♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Film Kritikleri

Kitap Kritikleri

Dizi Kritikleri

Son Yazılar

Rob Schneider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rob Schneider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

CBS’den Dört iptal, Bir Onay

Pazartesi, Mayıs 14, 2012

Sezonu bitirmeye sayılı günler kala, bir açıklama da CBS’ten geldi. Kanal bu yıl başlayan üç taze dizisini iptal ederken, CSI hayranlarını da sevinmekle üzülme arasında ikilemde bıraktı.

Robert De Niro’nun yapımcılığı ve James Mangold’un yönetmenliği, Adam Goldberg ile Leelee Sobieski’ninde aralarında bulunduğu kadrosuyla büyük beklenti yaratarak ekran macerasına 15 Nisan’da başlayan “NYC 22”, henüz dört bölüm yayınlanmışken iptal edildi. Yarattığı beklentiyi karşılayamayan dizi, altı çaylak polisin sokak devriyesi olma macerasını anlatıyordu. Düşük reytingleri ve benzerlerinden hiç farkı olmamasıyla iptali sürpriz olmadı.

Rob Schneider’in varlığıyla izleyiciyi ekrana çekmeye çalışan “Rob”, kanalın komedi arayışının bir parçası olarak, 12 Ocak’ta ekran macerasına başlamıştı. Sekiz bölüm yayınlandıktan sonra sipariş almayan dizinin beklenen iptal kararı duyuruldu. Meksikalı kadınla evlilik ve onun getirdiği kültür farklarını olabildiğince klişelerle bezeyerek anlatmaya soyunan dizi, kanal için yılın komedi fiyaskosu olmuştu.

Kusursuz hafızaya sahip bir polisin, sıradışı yöntemlerle olayları çözebilmesini anlatan yeni polisiye “Unforgettable” geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümüyle sezon finali yapmıştı. Kanal yaptığı açıklamayla dizi için yeni sezon siparişi vermeyeceğini açıkladı. “The Mentalist”in kadın versiyonu olmaya çalışan dizi, yarattığı ana hikayesini işlemek yerine her bölüm ayrı macerayla sıradan polisiye olmayı seçince izlenme oranlarında düşüş yaşamıştı.

Gelelim CSI serisine… Serinin iki ayağından Miami iptal edilirken, New Yok macerasına devam edecek. 10. Sezonu ekrana gelen CSI:Miami ekrana veda ederken, serinin en kötüsü olarak adlandırılıyordu. Sekizinci sezonu süre CSI: New York ise, dokuzuncu sezonuyla maceraya devam edecek.

Ek bilgi olarak, daha önce duyurduğumuz "A Gifted Man"in iptal kararının artık resmiyet kazandığını ekleyelim...

Big Stan

Salı, Aralık 02, 2008
Hapishanede açan güller


Şöhretine yan karakterlerle, sindire sindire ulaşan Rob Schneider, ilk yönetmenlik deneyimine soyunuyor. Daha önce yarattığı karakterler, yazdığı skeçler ve beğenilen senaryoların ardından artık zamanı geldiği aşikar. Beyazperde de kısa göründüğü her sahnede seyircinin gönlünü kazanan bir oyuncu olarak, farklı enerjisini de kullanarak yeni dönemin en iyilerinden olduğunu göstermiş, farklı karakter skalasını sürekli genişleterek kendini de geliştirmişti.
Rob Schneider, ilk yönetmenlik denemesinde başrolü kendisine vermiş olsa da, senaryoya el atmamış. “The Daily Show with Jon Stewart”un yazar kadrosundan Josh Lieb’in senaryosu ile yola çıkan Schneider, tam kendine göre bir senaryo bulmuş.
“Big Stan” meselesini fazla zaman kaybetmeden açanlardan. Stan nasıl biri olduğunu öğrendiğimiz ilk sahne ile her şey başlıyor. Ama aynı zamanda ilk klişesini de kullanmış oluyor film. Ev satmak istediği yaşlı kadına, zencilerin cinsel iştahlarından bahsetme klişesi bugün neredeyse her filmde karşımıza çıkmakta. Polis baskını, sahtekarlıktan tutuklanma derken mahkeme ve karar hızlıca aradan çıkarılmış oluyor. Fazla zaman kaybetmeye gerek yok. Son anda alınan avukat Lew Popper özellikle mimikleriyle ilk komik anları yaratıyor.
Ceza 6 aylığına engellilere müzik öğretmek, sonrada hapis olarak kesilince, telaş da başlıyor. Bu esnada ekip, cezanın ilk kısmını engellilere müzik öğretimini unutmuş. Belli ki komik olacağı düşünülmüş ama süreye yenik düşmüş.
Hapse girmekten korkan Stan, soluğu bir barda alıyor. Barda gay barı… Hapse girmiş bir adama akıl danışıyor. Adam da filmin ana uğraşını belirtmiş oluyor. Stan’da hapse düştüğünde tecavüze uğraması kaçınılmaz bir tip var. Ne yaparsa yapsın tecavüze uğrayacak olma korkusu da Stan’in yaşayacağı değişimlerin kapısını aralamış oluyor.
Birkaç deneme sonrası (ki bunlardan biri bir karate kulübünde bir veletden dayak yemek de dahil) öğreten kişi ile karşılıyor Stan. “Usta” adı ile filme hayli şoven bir sahneyle katılan isim de bu konuda bir efsane olan David Carradine… 1972-75 arasında 45 bölüm olarak çekilen “Kung-Fu” dizisinde “Kwai Chang Caine” karakteri ile ölümsüzleşen Carradine, cuk oturan rolüyle filmin kozu olarak, doğru girişi yapıyor.
Usta, Stan’i ele alıyor ve başlıyor öğretmeye… Öğretme sürecinde işlenen her şeyi sonrasında işleyerek de komedi dozunu da elinde tutmuş oluyor. Parmakla tahtayı delmeye çalışmanın, nerede değerlendirdiğini görmek başta birçok sahne de bu anlamda olumlu bir geri dönüş veriyor.
Hapishane günü gelip çatıyor… Tüm hazırlığın yapıldığı yere değil, başka bir yere gönderilen Stan, burada kendini birçok ikilemin de arasında buluyor. Bunların en klişesi beklendiği gibi iyi-kötü arasındaki seçimi yapmak, kendi iyiliği ile herkesin iyiliği arasındaki seçimi yapmak oluyor.
Hapishanedeki sert adam olan Stan, adının da “Big Stan” olmasını sağlayan karate bilgisiyle adamları birbir dövüp, her şeyde söz sahibi oluyor. Bu iktidar müdahalesinde hayli komik bir banyo sahnesi de bulunmakta. Tecavüzde unutulmuyor elbette. Stan herkesi toplayıp hitap ettiğinde, kendi kurallarını dikte ediyor ve tecavüzü yasaklarken, topluca herkesin bunu tartışıyor olması da hayli komik. Sonrasında ortaya çıkan eşcinsel çift de öyle.Sonuçta tüm beklenenler oluyor. Eldeki basit senaryo, klişelerden faydalanarak güldürmeyi deniyor. En azından bir ortalamayı yakalayan Rob Schneider ilk sınavını başarıyla vermiş görünüyor.

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template