♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Survival Box : Hepimiz Aynı Taraftayız


Kıyamet sonrası sığınağa kapanarak hayatın devam etmesini birçok filmde gördük. Kaynakların yetip yetmeyeceği, dışarıda neler olduğuna dair meraklar arasında geçen tek mekan gerilimleri bunca yıldır işlenmesine rağmen cazibesini yitirmedi henüz. Konuya son örnek 2019 yapımı Kanada işi “Survival Box” bu kez gençlerin gözünden anlatarak gelmiş.

“Survival Box”, bir ilk film. Senaryoyu Ashlin Halfnight ile birlikte kotaran William Scoular ilk yönetmenlik denemesine soyunmuş. İlk senaryosuna 2013 yapımı “Diving Normal” ile imza atan ve üç ödülle taçlanarak başarılı bir başlangıç yapan Halfnight, iki yıl sonra bu kez “Astraea” ile aynı başarıyı tekrarlamış ve aynı yıl bir orta mertaj senaryosuna da imza atarak hız kesmemiş. Netflix yapımı “Bloodline”ın senaryo grubunda yer alırken ilk yönetmenlik denemesine de imza atmış. Ajandası da şimdiden dolu… İki uzun bir kısa metrajının çekimlerini tamamlamış ve bir kısa metrajın da post prodüksiyonunda. İlk filmine imza atan William Scoular için güven veren bir filmografi olsa gerek. Zira tek tecrübesi 2003 yapımı tv filmi “The Death and Life of Nancy Eaton”ı kitaptan senaryoya uyarlamak olmuş. Kıyamet sonrasına odaklanan filmin oyuncu kadrosunda genç isimler yer alıyor. Boris Bilic, Jake Kenny-Byrne, Paul Syrstad, Michala Brasseur, Tori Khalil, María José Zuniga ve Adam Moryto başı çeken isimler.

“Yedi arkadaş. Yirmi feet yeraltında. Kaçış yok” sloganını kullanan film açılışını haberler ile yapıyor. Yakın zamanda dünyaya korku salan Amerikan başkanı Donald Trump’ın bombalama tehditleriyle donatıyor başlangıcını. Sonrasında bir partideyiz. Eğlencenin devamı için seçilen yer zengin ailenin yaptırdığı sığınak oluyor. İçkiye devam edilirken gelen bir uyarıyla her şey değişiyor. Kapanan kapılar ve radyasyon uyarıları arasında yedi genç kapana kısılmış olarak kıyamet nöbeti tutmaya başlıyor.

Survival Box, bir kapalı tek mekan gerilimi olma amacında. Daha önce benzerlerini gördüğümüz konuyu “10 Cloverfield Lane” tadında işlemeye çalışıyor denebilir. Yedi genç ile durumu şenlendirmeye çalışıyor. Hikayenin ana çatısını bu yedi kişiyi de net çizgilerle birbirinden hayli hızlı davranarak ayırarak kuruyor. Biri sorumluluk sahibi, biri astımlı, biri duygusal, biri de yaşça büyük sorunlu dört erkek ile biri psikolojik sorunlu üç kızdan oluşan topluluk olasılıkları da seyirci için açmış oluyor. Bu başlangıcın ardından olayların çıkmasını, çatışmaları ve korkuları izleyeceğimizi var sayıyoruz. Ne de olsa bir korku/gerilim var karşımızda. Yaşça büyük olanın ayrılmasıyla geride tamamen gençlerden oluşan altılının kalması da iyi hamle ve filmin kilit noktası da orası… Tam da bu noktada filmin tüm eksileri ortaya çıkıyor. Halfnight ve Scoular, dışarıda ne olduğunu bilmeyen gençlerin içeride güven kaybetmesi riskini bir türlü almayarak hiçbir hamlede bulunmuyor. Tek hamleleri kızlardan birinin hamile olduğunu açıklamasından ibaret… Onca yalnızlıkta zaten kıvılcımı görünen bir ilişkinin başlaması da şaşırtıcı değil. Gençlerin arasında her şeyin güllük gülistanlık ve pespembe olmasıyla iyice sıkıcılaşıyor ve sadece sonunda ne olacak sorusundan ibaret bir seyirliğe dönüşüyor. Bulunan silahın bile kimseyi germemesi hayli tuhaf. Arada rüya sahneleriyle yaratılmaya çalışılanın ne olduğunu da anlamak zor. Tek çatışmanın “çok sinsi bakıyorsun” ile gelmesi de hayli komik ve iyice tuz biber oluyor. Tamamen beklendiği gibi ama çok tutuk ilerleyen film, ölümler sonrasında bağladığı duygusallıkla daha çok ilgilendiğini gösterse de onun da hakkını veremiyor. “Hepimiz aynı taraftayız” diyor örneğin. Hayır değiliz, olmamalıyız ki bir şeyler yaşanabilsin, anlatılabilecek bir olay çıksın. Scoular’ın ilk film için işçiliği vasatı aşıyorsa da kapalı mekanın avantajlarını kullanamıyor. Sığınağı koca bir villa gibi yansıtıyor. Kapana kısılmışlık duygusunu bir türlü veremiyor. Oyunculukları da salt tipleme üzerinden işletiyor. Sinsi bakıyorsun denen kızın bakışları hakikaten öyle, duygusal karakterlerin de yüzü doğuştan öyle. Mevcudu kullanarak ilerleme çabasında hep kolay yolu seçmiş Scoular.

Kıyamet sonrası yer altında geçen beş ayı anlatma çabasındaki Survival Box, hiçbir şey anlatmayan sıkıcı ve temposuz bir seyirlik. Afişine yazdığı gibi “kaçış yok” ama kötü bir filmden kaçmak mümkün. 85 dakikalık bu kıyameti gördüğünüz yerde başka bir filme sığınabilirsiniz.

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template