Ayrıntı Yayınları Ekim ayını sekiz kitapla karşılıyor. Kısacık ömrüne yenilikçi duruşuyla Arap Şiirinin simge isimlerinden biri haline gelerek güçlü bir direnç sığdıran Riyad Salih el-Huseyn’in seçilmiş şiirlerinden oluşan “Su Gibi Sade Kurşun Gibi Kesin” ayın en özel kitaplarından. Şiir dizisinin yenisini merak ve heyecanla bekliyoruz. Bir diğer heyecan verici kitap da yeni dizi Atölye’nin ilk kitabı. Florence Hazrat’ın ünlemin köklerini araştırırken bir yandan da tarih boyunca karşımıza çıkan her ünlemi (!) sorgulamamızı isteyen ve okura belki de bugüne kadar hiç düşünmediği soruları sorduran çalışması “Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi”. Ahmet Bozkurt’un “Bellek ve Labirent: Burhan Sönmez’de Trajik Görünü ve Yazı”sı da Schola dizisinin bu ayki yenisi. Nietzsche’nin, dönüşüm, başkalaşım ve oluş kapasitesi dışında insanın bir özü yoktur anlayışına yeni bir yaşam soluğu getiren Vanessa Lemm imzalı “Homo Natura: Nietzsche, Felsefi Antropoloji ve Biyopolitika” felsefe dizisinin yeni kitabı olurken, Stuart Elden’in Foucault’ya dair yeni bir okuma yapmayı vaat ettiği “Foucault’nun Arkeolojisi” inceleme dizisinin yenisi. Erden Akbulut çapıyla emsallerinden ayrılan özel çalışması “Türkiye Komünist Partisi Kurucularından Süleyman Nuri: Hayatı ve Hatıraları” içerdiği fotoğraf albümüyle de tarihe düşülen not niteliğinde önemli bir kaynak. Konsantre bilgi kaynağımız Mini Kitaplar dizisinin yeni kitabı “Normal”de M. Enes Özel okuru “Bizim en normalimiz ne?” sorusunun cevabının peşine düşmeye çağırıyor. Anna Claybourne imzalı “32 Sayfada Her Şeyin Tarihi” meraklı çocukları heyecanlandıracak kitaplardan. Riyad Salih el-Huseyn’in sesini ıskalamayıp çoğaltmanız, “Ünlemin Kısa Tarihi”ni de kurcalamadan geçmemenizi dileyerek sizi detaylara alalım.
Su Gibi Sade Kurşun Gibi Kesin * Riyad Salih el-Huseyn
Yirmi sekiz yıla sığan kısa yaşam serüveniyle dikkat çeken Riyad Salih el-Huseyn’in sesi 2011’de başlayan Suriye savaşının ilk yıllarında duvarlara yazılan sloganlar arasında, trajik ölümünden otuz yıl kadar sonra yeniden gündeme geldi. On üç yaşındayken yanlış tedavi sonucunda işitme duyusunu ve büyük ölçüde konuşma yetisini yitirmiş olan Riyad Salih yaşamı boyunca çevresiyle sadece kâğıt kalem ve zorlukla çıkardığı seslerle iletişim kurdu. Örgün eğitim almamasına karşın bütünüyle özgür tavrı, gündelik hayatla şiir arasındaki sınırları kaldıran yaşama biçimi ve yenilikçi duruşuyla erken yaşlarda Arap şiirinin simge isimlerinden biri hâline geldi. Riyad’ın güçsüz ve “baştan yenilmiş” sıradan insan iradesinin karmaşasını irdeleyen şiirleri kimi eleştirmenlere göre “André Breton ve César Vallejo’dan süzülen sürrealist kalıtın” kişisel bir sese dönüşmüş hâlidir. Şairin dört kitabından derlenmiş şiirlerden oluşan Su Gibi Sade Kurşun Gibi Kesin aradan geçen kırk yılı aşkın zamana karşın iyi şiirin bir mucizesi olarak Riyad Salih el-Huseyn’in sesini bugünlere taşıyor. Evrensel şiirin büyük umudunun ölüm karşısındaki güçlü direncine yaşayan bir kanıt.
Seçilmiş Şiirler / Orijinal Adı: el-A‘mâl el-Kâmile / Çevirmen: Mehmet Hakkı Suçin / Dizi Adı: Şiir / 112 sayfa / 250 TL
Seçilmiş Şiirler / Orijinal Adı: el-A‘mâl el-Kâmile / Çevirmen: Mehmet Hakkı Suçin / Dizi Adı: Şiir / 112 sayfa / 250 TL
Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi * Florence Hazrat
Sosyal medyada bir gönderinin sonundaki o beş !!!!! sizi hiç sinirlendirdi mi? Ya da tam tersi: Şu fazladan !, gereğinden fazla sert mi kaçtı, yerini mütevazı bir noktaya (.) mı bırakmalıydı diye hiç düşündünüz mü? Öyleyse Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi tam size göre.
Sosyal medyada bir gönderinin sonundaki o beş !!!!! sizi hiç sinirlendirdi mi? Ya da tam tersi: Şu fazladan !, gereğinden fazla sert mi kaçtı, yerini mütevazı bir noktaya (.) mı bırakmalıydı diye hiç düşündünüz mü? Öyleyse Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi tam size göre.
Ayrıntı Yayınları’nın yeni serisi Atölye’nin ilk kitabı Saygıdeğer Bir İşaret: Ünlemin Kısa Tarihi, ünlem işaretinin (!) 14. yüzyıldan günümüze uzanan yolculuğunu farklı kültürler, metinler ve mecralar üzerinden izliyor. Noktalama işaretlerinin asi prensi, dilbilgisi kitaplarında kınanıp dışlanıyor ama yeri geldiğinde siyasi sloganlardan reklamlara, seferberlik çağrılarından sosyal medyaya pek çok alanda kuşanılan bir silaha da dönüşüyor. Asırlardır üstlenmekten vazgeçmediği görev ise bizi tetikte tutmak, hayranlığımızı ve hayretimizi ifade etmek.
Yazar, araştırmacı ve akademisyen Florence Hazrat, ünlemin köklerini araştırırken bir yandan da tarih boyunca karşımıza çıkan her ünlemi (!) sorgulamamızı istiyor ve okura belki de bugüne kadar hiç düşünmediği soruları sorduruyor. Edebiyat klasiklerinde karşımıza çıkan noktalama işaretlerinin ne kadarı yazarın kendisine ait? 600 yıldır kullandığımız noktalama işaretleri okuduğumuzu tam anlamıyla kavramak için yeterli mi? Yeni işaretlere ihtiyacımız olabilir mi? Yoksa yazı, jestlerden, ses tonundan ve mimiklerden yoksun olduğu için anlaşılamamaya mahkûm mu?
Eleştirmenler, yazarlar ve dil bilgisi polisi tarafından noktalama ailesinin yüz karası ilan edilmiş olsa da fazla duygusal, feminen ve ciddi edebiyata layık görülmeyen bu işaret, aslında bize “Burada duygu var!” diyor.
Orijinal Adı: An Admirable Point: A Brief History Of The Exclamation Mark! / Çevirmen: Ceren Han / Dizi Adı: Atölye / 144 sayfa / 200 TL
Orijinal Adı: An Admirable Point: A Brief History Of The Exclamation Mark! / Çevirmen: Ceren Han / Dizi Adı: Atölye / 144 sayfa / 200 TL
Bellek ve Labirent: Burhan Sönmez’de Trajik Görünü ve Yazı * Ahmet Bozkurt
Bir adam Boğaz Köprüsü’nün korkuluklarından boşluğa bırakır kendini; uyandığında adı, yüzü ve geçmişi silinmiştir. Geriye bir beden kalır, bir de o bedenin çevresinde yeniden kurulmayı bekleyen koca bir dünya. Burhan Sönmez’in anlatısı bu sıfır noktasından başlar. Ahmet Bozkurt’un Bellek ve Labirent’i ise tam orada duran soruyu üstlenir: Geçmişinden koparılan insan, hâlâ kendisi midir?
Bir adam Boğaz Köprüsü’nün korkuluklarından boşluğa bırakır kendini; uyandığında adı, yüzü ve geçmişi silinmiştir. Geriye bir beden kalır, bir de o bedenin çevresinde yeniden kurulmayı bekleyen koca bir dünya. Burhan Sönmez’in anlatısı bu sıfır noktasından başlar. Ahmet Bozkurt’un Bellek ve Labirent’i ise tam orada duran soruyu üstlenir: Geçmişinden koparılan insan, hâlâ kendisi midir?
Bir labirent her şeyden önce bir imajdır; ama imajların en tuhafı, çünkü ona bakılmaz, onda yürünür. Daire seyredilir, labirent katedilir ve katetme bir bakış meselesi olmaktan çıkıp bedenin bir duygulanışına dönüşür. Ahmet Bozkurt bu kitapta labirenti mekânsal bir imge olmaktan çıkarıp zamansal bir biçim olarak yeniden düşünüyor. Umberto Eco’nun saydığı geleneksel, modern ve postmodern üç labirent tipine dördüncüsünü ekliyor: Mekânsal bir yapıdan değil, çökmüş bir bellekten doğan, öznenin kendisiyle örtüşen labirent.
Modern dünyada trajik kahraman çıkışı boşuna arar; çünkü aradığı şey bir kapıdan önce, yitirilmiş bir zamandır. Zamanın dışına düşen için her yer labirente dönüşür. Bellek ve Labirent belleği bir arşiv gibi düşünmenin konforunu elimizden alıyor. Bellek kaybolduğunda labirent doğar; yazı ise çıkışı göstermek yerine çıkışın imkânsızlığının kaydını tutar. Proust’tan Benjamin’e, Kafka’dan Borges’e, Eco’dan Blanchot’ya, Bergson’dan Sartre ve Derrida’ya uzanan bir güzergâhta firari yazının, trajik görünün, varlık fazlalığının izini süren bu eleştirel yapıt, Burhan Sönmez anlatısının trajik çevrimini, sessizlikte yatan varlık paradoksunu ve çıkışsızlığın bir varoluş kipine dönüşmesini arayüzler aracılığıyla çözümlüyor.
Dizi Adı: Schola / 144 sayfa / 200 TL
Dizi Adı: Schola / 144 sayfa / 200 TL
Homo Natura: Nietzsche, Felsefi Antropoloji ve Biyopolitika * Vanessa Lemm
Bu donanımlı ve kışkırtıcı kitap; Nietzsche’nin, dönüşüm, başkalaşım ve oluş kapasitesi dışında insanın bir özü yoktur anlayışına yeni bir yaşam soluğu getiriyor. Doğa-kültür karşıtlığını dinamik bir süreklilik dahilinde yerinden eden Nietzsche, insan olmanın ne anlama geldiği hakkında bizi farklı bir biçimde düşünmeye davet ediyor. Lemm, yeni materyalizm, posthümanizm ve felsefenin yeniden doğallaştırılmasına ilişkin çağdaş tartışmalarda Nietzsche’nin ilham verici rolünü güçlü biçimde ortaya koyuyor. Aydınlatıcı ve vaktinde bir müdahale. / RosiBraidotti, Utrecht Üniversitesi
Bu donanımlı ve kışkırtıcı kitap; Nietzsche’nin, dönüşüm, başkalaşım ve oluş kapasitesi dışında insanın bir özü yoktur anlayışına yeni bir yaşam soluğu getiriyor. Doğa-kültür karşıtlığını dinamik bir süreklilik dahilinde yerinden eden Nietzsche, insan olmanın ne anlama geldiği hakkında bizi farklı bir biçimde düşünmeye davet ediyor. Lemm, yeni materyalizm, posthümanizm ve felsefenin yeniden doğallaştırılmasına ilişkin çağdaş tartışmalarda Nietzsche’nin ilham verici rolünü güçlü biçimde ortaya koyuyor. Aydınlatıcı ve vaktinde bir müdahale. / RosiBraidotti, Utrecht Üniversitesi
Vanessa Lemm, Homo Natura’da, Nietzsche’nin muamma ve çoğunlukla yanlış anlaşılmış “insanı tekrar hayvanların arasına yerleştirme” teşebbüsünü derinlemesine inceliyor. Titiz araştırmaları ve özgün çözümlemeleriyle Lemm, bizleri, “natüralizm”in ne olduğuna ilişkin bir anlayışa taşıyor. Biyolojik bir indirgemeciliği sürdüren bir natüralizm değil bu; aksine, herhangi bir mevcut düzenin üzerinde, bir yaşam fazlasına sahip olan yaratıcılık ve üretkenlik ilkelerini bizzat doğada bulan ve böylece doğayla birlikte insanın da kendisini aşabilmesine imkân tanıyan bir natüralizm. Birçok marifetinin yanı sıra, Lemm’in, Nietzsche’nin posthümanizmi bağlamında bedeni yeniden yorumlaması, Nietzsche düşüncesinin en radikal yönleri açısından toplumsal cinsiyetin ve cinselliğin merkezi konumu hakkında kışkırtıcı bir okuma sunuyor. Homo Natura, Nietzsche felsefesinin çağdaş feminizm ve Antroposen düşüncesi açısından ne ifade edebileceğini merak edenler için anahtar bir metin. / Brian Massumi, Değerin Yeniden Değerlendirilmesi İçin 99 Tez: Postkapitalist Manifesto’nun yazarı
Bu kitap, Nietzsche’nin felsefi antropolojiyle ilişkisine dair bugüne kadarki belki de en iyi değerlendirmeyi sunuyor. Müthiş derecede kışkırtıcı bir kitap. Lemm, Nietzsche’yi, insan doğasının tarihselliğinin düşünürü olarak okumak için güçlü bir zemin sunuyor ve bunu yaparken Nietzsche’ye ilişkin dar görüşlü ve pozitivist değerlendirmelere önemli bir meydan okumaya kalkışıyor. Kitap yepyeni görüşlerle dolu, hatta düşünce için yeni ve özgün istikametler öneriyor. Kitap, hem biyopolitikayla ve posthümanist düşünmenin imkanlarıyla ilgili meselelerle hem de Nietzsche’nin düşünme biçimlerinin günümüzdeki geçerliliğiyle ilgilenen herkese hitap ediyor. / Keith Ansell-Pearson, Felsefe Profesörü, Warwick Üniversitesi
Lemm’in kitabı son derece özgün bir metin ve çağdaş Nietzsche çalışmalarına müstesna bir katkı sunuyor. Gerçekten de bu kitap, Nietzsche’nin çağdaş felsefe üzerindeki etkisinin sanılanın daha ötesine geçtiğini gösteriyor. Nietzsche’nin düşüncesini ve mirasını anlamak konusunda ciddi bir tutumu olan herkesin mutlaka okunması gereken bir kitap. / Kelly Oliver, Vanderbilt Üniversitesi
Orijinal Adı: Homo Natura: Nietzsche, Philosophical Anthropology and Biopolitics / Çevirmen: Sercan Çalcı / Dizi Adı: Felsefe / 176 sayfa / 275 TL
Orijinal Adı: Homo Natura: Nietzsche, Philosophical Anthropology and Biopolitics / Çevirmen: Sercan Çalcı / Dizi Adı: Felsefe / 176 sayfa / 275 TL
Foucault’nun Arkeolojisi * Stuart Elden
Stuart Elden, Foucault’nun entelektüel tarihini tamamlayan dört kitap yazmıştır.
Stuart Elden, Foucault’nun entelektüel tarihini tamamlayan dört kitap yazmıştır.
İlk iki kitap Foucalt’nun son on yılına ve İktidarın Doğuşu çalışmasına yoğunlaşan Foucault’s Last Decade (2016) ve Foucault: TheBirth of Power (2017) Polity yayınlarından çıkmıştır. Sonrasında Foucault’nun öğrencilik günlerinden, Deliliğin Tarihi ve 1960’lardaki çalışmalarına uzanan erken dönem çalışmalarına odaklanan The Early Foucault 2021 yılında yine aynı yayınevinden yayımlanmıştır.
Elinizdeki kitap bu dörtlemenin sonuncusu olan 2023’te yayımlanan The Archeology of Foucault’nun çevirisidir. Kronolojik olarak bakıldığında ikinci sırada yer almaktadır. 1960’ların kayıp yıllarını ele alarak erken dönemi tamamlar. Foucault’nun 1963’te yayımlanan Kliniğin Doğuşu, 1966’da yayımlanan Kelimeler ve Şeyler ile 1969’da yayımlanan Bilginin Arkeolojisi kitapları da bu döneme denk düşmektedir. Foucault’nun 60’lı yıllarda üniversitelerde verdiği dersler ve konferanslardan günümüze ulaşmış müsveddeler, el yazmaları ve öğrenci notları gibi açığa çıkan arşiv materyallerinden yararlanan bu kitap, yazarın Türkçe okurlar için kaleme aldığı önsözde de vurguladığı gibi Foucault’nun düşüncesinin katmanlarını ortaya çıkarmak için yapılan bir kazı çalışmasıdır ve adını Foucault’nun kullandığı terimden almıştır. Foucault’nun Arkeolojisi, delilik, tıp, edebiyat, sanat, cinsellik, dilbilim, bilgi gibi birçok konuda zengin arşiv alıntılarıyla Foucault’ya dair yeni bir okuma yapmayı vaat ediyor.
Orijinal Adı: The Archaeology of Foucault / Çevirmen: Duygu Yurttaşen / Dizi Adı: İnceleme / 352 sayfa / 450 TL
Orijinal Adı: The Archaeology of Foucault / Çevirmen: Duygu Yurttaşen / Dizi Adı: İnceleme / 352 sayfa / 450 TL
Türkiye Komünist Partisi Kurucularından Süleyman Nuri: Hayatı ve Hatıraları * Erden Akbulut
1920’de Bakü’de Türkiye Komünist Partisi kurucularından olan Süleyman Nuri’nin hayatı ve hatıraları birçok bakımdan ilginçtir. Mustafa Suphi ve arkadaşlarının TKP merkezini Türkiye’ye taşıma kararına karşı çıkan tek MK üyesi olan Süleyman Nuri’nin 1930’ların sonlarına dek yaşadıkları Hatıralar’da kaleme dökülmüştür.
1920’de Bakü’de Türkiye Komünist Partisi kurucularından olan Süleyman Nuri’nin hayatı ve hatıraları birçok bakımdan ilginçtir. Mustafa Suphi ve arkadaşlarının TKP merkezini Türkiye’ye taşıma kararına karşı çıkan tek MK üyesi olan Süleyman Nuri’nin 1930’ların sonlarına dek yaşadıkları Hatıralar’da kaleme dökülmüştür.
Bu derlemede Süleyman Nuri’nin kaleme aldığı Hatıralar’ın yanı sıra Rusya Devlet Siyasi-Sosyal Tarih Arşivi’nde (RGASPİ) bulunan şahsi dosyası, Süleyman Nuri’nin daha sonra kaleme alacağını belirttiği döneme ilişkin çok özel belgelere de ulaşan değerli hocamız Ali Birinci’nin “Bolşevik Süleyman’ın Serencâmına Zeyl” makalesi ve Ahmet Kardam’ın bu kitabın önemine ilişkin kaleme aldığı değerlendirme yazısı yer alıyor. Ayrıca Süleyman Nuri’nin Kasım 1920’de Abid Alimov ile yazdığı bir rapor ve 1921 sonlarında kaleme aldığı bir takririyle 1960’lı yıllarda Hatıralar’da sözü geçen Adil ve Cemile Nevşirvanova ile mektuplaşmalarından ulaşabildiklerimizi yayımlıyoruz. Kitabın sonunda Süleyman Nuri’nin kızı Svetlana Nuri-Şen’in bağışladığı bir fotoğraf albümü de bulunuyor.
O dönem Türkiye Komünist Partisi yöneticilerden bir başkasının bu çapta hatıratı yoktur.
Dizi Adı: Yakın Tarih / 496 sayfa / 500 TL
Dizi Adı: Yakın Tarih / 496 sayfa / 500 TL
Normal * M. Enes Özel
Her ne yapıyorsanız, onu yapmak normal mi? Çocuk yapmak normal mi? Peki çocuk yapmamak? Evlenmek normal mi (her bayram beni darlayan akrabalarıma bakarsak, evet)? Peki evlenmemek normal mi? Yapay zekâya kitabın özetini hazırlatabilecekken kitabı okumak normal mi? Kitabı okuduğunuz için ince bir teşekkürü araya yerleştirmeme izin verin. Yine de kitaptan kafanızı kaldırın ve karşınızdaki şeye bakın. O her neyse, normal mi?
Her ne yapıyorsanız, onu yapmak normal mi? Çocuk yapmak normal mi? Peki çocuk yapmamak? Evlenmek normal mi (her bayram beni darlayan akrabalarıma bakarsak, evet)? Peki evlenmemek normal mi? Yapay zekâya kitabın özetini hazırlatabilecekken kitabı okumak normal mi? Kitabı okuduğunuz için ince bir teşekkürü araya yerleştirmeme izin verin. Yine de kitaptan kafanızı kaldırın ve karşınızdaki şeye bakın. O her neyse, normal mi?
Gün içinde ne kadar çok “normal” dediğimizi hiç düşündünüz mü? Bizim için bir şeyi normal ya da anormal yapan nedir; normal nasıl belirlenir ve dayatılır?
Tarih boyunca, kültürdenkültüre değişen, bazen aynı kişi için bile gündengüne değişebilen bir kavrama neden bu kadar sıkı sıkı sarılıyoruz?
Bu kitap, hepimizi bir yerinden yakalayan “normal”i psikolojik, biyolojik ve sosyolojik boyutlarıyla ele alıyor. Aynı zamanda psikiyatrist olan yazarımızın peşine düşüp bize dayatılan yapay ve hastalıklı normalleri sorgularken buluyoruz kendimizi. Sonunda ise belki de en zor soruya geliyoruz: Başkalarının bize öğrettiği normallerin arasından kendi normalimizi nasıl bulacağız? Bizim en normalimiz ne?
Bu sorunun peşine düşerken şaşıracak, düşünecek ve sık sık gülümseyeceğiz.
Dizi Adı: Mini Kitaplar / 140 sayfa / 180 TL
Dizi Adı: Mini Kitaplar / 140 sayfa / 180 TL
32 Sayfada Her Şeyin Tarihi * Anna Claybourne
13,8 MİLYAR YILLIK TARİH
Evren nasıl oluştu?
Dinozorlar neden hayatta değil?
Dünya nasıl meydana geldi?
İlk insanlar kimlerdi?
İnsanlar ilk ne zaman sanat yapmaya başladı?
Gezegenimizi nasıl kurtarabiliriz?
Resimleyen: Jan Van Der Veken / Orijinal Adı: The History of Everything in 32 Pages / Çevirmen: Gökçe Alper / Dizi Adı: Dinozor Çocuk / 32 sayfa / 250 TL
13,8 MİLYAR YILLIK TARİH
Evren nasıl oluştu?
Dinozorlar neden hayatta değil?
Dünya nasıl meydana geldi?
İlk insanlar kimlerdi?
İnsanlar ilk ne zaman sanat yapmaya başladı?
Gezegenimizi nasıl kurtarabiliriz?
Resimleyen: Jan Van Der Veken / Orijinal Adı: The History of Everything in 32 Pages / Çevirmen: Gökçe Alper / Dizi Adı: Dinozor Çocuk / 32 sayfa / 250 TL

Yorum Gönder