♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Film Kritikleri

Kitap Kritikleri

Dizi Kritikleri

Son Yazılar

James Mangold etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
James Mangold etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlk Bakış: Wolverine 3D

Salı, Nisan 02, 2013
X-Men serisinin kendi filmine kavuşan kahramanı “Wolverine”nin yeni macerasından ilk fragman yayınlandı.

Ünlü çizgi romana dayanan bu destansı aksiyon ve macera filmi, X-Men evreninin en ikonik karakteri olan Wolverine’i modern zaman Japonya’sına götürüyor. Bilinmeyen bir dünyada derinliğinin dışında, kendisini sonsuza dek değiştirecek bir ölüm kalım savaşı içerisinde nihai düşmanı ile yüzleşiyor. İlk kez hassas olan ve fiziksel ve duygusal limitlerini zorlayan Wolverine, sadece ölümcül samuray çeliği ile değil, aynı zamanda kendi ölümsüzlüğüne karşı içsel bir mücadele ile karşılaşıyor ve onu daha önce gördüğümüzden çok daha güçlü vaziyette görüyoruz...

2009 yapımı ilk filmde kahramanımızın geçmişini öğrenmiş ve daha yakından tanımıştık... Dört yıl sonra tamamen yeni bir maceranın keyfini sürebiliriz... Türün popüler filmlerine imza atan Mark Bomback’in senaryosundan peliküle aktaran isim, seri için önemli bir yönetmen... Küçük ölçekli bağımsız filmlerle kariyerine başlayan, son yılların en iyi yeniden çevrimlerinden birine imza atarak saygınlık kazanan, iyi öykü anlatıcılarından biri olan James Mangold, “Wolverine” için bir şans... Seriye çeki düzen vermesini beklemek abartılı olmaz... Oyuncu kadrosu ise japon destekli... Hugh Jackman - Famke Janssen ikilisine Will Yun Lee, Hiroyuki Sanada, Brian Tee, Rila Fukushima, Tao Okamoto ve Svetlana Khodchenkova eşlik ediyor.

Peşpeşe yayınlanan farklı fragmanlardan görünen, karşımızda aksiyona yüklenen bir flm olmadığını görmek sevindirici... Dramatik yapıya kafa patlatılmış, ölümsüzlük lanetiyle yaşamak zorunda olan bir kahramanın yaşadıkları ön planda... Mangold, filmi aksiyon makyajına boğmamış belli ki... Dört gözle 26 Temmuz’u bekliyoruz...



CBS’den Dört iptal, Bir Onay

Pazartesi, Mayıs 14, 2012

Sezonu bitirmeye sayılı günler kala, bir açıklama da CBS’ten geldi. Kanal bu yıl başlayan üç taze dizisini iptal ederken, CSI hayranlarını da sevinmekle üzülme arasında ikilemde bıraktı.

Robert De Niro’nun yapımcılığı ve James Mangold’un yönetmenliği, Adam Goldberg ile Leelee Sobieski’ninde aralarında bulunduğu kadrosuyla büyük beklenti yaratarak ekran macerasına 15 Nisan’da başlayan “NYC 22”, henüz dört bölüm yayınlanmışken iptal edildi. Yarattığı beklentiyi karşılayamayan dizi, altı çaylak polisin sokak devriyesi olma macerasını anlatıyordu. Düşük reytingleri ve benzerlerinden hiç farkı olmamasıyla iptali sürpriz olmadı.

Rob Schneider’in varlığıyla izleyiciyi ekrana çekmeye çalışan “Rob”, kanalın komedi arayışının bir parçası olarak, 12 Ocak’ta ekran macerasına başlamıştı. Sekiz bölüm yayınlandıktan sonra sipariş almayan dizinin beklenen iptal kararı duyuruldu. Meksikalı kadınla evlilik ve onun getirdiği kültür farklarını olabildiğince klişelerle bezeyerek anlatmaya soyunan dizi, kanal için yılın komedi fiyaskosu olmuştu.

Kusursuz hafızaya sahip bir polisin, sıradışı yöntemlerle olayları çözebilmesini anlatan yeni polisiye “Unforgettable” geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümüyle sezon finali yapmıştı. Kanal yaptığı açıklamayla dizi için yeni sezon siparişi vermeyeceğini açıkladı. “The Mentalist”in kadın versiyonu olmaya çalışan dizi, yarattığı ana hikayesini işlemek yerine her bölüm ayrı macerayla sıradan polisiye olmayı seçince izlenme oranlarında düşüş yaşamıştı.

Gelelim CSI serisine… Serinin iki ayağından Miami iptal edilirken, New Yok macerasına devam edecek. 10. Sezonu ekrana gelen CSI:Miami ekrana veda ederken, serinin en kötüsü olarak adlandırılıyordu. Sekizinci sezonu süre CSI: New York ise, dokuzuncu sezonuyla maceraya devam edecek.

Ek bilgi olarak, daha önce duyurduğumuz "A Gifted Man"in iptal kararının artık resmiyet kazandığını ekleyelim...

The Wolverine Avustralya’yı ihya Edecek

Cumartesi, Nisan 21, 2012

Christopher McQuarrie'nin senaryosunu, James Mangold'un yöneteceği The Wolverine sonunda çekim yerini belirledi. Yönetmen değişimi başta olmak üzere yaşanan prodüksiyon sorunlarının aşılmasıyla Ağustos’ta Avustralya’da çekimlere başlanıyor.

Japonya’da yapılması planlanan çekimlerin Avustralya’ya kayması ülkede sevinç kaynağı olmuş durumda. Hugh Jackman sevincini, ülkesine dönecek olmaktan mutlu olduğunu ve çekimlere başlamak için sabırsızlandığını söyleyerek belli etti.

Bu çapta büyük bir projenin ülkelerinde gerçekleşmesinden duyrduğu sevinci açıklayanlardan biri de, Avustralya Başbakan Yardımcısı Andrew Stoner… Stoner, projenin ülkeye sağlayacağı gelirin yaklaşık 80 milyar dolar olacağını ve 720 kişiye de iş imkanı yaratacağını belirtti. 

Wolverine, yeniden sorunlar yaşamazsa, 26 Temmuz 2013'de vizyona girmeye hazırlanacak.

Knight And Day / Gece Ve Gündüz

Salı, Eylül 28, 2010

Kadınlara Aksiyon Şerbeti!

1995’te ilk uzun metrajı “Heavy” ile ismini duyurduktan sonra çizgisini hep koruyan, son olarak bir western klasiğinin (3:10 to Yuma) yeniden çevrimiyle saygınlığını da iyice arttıran James Mangold’dan, filmografisinin epey dışında serinletici, gazlı bir enerji içeceği kıvamında yaz eğlenceliği “Knight and Day”… Başrollerine yerleştirdiği iki yıldız isimle, takip edilesiliği yüksek, eğlenceli ve akan bir senaryo.

Kendi halinde sıradan bir yaşam süren kadının, attığını vuran ayrıntılara önem veren bir şövalyeyle biraraya gelişi… Eski araba toplayan June kardeşinin düğününe yetişmek üzere uçağa biner, iki kez çarpıştığı adamı yanında görüp üç lafla ondan etkilenir. Wc kabinindeki provanın ardından topladığı cesaretiyle Roy’un dudaklarında alır soluğu. Sonrasında uçaktaki herkesin ölü olduğunu öğrenince dudaklarından tiz bir çığlık çıkar bu kez. Yanlış yerde ve zamanda bulunan kadının macerası da böylece başlar. Cameron Diaz’ın sempatik tavırları ve doğal mimikleriyle şenlenen ve genellikle onun duygularıyla ilerleyen film finaline değin seyirciyi de aynı konuma ekleyerek Roy’a bolca bakmamızı ve karar vermemizi bekleyen bir aksiyon.

Uyutularak kaza beladan kurtulan, tekdüze hayatına Roy sayesinde adrenalin enjekte edilen kadının soruları da çoğalır her seferinde. İki ayrı kutup vardır ve iki kutup da birbirinin zıttı şeyler söylemektedir. June hangisine inanmalıdır. Güvenlik mi, heyecan mı… Attığını vuran, işinde çok iyi ajan Roy, sürekli onun iyiliğini düşünen bir şövalye olunca sürekli soru işaretleriyle June da zor seçimlerle başbaşa kalır, haliyle bizde…

Diyaloglarını tekrarlayarak küçük bir çember de oluşturan yaz eğlenceliği yağ gibi akan bir kadın erkek kovalamacası, Bird On a Wire gibi çılgın durmak bilmeyen bir aksiyon. Benzerlerinden farkı muğlaklığı ve Roy’un aslında kim olduğunu netleştirmemesi… Tamda bu noktada aksiyonu besleyen de, ondan faydalanan da kadın izleyici olması. Zira erkek izleyici için pek albenisi olmayan, sıradan düz bir filmken, kadın izleyici bir şövalyenin maceradan maceraya atılırken kendisini düşünen, önceden bilgilendiren, koruyan kollayan şövalyeyi ağzı açık seyrediyor muhtemelen. İkinci yarının ortalarında mütevazi bir aileye sahip, yakışıklı bir adam olduğunu keşfedip bir de üstüne yaşanan olayın kendisini korumak için düzmece olduğunu öğrenince kendisini şovalyesinin kollarına bırakan bir kadının macerası haline geliyor Knight and Day…

Bolca güldüren, durmak bilmeyen ama daha çok kadınlara hitap eden nabza şerbet bir aksiyon nihayetinde…

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template