♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

When We First Met : Kadere Bel Bağlanmaz

Her ilişkinin başlangıcını, ilk fitilini büyülü bir an ateşler. Muhabbet güzel ilerliyordur, kafalar denktir ve o sıralarda karşıdakini nereye koyacağını düşünür kişiler. İki tarafta tartar birbirini, arkadaş mı olacaktır yoksa sevgili mi? Cevap sevgili ise o ilk öpücük gelir tam da büyülü anda. Sonrası iyilik, güzellik, spor… O yüzden ilk tanışmalar çok önemlidir. O ilk anlarda söylenenler, jestler, mimikler ve hareketler de. Olmayınca olmaz işte. O büyük aşkı bir gün farkla kaçırdıysanız ve aşk içinizde içinizde iyice büyüdüyse, kahroluyorsanız… Peki, size zamanda geri dönüp düzeltme şansı verilirse? Artık onu tanımanın da avantajıyla işler yoluna konulabilir mi? Yoksa kader yine ağlarını örer mi? 2018 yapımı Netflix işi “When We First Met” işte bu sorunun cevabını arayan bir romantik komedi. Cevaplarını vermekle kalmıyor, mesajlarını da sıkıştırıyor araya.

Örneğini defalarca izlediğimiz hatta “Butterfly Effect” ile fantezilerimizin de parçası haline getirdiğimiz zamanda yolculuk konulu romantik komediler söz konusu olduğunda dayanamadığımız bir gerçek. “When We First Met” de o dayanamama halinden çıkmış belli ki. “The LEGO Batman Movie” ve “The LEGO Ninjago Movie”nin senarist grubundan John Whittington ilk kez bir senaryoya tek başına adını yazdırmış. İlk senaryosunda güvenli sularda gezinmeyi tercih etmiş. Rom-kom sevenlere çekici gelecek bir konu ve yer yer eğlenceli bir senaryo. Yönetmen koltuğundaysa çıkıştaki yönetmenlerden Oscar ödüllü Ari Sandel oturuyor. 2005 yılında kısa metrajı “West Bank Story” ile Oscar alarak parlak bir kariyer başlangıcı yapan Sandel devamını da iyi getirmişti. 2006’da “Wild West Comedy Show: 30 Days & 30 Nights - Hollywood to the Heartland” dökümanteriyle iyi iş çıkarttıktan sonra beş yıllık sessizliğini kısa metrajı “Kadaffi Goes Hollywood” ile bozmuştu. 2013’de “Aim High” dizisiyle televizyona da el attı. 2015 yılındaysa o beklenen ilk uzun metraj nihayet geldi. “The DUFF” ile sınavı geçen Sandel, üç yıl sonra yeniden yönetmen koltuğunda. Komedi konusunda gelecek vaat eden yönetmen yine iyi bir kadro kurmuş. Adam Devine, Alexandra Daddario, Shelley Hennig, Andrew Bachelor ve Robbie Amell dizi izleyicilerinin yakından tanıdığı ve sevdiği isimler. Karşımızda Netflix işi olunca doğru isimler.

9 Şubat’ta seyircisiyle buluşan film, bir fotoğraf kabini yardımıyla aşık olduğu kadınla ilk karşılaşmayı tekrar yaşama şansını elde eden bir adamın maceralarını anlatıyor. Açılışını 2017 yılında bir nişan töreninde yapan film, acılı aşığımız Noah ile tanıştırıyor bizleri. Aşık olduğu kadın Avery ve nişanlısı Ethan’la. Avery’nin en yakın arkadaşı kontenjanından Carrie ile de tanışıyoruz. Sarhoş Noah, Carrie’ye Avery ile nasıl tanıştıklarını anlatıyor, nasıl elinden kaçırdığını. Görür görmez aşık olduğunu kadın ona tamamen arkadaşça davranmıştır. O sihirli anda dudaklar birleşmemiş, sarılmışlardır. Noah her şeyi başa sararak onunla yeniden tanışıp istediği adam olmayı diler. Sihirli bir fotoğraf kabini sayesinde o tanıştıkları günün sabahına, üç yıl öncesine uyanır. Artık onu kendisine aşık etme fırsatı eline geçmiştir ve bunu kullanır.

İyi başlayan ve öyle de devam eden film seyircisine kendisini kısa süre içinde sevdiriyor her şeyden önce. Bunda Adam Devine’ın sevimliliğinin payı büyük. Daddario, Henning, Bachelor ve Amell de ona ayak uydurunca kimyası tutan beşlinin takım oyununu seyretmek eğlenceli hale geliyor. Olacakları kestirmenin, tahmin etmenin de bir önemi kalmıyor bu sayede. Özellikle ilk yarı epey eğlenceli ve sürükleyici… Ne oluyorsa ikinci yarıda oluyor zaten. Senaryo tıkanıyor, film bir türlü akmıyor. Zaman uzuyor da uzuyor sanki. Sonlara doğru didaktik bir hal alarak mesajlarını sıralamayı da ihmal etmiyor. Sevdiğin işi yap mottosu dilden düşmüyor zaten. Buna ek olarak en yakın arkadaşın öğütleri geliyor dizi dizi. Filmin sarpa sardığı anlar da böylece başlıyor. “Kadere bel bağlanmaz. Birlikte olmaları gerekiyorsa bunu kimse engelleyemez” diye başlayan o nasihatlerden sonrası da hayli tuhaf. Seyirciyi şaşırtacak tuhaf reverse ile iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Sırf mutlu son, umut uğruna pek yapay bir final tercih edilmiş.

Eksiklerine ve süre problemi yaşamasına rağmen romantik komedi sevenleri memnun edecek bir film “When We First Met”. Oyuncuların takım oyunu ve sevimlilikleri ile bir şekilde kendini seyirciye sevdirmeyi ve eğlenceli vakit geçirtmeyi başaran bir seyirlik. Geriye o sihirli fotoğraf kabinini aramak kalıyor.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template