İletişim Yayınları’ndan Ekim Yenileri

Pazartesi, Ekim 03, 2016 by Serkan Murat KIRIKCI
İletişim Yayınları 7 Ekim’de raflarda yerini alacak kitaplarını duyurdu. Taner Akçam’ın Osmanlı Ermenilerinin yaşadıkları üzerine yeniden düşünmeye imkân sunan “Naim Efendi’nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları” adlı incelemesi, Nimet Okan’ın Alevilik’te sürekli vurgulanan kadın-erkek eşitliğinin gerçekten var olup olmadığını araştırdığı kitabı “Canların Cinsiyeti”, Ernst Bloch ile Georg Lukács arasında 1930’larda modernizm ve realizm üzerine başlayan, sonraki yıllarda Walter Benjamin, Theodor W. Adorno ve Bertolt Brecht’in katılımlarıyla zenginleşen bir tartışmanın en önemli metinlerini bir araya getiren “Estetik ve Politika”, Francesca Simon’un dünya çapında büyük ilgi gören Felaket Henry serisinin yeni kitabı “Felaket Henry ile Dinozorlar”, Wolfgang Schorlau’nun derin devlet polisiyesi “Münih Komplosu” ve Emile Zola’nın başyapıtı “Meyhane” ayın yeni kitapları olarak raflarda yerini alıyor.

Naim Efendi'nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları - Krikor Gergeryan Arşivi / Taner Akçam 
İletişim Yayınları, Taner Akçam’ın Osmanlı Ermenilerinin yaşadıkları üzerine yeniden düşünmeye imkân sunan Naim Efendi’nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları adlı incelemesini yayımladı. Akçam, Osmanlı Ermenilerinin yok edilmesi meselesi üzerinden yaşanan tartışmalarda “merkezi bir planın olmadığı” görüşünün yanlışlığını Osmanlı memuru Naim Efendi’nin Hatırat’ı üzerinden kanıtlarken, aynı zamanda Talat Paşa’nın telgraflarının sahte olduğu iddiasının gerçek dışılığını da Osmanlı belgelerini referans alarak ortaya koyuyor. Tarihin karmaşık ve tartışmalı bir dönemine ışık tutacak bir eser…

Osmanlı Ermenilerinin yok edilmesine dair tartışmalarda, imha kastını haiz merkezî bir planın olmadığı, Ermenilerin ölümüne sebep olan olayların rastlantılara dayandığı tezi, resmî görüş olarak yıllardır işlenir. Resmî görüşün doğru olduğunu ispat etmeye çalışanların en önemli uğraşlarından birisi, Ermenilerin imhasının merkezî kararlar neticesinde gerçekleştiğini gösterir hatırat ya da belgelerin sahte ya da üretilmiş olduklarını ispat etmeye çalışmaktır. 1921 yılında Aram Andonian tarafından yayımlanan, Osmanlı memuru Naim Efendi’ye ait Hatırat ve içinde yer alan resmî telgraflar da, sahte ya da Ermeniler tarafından üretilmiş oldukları iddiasıyla bir kenara atıldı; deyim yerindeyse yıllarca yok sayıldılar. 

Taner Akçam, bu kitapta Osmanlı belgelerine dayanarak Naim Efendi adında bir Osmanlı bürokratının var olduğunu gösteriyor ve ilgili belgeleri yayımlıyor. Yine bunun gibi Naim Efendi tarafından yazılmış bir Hatırat’ın var olduğunu ilk defa açığa çıkartıyor ve bu Hatırat’ın daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış bölümlerini okuyucular ile buluşturuyor. Kitapta ayrıca, Talat Paşa’nın telgraflarının sahteliği meselesine ilişkin, Osmanlı arşiv belgelerinden hareketle yeni bir genel çerçeve çiziyor. Belgelerin sahteliği ile ilgili ileri sürülen önemli bazı tezlerin, örneğin şifreleme teknikleri üzerine söylenenlerin tamamıyla yanlış ve spekülatif olduklarını, ilgili Osmanlı belgelerine dayanarak gösteriyor.
Araştırma İnceleme, 278 Sayfa, 22,50 TL


Canların Cinsiyeti - Alevilik ve Kadın / Nimet Okan
Nimet Okan’ın Alevilik’te sürekli vurgulanan kadın-erkek eşitliğinin gerçekten varolup olmadığını araştırdığı kitabı Canların Cinsiyeti, İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Okan, söylenenle yapılanın çeliştiğini, cinsiyetlerarası eşitlik söyleminin söylemden öteye geçemediğini Anşabacılılar topluluğu üzerinden dile getirirken, Alevi-Sünni ayrımına, iki grup arasındaki sınıf farkına ve Aleviler arasındaki dinsel hiyerarşiye de dikkat çekiyor. Sloganların ötesindeki gerçekleri “keşfetmek” için…

Alevilik, kadın-erkek eşitliğine yaptığı vurguyla zaman içinde zihinlerde belli bir yer edindi, ancak bu eşitlik iddiasının gerçek hayata ne kadar taşındığı meçhul… Nimet Okan, bu sorunun peşinden gidip topluluğun kadınlarına kulak vererek, günlük hayatın içine gizlenmiş ayrımcılıkları tek tek tespit ederek, sözde kalan bir eşitlik iddiasının aslını gün yüzüne çıkarıyor. Okula yazdırılmayan, hekime gönderilmeyen, miras hakkı çoğu zaman gasp edilen kadınların hikâyelerini öğreniyoruz. 

“Bizim erkeklerimize göre kadın dediğin evde oturur, işini yapar, gücüne bakar, bir yere gitmez... Alevilerde kadın-erkek eşittir yok. Onlar sözde... Çoğu [kadın] ceme giderken bile eşinden izin alıp gidiyor.” 

“Çok fena küsüyorum, kararıyorum o insanlara... Mal mülk için ‘O kız, bu oğlan,’ diyorlar; ‘Kız ele gidiyor, alıyor götürüyor malı,’ diyorlar. Kızı ‘el’ görüyorlar.” 

“Babam ‘Sünni olmasın, isterse köyümün en kötüsü olsun; yeter ki kızım dışarı gitmesin,’ derdi; dediği de oldu.”

Canların Cinsiyeti, bizi Alevilik gelenekleri içinden geçirerek onun özel bir koluna, ismini bir kadından alan Anşabacılı topluluğunu keşfe götürüyor. Tarihi Osmanlı dönemine uzanan bu topluluk da isimlerinden başlayarak cinsiyetlerarası eşitliğe yaptığı vurguyla tanınıyor, posta oturan “bacı”larıyla gurur duyuyor. Nimet Okan ise görünürdeki gurur perdesinin arkasında kalan isyana, Alevi kadınların isyanına dikkat kesiliyor. Bunu yaparken, devlet nezdinde karşılığını bulan Alevi-Sünni ayrımına, Alevilerin kendi içlerindeki dinî-sosyal-ekonomik hiyerarşiye, büyük kentlerde keskinleşen sınıf farkına değinmeyi de ihmal etmiyor. Canların Cinsiyeti, sloganlara-klişelere düşmeden, gerçekleri “keşfetmek” için…
Araştırma İnceleme, 256 Sayfa, 21 TL


Estetik ve Politika - Realizm-Modernizm Çatışması
Bertolt Brecht, Walter Benjamin, Theodor W. Adorno, Ernst Bloch, Georg Lukacs
İletişim Yayınları, Ernst Bloch ile Georg Lukács arasında 1930’larda modernizm ve realizm üzerine başlayan, sonraki yıllarda Walter Benjamin, Theodor W. Adorno ve Bertolt Brecht’in katılımlarıyla zenginleşen bir tartışmanın en önemli metinlerini Estetik ve Politika adlı kitapta bir araya getiriyor. Estetik ve Politika, İkinci Dünya Savaşı’nın öncesinde ortaya çıkan ve güncelliğini koruyan bu tartışma üzerine bir kaynak kitap niteliğinde…

1930’larda Ernst Bloch ile Georg Lukács arasında başlayan modernizm ve realizm konusundaki tartışma 20. yüzyıl estetiğinin rehberlerinden biri olmuştur. Estetik ve Politika derlemesi, bu iki filozofun yanı sıra Walter Benjamin, Theodor W. Adorno ve Bertolt Brecht’in de katıldığı bu tartışmanın kilit metinlerini biraraya getirmektedir. Bu metinler estetiğin kimi temel kavramlarının aydınlatılması bakımından da temel bir kaynak oluşturuyor: “Sanatın özerkliği ve toplumsallığı”, “popüler sanat ve elitizm”, “form-içerik”... 

Modernizm-realizm çatışması, İkinci Dünya Savaşı arifesinde doğar ve Soğuk Savaş’ın dinmesine kadar sürer. Bu dönemdeki yoğun siyasal, toplumsal, kültürel kavgaların estetik cephesini oluşturur. Fredric Jameson’un “Sonsöz”ü bu çerçevede bir incelemedir. 

Günümüzde sanat, özelleştirilmesi, finansallaşması, endüstrileşmesi ve iletişim teknolojileriyle kaynaşması sonucu özerkliğini yitiriyor. Dolayısıyla sahip olduğu politik gücü koruyabilmesi hayati bir önem taşıyor. Ayrıca çağdaş bir realizm tutulması yaşanıyor. Yani modernizm-realizm çatışması da aşılmış sayılmaz. Onun için Estetik ve Politika tartışmaları hâlâ yol gösteriyor. 
Sanat Hayat, 322 Sayfa, 25,50 TL


Felaket Henry ile Dinozorlar / Francesca Simon
Francesca Simon’un dünya çapında büyük ilgi gören Felaket Henry serisinin yeni kitabı Felaket Henry ile Dinozorlar, İletişim Yayınları tarafından çocuklara sunuldu. Dinozorlar hakkında bilinmeyenleri neşeli bir dille anlatan Simon’ın bu kitabını çocuklar zevkle ve heyecanla okuyacaklar.

Tyrannosaurus Rex’in muz büyüklüğünde dişleri olduğunu biliyor muydun?

Triceratopların boynuzları ne işe yarardı, hiç düşündün mü? 

Hem harika hem tuhaf, hem büyüleyici hem ürkütücü... Felaket Henry, DİNOZORLAR hakkında merak ettiğiniz her şeyi bu kitapta topladı. Elinizden bırakamayacaksınız!
Çocuk, 112 Sayfa, 9,50TL


Münih Komplosu / Wolfgang Schorlau
Wolfgang Schorlau’nun daha önce Mavi Liste adlı romanını yayımlayan İletişim Yayınları, serinin devamı olan Münih Komplosu’nu da polisiyeseverlerin beğenisine sunuyor. 1980 yılında Münih’te yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkan bu romanda kendinizi özel dedektif Dengler’in yanında soluk soluğa bir maceranın içerisinde bulacak; neonazilerin, derin devletin, entrikaların ve patlayan bombaların gizemi arasında sayfalar hiç bitmesin isteyeceksiniz.

Günümüz siyasi polisiye edebiyatının cesur ve gerçekçi yazarı Wolfgang Schorlau’dan yine sarsıcı bir “derin devlet” romanı.

Hikâye tamamen gerçek bir olaya dayanıyor: 1980’de, Münih’te, geleneksel Ekim Festivali’nde, kalabalığın ortasında bir bomba patlamış, 13 kişi ölmüş, iki yüzden fazlası yaralanmıştı. Saldırıyı düzenleyen bir neonazi idi. Resmî soruşturma, bunun “münferit” bir terör eylemi olduğu hükmüne vardı. Acaba öyle miydi? 

Schorlau’nun emekli polis özel dedektifi Dengler, yıllar sonra, bu vakanın peşine düşüyor. Her zamanki ahbaplarının (bir yıldız falı yazarı meselâ), eski meslektaşlarından bazı namuslu polislerin ve namuslu bir iki politikacının yardımıyla… 

Soğuk Savaş politikasının dehlizlerindeki entrikalar, derin devlet, neonaziler… 

“Schorlau, sadece kahramanı Georg Dengler’i değil, okurunu da korku ve dehşete düşüren varsayımlar ve yapılarla uğraşıyor.” Stuttgarter Nachrıchten
Dünya Edebiyatı, 292 Sayfa, 22 TL


Meyhane / Emile Zola
İletişim Yayınları, eserleriyle dünya edebiyatını şekillendiren Emile Zola’nın başyapıtı Meyhane’yi edebiyatseverlerle buluşturuyor. Zola’nın kahramanı Macquart üzerinden dönemin Parisi’ni tüm çıplaklığıyla anlattığı ve Türkçeye Cemal Süreya tarafından çevrilen bu eser, yazarın roman üzerine bir yazısı, önsöz – sonsöz, yazar – dönem kronolojisi ve kitaba dair görsellerle de zenginleşiyor. Meyhane’yi uzun süre başucunuzdan ayıramayacaksınız…

Yazarın kitaba dair yazısı, 
Harry Levin’in önsözü ve Robert Lethbridge’in sonsözüyle, 
Yazar ve dönem kronolojisiyle, 
Kitaba dair görsellerle. 

Meyhane, Paris’in kenar mahallelerini yoksulluk ve yaşam kavgası, alkolizm ve sefalet üzerinden mercek altına alan natüralist bir başyapıt. 

Zola’nın olgunluk dönemi yapıtlarından olan Meyhane, sevgilisi Lantier ile birlikte Paris’in kenar mahallelerinden birine yerleşen ve bir çamaşırhanede çalışmaya başlayan Gervaise Macquart’ın hikâyesini anlatır. Zola, bir işçi ailesinin kaçınılmaz düşüşünü içkinin ve aylaklığın sonu, aile bağlarının çözülüşü, dürüstlük duygusunun yitirilişi gibi temalarla tasvir ederken 19. yüzyıl Parisi’nin natüralist bir tablosunu sunar. Otantik atmosferi ve ödünsüz gerçekçiliğiyle Fransız romanının köşetaşlarından biri olan Meyhane’yi Cemal Süreya’nın özgün çevirisiyle sunuyoruz. 

“Meyhane, tasvir ettiği iç karartıcı atmosfere rağmen, muazzam pasajlar ve epizodlarla dolu. Romanın gücü, sahip olduğu sıradışı ağırlıktan ileri geliyor.”  HENRY JAMES
İletişim Klasikleri, 531 Sayfa, 29,50 TL


0 blogger-facebook:

Yorum Gönder

Etiketler