♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Wicked Witches : Hepinizi Yiyebilirim


Yeni kuşak sinemacılar arasında giderek artanlardan biri de kardeş yönetmenler. Yakın hissiyatlarla sinema sevgisiyle büyüyen kardeşler birbirilerini besleyerek büyüyor ve ellerinde kamera ile geçirdikleri dönemin sonunda filmlerini çekiyorlar. Daha kimlerle karşılaşacağız bilinmez ama ilk uzun metraj fırsatını değerlendirerek çıkış arayan biraderlerin şimdilik son örneği Mark Pickering ve Martin J Pickering yani Pickering biraderler. 2018 yapımı bir korku filmiyle “Wicked Witches” ile izleyici karşısında.

2014 yılında 26 dakikalık aile draması “Stealing Moses” ile ilk adımı atan biraderler sonrasında hayallerini kurdukları korku filmi için hazırlıklara girişmiş. Filmin sitesinden öğrendiğimiz kadarıyla yapımından son kurgusuna kadar üç yıl sürmüş. Korku sevgileri erken yaşlarda başlamış. Ebeveynlerinin sayesinde oluşmuş. “The Exorcist”i kurt adam filmlerini v hammer filmlerini sevgiyle anıyorlar. “Wicked Witches” Mark’ın gördüğü rüyaya dayanıyormuş. Onun rüyasına ek olarak cadılar hakkındaki hayallerini de ekleyerek senaryoyu yazmışlar. “The Wicker Man” gibi klasik İngiliz korku geleneklerini koruyarak yoğunluğu ve dehşeti arttırdık diyorlar. Aynı zamanda mizah öğeleri de eklediklerini belirtiyorlar. Mizah ile korkunun iç içe geçtiği eğlenceli bir parti olarak tanımlıyorlar filmlerini. On beş sterlin gibi düşük bir bütçeye sahip filmin oyuncu kadrosunda dizi izleyicileri için tanıdık simalar yer alıyor. Duncan Casey, Justin Marosa, Kitt Proudfoot, Samantha Schnitzler ve Jasmin Clark başı çeken isimler. Bu arada son dönemde sıkça karşılaştığımız üzere filmin iki ada sahip olduğunu belirtelim. Önceleri “The Witches of Dumpling Farm” adıyla anılan filmin adı daha sonra “Wicked Witches”a dönüşmüş. Amerika’daki festivallerdeki gösterimlerde bu adla yer almışlar ve daha çok bu isimle biliniyor.

Cadı temalı film bizi Mark ile tanıştırıyor. Aldattığı için karısının gazabına uğramış ve evden atılmış. Kendisine kalacak yer bulmak için gazete ilanlarına baktığında tanıdık bir isim görür ve arar. Eski arkadaşı Ian’ın çiftliğinde oda vardır. Odayı tutan Mark Ian ile eskileri yad eder ve o şaşalı günlere dönüşe hazırdır. Lakin hesapta olmayan şeyler vardır…

“Wicked Witches”in festivallerde gece yarısı sineması fanatiklerince tam not aldığını belirtelim her şeyden önce. Dört festivalde yer almanın gururunu afişlerine de taşımışlar. Lakin nasıl bu kadar beğenildiğini anlamak hayli zor… Zira Pickering biraderler teknik anlamda bütün olmaktan uzak ve çok amatör bir film yapmış. Bu kadar amatör olmasını ve aksaklıkları üç yılda tamamlanmasına bağlamak mümkün… Çekimleri hangi sürede yapılmış bilemiyoruz ama kamera kullanımı konusuna çok kötü bir film var karşımızda. Bu imkanlar ancak bu kadarı mümkün de denebilir tabi. Ağırlıklı olarak drone ile yaptıkları kuşbakışı çekimleri kullanan biraderler, birçok sahnede de yüze zoom yaparak sahneyi kaplıyor. Müzikleri de üstüne bindirince atmosferi kurma planı yapmışlar. Plan güzel ama özellikle sahneleri birbirine bağlarken, kurgu sırasında bu yakın planlar gerçekliğe zarar veriyor. Kimin nerede olduğunu bilmenin mümkün olmamasını sağlıyor. Mark ve Ian bir yerlere gidiyor ve dolaşıyorlar ama bir bütünün içinde değiller. Bütünlük yerine parçalanmışlığı tercih etmeleri ne kadar yanlışsa özellikle Ian’ın sürekli şüpheli donukluğunu vurgulamaları da o kadar yanlış olmuş. Evet bolca kırmızı ton kullanarak eski korku klasiklerinin havasını yakalamak mümkün ama önce sağlam bir zemine ihtiyaç var. O zemini kuramayınca bölük pörçük bir şeyler izlemek zorunda kalıyor izleyici. Mark’ın gördüğü rüyalar da filmin skeçlerden oluşmasını sağlıyor neredeyse. Kötü sinematografi ve kurguyla berbat bir filme dönüşmüş Wicked Witches. Aynı kötülükteki diyaloglar ve oyunculuklar da cabası. Cadıların tek yaptığı adamlara bakıp “hepinizi yiyebilirim” demek. Tamam desinler de niye yiyorlar meçhul. Nereden çıktılar meçhul.

Filmin sitesinde belirttikleri mizahı yansıtma konusundaysa başarılılar. Daha on sekizinci dakika radyo yayını üzerinden bir güzelleme yapıyorlar. Radyodaki haberde genç erkeklerin kaybolmaya devam ettiği söylenerek son kurbanın da adı anılıyor: Mark. “Pickering Kardeşler yükselerek devam ediyor…” anonsunu kaydederken çok eğlendiklerine şüphe yok. Bu iki unsur dışında filmde herhangi bir ışıltı, parıltı ya da kıvılcım görmek mümkün değil. Seksi cadı kızların göründüğü anlar bile çok sönük. Zaten efektler konusuna hiç girmeyelim. Kan ve bağırsakların yapaylığına hiç değinmesek daha iyi. Yetmişli yılların klasik korkularını andırmak ile benzemek arasındaki uçurumda seyrediyor sonuç olarak.

Saf gece yarısı sineması örneklerini sevenler için bile zorlayıcı ve sıkıcı bir örnek olan “Wicked Witches” 79 dakikalık bir hamlık. Tuhaflıklardan ve hiçbir şeye benzemeyen filmlerden hoşlananlar dışında kimseye hitap etmiyor. Uzak dursanız daha iyi…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template