anlatılanlarla birbirlerine denkliklerinin de kafa göz yararcasına anlatılmasıyla, bunu destekleyecek gereksiz yan öykülerle dağılmasıyla önünü göremiyor “Psycho-metry”...

“Dokun ve geçmişi gör” sloganı, görselleri ve fragmanıyla fantastik gerilim algısı yaratan “Psycho-metry”, bu beklentiyi karşılayamayan hafif bir eğlencelik... Uzakdoğu sinemasını sevenler için keyifli bir seyir mümkün ama onun dışında kalanlar için harcanabilecek boş zamana ihtiyaç var...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template