Siyahi kanadın en önemli temsilcisi olarak sivrilen Tyler Perry hız kesmeden üretmeye devam ediyor. Siyahilerin dünyasını, karşılaştıkları sorunları işleyerek seyircisine kamu spotu tadında umut fişekleri yakıyor. Yazdığı, yönettiği, finanse ettiği derken imparatorluğa dönüşen Perry imzasının şimdilik son halkası bir mahkumun hayata katılmaya çabasını konu alıyor. Ülkemizde “Hayata Mahkûm” adını alan “Doing Life” bize hayli tanıdık gelecek konusu ve işleyişiyle 2 Ekim itibariyle Netflix’te izleyicisini bekliyor.
İmzası yüze yaklaşan Tyler Perry’nin yazıp yönettiği filmin kadrosu da tanıdık hayli mütevazı. Perry yıldızlar yerine yıldız adaylarını tercih etmiş. 2018’de başlayan hit dizi “All American”dan tanıdığımız Jay Reeves ve bir bölümlüğüne de olsa yolu aynı dizinin spin-off’undan geçmiş Naomi Baker başrollerde yer alırken onlara “Brilliant Minds”ın doktor Carol’u Tamberla Perry, bağımsız kanadın ödüllü ismi Karen Obilom, “G.R.I.T.S” ile parlayan Jasmine Sargent, simaen bilinen oyunculardan Lucky Johnson ve “Law & Order: Organized Crime”ın yıldızı Danielle Moné Truitt eşlik ediyor.
Filmin konusunu direk Netflix’ten alalım: “Hayat mücadelesi veren bekâr bir anne. Hayatını yeni baştan kuran eski bir hükümlü. Parmaklıkların arkasında buldukları aşk dışarıda da devam edebilir mi?” Bir yeni başlangıç fişeği var karşımızda. En umutsuz anlarından yükselişe geçebilip geçemeyeceklerini anlatan duygusal bir drama. Önce Anika ile tanışıyoruz. Çalıştığı hapishanede isyan çıkınca tecavüze uğramak üzereyken bir mahkum tarafından kurtarılıyor. Hem de canı pahasına kurtaran bir mahkum. Hamileyken bunlara maruz kalan Annika’nın kurtarıcısı Carousel ile de böylece tanışmış oluyoruz. Aralarında kurulan bağı mektuplar ve telefonlaşmalarla sürdürüyorlar. Ta ki Carousel şartlı tahliye ile de olsa özgür kalana dek. Tam da bu noktada Anika’nın açmazları giriyor devreye. Kanser hastası ve baskıcı bir anne, ilgisiz iki abla arasında sıkışan hayatını kızıyla sürdürmeye çalışan Anika aradığı çıkışı bulmanın peşinde. Tüm bu zorlukların içinde aşka, ilişkiye hayır diyen Anika ile 14 yaşında girdiği hapishaneden çıktığında tüm ilkleri gecikmiş Carousel’in macerası zorluklara birlikte göğüs germe masalına dönüşüyor.
İşin ilginç yanı filmin konusu ve işleyişi tamamen yeşilçam melodramları gibi. Anaakım sinema izleyicisinin burun kıvırabileceği her şey gerçekleşiyor. Aslında modern sinema dönemi için eski kafalı ve çok ezber yapısı herkesin aşağılaması, eleştiri yağmuruna tutması için yeterli ama böyle bir durum yok. Siyahi izleyiciler gerçek hayattan bir kesit izlediklerini söyleyerek övgü yağmuruna tutuyor. İmdb puanı 6.6, Netflix’te top 10 film listesinde altıncı sırada. Belki de izleyici artık gerçek bir şeyler izlemek istiyordur. Sürekli yeşil perde önünde çekilen o büyük prodüksiyonların bilgisayarda yaratılmış evrenlerinde efektlerle süslü yeni gerçekliğinden sıkılmış olamazlar mı? Ya da en yakın hikaye her zaman içe işler diyebilir miyiz? Ne kadar içselleştirilirse o kadar sevilir…
Hayatları kırık dökük iki kişinin birbirini bulmasıyla sevgiye, umuda yürümelerinin öyküsünü anlatıyor “Doing Life”. Hedef bu kadar basit olunca Perry hiç kasmıyor ve bildik arketiplerle donattığı karakterlerini bildiğimiz tüm klişelerin içinden geçiriyor. Klişe manyağına dönüşen izleyicisine beklediği finali vererek kapanışı da yapıyor, daha ne olsun? “Hayata Mahkûm”sanız çok düşünmeyin, kasmayın salın gitsin diyor Doing Life. İyilerin eninde sonunda kazanacağını düşünenler umut ışığı arıyorsa fazlaca bulacaktır. Böyle gelmiş böyle gider diye düşünenlerse başka kapıyı çalsınlar.

Yorum Gönder