♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İletişim Yayınları’ndan Haziran Yenileri

İletişim Yayınları Haziran ayını on iki yeni kitapla karşılıyor. Pelin Buzluk’un bir arada sunulan ilk iki kitabı “Deli Bal ve Kanatları Ölü Açıklığında”, Melike Uzun’un yeni romanı “Soğuk ve Temiz”, Wolfgang Schorlau’nun siyasi polisiyesi “Koruyan El” ve Mary Shelley’in başyapıtı Frankenstein ayın edebiyat kitapları. Funda Şenol Cantek’in derlemesi “Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda - Kuaför Kitabı”, Psikolog Derya Koptekin’in araştırması “Biz Romanlar Siz Gacolar - Çingene/Roman Çocukların Kimlik İnşası”, Cafer Solgun’un anılar “Demeyin Anama, İçerdeyim”, Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir’in derlediği “Yüz Karası Değil, Kömür Karası - Zonguldak”, Anthony Elliott ve Bryan S. Turner’ın derlediği “Çağdaş Toplum Kuramından Portreler”, Ayala Malach Pines’in kaynak kitabı “Çiftlerde Tükenmişlik - Sebepleri ve Çözümleri”, Emilio Gentile imzalı “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir (Yalan!)” ve Susan Neiman’ın “Niçin Büyüyelim? - Çocuksu Bir Çağ İçin Altüst Edici Düşünceler”i de ayın diğer kitapları…

Deli Bal - Kanatları Ölü Açıklığında / Pelin Buzluk
Son dönem Türkçe edebiyatın en önemli genç öykücülerinden Pelin Buzluk’un ilk iki kitabı, Deli Bal ve Kanatları Ölü Açıklığında, şimdi bir arada… İletişim Yayınları tarafından tek bir kitap olarak edebiyatseverlerle buluşturulan bu kitapların biriyle Yaşar Nabi Nayır diğeriyle Selçuk Baran Öykü Ödülü’nü kazanan Pelin Buzluk’un kendine has anlatım tarzı ve öykü evreni okurlara unutulmaz zamanlar vaat ediyor…

Zerre zerre büyüyen bunaltılar ve sırlı hayatlar…

Başka türlü bir öykü evreni, başka türlü bir hayat bahçesi… Balkonsuz evin düğün gecesi ve gözlerini gözlerimize diken kargaları… Dünya bazen uysal bir karanlıktı, bazen tarumar olmuş bir gündüz.

Pelin Buzluk’un biri Yaşar Nabi Nayır diğeri Selçuk Baran Öykü Ödülü almış iki kitabı bir arada… Durup durup seslenen öyküler.
Türkçe Edebiyat, 153 Sayfa, 17 TL

Soğuk ve Temiz / Melike Uzun
İletişim Yayınları, Kürar adlı öykü kitabı hem eleştirmenler hem de okurlar tarafından ilgiyle karşılanan Melike Uzun’un yeni romanı Soğuk ve Temiz’i yayımlıyor. Hesaplaşmanın, yokluğun, merhametsizliğin ve acının ağır bastığı bir hayatı ustalıkla anlatan Uzun, Soğuk ve Temiz ile edebiyatseverlere yine ellerinden bırakamayacakları bir kitap sunuyor…

Mırıltılar, kokular, nar taneleri, karıncalar, pencereler, boş arsalar, zeytin taneleri ve yılanlar… Defne’nin elleri, kırık aynadaki yüzü, tenhalığı, Defne’nin tarihi…

Soğuk ve Temiz, yokluğun, merhametsizliğin ve hesaplaşmanın romanı. Bir kâbus tortusu… Melike Uzun, acının içinden geçerek yazıyor. Dünya dönüyormuş!
Türkçe Edebiyat, 130 Sayfa, 15 TL

Koruyan El / Wolfgang Schorlau
İletişim Yayınları, dünya edebiyatının en önemli siyasi polisiye yazarlarından Schorlau’nun Koruyan El’ini edebiyatseverler ile buluşturuyor. Mavi Liste ve Münih Komplosu romanlarıyla Türkçede de kendi okur kitlesini oluşturan Schorlau, bu romanında Almanya’da 2000-2006 yılları arasında öldürülen biri Yunanistanlı, sekizi Türkiyeli göçmenin hikâyelerine odaklanıyor. Devlet ve Neonaziler arasındaki kirli ilişkileri sorgulayan bu metni soluk soluğa okuyacaksınız…

Siyasî polisiye ustası Schorlau, bu defa, Almanya devletinin gizli servisleri ve neonaziler arasındaki “derin” ilişkilere dair ürpertici şüphelerin izini sürüyor.

Almanya’da 2000-2006 yılları arasında biri Yunanistan, sekizi Türkiye kökenli dokuz göçmen öldürüldü. Bu cinayet serisi, medyada uzun süre Türkiyeliler arası mafyavari işlere bağlanarak “döner cinayetleri” diye magazinleştirildi. Bu cinayetlerin failleri 2007’de bir de polis öldürdüler. 2011’de, bir banka soygunu sonrasında kuşatıldıkları karavanda şüpheli bir biçimde öldüler. Bu iki failin, “Nasyonal Sosyalist Yeraltı” adlı bir örgütün üyeleri olduğu anlaşıldı. Güvenlik aygıtının eğilimi, bu örgütü, hayatta kalan kadın yoldaşlarıyla birlikte üç kişilik bir hücreye indirgemek oldu. Ancak ortaya saçılan bilgiler, anlatımlar, şüpheler, resmî olarak da kollanan dallı budaklı bir şebekenin varlığını ortaya koyuyor.
Çeviri: Hulki Demirel, Dünya Edebiyatı, 392 Sayfa, 28 TL

Frankenstein / Mary Shelley
İletişim Yayınları, Mary Shelley’in sinemadan tiyatroya, popüler dizilerden karikatüre birçok sanat dalını etkileyen başyapıtı Frankenstein’ı yayımlıyor. Genç bilim adamı Frankenstein’ın ceset parçalarından yarattığı “canavar”ının hikâyesini anlatan bu metin, 1818 tarihli ilk basımından çeviriyle okurlara sunuluyor. Serpil Çağlayan’ın titiz çevirisi ve Murat Belge’nin önsözü ile hem ilk kez okuyacaklara hem de yeniden okumak isteyenlere keyifli anlar vaat eden Frankenstein, modern çağların edebi bir gözle eleştirisini sunuyor.

Doğanın ve yaşamın sırrına vakıf olduğunu düşünen genç bilim adamı Victor Frankenstein ceset parçalarından bir canavar yaratır. Victor’un denetiminden çıkan canavar sevgisizlikten ve kimsesizlikten yakınacak kadar “insanlaşır” ve yaratıcısından ona bir eş yaratmasını ister. Victor’un bu noktadaki tercihi kendi yarattığı canavarla yüzleşmekten kaçınan bütün bir insanlığın trajedisine dönüşecektir. Sinemadan tiyatroya, popüler diziden karikatüre birçok modern sanat dalında bir arketip haline gelen Frankenstein 1818 tarihli ilk basımıyla Türkçede.

Serpil Çağlayan çevirisi, Murat Belge’nin önsözü, Walter Scott’ın sonsözleri, Yazar ve dönem kronolojisi, Kitaba dair görsellerle.
Serpil Çağlayan, İletişim Klasikleri, 300 Sayfa, 22,50 TL

Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda - Kuaför Kitabı / Derleyen: Funda Şenol Cantek
Daha önce okurlara bir “berberler kitabı” sunan İletişim Yayınları, bu kez de bir “kuaförler kitabı” ile karşımıza çıkıyor.  Pavyon kuaförlerinden gelin başına, ojeden ağdaya, büyük şehirdekinden taşradakine, kuaför ortamları, kuaförler, manikürcüler ve müşterileri Funda Şenol Cantek’in derlediği Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda ile dünyamıza giriyor.

Bir ortam, hatta adeta bir “kurum”, kuaför; merkezden taşraya, her yerde hazır ve nazır. Kuaförlük bir zanaat; giderek bir endüstrinin, güzellik endüstrisinin parçası haline gelen bir zanaat. Sınıfsal farkların canlı bir şekilde yansıdığı bir performans alanı… Esasen erkeklerin icra ettiği bir iş olması, bu “kadın ortamına” başka bir toplumsal cinsiyet “karmaşası” da katıyor. “Müşteri”nin arzuları ve hayalleri ile kuaförün “otoritesi” arasındaki gerilimler de cabası. “Manikürcü kızı” da unutmamalı… Kuaförde geçen hayata, rengârenk bakışlar var elinizdeki derlemede. Esasen kadınların deneyimleri üzerinden; “horoz”undan “kırığına”, pavyon kuaförlerinden gelin başı yapanlara ve tesettür modasına, “salaş doğal”dan ”üzüm salkımlı topuz”a, türlü marifetleri, türlü tipleri, türlü huyları, türlü hikâyeleriyle, kuaför “realitesi”…

Funda Şenol Cantek’in hazırladığı derlemeye, onun yanı sıra Yelda Şahin Akıllı, Feyza Akınerdem, Sevgi Can Yağcı Aksel, Ece Zeber, Aksu Bora, Gaye Boralıoğlu, Levent Cantek, Gökçe Çöçel, Ayla Deniz, Ümit Deniz, Rita Ender, Serra Akyüz Gönen, Burcu Hatipoğlu, Nurten Kara, Merve Öztürk, Ezgi Sarıtaş, Merin Sever, Burcu Şenel, Hülya Türker, Emel Uzun, Emek Yıldırım ve Şenay Yılmaz katkıda bulundu.
Bugünün Kitapları, 391 Sayfa, 32 TL

Biz Romanlar Siz Gacolar - Çingene/Roman Çocukların Kimlik İnşası / Derya Koptekin
Psikolog Derya Koptekin’in klişelerin ötesinde nasıl bir hayat yaşadıkları pek de bilinmeyen Çingene/Roman dünyasını çocuklar üzerinden inceleyerek daha yakından tanımamızı sağlayacak araştırması Biz Romanlar Siz Gacolar İletişim Yayınları’ndan çıktı. Etnik gruplarını nasıl adlandırıyorlar, ne gibi ayrımcı yaklaşımlara maruz kalıyorlar, gelecekten beklentileri neler gibi temel sorulardan yola çıkan Biz Romanlar Siz Gacolar hep önünden geçtiğimiz ama neyi örttüğünü pek de bilmediğimiz bir kapıyı ardına kadar açan temel bir kaynak niteliğinde…

Çingene, Roman, esmer vatandaş, şopar... Varlıkları hep bilinen ama dünyaları nadiren inceleme konusu olan, topluluk adları üzerinde bile bir uzlaşma bulunmayan bir etnik grup... Derya Koptekin, İzmir’in “Çingene mahalleleri”ndeki sosyal hizmet merkezlerinde yıllarca çalışmış, günlerini Çingene/Roman çocuklarla iç içe geçirmiş, “sahayı da bilen” bir psikolog olarak özellikle çocuklara yöneliyor ve bütün sorularını onlar hakkında bildiğimizi sandığımız tüm klişeleri bir yana bırakarak soruyor; cevabı onların seslerinde arıyor: Kendilerini hangi gruba ait görüyor, etnik gruplarını hangi isimle adlandırıyorlar? Hayalleri, beklentileri neler, ne tür ayrımcılık örnekleriyle karşılaşıyorlar? En önemlisi, Türkiye’nin ötekilerinden olan Çingene/Romanlar, kendi kimliklerini hangi ötekiler üzerinden kuruyor, toplumsal hiyerarşide kendilerini nasıl konumlandırıyorlar?

Biz Romanlar Siz Gacolar ile Derya Koptekin, “Gacoların” hep teğet geçtiği, baktığı ama görmediği bu dünyaya ışık tutuyor.
Araştırma İnceleme, 205 Sayfa, 20 TL

Demeyin Anama, İçerideyim / Cafer Solgun
İletişim Yayınları, uzun yıllarını siyasi mahkûm olarak geçiren Cafer Solgun’un anılarını Demeyin Anama, İçerdeyim adıyla kitaplaştırdı. 1978’den 1987 yılına kadar yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla anlatan Solgun, 12 Eylül’ün hapishanedeki etkilerini, ilk özel tip hücre uygulamasını, açlık grevlerini ve ölüm oruçlarını anlatırken, aynı zamanda Türkiye’nin yakın geçmişini sorguluyor.

Tecrübeli bir mahpus, Cafer Solgun, yirmi yıla yakın süren hapishane deneyiminin aralıklarla 1978’den 1987’ye uzanan ilk faslını anlatıyor. Sinop, Davutpaşa, Metris, Sağmalcılar… 12 Eylül darbesinin “içeriden” görünüşü… Hapishanelerde ilk “özel tip hücre” uygulaması, açlık grevleri, ölüm oruçları… Direniş…

Hem olağanüstü günleri hem olağan rutini ve ilişkileri ile hapishanedeki hayat… Zulmün ve direnişin gündelik yordamları.  Racon ve “iç” hukuk… Cafer Solgun, sadece “içerideki” hayatı anlatmakla kalmıyor, bizi Türkiye’nin yakın geçmişiyle yüzleşmeye davet ediyor. “Hayat akıyordu ve mahpushanelerinde Türkiye’nin, varlıkları ülkülerine karışmış hasretler birikiyordu…”
Anı, 256 Sayfa, 23 TL

“Yüz Karası Değil, Kömür Karası” Zonguldak / Derleyenler: Atilla Barutçu, Figen Uzar Özdemir
İletişim Yayınları’nın Türkiye’nin dört bir yanındaki şehirlerin ve insanların hikâyelerini anlatan dizisi Memleket Kitapları, bu kez Zonguldak’ı okurlarla buluşturuyor. Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir tarafından derlenen bu kitapta Zonguldak, madenlerinde yaşanan zorluklardan gündelik hayatına, termik santral karşıtı muhalefetinden futboluna tüm yönleriyle inceleniyor. Zonguldak’ı ve Zonguldak özelinden yola çıkarak bir coğrafyayı tanımak için eşsiz bir kaynak…

Zonguldak, bir işçi şehri; Türkiye’de işçi sınıfı kültürünün belli başlı havzalarından biri. Elinizdeki derleme, “deresi siyah akan” diyarın elbette öncelikle bu yanına bakıyor: Zorunlu çalışma mükellefiyetinden özelleştirme sürecine, uzun bir sınıflaşma ve direniş tecrübesi… Günümüzde, termik santral karşıtı muhalefete de akan bir gelenek... Ama o kadar değil. Konut politikasından sanatsal faaliyetlere, her boyutuyla şehir kültürü de var derlemenin içinde. Zonguldak’ın gündelik hayatında kadınlık ve erkeklik halleriyle ilgili canlı gözlemler de var... Zengin tasvirleriyle, edebiyatta ve sinemada Zonguldak’ın görünümleri var... Görünmezlikleriyle şehrin görünmezliğini simgeleyen madenci çöpçü katırları var… Kömürspor-Zonguldakspor da var.

Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir’in derlediği Yüz Karası Değil Kömür Karası’na ayrıca İbrahim Akyürek, E. Atilla Aytekin, Akın Bakioğlu, Şeyma Balcı, Fahri Bozbaş, Hanen Çiftdoğan, Ayça Demir, Naz Hıdır, Alaaddin Kara, Ayhan Kaya, Caner Özdemir, Hasan Anıl Sepetci, H. Tarık Şengül, Mete Arif Tokmak, Güzin Yamaner, Ayça Erinç Yıldırım, Evrim Yılmaz katkıda bulundu.
Memleket Kitaplar, 349 Sayfa, 29 TL

Çağdaş Toplum Kuramından Portreler / Derleyenler: Anthony Elliott, Bryan S. Turner
İletişim Yayınları, aralarında Heidegger, Adorno,  Derrida, Foucault ve Edward Said’in de bulunduğu, günümüz toplum kuramının en önemli isimlerinin eserleri ve hayatları üzerine yazılmış makalelerden oluşan Çağdaş Toplum Kuramından Portreler’i yayımlıyor.  Anthony Elliott ve Bryan S. Turner’ın derlediği bu kitapta ilk kez yer alan bu makaleler, toplum kuramlarını Marksizm ve yeni-Marksizm, yapısalcılık ve postyapısalcılık, modernite ve postmodernite, feminizm ve psikanaliz, fenomenoloji ve yorumbilim başlıkları altında incelerken, çok yönlü düşünmeye giden yolun kapılarını ardına kadar açıyor.

Çağdaş Toplum Kuramından Portreler günümüz toplum kuramının önde gelen entelektüelleri ve kuramcıları hakkında kapsamlı bir kılavuz sunuyor. Çağdaş toplum kuramındaki başat eğilimleri ele alan Anthony Elliott ve Bryan S. Turner önde gelen kuramcıların, düşünce hareketlerinin ve yorum geleneklerinin çalışmalarına yön veren temel konu ve gelenekler hakkında her biri yetkin kalemlerin elinden çıkmış ve ilk kez bu kitapta yayımlanan makalelere yer veriyorlar. 20. Yüzyıl felsefesi, iktisadı, siyaseti ve sosyolojisini Marksizm ve yeni-Marksizm, yapısalcılık ve postyapısalcılık, modernite ve postmodernite, feminizm ve psikanaliz, fenomenoloji ve yorumbilim başlıkları altında inceleyen Çağdaş Toplum Kuramından Portreler Heidegger’den Adorno’ya, Derrida’dan Foucault’ya, Anthony Giddens’tan Edward Said’e çağdaş toplum kuramında iz bırakan düşünürlerin hayat öyküleri ve yapıtları hakkında derinlikli analizler sunarken kuramsal düşünceye zengin ve ufuk açıcı bir katkıda bulunuyor.

Toplumsal olgular, kültürel yapılar ve kuramsal söylemler arasındaki bağlantıları inceleyen Çağdaş Toplum Kuramından Portreler’de okur hem toplumsal-kuramsal eğilimlerin parametreleri hem de toplum eleştirisinin doğası hakkında faydalı ve öğretici bir kılavuz bulacaktır.
Çeviri: Barış Özkul, Başvuru, 566 Sayfa, 38,50 TL

Çiftlerde Tükenmişlik - Sebepleri ve Çözümleri / Ayala Malach Pines
İletişim Yayınları, klinik psikolog Ayala Malach Pines’in çiftlerde sıklıkla karşılaşılan duygusal tükenmişliği derinlemesine incelediği çalışması Çiftlerde Tükenmişlik’i yayımlıyor. İlişkiler neden sonsuza dek sürmüyor, romantizm neden ölüyor, çiftler arasındaki bağ neden korunamıyor gibi temel soruların peşine düşen Pines, bu soruların cevaplarını arıyor, yol gösteriyor. Hem ilişkilerinde sorun yaşayan çiftler hem de terapistler için temel bir başvuru kaynağı…

İçinde yaşadığımız kültürde yetişmiş birçok insanın aşk ve evliliğe dair beklentileri epey yüksek. Hepimiz beraberliklerimize büyük hayallerle başlıyor, ilişkilerimize büyük anlamlar yüklüyoruz. Ancak bir süre sonra sevdiğimiz insanın üzerindeki yaldızlar dökülmeye, ilişkimizin tepesindeki mutluluk halesi solmaya başlıyor. Peki bu yokuş aşağı süreç işin tabiatından mıdır, başka bir deyişle ilişkilerin sıradanlaşması kader midir?

“Tükenmişlik sendromu” daha çok iş bağlamında karşımıza çıksa ve o alana özgü sayılsa da, duygusal ilişkilerde de karşılaşılabilen bir kavram. Aşklarının sonsuza dek sürmesini umut eden ve ilişkileriyle fazla özdeşleşen idealist kişiler, günlük yaşamın çıplak gerçekleriyle yüz yüze kalınca kaçınılmaz görünen bir sonla, yani büyük bir hayal kırıklığıyla karşılaşıyor. İşte beklentiler ile gerçeklik arasında oluşan bu makas, hem fiziksel hem de duygusal ve zihinsel tükenmişliğe kapı aralıyor. Bu tuzaktan korunmanın yolları nelerdir? Romantik imgeler tükenmişlik sürecini ne yönde etkiliyor? Aşkta ve işte tatmin edici ve dengeli bir hayat sürmek nasıl mümkün olabilir? Tükenmişlikte çevrenin etkisi nedir? Kadınlar ve erkekler tükenmişlikle nasıl başa çıkıyorlar? Romantizmi canlı tutmanın, sevgi ve bağlılığı korumanın ipuçları nelerdir? Elinizdeki kitap, bu sorulara cevap arıyor.

Klinik psikolog Ayala Malach Pines, Çiftlerde Tükenmişlik’te uzun yıllara yayılan akademik araştırmalarının sonuçları ışığında çift terapisine dair deneyimini aktarıyor. Çiftleri tükenmeye götüren nedenleri, tükenmişliğin tehlike sinyallerini ve belirtilerini derinlemesine irdelerken bu kaçınılmaz gibi görünen olgunun önüne geçmenin etkin yollarını gösteriyor. Hem terapistler hem de ilişkilerinde sıkıntı yaşayıp bunları aşmak isteyenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.
Çeviri: Meral Güneş, Psykhe, 328 Sayfa, 27,50 TL

"Demokraside Halk Her Zaman Egemendir" (Yalan!) / Emilio Gentile
İletişim Yayınları Emilio Gentile’nin halkın “demokrasi sahnesi”ndeki rolünü sorguladığı Demokraside Halk Her Zaman  Egemendir” (Yalan!) başlıklı kitabını yayımlıyor. Oy vermenin amacını ve halkın oy verdikten sonraki sürece ne derece müdahil olabildiğini sorgulayan Gentile, halkın egemenliğinin gün geçtikçe göstermelik bir kavrama dönüştüğünü vurguluyor. Günümüz siyasetini ve bu siyasette halkın rolünü anlamak için bir başucu kitabı…

Bugün hemen hemen bütün ülkelerde, siyasal partiler ve siyasal hareketler kendilerini demokrat olarak tanımlıyor. Abraham Lincoln demokrasiyi “halk tarafından, halk için, halkın yönetimi” olarak tanımlamıştı. Günümüz demokrasilerinde durum böyle mi? Ünlü bir faşizm tarihi uzmanı olan Emilio Gentile, şimdi halkın ancak bir sahne demokrasisinde küçük bir rol alabildiğini iddia ediyor. Oy verme sahnesine sıra gelince halk sahneye çıkarılıyor, sonra hemen sahneden indiriliyor. Bu nedenle, partiler ve hükümetler oligarşisi, siyaset sınıfı içinde yolsuzluk, liderlerin demagojileri, halkın ilgisizliği, kamuoyu manipülasyonları, reklama dönüşen siyasal kültürün bozulması öne çıkıyor. O çok övülen temsilî demokrasi ve halkın egemenliği birçok yerde sahne demokrasisine dönüşmüş durumda.

Günümüz demokrasilerinin bu özellikleri salt içinde bulunduğumuz dönemin koşullarının bir sonucu mu? Gentile, bu özelliklerin demokraside doğuştan var olduğunu gösterip, bunlara karşı mücadelenin demokrasiyi esas diri tutan etmen olduğuna işaret ediyor.
Çeviri: Volkan Çandar, Politika, 134 Sayfa, 15,5 TL

Niçin Büyüyelim? - Çocuksu Bir Çağ İçin Altüst Edici Düşünceler / Susan Neiman
İletişim Yayınları daha önce Ahlâkî Açıklık kitabını yayımladığı Susan Neiman’ın Niçin Büyüyelim? adlı eserini okurlarla buluşturuyor. Neiman, çağımızda insanların sürekli bir “vesayet” altında yaşadıklarını ve yaşamlarını şekillendirecek temel konular hakkında bile seçim yapma şanslarının ellerinden alındığını düşünürken, okurlarına bu vesayeti ortadan kaldırmanın yollarını sunuyor, yani “büyümeyi”, yetişkin bireyler olduğumuzu hatırlamamızı öneriyor. Modern insanı cesaretlendiren, tekrar tekrar okunacak bir kitap…

Ehemmiyetsiz konularda bize fuzulî “seçme” fırsatları sunarken, hayatımızı ve dünyanın geleceğini ilgilendiren hayatî konularda karar özgürlüğümüzü giderek daraltan bir sistemde yaşıyoruz, Susan Neiman’a göre. Kısacası, giderek daha vesayetçi hale gelen bir hükümranlık altında yaşıyoruz. Neiman, bizi bu gidişe boyun eğmemeye, büyümeye çağırıyor... Yetişkin insanlar olduğumuzu hatırlamaya, reşit olmanın gereğini yapmaya...

Gerçek anlamıyla büyümek, özgürlük ve sorumluluk etiğini içselleştirmek demek. Kitap, bunun yolları olarak eğitim, seyahat ve iş (emek ve etkinlik) deneyimlerine eğiliyor. Eğitimin, seyahatin, emeğin-etkinliğin anlamlı, yaratıcı ve insanı olgunlaştıran biçimlerini arıyor.

Solun “iyi, güzel ve doğru”ya dair iddiasını yeniden yükseltmesi gerektiğini savunduğu Ahlâkî Açıklık kitabındaki arayışını sürdüren felsefeci, burada da öncelikle Aydınlanma’nın itibarını iade etme ve onu doğru anlama derdinde. Bu bağlamda Aydınlanma’nın “ceberrut yüzü” Rousseau’yu yeniden yorumlayışı başlı başına ilgiye değer. Arendt’in doğarlık kavramına özel bir önem atfettiği bu kitapta, Neiman düşünsel macerasının kerterizini yine Kant’tan alıyor.
Çeviri: Nagehan Tokdoğan, Politika, 208 Sayfa, 20 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template