♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Kedi : “Pek Çok Zen Ustasıyla Yaşadım, Hepsi Kediydi”

Çocukluğu, bahçesinde, evinin içinde, yatağında-döşeğinde kedilerle geçmiş bir insan olarak Ceyda Torun’un Kedi belgeselini izlerken, kedilerin yaşamımda ne kadar büyük bir yer kapladığını, ancak bunun farkında olmadığımı anladım. Metropol sakinleriyiz ve bu şehr-i İstanbul keşmekeşinde doğayla aramızdaki bağlar her an baltalanırken, kediler yanı başımızdalar ama farkında bile değiliz. Her şeye rağmen, tüm bu yapaylaşmaya, şehirleşmeye, betonlaşmaya rağmen doğayla aramızdaki köprü olarak, kediler iyi ki var. İçine düştüğümüz yapaylığa hızla eklemlenirken rehberliğine ihtiyacımız olan kedileri hiç gözlemlemiyoruz, oysa onlar bir zen ustası gibi bizi sürekli izliyorlar…

Kedi, fazlasıyla sempatik bir çalışma ancak Kedi’nin sempatikleri sadece kediler değil, kedi severlerle yapılan söyleşilerde kedileri öylesine sevmekten öte, bir kediyi olduğu gibi kabul etmenin ve onu olduğu gibi sevmenin ne kadar güzel bir hal olduğunu gördüm. Kedi severlerin, hayatlarının bir parçası haline gelen kedilerden bahsederken gözlerindeki o parlama, kedilere ayrı ayrı karakter atfedişleri ayrıca duygulandırıyor. Kedi’yi izlerken bazı anlarda gözlerinizin dolması, tam o anda bir kahkaha atmanız da olası üstelik…  Gamsız’ın semtin psikopatı olması, semtte aniden beliren başka bir kediyle giriştiği iktidar mücadelesi, mıntıka savaşları ve semt sahiplerinin de Gamsız’ın tavrını, karakterini tebessümle anlatması dinlemeye değer. Belki de kediler varoluşla aramızdaki tek bağdır, zira Ceyda Torun’un çalışmasında gördüğüm, filmin kedi severlerinin modernleşmeye, şehirleşmeye, yapaylaşmaya (bir anlamda) ayak uyduramamışlık hali, doğasına özlem duyan ama zaman koşulları içinde doğasıyla ve doğayla kediler aracılığı ile bağ kuran insanlar. “İyi değildim, beni kediler iyileştirdi”, “kedilerle mutluyum” diyen insanlar, bu sözleri önemsiyor ve çok özel buluyorum. Batan teknesi ile büyük bir yıkım yaşayan balıkçının kediler aracılığı ile maddi manevi yeniden, küllerinden doğması… Kedilere dair anısını anlatırken “buna inanmayan kâfirdir” sözlerindeki içtenlik, varoluşla arasındaki güçlü bağ ve yıkılmaz köprü kedilere duyduğu sevgi, saygı duygulandırıyor.

Otuz beş Kedi hikâyesi yakalayıp yedi kedi ile yoluna devam etmiş Ceyda Torun,  üç aylık araştırma süreci sonunda filmin ana karakterlerini seçip eserini tamamlamış. Bu noktada filmin başrolünde yer alan yedi kedinin takibi de alkış istiyor, kedi gibi zapt edilmesi güç varlıkları günlerce haftalarca takip ederek günlük rutinlerinden hikâyeler çıkarmak takdir edilmeli.


Kedileri özel yapan nedir? Aslında kargalarla da kediler kadar iç içe yaşıyoruz, şehrin kargaşasında onlar da aramızdalar ama uzaklar, belki biraz mizantroplar, yüz bulamadığımız için de pek sevmiyor olabiliriz. Kedilerden de yüz bulmuyoruz gerçi ama yaftamız hazır, nankörler ve bu kendimizi yüce hissetmemizi sağlıyor, çünkü iyilik yapıyoruz ama onlar nankör, kargalar iyilik yapma fırsatı da vermiyor, bir alışverişimiz yok ki yücelelim! Kedilere teşekkür borçlu olabiliriz, iyilik yapma fırsatı tanıdıkları için. Köpekler de hep yanı başımızda, daha bir severiz zaten, İtaatkârlıkları, muhtaçlık halleri çekici geliyor olmalı, egolarımızı besler gibiler ve nankör de değiller, yine yücelemedik ama ya kedileri hepsinden farklı kılan nedir? Bülent Üstün’ün dediği gibi, “teşekkür etmek zorunda mı, besledik, iki kap yemek verdik diye kucağımıza gelmek zorundalar mı? Kedilerin bu dik ve minnetsiz duruşunun insana neden nankörlük olarak göründüğü mercek altına alınmalı belki, belki de insan türü olarak kendimizle yüzleşmeliyiz!

Kedi filmi, bu ezberlerimizi gözden geçirmemiz için de ayna tutuyor. Nankörlük ve iyilik görecelidir, sana iyilik gibi görünen eylem kedi için basit bir nezakettir ya da zaten olağan olandır, ortada bir iyilik yoktur, teşekkür etmek için kendini sevdirme ya da minnet duyma gibi mecburiyeti olmadığını bilir. Kedilere dair söylenecek ne çok söz var değil mi?  Kedilerin bir izleme üstadı olması, bir zen ustası olması gibi… Sessiz gözleme/izleme hali ve doğru nefes tekniğini öğrenebileceğimiz yegâne öğretmen. Anda kalmak üzerine birçok mecrada onlarca yazı çizi var, oysa kedileri izlemek yeterli kavramak için. Erckhart Tolle’nin dile getirdiği gibi “pek çok zen ustasıyla yaşadım, hepsi kediydi.” 

Amerika’da uzun süredir gösterimde olan Kedi’nin kendi topraklarına bu kadar geç gelişi üzücü. Ama bütün dünya kedilerimiz izlemeye hazırlanırken Ceyda Torun’un bu çok sevimli, çok emek verdiği çalışmasını kaçırmayalım zira yedi kedinin hikayesini, kedi severlerin hikayeleriyle kurgulamak ve ortaya terapi gibi bir eser çıkartmak perdede izlenerek takdir edilmeyi hakkediyor. 




Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template